13899
  • BIST 99.639
  • Altın 141,604
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 19 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 28 °C

Şükrü Sak yazdı; "Sapıklığın güncellenmiş" hâli -III-

Şükrü Sak yazdı; "Sapıklığın güncellenmiş" hâli -III-
Ürüyen it ve "yürüyen kervan"(!) nereye yürüyor?

Azgınlığın dini, mezhebi, ideolojisi olmaz!

-Ürüyen it ve "yürüyen kervan"(!) nereye yürüyor?-

(Okuma parçası -IV-)

Piyasa İslamı

Özellikle Mısır, Türkiye, Endenozya ve genel olarak Müslüman coğrafyasının bütününde, Geleneksel İslâmcılığın gölgesinde öne çıkan yeni bir “Siyasal İslâm” vücut bulmakta: Piyasa İslâmı.

Batı değerleriyle eklektik bir uzlaşının ürünü olan bu İslam, Amerikan işletme kültüründen beslenmekte; özgüven edinme ve kendini gerçekleştirme stratejisine methiyeler düzerek bireysel başarıyı göklere çıkartmakta: geleneksel İslami yasakları, pazarlamanın ve kitle tüketim kültürünün gerekleri doğrultusunda yeniden yorumlamakta ve yumuşatmakta; siyasal İslâm’ın geleneksel hiyerarşik örgütsel yapılanmalarını bertaraf etmekte ve sosyal devletin altını oymaktadır.

Görsel, işitsel ve giyime dair İslami algıları ve dayanışma şekillerini baştan aşağı değiştiren Piyasa İslamı’nın baş aktörleri (dindar girişimciler, Batı modernitesinin kurum ve figürleriyle “barışmış” İslamcı yazarlar, İslami medyatikler –“İslamic barbie”ler…), her şeye rağmen ahlakçılıklarından vazgeçmemekte ve çoğulcu yaşam tarzlarını da hazmedememeketedirler.

Sosyolojik anlamda yeni kentli burjuvazilerin bayraktarlığını yaptığı bu İslam anlayışının temel amacı, Amerikan tarzı muhafazâkarlıkla birçok noktada örtüşen benzer bir “muhafazakar devrim” tetiklemektedir.

Böylece o çok beklenen “Müslüman Aydınlanması” idealinden çok uzaklarda; din, ahlâk, hayır işleri ve piyasa etrafında şekillenmiş bir fazilet ekseni doğrultusunda paradoksal olarak değerlendirilebilecek yakınlaşmalar (İslam-Amerika) gayet rahat gerçekleşebilmektedir. (Patrick Fetulla Hainne Gulen)

-I-

Yakın zamanda bir “FETÖ-Öz-kösecilik” ihaneti mümkün mü?

Yakın, orta ve uzun vadede  “Özkösecilik” sapkınlığının, FETÖ ihanetine benzer bir hainliğe dönüşmesi mümkün mü? Böyle bir ihtimal var mı?

Bazılarınıza bu soru “çok uçuk” gelebilir…

Ama bu soruyu şimdiden sormak zorundayız!

Niçin?

Çünkü, Fetullahçı Ajan Yapılanma’nın en büyük karakteristik özelliği neydi?

Sinsilik…

Kendini gizlemek

Fikirsizlik…

Gariban ve -meselelerden habersiz- gençleri kandırıp zehirlemek…

Amacını-maksadını, gayesini, dış yüzden “İslâm ve Müslümanların faydasına” diye makyajlayabilmiş olmak…

İslâm ve Müslümanlar adına her şeyi “istismar” etmeyi “meşru görmek…”

Peki bütün bu karakteristik özellikler, “Özkösecilik sapkınlığı”nda var mı?

Fazlasıyla var…

Bu noktalardan, FETÖ sapkınlığı ile Özkösecilik sapkınlığı neredeyse “ikiz kardeş” gibi benziyor birbirine…

Elbette, şimdilik FETÖ derecesinde bir “tehdit” olarak görülemez! Bunu kastedetmiyoruz!

