• BIST 104.539
  • Altın 163,690
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 6 °C
  • Konya 2 °C
  • İzmir 8 °C

Ufuk Coşkun; Arsızlığın da bu kadarı!

Ufuk Coşkun; Arsızlığın da bu kadarı!
İnsanlık tarihinde yaşam tarzına bu denli müdahale edildiği başka bir dönem yaşanmamıştır

Arsızlığın da bu kadarı!

Memleketin üç ayaklı sehpalarla donatıldığı yıllardı. İnsanı bir dekorasyon malzemesi olarak gören laik, Kemalist, CHP zihniyetinin hâkim olduğu o karanlık, bağnaz yıllar…”Çağdaş ve uygar başlık” olarak tarif ettikleri şapkanın, kanun zoruyla milletin başına bela edildiği zorba, despot yıllar… İnsanlık tarihinde yaşam tarzına bu denli müdahale edildiği başka bir dönem yaşanmamıştır. Keza bu kanunun bir benzerine iki bin yıllık Batı tarihinde de tesadüf edilmemişti. İtirazın bir önemi yok! Çünkü şapka, Türkiye halkının genel başlığı(!) olup buna aykırı bir alışkanlığın sürdürülmesi yasaklanmıştı. Erzurum'da halk yaşam tarzlarına yapılan bu zorba müdahaleye itiraz etti. Şapka giymek istemediklerini ifade ettiler. Sonuç; sıkıyönetim ve İstiklal Mahkemeleri… Üç ayrı sehpada aralarında bir de kadın(!) bulunan tam 33 ceset!

Rize'de durum daha vahimdi. Hamidiye Zırhlısı Rize'yi top atışına tuttu. Rizelilerin “Atma Hamidiye din kardeşiz” demeleri bir işe yaramadı. İstiklal mahkemelerinde 143 kişi yargılandı sanıklardan on dördü 15, yirmi ikisi 10, on dokuzu 5 yıla mahkûm edildi. 8 kişi de oracıkta idam edilerek şehit edildi. Cesetler rastgele çukurlara atıldı, yakınları tarafından alınmasın diye de başına süngülü nöbetçi dikildi. Dehşet bir manzara! Erzurum, Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve Gümüşhane böyle gidiyor… Maraş'ın İstiklal Harbi'nde kahramanlıklar göstermesinin bir önemi yoktu. “Şapka giyecek mi giymeyecek mi” tüm mesele buydu! Maraş'ın esaslı âlimlerinden Maşallah Ali Efendi'ye bir kez daha ihtar yapıldı. Üstadın son sözleri; “Benim adım maşallah şapka giymem inşallah” oldu! Asıldığı darağacı 3 kez kırıldı her defasında tekrar kurdular!  Ya Yunanlıların İzmir'i işgalini ilk protesto eden İskilipli Atıf Hoca! Onu anlatmaya yüreğim elvermiyor! Peki, ne uğruna öldürüldü bu insanlar? Cevap; laik, seküler yaşam tarzına itiraz ettikleri için! Şapka yahu şapka giymek istemedikleri için!

Rus subayı Nikola Nikolayeviç'in Said Nursi'ye gösterdiği saygıyı, insafı kendi ülkesinin yönetimi göstermedi. Kısacası yıllardır laikleşmeden yaşamanın suç sayıldığı bir ülkede hayat geçirdi insanlar. Öyle bir suçtu ki bu, ölümden beter cezalar kesildi!  Hukuk boynumuza geçirilmiş yağlı bir ilmik gibi işlev gördü. Güçlü, otoriter, nüfuzlu, laik, seküler, CHP, Anadolu insanına kanun yoluyla, darağacı yöntemiyle zorla yaşam biçimi dayattı. Milletin ne giyeceğine ne konuşacağına ne yazacağına ne düşüneceğine neyi tercih edeceğine varana kadar hep onlar karar verdi. Camileri geneleve çevrildi, ezanları Türkçe okutuldu. Aile bira bahçeleri kuruldu. Seküler yaşam tarzı uğruna ne zulümler yapıldı bu ülkede! Oysa gerçekte laik yaşam tarzı adına İslam kültürünü tasfiye etmek istediler.

