• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

"Tarihî fırsat" tarihî bir hataya dönüşmek üzere!

Şükrü  Sak
Orada bir “Kürt devleti” mi kuracaksınız?.. Nasıl kuracaksınız, kiminle kuracaksınız, ne ile kuracaksınız?.. Barzani ile savaşarak mı?.. Türkiye ile savaşarak mı?.. Esed ile anlaşarak mı?.. İran ile barışarak mı?.. IŞİD ile kapışarak mı? Türkmenlere saldı

 

 

/resimler/2015-7/1/0716259289359.jpg

 

 

“Çözüm süreci” ile başlayan “tarihî fırsat”, şimdi “tarihî bir hataya” dönüştürülmek üzere…

Son bir haftadır, “Tel Abyad” ekseninde, sınırlarımızda yaşananlar çok kötü bir “senaryo”nun, çok kötü bir uygulaması maalesef:

Kürtler yine tarihî bir hata yapıyorlar

Daha önce “Türkler”in yaptığı tarihi hatayı tekrarlamak istiyorlar…

Bölgenin durumu ve son gelişmeler malûm; Orada oynanan oyun malûm…

Sadece bu yaşananlara bakarak diyebiliriz ki; Kürtler yine tarihî bir hata yapıyorlar!

Sanıyorlar ki onların kaderi “Türklerin kaderi”nden ayrı…

Sanıyorlar ki-artık her ne sanıyorlarsa?-:

Amerika´nın bölgedeki senaryolarında “figüran olmak”…

İsrail´in Kürtler üzerindeki “nüfuzunu” artırmak onlara bir “kazanım” sağlayacak?.

Yanılıyorlar…

Bunun böyle olmadığını görecekler, fakat o zamanda bir çok şey değişmiş olacak!

(Daha dün Rojova´da, Kobene´de kimin desteğini aldıklarını hemen unutup, bugün tam tersi “düşmanca” bir tavır içine giriverdiler! Ne çabuk?..)

-I-

Kürtler ne istiyor?

Aslında bunu “somut olarak” bilen ve ifade eden yok! Kendileri de dahil!..

İşte bölgedeki fiili durumu “fırsatçılık” olarak görüyorlar;

Türkiye ile birlikte büyük bir “devlet ve güç olmayı” değil, Amerika ve İsrail´in senaryolarında “figüran olmayı” seçiyorlar;

“Tarihî hata” dediğim budur!

En kestirme yoldan gidelim:

Orada bir “Kürt devleti” mi kuracaksınız?..

Nasıl kuracaksınız, kiminle kuracaksınız, ne ile kuracaksınız?..

Barzani ile savaşarak mı?..

Türkiye ile savaşarak mı?..

Esed ile anlaşarak mı?..

İran ile barışarak mı?..

IŞİD ile kapışarak mı?

Türkmenlere saldırarak mı?.

Sünni Arapları boğazlayarak mı?..

Türk devletinin “milli mesele” olarak gördüğü ne kadar “dış politika” yaklaşımı varsa,hepsine birden savaş açarak mı?..

Fetullah´ın Amerikan patentli “argümanlarına” sığınarak mı?..

HDP´yi “Kandil”den yöneterek mi?..

Bütün bunlardan bir sonuç alınmayacağını, alınamayacağını bilmenize rağmen?..

Halbuki Türkiye´nin Erdoğan liderliğinde ortaya koyduğu –“kefenini giyerek” ortaya koyduğu”- çözüm süreci ve barış iradesi;

Türkler ve Kürtlerin bir arada ve bir devlet çatısı altında, ateş çemberi ile kuşatılmış bölgenin “yegâne ümidi”ydi…

Amerika´yı, İsrail´i, Batı´yı bölgede “etkisizleştirmenin”, nüfuzunu kırmanın, kedinin fareyle oynadığı gibi bölge halklarıyla oynamasının önünü alacak yegâne projeydi; “Çözüm süreci!”..  Tek başına bir “Osmanlı modeli”ydi:

Kırk yıldır süren savaş bitsin, bölünme, parçalanma olmasın”dı!

