• BIST 104.862
  • Altın 230,076
  • Dolar 5,4794
  • Euro 6,2177
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 8 °C
  • Konya 9 °C
  • İzmir 11 °C

Ufuk Coşkun; Kılıçdaroğlu bize "mana âleminden"(!) sesleniyor!

Ufuk Coşkun; Kılıçdaroğlu bize "mana âleminden"(!) sesleniyor!
“Bir müddet mazi ile alakamızı kesmek istedik, onun için türbeleri kapattık”

Mutasavvıf, Derviş Kemal Efendi!

 

İslam kültür ve sosyal hayatında önemli bir yere sahip olan tekke ve zaviyeler, 30 Kasım 1925’te yürürlüğe giren 677 sayılı kanun ile kapatılmış, şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, üfürükçülük gibi unvanlar da yasaklamıştı.

Oysa gerçekte bin yıllık, kültür, eğitim, tasavvuf, edebiyat, musiki ve tarih mirası ortadan kaldırılmak istenmişti. İslam medeniyetinden kopuşun önemli bir adımıydı bu uygulama.

Bin yıllık gönül mekânları yasaklandı

Eleştirerek de olsa bir hakikati dillendiren Şevket Süreyya, “Bu kanunla yani türbelerin kapatılması ile Doğu’nun ruh ve kültür bağıntılarının son ocakları da silinmiş oluyordu ”der.

Mevzu Meclis’e geldiğinde bazı vekiller kendilerini çoktan hazırlamışlardı bile. Örneğin Rize mebusu Ekrem Bey; “Tekkeler şimdiye kadar en iğrenç içtimaî sahnelere yuva olmuş, memleketin en buhranlı zamanlarında meşum ve siyasî tahribat yapmışlar, roller oynamışlardır” diyerek bir bakıma tarihinden ne denli uzaklaştığını ilan etmekteydi.

Yasa çıktı ve 1925 yılında ıslah edilmeden kapatılan türbelerden mimari ve tarihi değeri bulunan 127 türbe müze olarak dönemin Evkaf İdaresi’nden Maarif Vekâleti’ne geçti ve bu bakanlık adına İstanbul Müzeleri Genel Müdürlüğü’ne bağlandı.

Padişahların türbeleri de kapatıldı

Sadece türbeler değil Gazi Osman PaşaFatih Sultan Mehmed, Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim gibi Osmanlı sultanları ve büyüklerinin de kabirleri halkın ziyaretine kapatılmıştı.

Hamdullah Suphi bir ara İstanbul’da misafir ettiği Yugoslav şaire türbelerin neden kapatıldığını; “Bir müddet mazi ile alakamızı kesmek istedik, onun için türbeleri kapattık” diyerek açıklamıştır. Asıl hedef; bu gönül mekânlarını seküler bir mekân olarak müzeleştirmek ve milletin gönül dünyasını karartmak, tarihini birikimini hafızadan silmekti.

Mevlana Türbesi de kapatıldı

Kanun kapsamında, Mevlana Türbesi de üç yıl kadar kapalı tutuldu. Sonra 2 Mart 1927 tarihinde dergâh, Konya Âsâr-ı Atika Müzesi adı altında törenle ziyarete açıldı. 1954 yılında yeniden gözden geçirilip, düzenlendi ve adı da Mevlâna Müzesi olarak kaldı.

1950’de ülkede çok partili hayata geçiş ile birlikte bir politika değişikliğine gidildi. 1 Mart 1950’de, 677 sayılı kanunda değişiklik yapılarak bazı mekânlar ancak o tarihte ziyarete açılabildi. Bu sürede mal varlıklarına ne kadar el konuldu, ne denli hırsızlık ve kaçakçılık hadiseleri yaşandı tam olarak bilmiyoruz.

Bilindiği gibi tekkelerin kuruluşu 8. yüzyıla kadar uzanır. Osmanlı döneminde dergâh olarak da adlandırılmışlardır. Tekkelerin küçük olanlarına da zaviye denilmektedir. Tasavvuf ehlinin şeyhlerin, pirlerin, mürşitlerin, dervişlerin ve müritlerin barındıkları, hizmet ve ibadet ettikleri tekke ve zaviyeler aynı zamanda medreselerin ulaşamadığı yerlerde de -vakıflar eliyle- eğitim işlerini üstlenmişlerdir.

Zaviyeler de benzer fonksiyonlara sahip mekânlardır. Buralarda da yoksul insanlara giyim ve yemek yardımı yapılıyordu. Hatta zamanla zaviye çevresinde küçük yerleşim birimlerin oluştuğu bilinmektedir. Düşüncesi, ırkı, dini ve mezhebi ne olursa olsun herkese kapısını açan tekkeler bu yolla toplumdaki sevgi, huzur ve barışın yaygınlaşmasında da etkili olmuşlardır. 13. yüzyılda tekke şiirinin en ünlü temsilcisi sayılan Yunus Emre bunun en güzel örneklerinden biridir

İstiklal Harbi’ne katıldılar

İstiklal Harbi’nde de tekkeler savaşa katılmışlardır. Tekke ve zaviyelerle ilgili bir çalışma yapan Mustafa Kara’ya göre;  ülkenin işgale uğradığı dönemde de tekkeler üzerlerine düşen görevi yaptılar. İstiklal Savaşı’na büyük destek veren tekkeler bu mücadelenin başarıya ulaşmasında önemli bir rol oynadılar.

Üsküdar’daki Özbekler Tekkesi, Hatuniye Dergâhı, Taceddin Dergâhı Milli Mücadele’de önemli yeri olan belli başlı tekkelerdi. Ancak Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanmasının ardından yeni rejimde bu kurumların varlığı istenmedi. Ve kapatılarak mal varlıklarına el konuldu.

Yazının tamamanı okumak için:

https://www.milatgazetesi.com/ufuk-coskun/mutasavvif-dervis-kemal-efendi/haber-191343

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.