• BIST 98.455
  • Altın 219,530
  • Dolar 5,3279
  • Euro 6,0542
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 2 °C
  • Konya 1 °C
  • İzmir 10 °C

Yeter artık, Truman'ı özgür bırakın!

Necdet  Kocataş

AHLAKSIZ TEKLİF -II- (Tesbit-teşhis-çare!)

 

Yeter artık, Truman'ı serbest bırakın!

 

Y. Özdil’in Cumhurbaşkanına bira içmeyi tavsiye ettiği sözleri zihnime adeta yakıt oldu. Söylenmesi yazılması gereken o kadar çok şey var ki bir şeyler daha yazmak durumunda kaldım. Bu insanları aslında “mazur” gördüğümü de itiraf etmeliyim. Niye mi? İşte işin bencesi… “On yılda on beş milyon genç yarattık…” cümlesinde ifade edildiği gibi bizzat devlet kendi resmi ideolojisine uygun insanlar(!) “üretmek” için tüm Anadolu coğrafyasını adeta “insan(!) üretme” merkezlerine dönüştürmüşlerdi. Projelendirilmiş, tasarlanmış yeni insan tipini oluşturmak elbette zihin dünyalarındaki “anlam haritalarını” yıkmakla mümkündü. Ve öyle yaptılar… Dilinden, dininden, tarihinden, değerlerinden, kimliğinden koparılmış bin nesil üretme projesi…

O günlerde yaşayanları yıldırmak, susturmak için devletin her türlü baskı araçlarını kullandılar. Çocukların, çocuklarımızın zihinlerini yeniden kodlamak için sistemli bir şekilde bir hayli uğraştılar ve kısmen başarılı oldular. Seri malı “üretim” ilk meyvelerini vermiş; dinini, tarihini, medeniyetini, kadim kimliğini reddeden, küfreden, aşağılayan tasarlanmış, üretilmiş rol modeller piyasaya sürülmüş, yaratıcılarının(!) emelleri doğrultusunda canla, başla çalışmaya başlamışlardı.

Düşünme, muhakeme yapma, anlama ve anlamlandırma melekeleri dumura uğratılmış-“idrakleri iğdiş edilmiş”- bu nesil kendilerine yüklenen bu yeni “yazılım” ile ilim, bilim, sanat, edebiyat, siyaset, askeri, ekonomik her alanda arz-ı endam etmeye başladılar. Vatanı tek dişi kalmış canavardan madde planında kurtardıktan sonra canavardan korunmak, kurtulmak için canavarlaşmak gereğine inandılar. Ve ürettikleri yeni nesillerin beyinlerini, kalplerini kodlayan yazılıma tek dişi kalmış canavarın “anlam haritasını-kültürel değerlerini” yücelterek yüklediler. Ve işte bu yabancılaştırılmış-yabancılaşmış adamlar- böyle türedi.

Bunların içinden bir iki “üretim hatası” çıkıp yarım şuurla yapılanları anlamaya ve anlatmaya da gayret ettiler ve ediyorlar. (Süper haber sitesinde Adalet AĞAOĞLU ile yapılan röportaj buna iyi bir örnek. Yarım şuur haliyle farkındalık ancak bu kadar olur.  -Babamın hafız olduğunu söylemeye bile utanırdık.- Temennimiz Adalet Hanım’ın tam bir farkındalıkla ahir ömründe nefs muhasebesini tamamlamasıdır.) Maalesef kâhir ekseriyeti bu üretim faaliyetinin neticesi üretilmiş olduklarını anlayarak, kendi iradeleriyle kendi seçimleri neticesi bu hale gelmediklerini kavrayamadılar. Kavrayamamaktalar.

Burada, bugünün devletine ve devlet erkanına büyük sorumluluklar düşüyor. Bu Kemalist operasyonla “benliklerinden-kimliklerinden” uzaklaştırılmış, annelerine, babalarına, cedlerine düşman edilmiş, tüm değerlerine yabancılaştırılmış bu kesime acilen şefkat elini uzatıp, şokun tesirini azaltıcı bir üslupla, bunların gerçekten “tasarlanmış ürün-insan” olduğu hakikatini itiraf edip, devlet olarak özür dileyip maddi ve manevi tazminat ödemeyi taahhüt ederek, çektikleri acıların hafiflemesi için daha başka yapılabilecek yardımları yapmasıdır. Devlet aygıtı ve o aygıtın resmi ideolojisi eliyle bölünmüş, parçalanmış, ruh ve kalp iman merkezleri kaydırılmış “mağdur” edilmiş, kullanılmış bu şahıslara her türlü tıbbi (başta psikolojik destekolmak üzere), maddi manevi yardım yapılarak tekrar topluma kazandırılmaya çalışılmalıdır. Devlet daha fazla bu zulme (hakikati saklama) devam etmemelidir. Yurttaşlarına karşı sorumludur. Bu kandırılmış zümre enjekte edilen hayal âleminden uyandırılmalı, onların “acı gerçekle” yüzleşmelerine yardımcı olmalıdır!

Jim Carrey’in oynadığı, Peter Weir’ın yönettiği “Truman Show”un, Türkiye’de on yıllardır gerçek hayatta sürdürülmesi utançtır. Bu sahte, uydurma “Kemalist Show”a son noktayı koymanın zamanı gelmiştir. Her gün aynı senaryo, aynı isim, aynı resim, aynı heykel, aynı, aynı, aynı… Her şey, her gün aynı… Yeter bu tekdüzelik, bu yeknesaklık… Bu saçmalık… İnsanlığımızla, aklımızla, zekâmızla alay edilmesine bir son verilsin artık… Bu “Kemalist Show”un senaristine, yönetmenine, oyuncularına yeter bu insafsızlık. “Truman’ı özgür bırakın!” demeli, tekmeyi vurmalı, zincirlere, prangalara!  “İnanmıyorum bana öğretilen tarihe!” haykırışının şuuruna varmalıyız!

Truman’ın –kurgulanmış, kafese hapsedilmiş, sahte dünyasından kurtulması- özgür olabilmesi için, lazım olan bir şey vardı; neydi o, “aşk”tı değil mi? Mücerrede olan tüm istidatları elinden, kalbinden alınmış bu fabrikasyon seri malı “üretilmiş insanlar(!)”a önce sevmenin ve aşkın hakikatini öğretmek gerekiyor. Topluca kurtuluşumuzun tek yolu, kendisine yönelmemiz için yaratılan "aşk"ı hakikatine irca ederek; O’nun için, O’nun rızası için, O’na ve Habibi'ne yöneltmemiz... O’nun Allah’tan getirdiği, bildirdiği, gösterdiği eskimez, solmaz ve pörsümez “hakikate…”

Son söz: Bugün, millet ve devlet olarak, bu temel “çelişki”yi ortadan kaldırdığımızda, bu kanayan yara şifa bulduğunda, Müslüman Türk milletinin şahlanışı hızlanacak ve Nizâm-ı âlemı-İlayi Kelimetullah davası gayesine doğru daha sert ve kararlı adımlarla yürüyecektir!.

Selâm ile...

18.12.2018

Necdet KOCATAŞ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.