13831
  • BIST 99.639
  • Altın 141,604
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 19 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 28 °C

Şükrü Sak yazdı; "Sapıklığın güncellenmiş" hâli -I-

Şükrü Sak yazdı; "Sapıklığın güncellenmiş" hâli -I-
"Özköseci"lik riyakârlığını tanıyalım!

"Sapıklığın güncellenmiş" hâli -I-

-I-

(İki-üç bölüm hâlinde devam edecek bu makalede, bir meseleyi tartışmayı deneyeceğiz...

Buradan başlayalım…

Bu değerlendirmede, -eğer başarabilirsek-, küfür etmeden, hakaret etmeden, tahkir ve tezyife başvurmadan, tabii olarak “bir meseleyi tartışmayı” deneyeceğiz…

Konuşabiliyor muyuz, tartışabiliyor muyuz, eleştirebiliyor muyuz?

Bunu göreceğiz!

O yüzden de mümkün olduğu kadar teennili yazmaya gayret edeceğiz…

(Tabii bunları söylerken, aynı zamanda kendimizi de ‘kontrol’ ettiğimizi belirtmiş oluyoruz…)

En azından, kendi açımızdan, seviyeyi düşürmeden, kasdımızı ve merâmızı ortaya koyacağız…

Seviye düşse bile bunu “düşüren” biz olmayacağız!..

Çirkinliğini ve riyakârlığını, ‘popülarite’ ile kapatabileceğini düşünen…

Popülaritenin yoldan çıkardığı, azgınlaştırdığı bir tipi, tanımaya ve tanıtmaya çalışacağız…

Bunun üzerinden bir takım değişik meseleleri konuşmuş olacağız…

Aslında buna bizim hiç de ‘zahmet’ etmemiz gerekmiyordu…

“Toplum önüne çıkan” her insanın, bu anlamda “kendini tarif etmesi” gerekiyordu…

Bunlar "kendilerini tarif etmedikleri" için, bu yük de bizim omuzumuza kaldı maalesef!)

-II-

Sapıklığını gizleyen sapık!

Mevzunun evveliyatı da var ama, biz sondan başlayalım…

Ben bunun;

Sapıklığını gizleyen bir sapık” olduğuna hükmetmiştim…

Bu çok önemli bir ayrıntı gibi gelebilir…

Nitekim, Adnan Oktar’dan Mustafa İslâmoğlu’na kadar bir çok sapık, “sapıklığını gizlemeyen sapıklar” olarak kamuoyu önünde zehirlerini akıtıyorlar… Özellikle İslâmoğlu, “hem itkâdi, hem cinsî sapık” olması açısından önemli bir kriter…

Böyle insanlarla “bir ve beraber olmayı” midesi kaldıran bir adamın nasıl biri olması lazım?

Anlatması biraz zor olacak, ama deneyelim…

*

Sapık kimdir?..

Sapık… Sapma… Sapıklık…

Doğru ölçü”ye göre tarif edilebilir, açıklanabilir, tavır, düşünce, yorum, hâl, hareket…

O hâlde, mevzumuzla alakâlı olarak, bu kavramı tarif eden şey;

Ehl-i Sünnet vel Cemaattir…

“Ölçü”nün olmadığı yerde “sapık”lıktan, sapmadan da bahsedilemez! Zira, “neye göre sapma ve sapıklık?” sorusu havada kalır!

Bu meselede ve her meselede “ana ölçü” budur!

Temel, ana esas, asıl sütun budur!

Ehl-i Sünnet; sadece bir mezhebin adı değildir; İçinde, başta amelde 4 hak mezheb, itikâtta iki hak mezhebin olduğu, yüzlerce anlayış, yorum, uygulama farklılıklarının olduğu “ana cadde”dir…

Temel kriter:

İşte, bütün “sapık kol ve anlayışların” (Özköse’cilik de dahil) üzerine örtmeye çalıştıkları hakikat budur;

-“Biz bu dâva peşinde, som iman ve bu som imanın bütün kâinatı kuşatması için gerekli som fikriyat cephesinden, «Allah» demenin bile yasaklandığı bir hengâmede, som küfre karşı hareket eder ve yaptığımız işi şakaya benzetemeyip kakaya alanların türlü cevr ve cefası altında inlerken, birdenbire gördük ki, o günedek tahtakurusu sürfeleri gibi karyola tahtalarında saklanan ve ortaya çıkamayan birtakım sözde müslümanlık gayretkeşleri kasa açılmaya yüz tutunca yuvalarında fırlamış, ardımızı tutmuş ve dâvamızı helâk edebilecek bir iklim yuğurmaya başlamıştır.

