• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

?YARGI? KARARLARI DEĞİL ?CEMAAT? KARARI

Şükrü  Sak

?Kendimle röportaj yaptım? (*)

?YARGI? KARARLARI DEĞİL ?CEMAAT? KARARI

 

-Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?..

-Magazin Gazetecileri Derneği?nin toplantısında ?Magazincilerin? saldırısına uğramış Ahmet Kaya gibi hissediyorum?

 

-Niçin?...

-Bunu daha sonra anlatacağım. Öncelikle, ortaya çıkan şu son durumu ?doğru? değerlendirmemiz lâzım; siyasî iktidarın, bizim çizgimizin 25 yıldır durduğu noktaya gelmiş olması, çok mühim ve tarihî bir hâdise?

 

-Yani?..

-Bu ?ajan yapılanma?yı küçümsememek lâzım, bunlarla hükümetler başedemedi, askerler başedemedi malûm. İlk defa böylesine ?derin bir çatlak? oluştu. Biliyorsunuz, bu mevzularda ?siyasî bir şuur?, değerlendirme ve ona göre ?tavır alma?, sürece müdâhele vesair gibi ?büyük veya küçük farketmez- ancak ?örgütlü bir güç?le uygulanabilecek ?pratikler? söz konusudur. Bu bir bedâhet. (Şayet, düşmana; ?Senin gözünü kalemimle çıkarırım, klavyemle seni sosyal medyada rezil ederim!? tehdidiyle(!) bir zafer ve ?kazanım?(!) ümidinde değilsek!)

 

-Bu dilden anlamayanlar için, Ehli Sünnet Alimler Birliği ayrıca fetva da verdi; ?Fitne ile savaşmak farzdır!? diye?...

-Evet. Gerçi, ?iç fitne-dış fitne? ayrımı yapmadı ama maksat belli; her türlü fitne ile? Malûm, zaman ?ahir zaman?? Hem ?iç? hem de ?dış? fitnenin merkezi belli ve ?savaşmak farz!?

 

-Bu arada yine geldik ?Şubat? ayına?.

-Öyle görünüyor ki bu defa ?Post-modern? 28 Şubat darbesi değil, ?Dost-modern? 17 Aralık darbesi konuşulacak. En ağır darbe; ?Oh ne güzel demokratikleştik, darbeler dönemi kapandı artık? diyenlerden gelince böyle oldu?

 

-Özellikle son iki üç senedir ?Şubat? ayı geldiğinde konuşulanlar?.. N?oldu?.. Son iki sene boyunca ?28 Şubat?la? yatıp 28 Şubat?la kalktık. ?Darbeciler nihayet yargılanıyor, darbecilerin talimatlarıyla mahkûm edilenler ?yeniden yargılanmalı? filân derken, bu konuda en ufak bir adım atılmadı, ama darbeciler tahliye oldu bile..?

-Hukuk ve adalet temelinde ?hakikatler? üzerinden değil de ?algılar? üzerinden yürütülen siyasetin maskesi bir kere daha düşmüş oldu. Bu vesile ile ?açığa çıkan gerçekler?, belki daha olumlu sonuçlar doğurabilir?

 

-17 Aralık darbesi ile ortaya çıkan son durum?...

-Bundan önce bir hatırlatma yapalım; henüz bu olaylar patlak vermeden iki sene önce, Yargıdaki cemaat yapılanması, ?Yargıtay İmamı, Emniyet Müezzini? vesairin adının dahi ağızlara alınmadığı sırada, 2012?nin başında ( Ocak ve Şubat aylarında) çoğu ?28 Şubat?tan kalma, 6-7 tane İBDA dava dosyasının ?Yargıtay? tarafından peş peşe onaylanarak 100?e yakın İBDA?cının bir anda ceza alması üzerine, bu konuya dikkat çekmiş ve ?İBDA?cılara özel uygulama? olduğunu vurgulamıştık. Bu dosyaların ?onaylanması? hukukî gerekçelere değil; ?Yargı İmamlarının? İbda siyasî çizgisine olan düşmanlıklarına dayanıyordu? Bunlara kabaca göz atan sıradan bir hukukçu bile, bu dosyalardaki eksikleri, hataları, suç ile ceza arasındaki orantısızlıkları, hiçbir DELİLE dayanmayan, tamamen ?kanaate? dayalı kararlar olduğunu görecektir?    

