• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 13 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 16 °C

Varoluş Gayemiz...

Abdüsselam Tutal

                         

  Kutsi Hadiste, cevabı :”Allah ben bilinmek için Alemleri yarattım” diye buyurur.

Bundan anlıyoruz ki, insanın yaratılmasından maksat Allahı bilmektir.

Nitekim Ayeti kerimede, :”Ben insanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım” diye buyurmaktadır.

Ayetin zahirinden anlaşılıyor ki insanın yaratılmasından maksat kulların Rabbinine ibadet etmektir.

Abdullah İbni Abbas (R.A) :”İbadet etsinler ifadesini beni bilsinler şeklinde tefsir etmiştir”

Bu Kutsi ölçülerin toplamından anlaşılan şu ki insanın yaratılmasından maksat evelen Rabbini bilip sonrada Rabbine ibadet etmektir.

Hiç şüphesiz insan bilmediğine ibadet edemez.

Rabbini bilmek tevhid ilmi cenabı Hakkın zati ve subuti sıfatlarını bilmek

 İnsan Rabbini bildikçe Rabbine karşı sevgi saygı duyup hürmet besler. Bu duygularda kulda itaat duygusunu beraberinde getirir.

Nitekim Hz. Aişe validemiz mealen: “İlk inen ayetler itikata dair idi biz itikata dair ilimleri öğrendikten sonra kendiliğimizden harami helali araştırmaya başladık”

 Marifetname ve İrşad-ül Müridin gibi tasavvufi eserlerde mealen şöyle geçer:” Davut as insanlardan ayrılarak inzivaya çekildi, cenabı Hak Davut as böyle yapmamasını insanlara karışmasını emretti.

 Ve kendisinden: Ey Davut insanları bana sevdir dedi

Davut as:  Ya Rabbi insanları sana nasıl sevdireyim dedi

Cenabi Hak: İnsanlara benim onlara olan nimetimi ihsanımı iyiliklerimi anlat.

İnsanlar benim onların üzerindeki nimetini bilince beni severler. Bana ibadet eder taata bulunurlar.

Onlar beni sevip ibadet edince bende onları severim.

Nitekim hadisi şerifte “insanların en hayırlıları Allahı insanlara sevdiren ve insanları da Allaha sevdiren kimselerdir”

Âlimlerimiz insanın ilk bilmesi gereken şey hakkında ihtilafa düşmüşlerdir.

Kimisi ilk öğrenmesi gerekenin fıkıh kimisi de tasavvuf kimisi ihlas kimisi de halin icabı ne ise onun öğrenmesi gerekir kimisi de itikat bilgisi olduğunu vurgulamıştır.

Ancak Âlimlerimizin kahir ekseriyeti insana ilk lazım olan bilginin itikadi konular olduğunu beyan etmişlerdir.

Peygamber efendimiz sav: “Ümmetim delalet üzerine İttifak etmez "buyurmuşlardır.

Ümmet bir konu hakkında ittifak ediyorsa o şey hak olması kaçınılmazdır.

Mezkûr hadise istinaden bu fakirin itikadı da hep ümmettin cumhurundan yana olmuştur.

Nitekim başka bir hadisi şerifde:” Allah’ın eli topluluk üzerinedir.”

Sürü den ayrılanı kurt cemaatten ayrılanı şeytan kapar"

Rabbim bizi çocuğumuzu çoluğumuzu ailemizi ve cami ümmeti Muhammedî muhafaza etsin.

Bizi cemaatten ümmettin büyük çoğunluğundan ayırmasın! Amin

İlk bilmemiz gerekenin akaid ilmi olduğu anlaşıldığında inanç sağlam muhkem olduktan sonra diğer ilimlere zorunlu, Akaid ilminin akabinde fıkıh ilminin gelmesi kaçınılmazdır.

Fıkıh kelime olarak anlayıştır.

İmamı Âzam Ebu Hanife Hazretlerine göre Fıkıh: "Kişinin kendi lehine ve aleyhine olanı bilmesidir."

Fıkıh hayattır nasıl Müslümanca yaşayabileceğinin  ilmi halidir.

İdeal hayatın ilimdir fıkıh.

Akaid ilminin akabinde fıkıh ilminin gelmesi kaçınılmazdır dedik

Mezkur ilmin akabinde, tarih bilgimize okuduklarımızdan anlıyoruz ki bundan sonra gelen zorunlu olarak yöneleceği ilim dalı ihsandır.

Nitekim Cibril Hadisinde Ömer ibnü’l-Hattâb (r.a) şöyle buyurmuştur:

Bir gün Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’ in huzur-u âlîlerinde bulunduğumuz bir esnâda, elbisesi beyaz mı beyaz, saçları siyah mı siyah, yoldan gelmiş bir hâli olmayan ve içimizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Peygamber Efendimiz ’in yanına sokuldu, önüne oturdu, dizlerini Allah Resulünün dizlerine dayadı, ellerini dizlerinin üstüne koydu ve:

“–Ey Muhammed, İslâm nedir?” dedi.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v):

“–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyarete (hac) etmendir” buyurdular

 Adam:“–Doğru söyledin.” dedi.

