• BIST 97.149
  • Altın 288,657
  • Dolar 5,7454
  • Euro 6,3899
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 19 °C
  • Konya 19 °C
  • İzmir 28 °C

Ufuk Coşkun: "Şükrü Sak yalnız değildir!"

Ufuk Coşkun: "Şükrü Sak yalnız değildir!"
“Bu hadise muhalif kanatta tersinden yaşanmış olsaydı şu ana kadar en az on farklı ‘özgürlük’ ‘yalnız değilsin’ ‘adalet’ vs. türünden kampanyalar tertip edilmişti.”

 

Şubat ayında kaleme aldığım bir yazıda şöyle demiştim. “Bu hadise muhalif kanatta tersinden yaşanmış olsaydı şu ana kadar en az on farklı ‘özgürlük’ ‘yalnız değilsin’ ‘adalet’ vs. türünden kampanyalar tertip edilmişti.” Ama olmadı. Üç-beş tane yazar hariç kimseden ses çıkmadı.

Neydi o hadise?

Bir ara TRT Radyo’da da program ortaklığı yaptığımız kıymetli dostum Şükrü Sak, Eren Erdem gibi bir adamın şikâyeti üzerine, doğrudan kendisini ilgilendirmeyen bir hakaret meselesini sırf haber yaptı diye 14 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bir gazeteciye, “bir başkasının ifadesini” yorum katarak haberleştirdiği için bu denli ağır bir ceza verilmesi hangi hukuk anlayışla bağdaşır açıkçası anlamakta güçlük çekiyorum.

Salih Tuna başta olmak üzere Ersoy Dede, Fuat Uğur, Cem Küçük ve Hilal Kaplan gibi yazarlarımız bu hukuk skandalını gündeme taşıdılar. Sosyal medyada birçok insan bu hukuksuzluğa isyan ediyor.

Mahkemenin “kamu görevlisine, görevinden dolayı hakaret” dediği mesele Şükrü Sak’ın Eren Erdem ile ilgili iddiaları haberleştirmesi- yani varsa eğer hakaret- onu yapan da başkası.

Kamu görevlisi dediği de; "Silahlı terör örgütü hiyerarşisine dâhil olmadan bilerek ve isteyerek örgüte yardım etme" suçundan içeride tutuklu bulunan bir şahıs!

Hadi diyelim ki kamu görevlisi, o halde asıl hakareti yapan kişi hakkında neden herhangi bir dava açılmadı? Neden Şükrü Sak? Ve neden 14 ay hapis cezası? Burada bir tuhaflık yok mu?

Peki, 20 sene önceki bir cezayı “mükerrir” gerekçesi yapan mahkeme, Eren Erdem’in şu an, söz konusu yazıda da dile getirilen hususlardan dolayı, cezaevinde ve tutuklu yargılanıyor olduğunu neden dikkate almamış?

“Gazetecilere özgürlük” nutukları eşliğinde “Cumhurbaşkanına hakaret suç olmaktan çıkarılsın” diyerek kampanya düzenleyenlerden de hiç ses yok. E, neden çıksın ki? Onlar zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı rahatça hakaret edebilmek için “gazetecilere özgürlük” talep ediyor!

Öyle ki hemen her gün Eren Erdem için özgürlük talep eden ve bunu Erdoğan’ın diktatörlüğüne bağlayanlar hukuksuz bir şekilde 14 ay hapis cezasına çarptırılan Şükrü Sak için tek kelime etmiyor. Hani gazetecilere özgürlüktü? Bu nasıl çifte standart böyle!

CHP'li Eren Erdem’e bir başkası hakaret ediyor ancak cezayı Şükrü Sak alıyor! Görülmüş bir şey değil bu.

Şükrü’yü tanırım. Öyle cezaevinden kaçacak ve geri adım atacak bir adam değildir. Geçen gün bana; “Ufuk, hakaret etmiş olsam, kabul ederim fakat bu haksızlığı içime sindiremiyorum” dedi.

Öyle ki sadece 1989- 94 yılları arasında, Karar, Taraf ve Akıncı Yol dergilerinde; “FETOŞ'un Sapıklıkları!  Hem Gülen hem Güldüren! PİÇ'liğin (Paralel İhanet Çetesi) diğer adı Zaman'eler! Lafta Müslüman pratikte hain! Sapık vaiz, CIA ajanı, FETTOŞ” gibi manşetleri atan ve yazılar kaleme alan Şükrü Sak ardından Metris'ten başlayan Ilgın, Akşehir oradan Sivas ve Bolu F tipi cezaevine varana kadar birçok cezaevinde kalmış, işkence görmüş bir vatan evladı.

İlk duruşmasında hâkim, “ …Bak bir de çocuğun varmış… Şu polise verdiğin ifadeyi reddediyorum de seni bırakalım…” dediğinde; “Hayır, tutuklayın beni! Cezaevine girmek istiyorum” diyecek kadar davasına sadık biri.

Demem o ki; sorun 14 aylık hapis cezası değil. Sorun; Salih Tuna’nın da köşesinde ifade ettiği gibi; Şükrü’nün, “Abi biz neden her devrin mahkûmuyuz?” sorusunda saklı.

Geçenlerde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, sosyal medya hesabından sistematik linç kampanyalarına dair bir paylaşım yaptı. Ona cevaben şöyle demiştim. “Evet, bilhassa Erdoğan’ın yanında yer alan her kim varsa sistematik saldırıya maruz bırakılıyor. Ardından kendi medya organlarına servis ediyorlar. Ve dik duran gazetecileri tehdit, hakaret olmadı yargı yoluyla sindirmeye çalışıyorlar.”

Şükrü’nün başına gelen de budur. Erdoğan’ın yanında dimdik duran vatan evlatlarını sindirebileceklerini düşünüyorlar. Fuat Uğur’un dediği gibi; muhalifler, bir konuda yaygara kopardığında HSK, yıldırım hızıyla işletilip gereken anında yapılıyor ama bir başkasının yaptığı hakareti haberleştiği için 14 ay ceza alan Şükrü sak için bir şey yapılmıyor. Ve neden herkes sus pus. Ve neden Şükrü Sak’a sahip çıkılmıyor? Neden?

Yazının tamamını okumak için:

https://www.milatgazetesi.com/ufuk-coskun/sukru-sak-yalniz-degildir/haber-207331

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.