 

?BU KARARLARIN HEPSİ ŞAİBELİDİR!?

Nasıl ki bugün ?Ergenekon? ve ?Balyoz?  dâvâlarında bazı ?kumpaslar? konuşuluyor? Bu dâvâlardakinden on kat daha fazlası, yukarıda saydığımız İBDA dâvâlarında var? Çünkü bu ?paralel yargı?nın İbda düşmanlığı çok alenî ve bilinen bir şey..

O yüzden bu kararların hepsi şaibelidir. Bunu da 17 Aralık?ta ayan beyan ortaya çıkan tablo kesinleştirmiştir. Adamlar sızmışlar yargıya, önüne gelen dosyaları hukuka ve vicdana göre değil; ?cemaate? olan tavırlarına bakarak bastılar cezayı? Hatta bu dosyalardaki hatalara, yanlışlıklara bakacak olursanız, dosyaları hiç incelemediklerini de farkedersiniz; İbda?cı mı? Bas cezayı, Hizbullah mı? Bas cezayı, Hizbuttahrir mi, bas cezayı?

Bizim dosyadaki sadece tek bir hususu örnek vereyim; ceza ?örgüt üyeliği?nden, infazı, ?yardım ve yataklıktan?, fakat bunun ayrılmaz parçası olan ?zaman aşımı? süresini tekrar ?üyelikten? başlatıyorlar; ?zorlamayı? görüyor musunuz?.. Bunun gibi onlarca örnek?

Aslında şunu söylemeye çalışıyorum; bu dosyalar yargıdaki paralel yapının ne olduğunu gösteren ?belge? niteliğinde?

 

?YARGI? KARARLARI DEĞİL ?CEMAAT KARARLARI!?

-Bugün artık ?28 Şubat? filân demeye gerek yok mu diyorsunuz?..

-Bu ?cemaatin?, bu ?yargı imamlarının? İBDA siyasî çizgisine düşman oldukları malûm. Bu ?düşmanlıkla? verilen kararlar da ortada; Adama, (Salih Sevim) evinde bir tek dergi bulunduğu için örgüt üyeliği cezası verdiler. Yahya Yıldırım?ı ?Bir örgüte 2 kere üye? yaptılar. Bizim dâvâ, Bandırma, Metris dâvâları, İ. Güven dâvâsı, Hizbullah, Mustazaf-Der dâvâları, Hizb-ut Tahrir dâvâları? Bunların hepsi ?şaibeli? kararlardır. Bu kararlarda ?hukuk? değil, bu paralel yapının İBDA?ya ve diğer İslamî oluşumlara olan düşmanlığı rol oynamıştır? Hele şu 13 yıl sonra onaylanan ?İsyan dâvâları? külliyen hukuk faciası!.. ?Yargı? kararı değil, ?Cemaat? kararı olduğu artık net bir şekilde ortaya çıkmıştır; özellikle 17 Aralık?tan sonra?

 

-Toplumun hemen hiçbir kesiminde hukuka saygı ve yargıya güven kalmadığı görülüyor?...

-Diğer malûm siyasî davalardaki kararlarda gözönüne alındığında, evet, aynen öyle! Burada asıl önemli olan, ?hukuk ve adalet? gibi bir derdi olanların, ortaya çıkan bu durum karşısında ne yapacağı, nasıl bir adım atacağı?.. Eğer, ?Adalet mülkün temeli? ise, bu ?cemaat adaletinin?(!) ortada ne mülk ne de temel bırakmadığını, siyasî iktidar da gördü. Önemli olan, bundan sonra bu dâvâlarla ilgili, ?yeniden yargılama? yolunun açılıp açılmayacağı!..

 

-Açılır mı?..

-Hukuk ve adalet bunu gerektirir! Ama ne olur bilemiyoruz, fakat ?dün? hukuk ve adaleti iplemeyenlerin ?bugünkü? hâlini biliyoruz; onlar da şimdi adalet arayıp soruyorlar çünkü?

 

SİYASİ İKTİDARIN KAFASINA ÇUVAL GEÇİRMEYE KALKTILAR!

-?Cemaat? niye böyle bir şeye kalkıştı?..

