• BIST 106.785
  • Altın 269,548
  • Dolar 5,6938
  • Euro 6,3037
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 1 °C
  • Konya 0 °C
  • İzmir 12 °C

Ufuk Coşkun: "Bu hastalıklı bir ruh halidir!"

Ufuk Coşkun: "Bu hastalıklı bir ruh halidir!"
Bir dönem böylesi kindar, aptal, ruh hastası insanlarla uğraşıyorduk.

Asıl Yobazlık Tahammülsüzlüktür!

 

28 Şubat’ın alevlendiği bir zamanda Sultanbeyli’de İHL mezunlarının toplandığı bir okula iki de bir dönemin milli eğitim müdürü gelir ve gözlerimizin içine baka baka “ Biz Cumhuriyet çocuğuz!” diyerek hakaret etmeye başlardı.

Bir gün dostum Musa, daha fazla dayanamadı; “Biz o. çocuğu muyuz? Haddini bil!” deyiverdi.

Aynı günlerde aşırı çağdaş, aydınlanmış pek de laik müfettişler sınıflara dalarak dindar öğretmenleri taciz ederlerdi.

Başka bir gün Nasrettin Hoca’nın yer aldığı bir mevsim şeridine kafayı takan müfettişlerden biri, sırf kıyafetini çağdaş bulmadığı Nasrettin Hoca’nın(!)yer aldığı mevsim şeridini indirmek ister.

Bir dönem böylesi kindar, aptal, ruh hastası insanlarla uğraşıyorduk.

Geçenlerde metroda sırf kıyafetinden ötürü taciz edilen arkadaşı görünce inanın çok üzüldüm. Tekçi, faşist, totaliter, marjinal kesimlerin hala varlığını devam ettirmesi ve ötekine karşı geliştirdikleri düşmanca tavır, inanın 2019 Türkiye’sine hiç yakışmıyor.

Aynı yerde başörtülü bir kadına, başka bir kadın "kara fatma" diyerek hakaret etmişti. Ve bunun yüzlerce örneği var.

96 yıldır çözemedik şu kıyafet meselesini!

Tek bir dünya, tek bir hakikat, tek bir düşünceye göre toplumu, hayatı, siyasal yaşamı dizayn etme çabası böyle bir zamanda faşistliğin, geri kafalılığın, yobazlığın ta kendisidir.

“Bu açıkça bir namussuzluktur” diyen spiker Ece Üner’in dediği gibi; “Asıl yobazlık tahammülsüzlüktür.”

İnsanı bir dekorasyon malzemesi olarak gören bu zihniyetin bakış açısını değiştirmek dünyanın en zor işi olsa gerek.

2013-2014 dönemi olacaktı sanırım, 7.sınıf Türkçe ders kitabında “Atatürk ve Türk tiyatrosu “ adlı bir okuma parçasında şöyle bir bölüm geçiyordu;

“...Bedia Muvahhit, bu konuda şunları anlatıyor: “Beni sahneye Atatürk çıkardı. Türk kadınının başından çarşafı atıp sahneye çıkartmak, Atatürk’ün yaptığı en büyük devrimlerden biri değil midir?”

Şimdi meseleye böyle bakan bir zihniyet var. Eğer üzerinde İslam inancına uygun bir giyim varsa hidayete erememiş yani modernleşmemiş, makbul vatandaş kategorisine girememiş, cahil, bidon kafalı bir tip oluyorsun.

Farklı bir dine ait giyim tarzı ise kültürel farklılıklar kategorisine girerek hoşgörülü bir yaklaşımın sergilenmesine vesile oluyor.

Dolayısıyla Atatürk Havalimanı’nda ayin yapan Yahudilere hoşgörü gösterilirken aynı Havalimanı’nda başörtülü bir personel gerici, yobaz, örümcek kafalı, cahil olabiliyor!

Hatırlarsanız, bir dönem meclis çalışmalarına başörtüsüyle katılacaklarını açıklayan AK Partili kadın milletvekillerine yönelik CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay; “ Bu süreci Cumhuriyetin ve laikliğin temel niteliğine vurulacak en önemli darbe olarak değerlendirmişti.” Yani kafa tam olarak bu!

1930’larda devletin olduğu her yer kamusal alandı. Koskoca Ankara kamusal alandır mesela.  Köylüler sokulmamıştır.

Bugün cumhuriyet kadını olarak tarif edilen model ise kadından başka bir şeydir. O aslında bir kadın değil politik bir figürdür.

Cumhuriyet 1923’te kuruluyor ancak seçme seçilme hakkı 1934’te veriliyor. Ermenistan, Azerbaycan ve Çek Cumhuriyeti bile seçme seçilme hakkını bizden evvel veriyor.

Bu dönemde ciddi çabalar sarf eden Nezihe Muhittin ve arkadaşları dışlanıyor. Hatta bu kadıncağız daha sonra akıl hastanesinde hayatını tamamen bitiriyor. Demek ki cumhuriyet kadını kategorisine girmeye hak kazanamadı.

Hatırlayın, 2008 yılında TBMM’de başörtüsü serbestliğini sağlayacak olan yasa değişikliği oylamaları devam ederken dışarıda 76 sivil toplum örgütü; aklın ve bilimin rehberliğinde çağdaşlık, ilericilik ve aydınlanmacılık adına bu hakkın reddi için günlerce eylem yapmışlardı.

“411 el kaosa kalktı” manşetlerin atıldığı bu süreçte bir takım aydın, yazar ve üniversite hocaları da laikliğin tasfiye edildiğini ve ülkenin gericiliğe mahkûm edildiğini ifade etmişlerdi. Bakın bu hastalıklı bir ruh halidir.

Yazının tamamını okumak için:

https://www.milatgazetesi.com/yazarlar/asil-yobazlik-tahammulsuzluktur/haber-221372

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.