Bakınız bu ülkede 31 yıl kadınlar kıyafet dayatması yüzünden kamu kurumlarında çalıştırılmadı. İlk başörtülü vekilimiz Merve Kavakçı meclise adım attığı gün kapı dışarı edildi. Yetmedi vatandaşlıktan çıkarıldı. Tayyip Erdoğan'ın; “Allah'a kul olmanın hazzını yaşayacağız” ifadesi partisinin kapatılma gerekçesi olarak iddianamede yerini aldı. Başörtülü hanımlar domuz şeklinde resmedildi. Üniversiteyi birincilikle bitirmiş olmalarına rağmen diplomaları teslim edilmedi. Yıllardır okul önlerinden kovuldular. Türban bir fesadın (komplo, conspiration) simgesidir. Türban, kahverengi faşist gömleği gibi, gamalı haç gibi bir simgedir” dedi bağnaz laik yazarlarımız. Laik, seküler yaşam tarzı uğruna gerektiğinde darbeler yapıldı bu ülkede. Halkın seçtiği bir lider laiklik kisvesi altında görevinden el etek çektirildi. Aylardır başörtüsü fiyonk şeklinde mi bağlanacak, iğne ile mi tutturulacak, tavşan kulağı mı yapılacak, çene altından mı bağlanacak tartışmaları yapıldı! Yaşam tarzına müdahale var öyle mi?!

Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle devlet, tüm inanç gruplarına, inançlarını yaşama hususunda eşit mesafede olmalıdır. Kişiler laik olmaz, devlet laik olur. Müslüman, Hıristiyan, Musevi tüm farklılıklar kendi inancını yaşayabilmeli ve onların inançlarını yaşayabilmek devletin güvencesi altında olmalıdır. Böyle diyordu Erdoğan. Ve hadise bu kadar açık ve netti! Dolayısıyla onun döneminde kimse inancını yaşama hususunda bir baskıya maruz kalmadı. Kimseye yaşam tarzı dayatması yapılmadı. Bu dayatmayı yapan CHP zihniyetidir. Bugün laikliğe aykırı bir zihniyet/parti varsa o da Kemalist/CHP zihniyetidir.

Buna rağmen bu arsız, utanmaz insanlar Ortaköy'de DEAŞ'in üstlendiği terör saldırısını yaşam tarzına müdahale şeklinde pazarlamaya kalkıyor. CHP'li Böke; “laik yaşam biçimi hedef alındı” diyor. Akif Hamzaçebi de “bu yaşam tarzını hedef alan bir saldırıdır” dedi! Türkiye'nin El Bab'a girmesi cinayettir diyen CHP kafası söyledi bunları! Oysa bizler Gezi kalkışmasından bu yana bu saldırıların kimler tarafından ne maksatla yapıldığını çok iyi biliyoruz. Bu tür söylemler içeride iç çatışma ortamı yaratmak içindir. Bunun da farkındayız. Bu tür bir yazı kaleme almayı düşünmüyordum. Ancak o kadar arsız bir tayfa ki bu, o kadar edepsiz insanlar ki gözüne kestirdikleri zayıf bünyeli insanları güya yaşam tarzı masallarıyla uyutup başkanlık sistemini engelleyecekler. Bu millet sizin ne kadar karanlık, bağnaz ve zorba insanlar olduğunuzu çok iyi biliyor. Yukarıda yazdıklarımı kimse unutmadı. Samimi Atatürkçüler de size prim vermiyor artık. Bu ülkenin farklılıklarını, renklerini, değerlerini asla çatıştıramayacaksınız.

Ufuk Coşkun-Milat

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.