-Bunu kendi ?hür iradeleriyle? yapmadılar; işbirliği içinde oldukları, ajanlık yaptıkları ABD ve İsrail?in ?dayatması? ile yaptılar. Malûm bu ?cemaat? Amerika?nın otuz yıllık projesi? Onların amacı da çok açık; Türkiye?yi Irak?a, Suriye?ye, Afganistan?a, Libya?ya çevirmek istiyorlar?

 

-Peki ?düne? kadar?..

-Evet; ?birliktelik? vardı. Bozuldu? Netice, ?besle kargayı oysun gözünü? oldu. Daha doğrusu, Amerika ve İsrail?in birkaç talebine ?hayır!? deyince böyle oldu. ( ?Sen Cumhurbaşkanı olmayacaksın! Demokrasiyi abartmayacaksın!)

Ayrıca şunu da net olarak görmemiz lazım; dün askerin kafasına çuval geçirenlerle, bugün siyasî iktidarın başına çuval geçirmeye kalkan aynı ?güç..? ( Bugünlerde malûm ?cemaatin? yayın organı STV?nin o malûm operasyonları-dâvâları; ?biz yapmadık, hükümet yaptı? diye kıvırmaya çalışması boşuna değil. Moda deyimle ?çok manidar?)

 

?GERÇEK SİZİ ÖZGÜRLEŞTİRİR; MİRZABEYOĞLU GERÇEĞİ!?

Dün askerin, bugün de siyasî iktidarın kafasına çuval geçirmeye çalışanın ?aynı güç? olduğu? Bu görüldüğü zaman, ?Millî? bir temelde, Amerika ve Batı?ya ?karşı durmanın? zorluğu da görülür? Daha doğrusu, 80 yıldır süren açık-örtülü Batıcı işgale karşı, ?tam bağımsız? davranmaya kalkmanın ?şu ?İstiklâl Savaşı şartlarındayız? mevzuu- 80 yıllık esaret zincirlerini kırmaya çalışmanın o kadar da ?kolay? olmadığı, asıl ?zorluğun? ne olduğu daha iyi anlaşılabilir!...

Bu durumdan kurtulmanın tek yolu; ?Mirzabeyoğlu gerçeği?ni görmekle mümkün! Ancak ?O gerçek? Türkiye?yi özgürleştirebilir!..  

 

?İSLAMÎ?(!) MAGAZİNCİLER VEYA ?VAİZ LOBİSİ?

-Konuşmanın başında, ?kendinizi nasıl hissediyorsunuz? diye sormuştum?

-Evet, ben de; ?Magazin Gazetecileri Derneği?nin toplantısında, ?magazincilerin? saldırısına uğramış Ahmet Kaya gibi hissediyorum? demiştim. İslamcı Mücadeleyi ?Magazin? düzeyine indiren, kıymet-değer adına ne varsa hepsini bir çırpıda ?magazinleştiren?, sosyal medya tarafından zihinleri iğfal edilmiş, bu ?zihinle? kendileri de sosyal medyayı iğfal eden, ?eski kaşarlar? ile ?yeni çömezlerin? kol kola omuz omuza, İslamî Mücadele adına her şeyi magazinleştirmeleri, 70-80 yıllık İslamcı Mücadele geleneğinde, bugüne kadar görülmemiş bir şeydi; bunu da gördük? Bu ?İslami?(!) magazincilerin, ananas cumhuriyeti kurmaya çalışan ?Badem bıyık çetesi?nden zihniyet itibariyle bir farkları yok, ama sosyal açıdan hepsini toplasan ?üç buçuk kişi?yi geçmez.

 

-Fazla ciddiye alınacak bir durum yok o zaman?...

