• BIST 122.142
  • Altın 300,140
  • Dolar 5,9403
  • Euro 6,5530
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -5 °C
  • Konya -4 °C
  • İzmir 9 °C

Ufuk Coşkun: "Görgüsüzlük ve Firavun kibri... Bizimkiler parayı bulduğunda otomobil alıp fakir fukaraya hava atar!"

Ufuk Coşkun: "Görgüsüzlük ve Firavun kibri... Bizimkiler parayı bulduğunda otomobil alıp fakir fukaraya hava atar!"
Esasında demek istediğim şu; elin zengini vakıflar, STK’lar kurarak algı üretir, ülkelerde darbe yaptırır, medya dünyasını tekeline alır, sanata yatırım yapar, devlet kurar, devlet yıkar, gelecekte yeni bir dünya kurgular

Görgüsüzlük ve Kibir

 

“Hayatta üç çeşit insandan korkacaksın” diyordu Necip Fazıl Kısakürek. “Dağdan inme, dinden dönme, sonradan görme.”

Son zamanlarda “sonradan görme görgüsüzlüğüne” dair bir tartışma yaşandı. Son model otomobilinin içinde Ankaralı Turgut’un şarkıları eşliğinde video çekip paylaşan insanlardan tutun, lüks mekânlarda “hoş geldin bebek” partileri tertipleyenlere kadar bir yığın acayiplikler…

Mesele “sana ne ulan” basitliğinde ele alınmayacak kadar trajik aslında. Bu paylaşımları yapanların başörtülü dindar muhafazakâr insanlar olması da ayrıca sosyolojik ve ahlaki olarak üzerinde durulması gereken bir mevzuu.

Bugün şehrin en işlek caddesinde insanların kulaklarını sağır edercesine düğün konvoyu oluşturan kalabalıkların kabalıkları nasıl bir uygarlaşamama sorunu ise lüks mekânlarda tertip ettikleri görsel şovlar da görgüsüzlüğün, köylülüğün en bariz göstergesidir.

Yılarca baskı altında büyütülmüş bir babanın sonradan kabak çiçeği gibi açılmış ergen evlatları gibi davranıyorlar.

Bu aynı zamanda bir türlü ergin olamama problemidir…

Tam da bu noktada “seküler biri servetiyle hava attığında sorun teşkil etmiyor da neden başörtülü bir dindar söz konusu olduğunda sorun oluyor” şeklinde abuk bir sualle çıkış yolu arayanlar var.

Öncelikle seküler, ateist, dindar, başı açık ya da kapalı herhangi birinin sosyal medya ortamlarında sergilediği görgüsüzlüğü ayırt etmiyorum. Hemen hepsi ayrımsız aynı kabalıkta ve köylü zihniyetinde olan insanlardır bunlar.

Yalnız bu ülkede dindarların bir iddiası vardı. Bu iddialarını ortaya koymak için ödenmesi gereken bazı bedelleri de ödediler.

Bakınız, “başörtüsü” aynı zamanda, Eski Türkiye rejiminin otoriter yönetiminde baskı ve zulüm gören ezilen dindar kadınların sembolüdür. Bunun bir anlamı olmalı değil mi?

Siz bir taraftan mazlum İslam coğrafyası, Filistin, Halep, Şam ah, tüh edeceksiniz diğer taraftan da son model otomobilin içinden görüntü vererek hava atacaksınız. Sonra da “başörtülüler de insan değil mi birader” diyerek bu videoları paylaşacaksınız.

O vakit kaz eti ile şarap içen seküler bir solcuyu neden kınıyorsunuz? Kaldı ki onun öyle ulvi iddiaları da yok.

Esasında demek istediğim şu; elin zengini vakıflar, STK’lar kurarak algı üretir, ülkelerde darbe yaptırır, medya dünyasını tekeline alır, sanata yatırım yapar, devlet kurar, devlet yıkar, gelecekte yeni bir dünya kurgular bizimkiler parayı bulduğunda otomobil alıp fakir fukaraya hava atar.

 Firavun kibri;

İşinin ehli, iddiasına, davasına, ideolojisine bağlı samimi, kaliteli, ahlaklı bürokratları, siyasetçileri, teşkilat mensuplarını tenzih ederiz.

Ancak AK Parti, adalet, ahlak ve liyakat sahibi Ömerler ararken nedense karşımıza Firavun kibrini aratmayacak türden makam sapkınları çıkıyor.

Geçenlerde bir belediye işçisine, başkan yardımcısı tarafından kesilen “cezanın” nedenini ve şeklini öğrendiğimizde, gördüğümüzde üzüldük.

Erdoğan, her fırsatta “mütevazı olun, halk ile iç içe olun, kibirli olmayın” dedikçe kibriyle haber olan bürokratlar, siyasetçiler ve teşkilat mensupları çıkıyor karşımıza.

Yıllardır bürokratik vesayetle mücadele etmiş, eski Türkiye rejiminin mağdur ettiği zayıf insanların yanında yer almış bir partinin bazı mensuplarının bugün gırtlağına kadar kibre batmış olması ne hazindir.

Bu aynı zamanda ruhsal bir enfeksiyon halidir. İddiasını, görüşünü, fikrini, hevesini, hedefini yitirme halidir bu.

Türkiye’de her sorunu hallederiz ancak bir virüs gibi bünyeye sarmış olan hemşericilik ve ticari ilişkiyle soslanmış torpil sorununu çözemeyiz. Bu nasıl bir ahlaktır ki bir şehrin tüm yöneticilerini aynı ilden aynı soydan insanlarla doldurabiliyorsunuz.

Bu nasıl bir makam tapıcılığı ki üç günlük dünyada diğer insanların hakkına girecek kadar zalim yöntemler geliştirebiliyorsunuz.

Yazının tamamını okumak için:

https://www.milatgazetesi.com/yazarlar/gorgusuzluk-ve-kibir/haber-224683

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.