• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

Yeni Şafak yazarı beni şikâyet etmiş!

Şükrü  Sak

Eğer sen "dürüst" bir adam olsaydın, bütün bunları gördükten sonra, koşa koşa savcılığa gideceğine, koşa koşa yanıma gelir; "Abi kusura bakmayın, biz yanılmışız, sizin söylediklerinizin hepsi çıktı."

10881.jpg

Yeni Şafak yazarı, beni savcılığa şikayet etmiş!

Ne kadar ayıp!

-I-

Sabah kapı çaldı...

Açtım, polis!.

-Hayırdır, ne var?

-Karakola kadar gelseniz?.. Bir ifâde vermeniz gerekiyor!

Mevzuu ne?

-Birisine küfür mü, hakaret mi etmişsiniz nedir!

Ha, tamam... Bir iki saat sonra gelirim...

Ulan arkadaş, kapımızı bir kere de;

"Nasılsın, bir ihtiyacın, bir isteğin var mı?" diye çalsanız neyse!

"Eski Türkiye"yi görmüş bizim için, bu manzara da pek alışık olduğumuz bir tablo değil ama olsun!

Galiba bu defa muhatap; "Kripto Fetullahçı" bir gazeteci!

-II-

Mesele anlaşıldı…

Karakola gidip kuzu kuzu ifademizi verdik.

“Kripto Fetullahçı” olduğunu tahmin ettiğim bir gazeteci; (Hoca'cıymış kendisi... Hoca'nın durumu malûm...)

Bana hakaret etmişsin, cezanı çekeceksin!” diyor…

Veya; “Bana hakaret ettin, parasını ver ödeşelim” gibi bir şey söylüyor…

“Eleştiri sınırlarını aşmışsın, bana hakaret etmişsin, kişilik haklarımı zedelemişsin” filân, bu minvâlde bir şeyler…

ic-resim-faruk-aksoy.jpg

(Beni savcılığa şikâyet eden Yeni Şafak yazarı... Sen önce git şu resmi değiştir! Ne o öyle, "artist yarışmaları"na katılmak isteyen ergenler gibi)

-III-

Tâ Nisan ayında yaptığımız bir değerlendirme…

Daha ne Davutoğlu görevden alınmış…

Ne de 15 Temmuz olmuş…

Bu değerlendirme yapıldığında, Davutoğlu’nun görevden azledilmesine 1 ay, 15 Temmuz darbesine de daha üç buçuk ay var…

Konunun özü ve mezkûr makaledeki temel fikir şu;

Son bir “operasyon” yürütülüyor

Bu çok “sinsi” bir operasyon. Bu operasyonun hedefi; Cumhurbaşkanı Erdoğan…

Yazının başlığı da  bu;

“Son operasyon….

Asıl olarak “Fetullahçı ajan yapılanma”, 17 Aralık’tan sonra yapılan o kadar mücadeleye rağmen “operasyon gücünü” kaybetmemiştir ve son bir operasyon planlanmakta ve bu operasyon gayet sinsî usûllerle yürütülmektedir…

Yapılan operasyonlardan örnekler vererek yaptığımız bazı tesbitler var…

Asıl hedefi “Erdoğan’ı indirmek” olan birçok operasyon ve tezgâh…

Bunun yolunu açmak için de, Erdoğan’ın “Ak Parti üzerindeki nüfuzunu kırmayı, etkisini sıfırlamayı” amaçlayan, zaman zaman medya destekli operasyonlar…

Makalede bunlara dikkat çekmişiz…

ic-resim-yazi-ornegi-iki.jpg

(İşte adamın şikayet ettiği yazıdan bir bölüm...)

Bir ara Yeni Şafak’da bu işe âlet oldu… Alet olanlara megafon tuttu, besledi, barındırdı…

(Bu sadece benim fikrim değil, bu adamları çok yakından tanıyan, içini dışını bilen, çok önemli gazeteciler de bu konuda hem ikâz ettiler, hem de burada yuvalanmış “kripto Fetullahçı”ların saldırılarına maruz kaldılar. “Operasyona alet oluyorsunuz” diyen kim varsa, anında;

Amman fitne çıkmasın” diye diye, Fetullahçı ajan yapılanmanın operasyonuna şu veya bu şekilde âlet oldular…)

Böyle bir süreçte…

Yüzde 50 ile seçim kazanmış ve temel meselelerde adım atması beklenen Hoca ve hükümeti, tam tersi, işi ona buna “gülücükler dağıtarak” vaziyeti idare etme yoluna gitmiş, Anayasa Değişikliği ve Başkanlık sistemi konusunda kılını kıpırdatmamıştı.

