• BIST 110.022
  • Altın 366,939
  • Dolar 6,7790
  • Euro 7,6701
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 19 °C
  • İzmir 22 °C

"Yer yerinden oynaması gerekirdi... Bu lafları ona kim söyletiyor?"

"Yer yerinden oynaması gerekirdi... Bu lafları ona kim söyletiyor?"
Normal şartlarda yer yerinden oynaması gerekirdi.

Geçen hafta Salı günü, Meclis’te CHP grup toplantısını kısa bir süre izledikten sonra bir canlı yayın nedeniyle ayrılmıştım.

Günün koşturmacası içerisinde, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının bütününe bakmayı ihmal etmişim.

Biz atlamışız ama her ne hikmetse aradan geçen günler içerisinde konuşmanın ilgili bölümünü Yalçın Akdoğan’ın Star Gazetesi’ndeki köşesi dışında ele alan bir başka yazıya da rastlamadım.

Normal şartlarda yer yerinden oynaması gerekirdi.

Kılıçdaroğlu’nun dilinin kemiği olmadığı gerçeği fazlaca kanıksandığı için o sözler kendisine çok görülmemiş de olabilir.

Önce o konuşmanın ilgili bölümünü araya girmeden aktarayım:

“Orduda bir hiyerarşi vardır arkadaşlar; en üst komutandan en alttaki ere kadar ve orduda asla ve asla emir tartışılmaz. Ast tarafından emir tartışılmaz, yerine getirilir. Mete Han’dan bu yana, Mete Han’dan bu yana Türk ordusunun emir ve komuta zinciri bozulmamıştır. İlk kez 20 Temmuz sivil darbesinden sonra ordunun emir ve komuta zinciri yoktur arkadaşlar. Genelkurmay başkanının hiçbir yetkisi yoktur. Hiçbir kuvvet komutanı genelkurmay başkanına bağlı değildir. Yaşanan perişanlık, devlet aklının kaybolma perişanlığıdır.”

CHP lideri, bir önceki grup toplantısında da Hâkimler ve Savcılar Kurulu’ndan (HSK) söz ederken “Hâkimler ve Savcılar Alçak Kurulu” diyerek, hakarette bulunmuştu.

 

Bu açıklamalara bakınca ne düşünürsünüz?

Demek ki, CHP’nin hem orduyla, hem yargıyla ilgili bir derdi var diye düşünürsünüz.

Demek ki, ordunun da, yargının da bir zamanlar olduğu gibi CHP’nin arka bahçesi olmasına duyulan özlem, her iki kurumun da bu işlevden uzaklaşmasına karşı duyulan bir öfke var diye düşünürsünüz.

Öncelikle yukarıda TSK ile ilgili kullandığı sözlerin İdlib’de ateşkesin henüz ilan edilmediği, Mehmetçik’in sahada çatışmaların ortasında vatan görevi yaptığı bir sırada sarf edilmiş olmasını not edelim.

Devamında da o cümlelerin hangi kasıt üzerine bina edildiğine gelelim.

Kılıçdaroğlu, Mete Han’dan bu yana Türk ordusunda ilk defa emir ve komuta zincirinin bozulduğunu söylüyor.

Bu sözlerin arkasındaki asıl motivasyonu ihmal edip, realite üzerinden bir karşılaştırma yaparsanız “Böyle saçmalık mı olur” der geçersiniz.

Ama öyle değil.

Bu sözler sarf edilirken, hem bir kışkırtma, hem de TSK’nın alt/üst ilişkilerine dayalı düzenini paralize etme amacı taşıyan bir niyet karşınıza çıkıyor.

Pentagon ilişkili Rand Corperation’un raporuyla bir ‘söylem birliği’ oluşturma gayreti karşınıza çıkıyor.

CHP lideri “20 Temmuz sivil darbesi” diye bir tabir kullanıyor.

Burada da FETÖ ile ‘söylem birliği’ var.

Öyle değil mi?

Herkesin gözü önünde yaşanan 15 Temmuz’u “kontrollü darbe” diye nitelendiren, bir de üstüne “Asıl darbe 20 Temmuz’da oldu” diyen, yine realitesine baktığınızda saçmalıktan öteye geçmeyen ama arkasında benzer bir motivasyon olan bir dil bu.

20 Temmuz’a ‘sivil darbe’ dedikten sonra o tarihten itibaren emir komuta zincirinin kalmadığını söylemek, TSK’nın değişik kademelerinde görevi olanları kışkırtmak dışında bir anlam taşımaz.

Üstüne bir de genelkurmay başkanının hiçbir yetkisinin olmamasından, kuvvet komutanlarının genelkurmay başkanına bağlı olmamasından şikayet ediyor Kılıçdaroğlu.

Kastının ne olduğu, neden rahatsız olduğu açık:

20 Temmuz’dan sonra yeni darbe arayışları olmasın düşüncesiyle yapılan ve modern demokrasilerdeki modeller dikkate alınarak yapılan düzenlemelerden duyulan huzursuzluk var ortada.

YAŞ’ın yapısının değişmesi, kuvvet komutanlarının ve devamında Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması gibi kararlar.

O kararların TSK’yı paralize etmediği, güçten düşürmediği, aksine bütün dünyayı şaşırtacak kadar başarılı çıktılar sunduğu ortada.

Bunu kavramak için sadece son 3,5 yılda yapılan operasyonlarla önceki dönemleri gözünüzün önünden geçirmeniz yeterli.

Kılıçdaroğlu, “Yaşanan perişanlık, devlet aklının kaybolma perişanlığıdır” diyor.

Fiili durumla ilgisi olmayan bu ağır lafların gelişi güzel kullanıldığını düşünemeyiz.

Belli ki, CHP Genel Merkezi üzerinden belli bir trafik yürüyor.

Bu lafları söyleyenin kim olduğu ortada.

Ama yetmez, söyletenleri de bulmak lazım.

 

Mehmet Acet-Yeni Şafak

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.