• BIST 94.887
  • Altın 245,468
  • Dolar 6,3495
  • Euro 7,4057
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 22 °C
  • Konya 20 °C
  • İzmir 27 °C

Şükrü Sak yazdı; (Salih Mirzabeyoğlu ile Zindan konuşmaları): "Beynimi allak bullak ettin!"

Şükrü Sak yazdı; (Salih Mirzabeyoğlu ile Zindan konuşmaları): "Beynimi allak bullak ettin!"
11 Mayıs... 2013...

ic-bir-004.pngic-iki-002.png

 

11 Mayıs

 

"Beynimi allak bullak ettin!"

 

Belli belirsiz bir yere doğru akan zaman, burada mevsimlerin farkına varmak da imkânsız. Gerçi dışardayken de varamıyorduk ya...

Ölüm Odası’nın kapısındayım, iki buçuk gibi, “Gel gel… Sağol… Ne zaman kalktın?”

-Geç kalktım efendim, iki gibi…

-“Ha, sen de yeni kalktın yani…”

-Evet…

“Muamma” üzerinde, devam ediyor.

-“Burada hata gibi çıkan bir mesele var, aslında değil. Böyle bir usulle mesele buraya çıkıyor…”

Ve mevzunun açılımları…

-“Bütün hikâyesini de yazdım, gelişini filân, bu sayı tamamen bu mevzu oldu… Aslında açtıkça açılıyor, diğer konularla doğrudan irtibatlı hususlar da var ama, bu sefer öbürleri örtülü kalıyor, dağılıyor mevzu… Bir de bu kadar tevafuk. İşte burada “zuhurât” mânâsı çok açık, bu anlamda tam oturdu. Bu kitabı bana verirsin artık…

-Tabii efendim, Kayan Yıldız Sırrı’nı imzalayıp verirseniz, neden olmasın, fırsatçılık gibi olmasın ama.. :)

Kumandan’ın hücre kapısı kapanıyor.

-“Bu Metris’de bir zuhurat olmuştu…”

-Allah Resûlü ile ilgili bir zuhurât?

-“Evet… Neyse, onunla ilgili bir mesele var da o yüzden hatırladım… (…) Bu Nedim’in şairliği de öyle pek matah bir şey değil, orta düzeyde… Gariplik şurada, üç yüz sene önceden… Sadece onları yazmak için diğerlerini yazmış gibi… Ebu Halid’e, Halid bin Velid’e, Üstad’a, Abdülhakim Arvasi’ye bakan yönü bir tarafa… Hz. Ali’nin lakabı, Ebu Turab… Mânâsını biliyorsun, yazdım daha önce…”

-Muamma çözüldü efendim…

-“Evet, muamma çözüldü… İlâhi ibdada rastgelelik yoktur…

-Efendim şöyle bakınca, bu kadar şeyden geçip, tam doğum gününüzde sizin gözünüze değmesi, oradaki zuhurat anlamıyla doğrudan örtüşüyor, yoksa öbürü adrese teslim mektup gibi, o kadar olmaz yani… Daha açığı olmaz anlamında…

-“Tabii tabii… Said-i Nursi Hazretleri’nin bu konudaki tavrını biliyorsun, “Ben miyim acaba?” diye bazı işaretlere bakarak, sonra olmadığını görüyor, ben o değilim diyor… Bu bir iddia mevzu değil, keyfiyet işi. Keyfiyet; görünen. Bir meselede o keyfiyet görünüyor mu, tamamdır. Koştuğuma göre, ayrıca “koşuyorum” demeye gerek yok, bunun isbatına da. Koşmam gösteriyor zaten…”

*

-“Adam var, köpek tabiatlı… Ama neylersin ki, dünyanın çarkları da onlar sayesinde dönüyor..”

*

“Yağmurlu bir günde”

 

"Beni sen mahfettin, beynimi allak bullak ettin..."

 

(Dün… Üstad’la ilgili, O’na nisbetine dair konuşurken… “Ben O olmuşum” diyor… Ve ilk defa Tilki Günlüğü’nde “eksterm bir hadise” olarak geçen, Gölgeler romanında “Dergide Âdem” başlığı altında hikâye edilen o tabloya dair konuşuyor… Cahit Zarifoğlu’nun Mavera özel sayısında anlattığı o çarpıcı tablo… Üstad ile Kumandan arasındaki nisbeti anlamak için, görmek için, -muhal farz- hiçbir şey olmasa bile, sadece o tablodaki yakıcı gerçek yeter… Değil mi?.. İnsan olana tabii…

Yağmurlu bir günde üzerine iki köpek de havladığı hâlde kapısına dikilip, beynimi allak bullak ettin…” Bizim dış yüzden bildiğimiz, Cahit Zarifoğlu yazmasa onu dahi bilemeyeceğimiz o müthiş tabloya dair… Üstad o “meçhul kahramanı” Cahit Zarifoğlu zannediyor ya, işte o mevzuu…

-“Sen, dedi; evvelki yıl, zifiri karanlık bir geceyarısı, yağmurlu, fırtınalı bir havada, üzerine iki iri köpek de durmadan hırladığı halde, güm güm kapımı vurup, saçın, üstün başın perişan ve meczup, âdeta yakama yapışarak "beni sen mahfettin, beynimi allak bullak ettin" diyen şahıs değil misin?”

“Değilim” diyerek devam ediyor Zarifoğlu, “Kendinde Üstad’tan başka bir şey kalmamıştı”…)

Fikirde fâni olmak…” gibi bir meseleye yabancı olanlar bile, Kumandan’da Üstad’dan başka bir şey kalmadığını görüyor, bunu, böyle “ekstrem-aşırı” bir örnek diye tanımlıyordu…

İşte bu konu; meseleyi bağlayıcı öz de bu;

-“Ben O olmuşum…”

(Bu “fikirde fâni” keyfiyet karşısında, keşke bizim de “beynimiz allak bullak” olsaydı da, (O nurun kaynağından gelen tesire açık olma, o tesirin altına girebilme istidadına açık olma anlamında) yaşayan “son insan örneği” karşısında hiç olmazsa adam gibi Müslümanlar olarak yer alabilseydik…)

17352-001.jpg

17373-001.jpg

17471.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.