-Bir bakıma öyle, fakat küçük de olsa sineğin mide bulandırma etkisi var, malûm. Buradaki asıl tehlike; İslamcı Mücadeleyi ?magazin? düzeyine indirgemeleri ve bu çizgide ne kadar kıymet, değer, birikim, tecrübe namına ne varsa hepsini bir anda ?Magazinleştirmeleri?? Magazin; mahalle karılarının dedikodu yapması demek bilindiği üzere; ?kendileri ilgilendirmeyen? ne kadar mevzu varsa oralara burunlarını sokmak? Bir mevzu (hangi mevzu olursa olsun) o mevzunun ?dışından? ve dışında olarak konuşmak? Ve ?söz?ün ayağa düşmesi? Daha önce de bu tehlikeye dikkat çekmiştik; İslam dışı kesimler Sosyal Medya?yı bir telkin, tebliğ, propaganda aracı olarak kullanıp, bu yoldan ?devrim? yapmaya çalışırken, bu kesim ?ve dahi bizimkiler(!)- dedikodu, bayağılık ve ?magazin? için kullanıyor, özellikle de içimizde nüvelenmeye başlamış bulunan ?vaiz lobisi? tarafından.

 

-Asıl meseleye gelecek olursak?..

-Asıl mesele şu; nasıl oluyor da, 500 tane yazar olan yerde, okuyucu sayısı 250?yi bulmuyor? Diye sormuştuk? Bu soruya kabaca, ?çünkü bu yazarların(!) yarısı kendi yazdığını da okumuyor? diyebilirsiniz, ama bu yeterli bir açıklama olmaz!.. Kasdımızın, ne demek istediğimizin anlaşılması için hadiseyi misallendirelim? Biraz önce bu ?sosyal medya? felaketini; İslamcı Mücadeleyi Magazinleştirme aracı olarak kullandıklarını söylerken ki meramımızı da ifâde etmiş olalım; Buradaki sosyal ağlarda, haber sitelerinde, facebook, twitter gibi yerlerde; ?500 arkadaşım var, bin takipçim var, iki bin paylaşım olmuş, üç bin kere tıklanmış, beş bin kere yoklanmış? vesair gibi; topluma ulaştığını, toplumsallaştığını, mücadele ekseninde de bunun; rakam ve propaganda değeri taşıdığı havası atılıyor ya?

 

-Evet?..

-İş, gerçek hayatta sıradan bir haksızlığı protesto etmeye gelince, o ?3 binler?, ?5 binler? bir anda buhar olup uçuyor; meydana çıkan 15-20 kişiyi geçmiyor? Halbuki sosyal Medyada ?söz konusu haksızlık karşısında- mangalda kül bırakmayan ?yazar? sayısı 15-20 bin? Biraz önce ifade ettiğimiz; ?500 tane yazar olan yerde, nasıl oluyor da okuyucu sayısı 250?yi bulmuyor?? derken anlatmaya çalıştığımız husus; sözün, düşüncenin, fikrin çevreye ?tesir keyfiyeti?, etkileme gücü vesair bir yana, bizzat ?yazanların? halini gösteren çok somut bir örnek? Bu tablo bana ?N. Fazıl?la Başbaşa?da geçen şu örneği hatırlatıyor:

?Ve ne laflar:

-?Şu milleti bir türlü adam edemedik!?

Kendisi adam olmuş da, milleti adam edememiş; o, adam olması gereken milletten değil!...?

Devamı da var, fakat maksadımızı anlatmaya bu kadar kafi; düşünsenize bir milletin tamamı, ?milleti? adam etmeye çalışıyor; yani birbirini? 500 yazar, 250 okuyucu mevzuu? Bu çok daha esaslı bir mesele değil mi?.. Eğer ?magazinciliğin? İslamîsi olsaydı, ?İslamî(!) magazinciler? diyebileceğimiz bu ?iç?te nüvelenmeye başlayan ?vaiz lobisinin?; şirretlikte birinci sınıf, yazıları ve söylemleriyle; ?hiper aktif?, hayatları ve eylemleriyle ?süper pasif? mübarek yazarlarına(!) bir ?öv öv? de bizden! İslamcı Mücadeleye kazandırmış oldukları bu ?magazin kültüründen?(!) dolayı? Yani şu ?etkisiz eleman? konumundaki ?yazarlar?(!) sorunu?...

 

-Biraz daha açarsak?..