· Bunlar, son yılların yeni müctehid taslaklarıdır ve bazı İslâmî öğretim müessiselerinden bazı dergilere, kitapçılara ve kitabevlerine kadar sirayet yolundadır. İşleri de İslâmı küfre karşı savunma değil, farkında olarak veya olmayarak kendi içinde bozma, lekeleme ve çürütme... Küfür cephesinin şaka diye alacağı ve gülümseyerek yol vereceği bir iş, bu...

· Bizse bu işin şakasını değil, onlarca kakasını temsil ediyoruz, ve bu halimizden bellidir ki, temsil hakkı, «Sünnet ve Cemaat Ehli» anlayışından zerre feda etmecesine ve hiçbir pazarlığa yanaşmamacasına bizde... (İdeolocya Örgüsü, sh; 464)

Bu tesbit, bugün içinde aynen geçerlidir…

Buradaki;

“Dâvamızı helâk edebilecek bir iklim yuğurmaya…. İşleri de İslâmı küfre karşı savunma değil, farkında olarak veya olmayarak kendi içinde bozma, lekeleme ve çürütme... Küfür cephesinin şaka diye alacağı ve gülümseyerek yol vereceği bir iş…”

Bugün bu işi hakkıyla(!) yapanların başında da bu “özköse kafası-sapkınlığı” vardır!

Açıklayacağız…

*

Benim kavlimce bu “sapık”tı…

Sapıklığını gizleyen bir sapık…

Ama daha ötesi de varmış…

Maddeler halinde sıralayalım:

-İbda fikir ve aksiyon hareketi, 1990’lı yıllırdan itibaren bu örtülü işgal yapılanmasını “Fetullahçı ajan yapılanma” olarak tarif etmiş ve bununla her türlü mücadeleyi vermiştir. İsbatlı, delilli, belgelidir!

Buna rağmen, ilk başlarda bu hareket katılan bu “özköse”, FETÖ’ye yaranmak için, 15 Temmuz’dan daha bir ay öncesine kadar, Amerikan ajanı bu sapık vaize, “Fetullah Gülen hocaefendi” diye nahif sitayişlerde bulunan biridir…

O zamana kadar bu ajan yapılanmayı bilmeyenler “masum” sayılabilir…

Ama bu “özköse” bildiği halde, onlara yaranmaya çalıştığı için böyle bir tavır içine girmiştir!

Yani bildiğiniz “riyakâr esnaf” tavrıdır bu!

*

Neyse kafanız karışmasın, maddeler halinde sıralayalım… Hepsini de tek tek dellilendireceğiz…

1-İBDA dünya görüşüne ve İbda’ya karşı tavrını, 2000’li yıllardan sonra, kaçarak-uzaklaşarak ortaya koymuştur!

2- FETÖ’ye temenna çakan bir duruşu vardır… Her zaman olmuştur!

(FETÖ’nün bütün içyüzünü İbda’dan dolayı biliyor olmasına rağmen…)

3- FETÖ’nün ihaneti karşısında sessiz kalmış ve onaylamıştır…

Rüzgârın onlardan yana estiğini düşündüğü için, “olgun aydın”(!) pozlarında bu ihanete sessiz kalmıştır!

4- Ehli Sünnet’in kalesi olan Büyük Doğu-İbda’dan rotayı kırdıktan sonra, hem itikadî sapık, hem cinsi sapıklığı tescilli Mustafa İslamoğlu ile “bir ve beraber” olmuş, onların kanalı ikinci adresi olmuştur!..

5-İBDA’ya, Kumandan’a, Ehl-i sünnete bağlılığı malûm olan, sapık anlayışlara karşı net olan, 15 Temmuz’un “İBDA şehidi” Halil Kantarcı’yı, işine geldiği yerlerde “istismar”a yeltenmiş, onu bağlı olduğu fikir-dünya görüşünden ve hareketinden “ayrı olarak”, göstermiş, bunu da yine “riyakâr esnaf” tavrı ile yapmıştır!

6- Okuma grupları adı altında, gençleri, “Büyük Doğu-İbda külliyatı”ndan uzak tutmak için büyük bir çaba sarfetmiş, o gençlere, çoğunlukla, Ehl-i sünnet dışı sapık kitapları okutmuş, onları tavsiye etmiştir… (Onların da bir kısmını, ‘profilinden’, sonradan kaldırdı!)

7-Türkiye’nin yerli ve milli ana damarı olan –en genel anlamda- “İslâmî hareketi” kimliksizleştirme maksadıyla, inanılmaz derecede bayağı ve sapık bir yol tutmuştur! (Bu "kimliksizleştirme" meselesini açacağız...)

