• BIST 95.953
  • Altın 238,705
  • Dolar 5,8268
  • Euro 6,5545
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 12 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

Ve "Brütüs" yeniden sahneye çıkar...

Şükrü  Sak
Etrafı şöyle bir süzer, beklediği şartların kokusunu almıştır ve "yıllar süren sessizliğini(!) Oda Tv'nin, başına bağladığı çaputla "algı mühendisliğine" soyunmuş yazarına konuşur! Şok şok şok!

 

ve-burtus.jpg

 

Ve "Brütüs" yeniden sahneye çıkar!

 

Gözlerinde "İngiliz siyasetçilere" mahsus bir soğukluk, bakışlarında gizlemeyi başaramadığı bir sinsilik, tavırlarında üst üste katlanmış bir kirlilikle... Ve "Brütüs" sahneye çıkar... Etrafı şöyle bir süzer, beklediği şartların kokusunu almıştır ve "yıllar süren sessizliğini(!) Oda Tv'nin, başına bağladığı çaputla "algı mühendisliğine" soyunmuş yazarına konuşur!

Konuşmak ne kelime, adetâ bülbül gibi şakır! Bugüne kadar "bilinmeyen"(!) ne varsa ortaya döker!

Şok şok şok!

Yok yok, bu "şok şok şok" kısmı işin şakası!.. 

Ortada "şok mok" olacak bir durum yok!

Çünkü yıllardır siyaset sahnesinde;

Gayet açık, net, hiç kıvırmayan tavır ve söylemleriyle bilinen Beyefendi yine aynı yolu seçti ve gayet açık ve net bir tavırla hiç kıvırmadan konuştu:

-Mıy mıy mıy... Mıııııy, mıy mııııııy mııııy... Eeeee, şeeeey, yaaaniii... Mıy mıy mıy... Bilmem anlatabildim mi?

Diyen sayın Beyefendi, açıklamalarının devamında kurmayı düşündükleri -veya aklından geçirdikleri- (hissetmiş oldukları da olabilir) o da olmazsa heves ettikleri "yeni parti" konusunda da, çok net bir ifadeyle şunları söyledi:

-Mıy mıy mıy... Mıııııy, mıy mııııııy mııııy... Eeeee, şeeeey, yaaaniii... Mıy mıy mıy... Bilmem anlatabildim mi?

Bu gayet net, dürüst ve ilkeli "duruşun" ardından Oda tv'nin "algı mühendisliğine" soyunmuş acemi yazarı bindiği taksi şoförünün ricasını kırmayarak, onun sormasını istediği bomba soruyu patlatıyor "bağyan" yazarımız;

"Abdullah Bey’in ofisine gittiğim taksi şoförü “Abla selamımı söyler misin? Artık kursun şu partiyi...” deyince elçiye zeval olmaz babından taksicinin mesajını iletip; bir cevap alabilir miyim, diye şansımı denedim ama ser verip sır vermedi. Bu konuya girmedi."

Ama hanfendi yakışıyor mu sizin gibi başına şey bağlamış -pardon türban diyecektim- birine "Beyfendi"ye böyle bühtan eylemek, zor sorular sorup sıkıştırmak? Ne kadar ayıp ya! Şimdi Beyefendi, sizin bindiğiniz taksici "Artık kursun şu partiyi!" dedi diye parti mi kuracak Aptullah bey?

-"Ay vallahi olmaz, lütfen böyle taksici kamyoncu dolmuşçu esnafınının "ricaları" ile bana gelmeyin!" mi desin Beyefendi size, bunu mu istiyorsunuz?

(Hadi Beyefendi'nin yanına giderken, taksiye değil de dolmuşa binseydiniz, bütün bir "dolmuşa binmişlerin" istek ve arzularını mı yerine getirsin diyecektiniz? Olmaz ama böyle gazetecilik!

Bu mudur sizin amacınız, lütfen fazla ısrar etmeyin!

gul-ic-uc.jpg

Bakın, Beyefendiyi ne kadar zor durumda bırakmışsınız ayol, "ser verip sır vermemiş" yine...

(Ama merak etmeyin, biz mesajı aldık diyecektim ki, etraftan sesler yükselmeye başladı, "yahu bunlar herkesleri kendileri gibi salak zannediyor!" filân diye... Neyse oraları hiç karıştırmayalım en iyisi...)

Gerçekten hanfendi, hiçbir "acıtıcı gerçek" bu kadar yalın ifade edilmez, siz insanları çatlatıp öldürecek misiniz meraktan ayol, ne demek "ser verip sır vermedi"?

Hadi, "sır" verip, "ser"i vermeseydi, n'olacaktı hâlimiz hiç düşündünüz mü? Lütfen "gazetecilik" maskesi altında böyle tetikçilik yapmayın! Biraz insaflı olun! Siz "Gül yağı sürüneceksiniz" diye, okuyucularnıza nedir bu zulüm Allah aşkına!

"Bir ah çekip hasret ile dedi ne çare
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül"

Diye şarkı terennüm ettireceksiniz, bize de yazık!

Yapacağınızı yapmışsınız zaten, Beyefendi'ye "yıllar süren sinsiliğini" -pardon, "sessizliğini diyecektim- bozdurduğunuz yetmezmiş gibi... Bir de dünyanın bütün felsefecileri ve siyasetçileri bir araya gelse söyleyemeyeceği o derin "hikmeti" söyletmişsiniz!

"Bize yapılan yanlışları, güçlü olunca biz başkalarına yapmamalıyız!"

İşte bu!

İşte bu derin hikmet karşısında, bu "ahlâki ve ilkeli" duruş karşında çarpılıyor, şaşkınlığımı gizlemiyor, ayağa kalkıyor ve ceketimi ilikleyip saygıyla selamlıyorum Beyefendi'yi ve siz "bağyan" gazeteciyi! (Bakın sonunda bana bunu da söylettiniz! Bu kadar zalim olmayın n'olur?)

Hele Beyefendi'nin; "Gelinen bu noktanın çok üzücü" olduğunu söylemesi?.. Bende mecâl bırakmadı daha fazla söz söylemeye! Pes ediyorum!

-"Beyefendi, neresidir bu "gelinen nokta?" diye sorma cür'etini kendimde bulamıyorum!

-"Sizin "gitmek istediğiniz nokta ile arasındaki arasındaki mesafe ne kadar?" diye de soracak halim yok!

Bu "bozulan sessizlik" sonrası ortaya çıkan "gürültüye" benim katlanmam mümkün değil! Ben lavaboya doğru koşuyorum!

Artık siz de Beyefendi ile "mülâkâat" yapmaya giderken, lütfen bir daha "taksi" ile gitmeyin, kamyon, dolmuş vesaire ne bileyim başka bir vasıta ile gidin mümkünse!

"Gül hasretinle yollara dutsun kulağını
Nergis gibi kıyâmete dek çeksin intizâr"

Bâki'ye selâm ile...

Yok bu uymadı sanıyorum, doğru olan şu;

"Gül" alır, "Gül" satarlar (Yok, o güzel işlerden değil, bildiğiniz "adam alma, adam satma" durumları); işleri güçleri pislik!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.