• BIST 105.964
  • Altın 162,960
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 1 °C
  • Konya 0 °C
  • İzmir 3 °C

Şükrü Sak yazdı; Seni 'dinci' sanırlar!

Şükrü Sak yazdı; Seni 'dinci' sanırlar!
Oda TV ve Aydın Togan İhsan Eliaçık denilen sapığa niye sahip çıktı?

 

Beyaz giyme tanırlar seni 'dinci' sanırlar!

Şükrü Sak

-I-

Dinci site ve yazarı dinci İhsan Eliaçık’a sahip çıktı…

Yok bu olmadı…

Hergün en az üç defa, manşetten “dincileri” hedef alan site ve yazarı, “dinci İhsan’a” sahip çıktı!

Niye sahip çıksın?

Yok bu da olmadı…

Dinsiz sitenin dinsiz yazarı, “dinci İhsan’ı kucakladı, bağrına bastı… Kucağında üç kere zıplatıp hoppala yaptı.

Olur mu ki?

eli-acik-bbb.jpg

Hadi adamlar “dinsiz” değilse?..

“Laik-Kemalist ve dinsizlerin dikkatini çekmek, onlara yaranmak için, orijinal sapıklıklar üreten ve bu yüzden Anadolu insanının nefretini kazanan “dinci İhsan”a…”

Ööööf….

Valla kime ne diyeceğimizi biz de şaşırdık…

-II-

İhsan Eliaçık’a saldırıyı bir de böyle okuyun

Demiş Oda tv ve onun –muhtemelen-dinsiz yazarı Aydın Togan

Tamam, peki deyip, “bir de öyle” okuduk…

Ama bu “sapığın” bokunda ne tür boncuk bulduğunu bir türlü anlayamadık doğrusu…

-III-

Oda tv’yi uzun uzun tarif etmeye gerek yok…

Yayın politikası kendini tarif ediyor zaten: 

Bu başlıklar Oda tv'nin her gün en az üç defa kullandığı "manşetler"den bir kaçı:

(“Dinci gazete …. Komplo mu yaptı. Dinci gazete…Kimi dinci memleketin…Dincilerin (…..) yalanı da çöktü. Dincilerin hedefinde….. var. Bir dinci klasiği. Nerede dinci terör varsa…Bizim dinciler nasıl halkçı oldu..Dinciler ve hayvanlar…”)

 

Tabii olarak;

Ne münasebet?” diyor insan…

Oda tv’yi, onun yayıncılığını, “dinle” ilişkisini;

İslâm’a ve Müslümanlara bakışını bilen insanlar…

Ne olmuş peki?

Oda tv ve Aydın Tonga, İhsan Eliaçık’ın b.kunda boncuk bulmuş…

Evet benzetme kötü ama, bu realiteyi en iyi ifade eden de, halk argosunda kullanılan bu deyim olsa gerek…

Nasıl bir boncuk bulmuş olabilir?..

Sapkınlık’ hissinden doğan bir müştereklik, yakınlık olabilir mi?

Önce, meseleye neresinden ‘taraf’ olmuş Oda tv ve Aydın Tonga ona bakalım;

Elias Canetti’den Pir Sultan Abdal’a, Ali Şeriati’den, Şeyh Bedrettin’e, Thomas Müntzer’e kadar (–iyi kötü kalite belirten diyebileceğimiz) ne kadar sapık varsa-; “Tarihin karanlık sayfaları içerisinde, hüzünle, acıyla ama bir o kadar da umutla, saygıyla andıktan” sonra,

“Bir de o tarihten bugüne kalanlar, o tarihi yeniden üretenler, bugünün söylemleriyle yeniden yeşertenler vardır. Türkiye ölçeğinde egemen “Sünni paradigmadan” gelip de, muktedirlere, güç ve mülk sahiplerine fikri bir savaş açan, söylem ve eylemleri ile tabiri caizse yaşayan bir tarihe dönüşen isimlerden biri ve belki de en önemlisi de İhsan Eliaçık’tır.”

Diye yazmış Oda Tv’nin sapık sempatizanı yazarı… 

Evet, işte o saydığı isimlerden “biri de İhsan Eliaçık”mış…

Bundan daha “çarpıcı”(!) olanı da;

Eliaçık aynı zamanda bir “fikir insanı”ymış…

Vallaha…

Aha böyle diyor adam…

Kendini tarif ederken bile, ancak “anti” olarak tarif eden birine?..

İhsan, “Anti-Kapitalist” ya…

Düşünsenize, “kapitalizm” şeyolmasa bizimki de olmayacak…

Olmayan şeyin “antisi” de olmaz ya, o bakımdan diyorum…

Düşünün;

Marksizmin çoktan çöplüğün dibini boylamış, onuncu sınıf ‘muhalif’ taklitlerinin sloganlarını çöplüğü eşeleyerek bulmuş adam “fikir insanı”…

Komedi dükkanı gibi, “düşünsel” hayatımız da…

E peki nedir İhsan’ı bu kadar “değerli”(!) yapan “fikirler”(!):

İsâm’ın 5 şartı yoktur…

İman’ın 6 şartı yoktur…

Kur’ân’a göre namaz ibadet değildir…

İslâm'da namaz yoktur, abdest yoktur, oruç yoktur...