Açıklama: (Özköse’nin 15 Temmuz’dan daha bir ay öncesine kadar FETÖ’ye “yaranma” maksadıyla attığı ve 15 Temmuz’dan hemen sonra sildiği “tweetleri” –ve benzer yaranma teşebbüslerini- göz önüne alırsanız, bunun her tarafa temenna çakan “riyakâr esnaf” karakterinin buna müsait olduğunu görebilirsiniz… Kafamızdan bir şey uydurmuyoruz! –Tabii o tweetleri silince, her şey unutuldu bitti zannediyor olabilir.-

Özet olarak, bunun bugün suretâ yaptığı "FETÖ karşıtlığı"(!) palavradır! "Riyakâr esnaf" tavrının tabii bir sonucudur! Eğer zerre kadar bir "vicdani dürüstlük" taşısaydı, bugün o "Hocafendi'ye güzelleme" yapan tweetleri silmezdi!

*

-II-

"Ölçü"ler sana uymayacak, sen "ölçü"ye uyacaksın!"

Biz, sapık olmayan birine “sapık” demekten Allah’a sığınırız…

Bu çok ağır bir vebâldir!..

Böyle bir vebâli bizim omuzlarımız taşımaz…

Biz “hüküm” vermiyoruz, “verilmiş hükmü” hatırlatıyoruz…

Sapıklığını gizleyen” bir sapığın da sapkınlığını hoşgöremez, olumlayamayız…

Daha esasda, bizim şuna buna ‘sapık’ dememiz de mümkün değildir;

Sapıklığı, sapıklık olarak tarif eden; Ehl-i Sünnet’tir…

Ehl-i Sünnet ölçülerine nisbetle “sapık” olan birine de, “Yok o sapık değil!” deme ehliyetini kendimizde görmeyiz…

Demek ki mesele;

Ehl-i Sünnet’i bilmekte, onun hangi konuda ne “hüküm verdiğini” bilmekte…

O zaman mesele çok daha net ortaya çıkar!

Anlayacağınız, kendi kafamızdan “yeni bir hüküm” vermiyoruz, verilmiş hükümleri nefsanî tefsircilerin yaptığı gibi “nefsimize göre” tefsir etmiyoruz!

Ehl-i Sünnet ölçülerine uymaya çaba sarfediyoruz…

 

-III-

"Olunması gereken sistem olarak ortaya konulmuşken..."

Duygu” birliği…

Düşünce” birliği…

İrade-Hareket” birliği…

(İnsan bunlardan ibarettir…)

Ve…

Bunlara bağlı olarak; “Gaye” birliği…

Bunu sağlayacak şey; Dünya görüşüdür… Fikir sistemidir… İdeolocya’dır..

Farklı usûl ve metodlar benimsemiş İslâmi yapıların ‘esas müştereği’, “İnsanı yeniden inşâ” eden, zihnimizi, kalbimizi, fikir ve ruh dünyamızı, hayatımızın anlamını ‘İslâm teknesinde’ yoğuran böyle bir ‘sistem-fikir-dünya görüşü’ en öncelikli mesele olarak, Türkiye’de Müslümanların temel meselesi olarak, Necip Fazıl ve Mirzabeyoğlu tarafından “inşâ” edilmiştir…

Bizim bulunduğumuz konum itibariyle tarif etmek gerekirse;

Bu şuna benzer;

Küfrün her türlü saldırı ve tehdidi altında, zehirlenmek ve boğulmak istenen bir ‘insan’ı, İslâm’ın gayesi doğrultusunda ve onları gerçekleştirmek üzere;

İlkokuldan başlayarak… Ortaokul.. Lise…

Üniversitesine kadar, -inancımız doğrultusunda kendi insanımızı yetiştirmek üzere- kurmuş…

Burada, ‘Özlediğimiz neslin vasıfları’ ile donatılmış bir nesil-kadro-kuşak yetişecek, inşâ edilecek, bir ‘sistem’ etrafında, o sistemi hayata geçirecek bir kuşak yetiştirilecektir…

Bunun fikri, sistemi, dünya görüşü hazırlanmıştır…

Faaliyet bu diyelim…

Tam bu noktada devreye 'piyasa İslâmı' giriyor

Özköse sapıklığı” işte burada devreye girip,

Okul önlerinde tezgâh kurarak, gençlerimizi uyuşturucuya alıştıran zehir tâcirleri gibi bir “görev” üstleniyorlar!

Onları, okuldan kaçmaya, eğitimini engellemeye, serseriliğe teşvik ediyor, okulu 'kırdırıyor', uyuşturucuya alıştırıyorlar…

(Burada “uyuşturucu” yerine;

Hedefsizliği… Gayesizliği…

Birlik ve beraberliği sağlayacak dünya görüşünden uzak tutmayı

Onu “engellemeyi…” Belirsizliği…

Aidiyetsizliği…” koyun…

Ve “Ehl-i Sünnet” dışı, sapık itikad ve anlayışları…

Bunları “marifetmiş”(!) gibi sunmayı…

Bu “dünya görüşü” tarafından “çözülmüş meseleleri” sanki, mesele değilmiş, sanki onlara gerek yokmuş gibi bir “yaklaşımı” da koyun…

Uyuşturucu” tâcirlerine benzeyip benzemediğine karar verin!

