• BIST 100.550
  • Altın 276,541
  • Dolar 5,7171
  • Euro 6,2997
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 26 °C
  • Konya 28 °C
  • İzmir 28 °C

Yerli ve milli olana düşmanlık yeni değil!

Yerli ve milli olana düşmanlık yeni değil!
Cumhuriyeti yöneten kadronun, yerli sanayinin gelişmemesi yönünde perde gerisinde Batı’ya verdiği sözleri

Yerli ve milli olana düşmanlık yeni değil!

Yerli olana alerjileri yeni değil; başlangıcı Cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar uzanıyor, kaynağı ise elbette dışarısı. 

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ilk yerli otomobilini üretmeye aday şirketleri açıkladığı toplantıda yerli sanayinin gelişememesinin sebeplerini geçmişe giderek anlatmaya çalıştı. Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası projesinin gerçekleşmeme sebebini ve devrim otomobillerinin üretiminin neden durdurulduğunu bilmeden bugün can havliyle yürütülen beka mücadelesini anlamak da mümkün değil.  

Sadece bu örnekler bile Cumhuriyeti yöneten kadronun, yerli sanayinin gelişmemesi yönünde perde gerisinde Batı’ya verdiği sözleri büyük bir kararlılıkla sıkı sıkıya uyguladığını gösteriyor. Cumhuriyetin kurulduğu günden beri yerli ve milli olanı gözden düşüren sistematik bir propaganda mekanizması işliyor. Modernleşme görüntüsü altında milli olan ne varsa tahrip edildi, köreltildi, gelişimi engellendi.  

Cumhuriyet modernleşmesi aslında Türk milletini güçten-takatan düşürme, kaynaklarını yok etme, imkanlarını Batı’ya peşkeş çekme sürecidir. Zaten sanayiye yönelmeyen, üretim ekonomisinden kopuk bir modernleşme türü de henüz icat edilmedi; CHP kaynaklı modernleşme politikalarının gerisinde ülkenin Batı karşısında adım adım güçsüzleştirilmesi yatmaktadır. 

 Cumhuriyet döneminde temelde iki siyasi akım birbiriyle mücadele içinde olmuştur; -temsilini bugün CHP’de bulan- ülkeyi Batı karşısında yıkıma doğru götüren gayrimilli kesimler ile -temsilini bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde bulan- ülkeyi Batı’ya karşı ayakta tutmaya çalışan ve kalkındırmayı hedefleyen yerli milli siyasi güçler.    

Ne yazık ki, siyasi tarihimizde bu iki ana akımdan  farklı güçlerden bahsedilemez; farklı görünen siyasi güçler de aslında bu iki cephenin muhakkak bir tarafında yer alır. Mevcut siyasi yelpazeye bakıldığında da bu gerçek zaten rahatlıkla görülür; CHP, HDP, FETÖ, PKK, DHKP-C’nin ayrı kuruluşlar olduğunu kim iddia edebilir? Bu parti ve örgütlerin hepsinin ipi dışarıda değil mi? Bunlardan hangisi milli ve yerli?  

Cumhurbaşkanı Erdoğan, liderliği boyunca bu ülke ve millet adına Batı’ya karşı bir iddia ortaya koymaya çalıştı. Çabaları, gayretleri Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutmaya, güçlendirmeye, kalkındırmaya dönük oldu. Hala da bütün enerjisini bu yönde harcamaktadır.  

Darbe girişimlerinin, terör saldırılarının, ekonomik sabotajların bugüne değin tek bir hedefi oldu; Türk milletinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yakaladığı atılım ve kalkınma gücünü kırmak, iddiasını yok etmek, Türkiye’yi bölünmeye sürükleyerek devletimizi güçten kuvvetten düşürmek.  

Karışık analizlerin arasında kaybolmaya hiç gerek yok; içeride ve dışarıda yaşadığımız bütün kavga ve gürültünün gerçek sebebi budur.  

Kurtuluş Tayiz-Akşam

15539-(1).jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.