Fitre yoktur, sadaka yoktur...

Allah yoktur, peygamber yoktur...

İslâm'da sadece ben varım...

Ensem vardır, bir de aşırı kilolarım vardır..."

Gördünüz mü fikri?..

Aman efendim bir de laflar;

Din/inanç-iktidar ilişkisi, ahlaki/etik değerler üzerinden okunmadığı sürece din adına işlenen zulümlerin sonu gelmeyecektir.”

Canımın içi;

“Ahlâki ve etik değerler”i, insanın gerisinden boşalan “atık değerlerle” karıştırırsan böyle olur…

Ahlâki ve etik değerler sizin fabrikalarda üretilen bir şey değil ki…

İslâm’ı öğreneceksen, önce “İslâm’ı, İslâm’ın tarif ettiği” şekliyle öğrenceksin.

Sapık kolların” toplamından, doğru bir sonuç çıkaramazsın!

Misâl olarak seni verebiliriz;

Dinsiz”seniz, dinle ilişkiniz belli demektir;

“Din”e inananlar ve onu referans alanlar; “hakikati-doğruyu-gerçeği” kaybetmişlerdir. “Dinsiz” insan, “hakikati-doğruyu-gerçeği” dinin dışında arayan insan demektir, değil mi Aydın Tonga?..

Peki senin bu İhsan’ın bokunda bulduğun boncuklar, “dinsizlik paradigması”na uyuyor mu?

Yani, siz “İslâm’a” mı karşısınız?

Yoksa, İslâm’ı istismar ettiğini düşündüğünüz bir kısım insanlara mı?..

Eğer, doğrudan İslâm’a karşıysanız, birinin İslâm’ı şu veya bu şekildeki yorumu, şu veya bu şekilde benimsemesi-inanması sizi ilgilendirmemeli…

Çünkü size göre “yanlış” olan, falan veya filân şahıs değil, dinin kendisidir…

O halde, “kendisi yanlış olan” bir şeye inanmış bir adam, sizi ilgilendirmez, ilgilendirmemeli…

(Dolayısı ile sizin mantalitenize uygun olan şekilde; “Dinci İhsan Eliaçık saldırıya uğradı” deyip geçmeniz gerekirdi. Kendi kendinizle çeliştiniz;

İhsan Eliaçık’a yapılan saldırıyı bir de böyle okuyun” diyerek, İhsan'ı kucağınıza alıp havalara zıplatmak da ne demek? -Üstelik o kadar kilolara rağmen.-

Bu nasıl bir yağlama yıkama, bu nasıl bir “sapma” müşterekliği, sapkınlık dayanışması? Çok ayıp!)

Eğer “ana çizginin” dışına çıkmış bir “sapık”a özel ilgi gösteriyorsanız; bunun anlamı başkadır!

Normal şartlarda zıt uçlarda yer alan bir kişinin, karşı taraftaki birini ‘savunması-sahiplenmesi’ nasıl açıklanabilir?

Bir “dinci”nin bir “dinsiz”i savunması… Veya sizin yaptığınız gibi bir “dinsiz”in bir “dinci”yi savunması?

Karşımızda vasat bir gazeteci-aydın dürüstlüğü olsa, deriz ki, bunun açıklaması “hakikat kaygısıdır”…

Bu adam sadece ‘hakikat kaygısı’ ile kendi zıddının uğradığı bir ‘haksızlığa’ bile bu şekilde karşı çıkmakta ve onu sahiplenmektedir?

Acaba böyle midir?

Tabii ki değildir!

O hâlde buna ne diyebiliriz?

Dinsizin sapık düşkünlüğü, veya…

Dinsizin cahili, sapığa düşkün olur mu diyelim?

*

Bir de “Ahlâki-etik değeler” filân demişsin ya…

Peki söyle bakalım; Batı da her düşünce, felsefe akımı, fikir sistemi, ideolojinin, izm’in neticede mutlaka ve mutlaka kendine göre bir “ahlâk anlayışı” vardır, kendine göre bir “ahlâk anlayışı” va’zetmiştir!

Kemalizmin “ahlâk anlayışı” nedir?.. 

*

Hülâsa;

Günde en az üç defa, küçümseyici ve hakaretamiz bir üslûpla, 'dinci' manşeti atan Oda tv...

Resmen bizi ters köşeye yatırdı;

"Dinci İhsan Eliaçık"a sahip çıktı!

Biz Oda tv -ve onun Aydın yazarını- sadece "İslâm'a ve Müslümanlara düşman" sanıyorduk...

Değilmiş...

N'oluyoruz kardeşim ya?

Olaya sıradan bir;

"Sapık dayanışması" nazarıyla mı bakacağız?

Yoksa;

"Beyaz giyme tanırlar, seni dinci sanırlar" türküsünü mü çağıracağız?

Hadi yavrum salına da salına da...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.