(Meseleyi bilmemek… Haliyle “çözümünü” de bilmemek… Birisi o “çözümü” ortaya koymuşsa, ‘ne çözümü ya!’ deyip kaçmak… Açıklama yapamadığı, izah edemediği her şeyi, tek satırlık cümleler halinde, –“nefsanî tefsirciler” gibi- nefsine ve keyfine göre “yorumlamak…”)

Bu durumu “daha anlaşılır” kılmak için basit bir “örnekleme” yapalım…

 

"Özkösecilik azgınlığı-sapkınlığı ile bir konuşma..."

-Ürüyen it ve yürüyen kervan nereye yürüyor?-

-Büyüttüğünüz meselenin ‘küçük- kısmı-

-Merhaba Adem abi…

-Merhaba güzel kardeşim… İnşaAllah, MaaşaAllah… Elhamdülillah…

-Nasılsınız, iyi misiniz?..

-Elhamdülillah… Oh oh.. Çok güzel, çok iyi… O da çalışıyor, şu da çalışıyor, bu da çalışıyor… Ben de çalışıyorum… -Birde ‘ürüyen itler’ var-… Kitap satışları da çok iyi… Ümmet, ümmet, ümmet. İftar yapalım, yemek yiyelim, en güzel ‘İslâmi faaliyetlerden’ biri de bu! Cami yaptıralım inşaAllah, siz bize biraz para verin!

-Tamam abi, sorun değil hâllederiz… İstediğin para olsun! Size birkaç soru soracaktım…

-Buyur sor güzel kardeşim, inşaAllah, MaaşAllah, Elhamdülillah…

-Abi ne kadar ‘İslâmî’ birisiniz, hayranım size…

-Sağol güzel kardeşim, hayranlarım çok, fanlarım çok, popülaritem yerinde İnşaAllah, maaşAllah, Elhamdülillah… Buyur sor…

-Muhterem Erbakan hocam nasıl biri?

-Ellerinden öperim…

-Alparsal Kuytul hoca hakkında ne diyorsunuz?

-Ellerinden öperim…Mutluluklar dilerim...

-Mustafa İslâmoğlu?..

-Elini ve eteğini öperim, Hilâl tv’de proğram varsa gelirim…

-Kenan Alpay?..

-Ellerinden öperim, severim, biriz beraberiz…

-Fetullah Gülen?..

-Saygı ve hürmetlerimi belirtirim, ama şu an konjonktür gereği öpemeyebilirim…

-İhsan Eliaçık?

-Teğet geçerim…

-Adülaziz Bayındır?..

-Ellerinden ve eteklerinden öperim…

-Şükrü Sak?..

 -Ellerin… Hı, ne! Kim?.. Ellerini kırarım! Had uygularım, iftira atarım, adam değildir o!

-Sizin “sapıklığını gizleyen bir sapık” olduğunuzu söylemiş?..

-Ne münasebet, ben Sünnetim, ehilim… Ehlim… Sünnet… İnanmazsan bak göstereyim…

-Neyi abi?

-Sünnet diyorum, sünnet… Kur’ân… Ayet… Sünnet…

-Ha, tamam… Abduh, Efgani, Teymiyye, HamidullahBirçok İslâm büyüğü bunların “Ehl-i Sünnet dışı-sapık” kollardan olduğunu söylüyor…

-Ellerinden öperim… Okuyalım, okutalım… Reklam edelim, gençlerimizi zehirleyelim,-pardon- eğitelim!

-IŞİD, DEAŞ, DAİŞ, El Kaide, Boko Haram?..

-Kafirler, zındıklar, dinsizler, imânsızlar, Allahsızlar, kitapsızlar!..

-Abi bir sakin ol!..

-Pardon, kaptırdım kendimi galiba…

-Büyük Doğu-İbda?.. Esseyid Abdülhakim Arvası, Necip Fazıl, Salih Mirzabeyoğlu?..

-………………………………………..

-Adem abi?..