Onun hem sorup hem de tasdik etmesi tuhafımıza gitti.

 Adam:

“–Peki, iman nedir?” dedi. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v):

“–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir” buyurdular. Adam tekrar:

“–Doğru söyledin.” diye tasdik etti ve:

“–Peki, ihsan nedir, onu da anlat” dedi. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v):

“–İhsan, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor”

Zamanla İslam İman İhsan mezheplere dönüşüp günümüze kadar gelmiştir.

İslam ameli fıkhi mezheplere (Hanifi Şafii maliki Hanbeli)

İman itikadı mezheplere (Eşarilik maturidilik )

İhsanda tasavvufi tarikatlara dönüşmüştür (Nakşilik, Kadirilik vb.)

Ebu Talip el Mekki Hazretlerinin Kutul-ul Kutup (Kalplerin Azığı) simli 4 cildlik eserinin birinci cildinde şu paha biçilmez ifadeler geçer:

"Bana ulaşan bir habere göre küçükte olsa bile her iş ve fiilden dolayı hesap için kulun önüne 3 divan kurulacaktır.

Bunların ilkinde “Ne için yaptın?"

İkincisinde "Nasıl yaptın?"

Üçüncüsünde "Kim için yaptın?"

Sorgulanması yapılacaktır

 Bu kulun kul olarak Rabbinin huzurunda imtihan edilme yeridir.

 Yani kula; “Bunu mevlan için mi yaptın yoksa nefsinin keyfi için mi yaptın?” diye sorulur

Bu divanda Emredildiği şekilde amel etmiş olarak imtihanı başarılıya geçse ikinci divana gider kendisine: “Bunu nasıl yaptın?" diye sorulur.

Burası ilim sorma yeridir. Bu ikinci imtihan olup bunu yapmam gerekliydi ve yaptım, ama bunu bilerek mi yaptın yoksa bilmeyerek yaptın? Diye sorulur. Çünkü Allah usulüne uygun yapılmayan hiçbir ameli kabul etmez.

Usulüne uygun yapılması da bilerek yapılması ile mümkündür bundan selametle çıksa üçüncü divana getirilir ve kendisine: “Bunu kim için yaptın?” diye sorulur.

Burada ihlasla amel edilip edilmediği sorgulanması yapılır. Buda üçüncü imtihan olup bunu da ancak Allah’ın himaye ettiği kulları başarır.

 Yüce Allah onlar hakkında şöyle buyurur: “İblis dedi ki hepsini azdıracağım ancak ihlasla amel eden kulların hariç."

Sad 38/83

Sayfa 329 ve 330

 Ebu Talip Hazretlerinin sözleri burada bitti

Yukardaki alıntıların hepsi çok değerli paha biçilmez bilgilerdir

Ancak ben burada ikinci divanda geçen "Allah usulüne uygun yapılmayan hiçbir ameli kabul etmez."

İfadesi üzerine bir nebze durmak istiyorum

Hiç şüphesiz usul dini mubini İslamdır

 Allah’ın kitabının ayetleri ve peygamber sav sünnetleridir.

Eğer usulsüz yani İslam şeriatına zıt yapılan ameller kabul edilse Yahudilerin ayinlerinde iğneli fıçıda kanlarını içerek katletikleri on binlerce müslüman çocuğun kanları karşılığında Allahtan sevap almaları gerekirdi.

Yahudi  Hristiyanların katletikleri on milyonlarca Müslümanın karşılığında Allah’ın bu hayvanlara hayır hasenat yazmaları gerekirdi.

Çünkü bu lanetli taifeler yaptıkları ettikleri bütün bu barbarlıkları Allah için yaptıklarına inanır ve bu yönde iddialarda bulunurlar.

Ancak kesin olan şu ki, Kafirler topluluğunun yaptıkları bunca katliamların vahşetlerinin bedeli cennet değil cehennem olacaktır.

Çünkü onlar Kur ‘an’ın ayetlerine peygamber sav sünnetlerinin hilafına işler yapmışlardır

Kur ‘an’ın ifadesi ile yaptıkları ettikleri hep boşa gitmiştir

Boşa giden amellerinin karşılığı onlara cehennem ateşi olarak onlara dönecektir.

 Rabbim bizleri ailelerimizi ve cemi ümmeti Muhammedî sav muhafaza etsin amin

 Son olarak sözlerimi şu ifade ile bitirmek istiyorum

 İnsanı sevk ve idare eden ya nefsinin evhamı yada şeytanın vesvesesidir

 Yada insanın aklıdır, İnsanı sevk ve idare eden.

Rabbim bizleri nefsimizin evhamlarından Şeytanların vesveselerinden muhafaza eylesin amin

 Rabbim bizleri aklı ile hareket eden Kullarından eylesin amin

Akıl derken, selim akıldan bahsediyorum

Selim akıl, Allaha ve Resulüne teslim olmuş, ilme bağlı akıl

İlimle hareket eden akıl...

Vesselâm

Abdusselam Tutal

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.