Bu sonuç; -“Çözüm süreci”- zaten kırk yıllık bir savaştan sonra gelinmiş bir noktaydı; herkes her yolu denemişti ve bir “lider” çıktı:

Bu meseleyi; Amerika, İsrail ve Batı´yı karıştırmadan kendi aramızda çözelim; ne istiyorsunuz?” demiş ve çözüm süreci denen malûm süreci başlatmıştı…

JİTEMler, düşük yoğunluklu savaşlar, ölümler, gözaltında kayıplar, işkenceler, yasaklar, zulümler durdu; karşılıklı olarak durdu..

Haklar, özgürlükler, talepler konuşulmaya başlandı. Heyetler, görüşmeler vesair; Sürecin nasıl başlayıp, bugüne kadar nasıl geldiği malûm

Peki şimdi n´oldu?..

Gerçekten n´oldu?.. (Biz ne olduğunu biliyoruz da, size soruyoruz, n´oldu?..)

Bütün bunları bir “zaaf” olarak mı gördünüz?..

“Çözüm süreci”nin doğal sonucu olarak ortaya çıkan “boşluğu” yine; silahla, tehditle, şantajla, “savaş dili”yle ve bitip tükenmek bilmez bir “çözümsüzlükle”, yer yer işi vahşete ve azgınlığa dönüştüren provakasyonlarla?.. Ne yapmak istiyorsunuz, amacınız ne sizin?

“Kürt devleti kurmak mı?..”

“Çözüm süreci” sizin için bu demek miydi, bunun yolunun açılması demek miydi, bir “zaaf” mıydı?. “Kardeşlik ve barıştan” söz eden kendi kadrolarınızı bile “tasfiye etmek” miydi?. Hatip Dicle´yi, Leyla Zana´yı, Altan Tan´ı etkisizleştirmek miydi?..

 

-II-

Doksanlı yıllar boyunca süren o “kirli savaş” döneminde bile Türk milleti ve Kürt milleti “kardeştiler”… O yıllarda Türk Milletinin “iradesinin” devlete tam olarak yansıdığını söylemek mümkün değil…

Ama şimdi ilk defa, az da olsa, Türk milletinin iradesi “devlete yansımaya” başlar başlamaz;

Niçin savaşıyoruz?” sorusu soruldu ve malûm “çözüm süreci” başlatıldı; karşılıklı olarak…

 

-III-

Şunu biliyoruz;

Buradaki ateş çemberinden “Kürtlere bir devlet” çıkmaz!

Ve işin daha garibi; bölge bir kere daha kan gölüne çevrildikten sonra ve aradan bir 30 yıl daha geçtikten sonra yine aynı noktaya varılacak ve:

-“Kim başlattı bu savaşı?..”

Diye sorulacak…

Ne kadar vahşi bir durum olur bu değil mi?..

Canlar yanacak, kan akacak, bölge “yaşanılmaz hâle” gelecek ve nihayetinde yine aynı soru:

-“Kim başlattı bu savaşı?..”

 

-IV-

Görünen o ki:

“Çözüm süreci” ile başlayan “tarihî fırsatı”, bir takım dış unsurların (Amerika-İsrail-Fetullahçı ajan yapılanma) yönlendirmesiyle, “tarihî bir hata”ya dönüştürmeye çalışıyorlar!

Bunun “kazananı” olmayacaktır!

Geçen gün, bölgedeki durumu Ak Parti milletvekili adayı da olan Orhan MiroğluStar´daki köşesinde yazdı… “Çözüm süreci” ile oluşan “boşluğu” nasıl istismar ettiklerini…

Uzatmayalım, varsayalım ki “Kürt devleti kuracağız!” diyorsunuz?. Peki, nasıl?

İran´la savaşarak mı, Türkiye ile savaşarak mı, Barzani ile savaşarak mı?.. IŞİD ile boğuşarak mı? Türkmenler´le, Araplarla boğazlaşarak mı?.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.