Dürüstlük, “popülarite ve şöhretle” kıyaslanamayacak bir erdemdir!

Şimdi…

Sadece “dürüstlük” icabı açıklaman gereken konular:

1-İbda’cı mısın, İbda Dünya görüşüne bağlı mısın değil misin?

(Delikanlı gibi çıkıp; “Evet, ben bir zamanlar İbda’cılara takıldım, ama bu yolun yanlış olduğunu, Esseyid Abdülhakim Arvasi, Necip Fazıl ve Mirzabeyoğlu’nun yanlış adamlar olduğunu, bunların fikirlerinin yanlış fikirler olduğunu gördüm ve onlardan uzaklaştım” diyeceksin! Aksi bir durum varsa-neyse artık-onu söyleyeceksin! Biz bunu bilmediğimiz-bilemediğimiz için kafamız bulanıyor! Bizi bu hususta aydınlatman, kafamızdaki soru işaretlerini gidermen gerekiyor!)

2- 15 Temmuz’a gelinceye kadar FETÖ ile ilgili tavrını net bir şekilde, dürüstçe, kıvırmadan ortaya koyacaksın! (Biz biliyoruz… Zehirlediğin genç arkadaşlar da bilsin…)

3- Ehl-i Sünnet dışı-sapık oldukları bilinen; Mustafa İslâmoğlu, İhsan Eliaçık, Hakan Albayrak, Alparslan Kuytul, Abdülaziz Bayındır gibi sapıklarla ilişkini, onları “olumlayan” tavırlarını, onları “kucaklayan” hâl ve hareketlerini dürüstçe açıklayacaksın! (Ki, bunlardan hem itikadi hem cinsî sapık İslamoğlu ile birlik ve beraberliğin gençlerin dikkatinden kaçmış olabilir! Gizlemeyecek ve gizlenmeyeceksin…)

5-IŞİD’e saldıracağım derken, -IŞİD yanlış bir örgüt- Abdülaziz Bayındır, Mustafa İslâmoğlu, İhsan Eliaçık gibi, IŞİD’den daha sapık bu adamları, gençlere “IŞİD Müslüman alimlere saldırıyor” diye savunmaya ve pazarlamaya kalktın mı?

4-Birbirine zıt ve aykırı bu kadar “grup ve yapı” ile aynı anda nasıl beraber oluyorsun? Bunun makûl bir açıklaması var mı?.  Bu kadar “mezhebi geniş” bir yaklaşımı kamuoyuna nasıl izah edebilirsin?..

5-Eski arkadaşlarını niçin sattın, onlardan niye uzaklaştın? Onlar sana bir “kötülük” mü yaptılar, yoksa sen bir takım kirli ve pis hesapların, bayağı pazarlıkların olduğu için mi böyle bir yolu tercih ettin! Menfaat hesaplarına uymadığı için mi onları “tanımazlıktan” geldin!

6- Hak ve adalet kavramını, kendi “kaypaklıklarını” perdelemek için kullandığın anlaşılmasın diye çektiğin numaraları, -bizi bırak- kendine nasıl “yedirebiliyorsun?”

7-“Sapıklığını gizleme” dediği için Şükrü Sak’ı tehdit etmeye yeltendin mi?

8- Bu Almanya’da zengin(!) olduktan sonra, “köye dönmüş Alamancı” havası, -görgüsüzlüğü- “bizim mahalleye” karşı biraz ayıp olmuyor mu?

*

(Okuma parçası -I-)

Gençlere açık mesaj:

Sevgili gençler; “Oto stop çekerek” cennete gidemezsiniz!

“Cennete oto stop çeken” bu riyakâr esnaf arkadaş sizi yanıltıyor!

Oto stop çektiğinizde her hangi bir araba dursa bile, sizi “cennete” değil, Allah korusun “cehenneme”, hatta “cehennemin dibine” kadar götürebilir!

O yüzden dikkatli olun!

Sizleri, “Oto stop çekerek cennete gidebileceğinize” inandırmaya çalışan bu “görgüsüz Almancı”ya soru sorun! Hemen fark edeceksiniz!

Aslında söylemek istediğim şuydu;

Bizim gibi İslâm’la bağları “zorla koparılmış” toplumlarda, “mühtedî-hidayete ermiş, İslâm’la tanışıp Müslüman olmuş” kimselerin hikâyeleri her zaman ilgi çekici olmuştur, olmaya da devam edecektir!

Fakat, bunu “arebesk kültürün” bir malzemesi olarak sunup, paraya tahvil edenlerin, “mühtedî” iken, “hidâyetten uzaklaşanların” hikâyesi de aynı derecede “ilginçtir…”

Hatta daha da ilginçtir!

