• BIST 95.282
  • Altın 262,623
  • Dolar 5,8047
  • Euro 6,6085
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 30 °C
  • Konya 28 °C
  • İzmir 37 °C

Ufuk Coşkun: “Ölüm Odası’ndan İntibâlar” Salih Mirzabeyoğlu’nun bilinmeyen birçok yönüne ışık tutuyor

Ufuk Coşkun: “Ölüm Odası’ndan İntibâlar” Salih Mirzabeyoğlu’nun bilinmeyen birçok yönüne ışık tutuyor
Şükrü Sak’ın Salih Mirzabeyoğlu ile cezaevinde kaldığı günlerde Mirzabeyoğlu ile konuşmalarından tuttuğu notlar "Ölüm Odası"ndan intibâlar ismi ile, Mirzabeyoğlu'nun vefatının birinci yılı anısına özel baskı olarak yayınlandı!

Ufuk Coşkun: Ölüm Odası'ndan intibâlar üzerine...

 

Daha önce de birkaç defa, değişik vesilelerle yazdım; Salih Mirzabeyoğlu, bu topraklara özgü, orijinal yerli bir düşünce sistemi ortaya koyan ve bu uğurda bedel ödeyen bir fikir adamıdır.

Türkiye'de Necip Fazıl’dan sonra hiç olmaz dediğimiz ve ümitlerimizi yitirmeye başladığımız bir zamanda Mirzabeyoğlu gibi kaliteli bir mütefekkir yetişmişti.

Ne yazık ki onu da FETÖ/CIA gözlerimizin önünde tam 16 yıl işkenceden geçirdi. 1991’de ve 1999’da fiili olarak hedef alındı ve öldürülmek istendi. Yıllarını “Ölüm Odası” adını verdiği bir hücrede geçirdi.

Mirzabeyoğlu, ülkemizin ve Müslümanların bugünkü problemlerinin kaynağında, bizde bir “tefekkür geleneğinin” oluşmamış olmasını görüyordu. O sebeple, kendisi, Necip Fazıl’ın örgüleştirdiği Büyük Doğu düşünce sistemini yeniden yorumlayarak, teorik ve pratik İslâm düşüncesini tekrar yeniledi.

İthâl İslamcı değildi!

Zayıf bünyeli, ithal İslamcı akımlara karşın Anadolu'da oturtulmak istenen köklü fikir hareketi. Fikirde müphem aksiyonda açık olma diskuru. Ahlak, fikir, dil, dünya görüşü ve bize özgü yerli bir sistem. Ve kültür davamız… Mirzabeyoğlu’nun mücadelesi işte buydu.

Batı felsefesini çok iyi tanıyan Mirzabeyoğlu bu konuda da “Büyük Muzdaripler” adını verdiği, alt başlığı “Düşünce tarihine bakış” olan 4 ciltlik bir eser kaleme aldı.

Mirzabeyoğlu’nun bilinmeyen birçok yönüne ışık tutuyor

İşte, ülkemizin ve Müslümanların temel mesellerine İslâmî bir perspektiften çözümler üreten Mirzabeyoğlu “Ölüm Odası” adını verdiği tek kişilik hücresinde çilesini çekerken Gazeteci-Yazar Şükrü Sak, 2013 yılında Mirzabeyoğlu ile cezaevinde yeniden buluşuyor…

1994 yılında “FETOŞ'un Sapıklıkları!” adlı yazılar kaleme alan Şükrü Sak, 1999 yılında 'örgüt üyeliği'nden tutuklandı ve 13 yıl sonra yargı (FETÖ’nün etkin olduğu bir zamanda) onaylanınca, 2012 yılında yeniden cezaevine girdi.

Şükrü Sak’ın intibaları

Metris Cezaevinde bir süre Salih Mirzabeyoğlu ile aynı koğuşta kalan Şükrü Sak, yıllar sonra Bolu F Tipi Cezaevi'nde yeniden Salih Mirzabeyoğlu ile buluştu ve Mirzabeyoğlu’nun “Ölüm Odası” adını verdiği hücrede 18 ay birlikte kaldılar.

Şükrü Sak’ın Salih Mirzabeyoğlu ile cezaevinde kaldığı günlerde Mirzabeyoğlu ile konuşmalarından tuttuğu notlar geçenlerde Aybil yayınlarından kitap olarak çıktı.

Salih Mirzabeyoğlu’nun vefatının birinci yılı anısına “özel baskı” olarak yayınlanan “Ölüm Odası’ndan İntibâlar” Salih Mirzabeyoğlu’nun bilinmeyen birçok yönüne ışık tutuyor.

Eseri şahsiyetinden, şahsiyeti eserinden ayrı düşünülemeyen bir fikir ve aksiyon kahramanının iç ve dış hayatından hiç bilinmeyen bazı çizgiler, örnek tablolar…

Yer yer buralara dair de ipuçları barındıran bu günlüklerde, “bu eser nasıl bir şahsiyetin ürünü” sorusana cevap olacak notlar da mevcut.

Yazının tamamını okumak için:

https://www.milatgazetesi.com/yazarlar/olum-odasindan-intiblar-uzerine/haber-206369

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.