-Açalım; sosyal medyada, profilinde bu çizgiye mensup olduğunu belirten, en az 500 kişi, bu beş yüz kişinin herbirinin 500 arkadaşı var, 1000 tane bilmem neyi? ?Hadi bakalım Bolu?nun önüne, özgürlük talebini dile getireceğiz, -üstelik yasadışı, riskli vesair bir durumda yok- bir ses verelim, bir ses çıkaralım? denildiği vakit durum yine aynı? Sadece ?profilinde? mensubiyet ifâde eden ?yazarlar? gelse kâfi. Ama yok! İşte karşı taraf sosyal medya üzerinden devrim tezgahlarken, bizim ?vaiz lobisi? İslamcı Mücadeleyi ?magazinleştiriyor? derken, anlaşılması gereken ?ahlaksızlık? bu; Magazincilik?

 

-?28 Şubat?çıları protesto hadiseleri de böyle oldu?

-Tabii? Bakıyorsun ?itiraz? eden bin kişi, mahkeme önüne gelen on kişi? N?oluyor?.. Orada bir tıklayıp iki tıklanınca, bütün sorumluluğunu yerine getirmiş olmanın(!) kalb huzuru ve gönül rahatlığı içinde, namaza ve tesbihe duruyorsun, böylelikle ?vicdanını? da susturmuş oluyorsun? Böylesine önemli ve etkili bir imkanı (sosyal medyayı) ?dış?a açılmanın, ?telkin? ekseninde ?ideolojiyi? nüfuz ettirmenin aleti-vesilesi olarak kullanacağın yerde, dedikodu yapmak için, sabun reklamında oynayan meşhur(!) erkek olmak(!) için kullanıyorsun; yani ?magazin? için? Sonra da ?karşı taraf? aynı alet üzerinden ?sokağı hareketlendirirken?, sen aynı aleti ?sokağı boşaltmak? için? Şu Bolu misalinde olduğu gibi?

 

-Nereye varmaya çalışıyorsun?

-Şuraya, ?söz? ile ?hayat? arasındaki uçurumu misâllendirmeye? Evine hırsız giren ?yazarın?(!) hırsıza müdahele edeceği yerde, sadece ?hırsızlığa karşıyım? diye yazarak ?tepkisini?(!) göstermesine?

Biliyorsunuz, bizler, hepimiz; şimdiki gibi ?ağzı olanın konuştuğu? ve ?sözün? hiçbir karşılığının olmadığını, bedeli bulunmadığını düşünenlerin(!) değil, ?sözün, yazının, tavrın, hareketin? risk taşıdığı, ?bedeli? olduğu dönemleri de görmüş insanlarız. Dolayısı ile böyle bir ?geçmiş? ve gelenekten gelen insanların; şimdi, sözün ayağa düştüğü, ağzı olanın konuştuğu bu ?risksiz? (!) ortamda biraz daha itinalı davranması gerek diye düşünüyorum? Önceden ?yiğitlik? ve cesaret; ?düşmanın? ?veya muhatabın- karşısında ona gösterilen bir şeydi; internette yapılan bir şey değil? Bu ahlaksızlığı icâd eden de şu malûm ?vaiz lobisi? oldu. Maalesef; ?Yiğitliği?(!), ?delikanlılığı?(!) ve dahi ?cesareti?(!) sosyal medyada ona buna gıdaklamak zanneden ?vaiz lobisi? Bir de bunu, ?has? zurnalara üfleyerek yapıyor? Nasıl olsa ?her yol mübah??

 

-Netice olarak?...

-Sosyal Medya?da, sabah erken kalkanın; hiçbir hak, hukuk, muaşeret gözetmeden? Günah, haram, gıybet, kul hakkı demeden? Edeb, had, ahlâk dinlemeden? ?Nasıl olsa yedi sülalemizin hatırını soracak kimse de yok? diye düşünüp, ?...acıyıgh? yazdıktan sonra ?ki bunlardan bazıları bu ?cıyıgh?lıktan birinci elden defedildi- (Eşkıya?nın notlarından okursunuz) ?düşmana? da gerek bırakmadan, ?düşmandan? daha iğrenç, daha rezil, daha bayağı bir şekilde ?magazine soyunmaları? bütün gerçek insanlar için ciddi bir tehlike?

(*) Bu başlık ve yöntem; Odatv davasından Silivri?de

yatan gazeteci Barış Pehlivan?ın ?Tutuklu Gazete?deki,

 ?Kendimle Röportaj Yaptım? başlığı ile

 yayınlanan yazısından aparılmıştır.

Şükrü Sak

F Tipi Cezaevi/ Bolu

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.