Bunu eninde sonunda anlayacaksınız!

Küfre “hakikati götüren-tebliğ eden” Fatih’lerin toplumundan, “doğruyu başkalarının oto stoplarında bulan” bir nesile evrilişin hikâyesi anlatılabilse gerçekten de çok ilginç olur!

 

ZOR SORULAR

Bunları sen, “ASS” sınavı (Adam Seçme Sınavı) soruları diye oku ve bildiklerini cevapla, bilmediklerini boş bırak!

A-FETÖ’ye sürekli ‘kapıları açık’ tuttun mu?

B- 15 Temmuz öncesine ait, FETÖ’yü eleştiren bir tane makelen veya –tweetin- var mı?

C- Kendini “hiçbir şekilde eleştirilemez, dokunulamaz” biri olarak mı görüyorsun? Seni eleştirenleri ‘tehdit’ ediyor musun?

D- Bizim hakkımızda ‘pelikancı’ filân diye sağı solu arayıp, kirli propaganda işlerine devam ediyor musun?

E- Kendini, hiçbir gruba, partiye, yapıya, cemaate “ait” olarak görmediğine göre, “Özköseciler” diye yeni akımdan söz edebilir miyiz? Bu akımın en temel ilkesi, “her tarafa temenna çak, menfaatin neredeyse oraya yanaş” mı?

F-Temel meseleler nedir ve senin bu temel meselelere getirdiğin, sana ait bir “çözüm yolu” var mı?

G- Senin dışında, başka grup, cemaat, yapı ve insana bağlı olanların hepsi “putperest” mi, onlar, “kendi grup-cemaat ve liderlerini putlaştırıyor”(!) sense “Kur’ân’a mı çağırıyor”sun?

Ğ-Şu ‘Sabah Namazı Devrimi’nın adını, adam gibi, “Sabah Namazı Buluşmaları” yapacak mısın? Ne zaman yapacaksın? Yoksa bunda “ısrarlı” mısın?

(Eğer ‘ısrarlıysan’, Öğlen, İkindin, Akşam, Yatsı namazları için de, ‘isyan, kalkışma, ihtilâl gibi –haşa- orijinal buluşlar(!) yapacak mısın? Hac, Oruç, Zekat ve Kelime-i şehadet içinde aynı şey?..)

H- “Hak ve adalet” kavramlarını, kendi ‘pazarlıklı ilişkilerin’ ve düşük seviyen için paravan yapmaya devam edecek misin?..

G- Her ne kadar 20 senedir görüşmesek de, ben senin "abin" sayılırım :) İnsanın abisine saygısızlık yapması "İslâm ahlâk ve terbiyesine" uygun mudur?

*

(Okuma parçası -II-)

-"Kendini tarif etmiş" insanlara bunu sormuyoruz!

Dikkat etmişsinizdir;

Toplum önüne çıkmış ve “kendini tarif etmiş” insanlara bunu sormuyoruz…

Bir Mustafa İslâmoğlu’na…

Bir İhsan Eliaçık’a…

Bir Abdülaziz Bayındır'a...

Bir “Erbakan”a…

Bir Osman Öztürk’e…

Ve benzerlerine…

Niye?..

Çünkü bunları, yaptıkları, söyledikleri, anlattıkları ile “kendilerini de tarif etmiş” oldukları gibi, düşünceleriyle, programlarıyla, yaptıkları ve yapmak istedikleriyle kendilerini "gizlemiyorlar"da!..

Peki sen neden buna ihtiyaç duyuyorsun?

Neden "kendini, kimliğini, anlayışını" gizliyorsun?

En zor ve kafa karıştıran soru

Ankara'nın göbeğine dikilebilecek "Halil Kantarcı Kültür Merkezi" gibi bir ihtimal ve potansiyeli, götürüp, kuş uçmaz kervan geçmez Afrika'nın ücrâ bir yerine gömdün?

Niçin?..

İbda'nın-15 Temmuz direnişinin bu büyük kahramanını "unutturmak" için mi, yoksa 'hatırlatmak'(!) için mi?

Çünkü; Ankara'nın göbeğine, pekâla dikilebilecek bir; "Halil Kantarcı Kültür Merkezi", onun davasını, mücadelesini hep canlı ve göz önünde tutucaktı... Arkadaşları, gönüldaşları gelip orda, onun artık, bütün Türkiye'ye mal olmuş mücaledesini anlatacak, yaşatacaktı, gençler görecek, tanıyacak, bilecekti!

Rahatlıkla ve kolaylıkla yapılabilecek böylesine hayati derecede önemli bir işi, götürüp Afrika'nın bilmem neresine gömdün? 

Niçin?

13441-001.jpg

  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.