-Susma hakkımı kullanıyorum… İsteseniz 'kapalı kapılar' ardına geçelim… Afrika’ya gidelim… Ümmet ümmet ümmet… Cennet’e oto stop çekelim… Rotamız alem-i İslâm... Gidelim, gidelim, yürüyelim...

-Adem abi, benim sormayı unuttuklarım olabilir?..

-Hepsinin ayrı ayrı ellerinden öperim, saygı ve hürmetlerimi belirtir, mutluluklar dilerim... Kitapları varsa, “Kur’an’dan yapalım”diyen, getir okutalım gençlerimize… Onları yetiştirelim! Adnan Oktar'ı sormayı unuttunuz! Onu da ben söyliyeyim. Ama iyi ki unuttunuz! Zor durumda kalacağız şimdi durduk yerde...

-“Fikir” ne Adem abi?..

-“İslâm’da düşünce yoktur” güzel kardeşim…

-“Abi bu söz Ali Bulaç’ın…”

-Damatlar bırakıldıysa, Ali Bulaç’da bırakılmalıdır… FETÖ şeyi şey değildir… Hak, adalet…

-Abi son bir soru daha sorabilir miyim? Bir de sizin için, utanmadan “ben onun abisi sayılırım” demiş..

-Abi… ağabeyler… Benim bir milyon yediyüz seksen beş tane abim var, bir o kadar da twettırda takipçim… O'na mı kaldım, ona  mı şeydeceğim... O trol, o tetikçi.. Ben, İslâm âlimi ve mücahidim...

-Erdoğan ve Ak Parti'ye de karşısınız o zaman?..

-Ellerinden Ö, öp.. Ak Parti'ye tabii ki... Karşı mı? Mıyım karşı? mıyım? Bak şimdi Osman hocam dedi ki.. Karşı mıyım? Yok ben aslında Çarşı grubuna karşıyım... Çünkü bu "Çarşı grubu" daha önce ikiye ayrılmıştı, biri herşeye karşıydı, sonra çarşı grubu bir pankart asmıştı, siz bilmezsini onu...

-Fikir diyorum abi?

-İslâm’da fikir yoktur. Kur’an okuyalım, hadis okuyalım, tefsir okuyalım, kelam okuyalım, akaid okuyalım, Afrika’ya gidelim, oto stop çekelim… Bakın, ben bir keresinde Afrika'ya gitmiştim...

-Abi ilahiyat fakülteleri var o işleri yapan, hemde gayet sistemli bir şekilde?

-Olsun, arada biz de okuyalım, belki onların okumadığı yerler vardır, olabilir...

-Bir de "İslâm temsil edilemez" diye paylaşmışsınız?

-İslam temsil edilemez.. Kur'ân var. Ne temsil etmesi... Ben "temsil edilemez" derken, bunu Osman hocam şeyapmıştı...  O zaman n'oluyor?.. Ben ederim, Osman hocam eder, Taha abi eder mi acaba?.. Yok, ben ederim... 

-Demek (Büyük Doğu-İbda'nın en başa aldığı)  İslâm’da “usûl ve metod” meselesini böyle hallettliniz?

-Liseye giderken bir Harita metod defterim vardı. Hiç unutmam. Birgün onu kaybetmişim... Ara ara, bir türlü bulamıyorum, derken...

-Abi uzatmayalım istersen…

Şu "kervan", hani "yolda düzdüğünüz" -"Kervan yolda düzülür" sözüne atfen- kervan?... Sorması ayıp olmazsa onu da bir açıklayalım okuyucularımıza... Nereye yürüyor?.. Var mı belli bir istikameti, konağı, varacağı yer, duracağı yer?

-İnşaAllah... MaşaAllah... Elhamdüillah güzel kardeşim... Benim kervanı soruyorsun değil mi?..

*

Tabii ki farkettiniz, bu "hayâlî" bir görüşme... Ama gerçeğe tıpa tıp uygun... Hatta "eksiği" var... "Özkösecilik sapkınlığı" dediğimiz zihniyeti dinamik bir usûlle tanıtmak için böyle yaptık... "Eksiği var..." dediğimiz kısımları da bilâhere tamamlarız... Sanıyorum, bu vesile ile bir "nebze" tanımış olduk, bu herkese "gülücükler" dağıtan ve böylece herkesi bir şekilde "idare" eden, tabii bu arada asıl kendi gemisini -pardon-kervanını(!) yürüten bu zihniyeti!

13831.jpg

 

13846.jpg

13441-002.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.