Bunlar malûm…

Daha sonra, FETÖ eksininde “çevrilen dolaplar” fark edildi ve Erdoğan ve Ak Parti düşmanlarının;

4 Mayıs Saray darbesi

diye nitelendirdiği, Reis’in şok operasyonu ile görevden alındı!

Yani şunu demek istiyoruz;

O makalede önceden tesbit ettiğimiz her şey sonra gerçekleşti…

Davutoğlu Fetullahçılarla dolap çeviriyor” dedik, bir ay sonra açığa çıktı ve görevden alındı!

FETÖ’nün “sinsî operasyonel gücü olduğu gibi duruyor” dedik, olduğu gibi durduğu görüldü.

***

Böyle bir atmosferde biz de gazeteci sorumluluğu ile üzerimize düşeni, gerekli uyarılarımızı yaptık!

Bunun için bize teşekkür edeceğine;

Abi özür dilerim. Biz fark edememişiz. Sizin söylediğinizin hepsi çıktı. Biz yanılmışız, kusura bakmayın! 15 Temmuz’da zaten memleketi kan gölüne çevirdiler! Biz de saftirik saftirik, barıştan, uzlaşmadan, hoşgörüden bahsediyoruz, salaklığımıza doymayalım!”

Diyeceği yerde…

Adam, doğru savcılığa koşmuş;

Eleştiri sınırlarının dışına çıktı. Bana hakaret etti… Cezalandırın bunu…

Yahu ne kadar ayıp!

Üslûbumuz biraz sert olmuş olabilir, bunu kabul edebiliriz ama, meselenin özü yukarıdaki gibi olduğuna göre, biraz kendine çeki düzen vermen gerekmez miydi…

Koşa koşa savcılığa gidiyorsun…

Kaldı ki bu tür durumlarda, savcılığa koşacağına; Oturduğun yerden, tekzipdüzeltmeuyarı gibi, basit bir maille bile düzeltilebilecek bir şey için savcılığa koşmak ne kadar ayıp!..

Bu işlerde usûl budur;

Koskoca Aydın Doğan bile, bize karşı böyle bir usûlle hareket etti… Bir "düzeltme" gönderdi. Biz de düzelttik!

Koskoca FETÖ’nün avukatları bile zaman zaman bize, “O olayın aslı o değil, budur” diye düzeltme gönderdiler. Biz de ona göre –varsa bir yanlışlık- düzeltmişizdir…

Sen niye bu kadar basit bir yol varken, koşa koşa savcılığa şikayete gidiyorsun?

Adam biraz utanır!

Kamuoyu önünde konuşuyorsan, eleştiriye açık olacaksın, öyle “burnundan kıl aldırmaz”(!) sosyete çocuğu havalarını bırakacaksın…

Tamam, bir iki tane sert ve –hakaret sayılabilecek- kelime var…  Ama, “fırıldak” dedi diye savcılığa koşmak da neyin nesi?..

-IV-

Sonra…

Ben bunları yazdığımda Davutoğlu henüz görevden alınmamıştı…

Sonra, malûm sizin “uzlaşmaya”(!) çalıştığınız kesimler tarafından “4 Mayıs Saray derbesi” diye nitelenen bir hamle ile görevden alındı!

Yani?. Söylediklerimiz doğru çıktı!

Sonra, dünya “sinsîlik” tarihinde 1. sıraya geçen sinsî bir kalkışmayla –o kadar sinsî ki MİT’in bile ruhu duymadı- 15 Temmuz’da memleketi kan gölüne çevirdiler!

Eee, sen eğer “dürüst” bir adam olsaydın, bütün bunlardan sonra koşa koşa savcılığa şikayete gideceğine, koşa koşa benim yanıma gelir;

-“Yanıldık abi, kandırıldık! Sizin bütün yazdıklarınız doğru çıktı! Aslında biz en başta sizleri dinlemeliydik. Siz 90’lı yıllardan beri bunlara ‘Fetullahçı ajan yapılanma’ diyordunuz… Burada da size haksızlık ettik… Özür dileriz, hakkınızı helâl edin!” filân derdin!

Amaaa nerdeeee?..

Sen bunları demediğin gibi bir de kalkıp koşa koşa savcılığa gitmişsin! Utanmıyor musun?..

Ne bekliyorsun doğrusu onu da merak ediyorum…

-V-

Sana son bir tavsiye daha…

Köşe yazmaya devam edeceksen ilk önce o resmini değiştir…

Ellili yıllardaki Ses-Hayat gibi dergilerin artist yarışmalarına gönderilmiş fotoğraf gibi, ne o öyle?.. Bütün medyayı tara, bak bakalım seninki gibi bir fotoğraf bulabilecek misin?

 
Bu haber toplam 1615 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.