• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 17 °C
  • İzmir 23 °C

Şükrü Sak yazdı; "Güncelleme" veya "Koşuuun, din elden gidiyor!"

Şükrü Sak yazdı; "Güncelleme" veya "Koşuuun, din elden gidiyor!"
Bu İslâm dışı ham yobaz kaba softa zihniyeti hiç değişmedi, dün Abdülhamid'e aynı kafayla saldırdılar, bugün Erdoğan'a aynı argümanlarla saldırıyorlar; "Koşun ey ahali, din elden gidiyor!"

nabiz-haber-ozel-yeni-105.png

 

 

Güncelleme

"-Koşuuun, din elden gidiyooor!"

 

Şükrü Sak

 

Mesele herkesin malûmu olduğu için ayrıntıya girmiyorum…

Erdoğan ne demek istemiş olabilir?

Sonda söyleyeceğimi de başta söyleyeyim;

Güncelleme” ifadesi problemli bir ifade…

Maksadı tam olarak yansıtmayan bir ifade…

Ama buradan kastın;

-“Hadi arkadaşlar, şu Ayetleri, Hadisleri değiştirelim, enine boyuna bir reform yapalım, hatta CHP’nin 1940’lı yıllarda yapamadığını şimdi yapmanın tam zamanı, sıvayın kolları”

Demek olmadığı da çok açık ve net!

Böyle bir şey düşündüğüne, bunu kastettiğine inanmıyorum!

(Ama birilerinin aynen buna "inandırılmaya" çalışıldığını da görüyoruz...)

Son yedi sekiz senelik Erdoğan pratiği, bu ifadeden kastın “dinde reform” olmadığının en bariz ve somut delili!

Bu sözler üzerinden;

-Yok canım, adam basbayağı dinimizi değiştirecek

Diyen salaklığa da itibar etmiyorum!

(Ama, şu “İslamcı görünümlü” kel keleş takımın “algı operasyonları”na malzeme olarak bu söze mal bulmuş mağribi gibi sarıldıkları ortada… Bu ifadeleri, Erdoğan’ın ‘reformist, kafir, zındıklığına’ delil olarak kullanmaya başladılar bile… Bunların, Ulu Hakan Abdülhamid Han’ın karşısına geçip;

Şeriat isterüüük” diye bağıran ham yobaz ve kaba softa zihniyetinden bir farkları yok!..

Erdoğan’ın “İdeolocya Örgüsü”ne yaptığı esaslı vurgu üzerine tek satır edemeyen bu “hocacı” gevşek takımı, Erdoğan’ın bu sözü üzerine büyük bir “algı operasyonuna” başladılar bile… Bunların sahici bir “din gayretinden” kaynaklanmadığı, tam tersine arkadan –siyasi maksatlarla- “gazlanan” bir keskinlik olduğunu düşünüyorum!..

Neden? Çünkü aynı zihniyet bundan bir kaç hafta önce, kendilerinin dışındaki herkesi, -beni de- "tetikçi, şantajcı, troll" ilân etmişlerdi!)

Şimdi bunu da "fırsata" dönüştürmek için "algı operatörlüğüne" başladılar bile;

"-Ey ahâliii, koşuuun! Din elden gidiyooor! Erdoğan dinimizi değiştirecek.."

Böyle bir şey olmadığını bile bile kampanyanın düğmesine bastılar bile...

*

Sahte din” üretmenin ne demek olduğunu…

Bunun üzerinden devlet geleneğimizin nasıl işgal edildiğini…

Yüzbinlerce insanın nasıl mankurtaştırılıp, İslâm ve Müslüman düşmanı “Müslüman”(!) haline getirildiğini… 

Her durumda, Amerikan çıkarlarını önceleyen, vatanını ve milletini satan, insanımıza gözünü kırpmadan kurşun sıkan zehirlenmiş, ajanlaşmış bir “Müslüman”(!) modeli ortaya çıkarıldığını, FETÖ projesinde gördük…

Bütün millet gördü…

Şimdi…

Bu “ihanet projesi” hangi kaynakları kullandı ve böyle bir ihaneti başardı?

Tabii ki İslâm’ın temel kaynaklarını “yorumlayarak”…

Aslında Erdoğan “ham yobaz-kaba softa” anlayışına tepki göstermek isterken, farklı bir şey söyledi…

Türkiye’de, İslâm üzerinden kurgulanmış 40 yıllık “sahte din projesi FETÖ”yü bir tekmede deviren bir adamın, bu projeyi andıran yapılar karşısında gösterdiği, -maksadını ifade etmeyen- sözler bunlar…

O halde?..

Erdoğan, bir “ham yobaz kaba softa” anlayışına tepki gösterdi.

İslâm” deyince sopa ile kadına saldırmayı anlayan –ve “İslâm” diye bunu anlatan- modernist bir ham softanın yorumuna tepki gösterirken söylediği sözler, “algı operatörleri”nin ağzına sakız oldu!

Muhtemelen kastettiği şuydu;

Günümüzün ihtiyaçlarına cevap verilmesi bu şekilde olmaz…

Nitekim bugün İbrahim Kalın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, meramı ve kasdı tam olarak açıkladı;

“Ezmânın tegayyürü ile ahkâmın tegayyürü inkâr olunamaz…

Bu Mecelle kuralına göre zamanın değişmesiyle ictihadi hükümler ve yorumlar değişir ve yenilenmeye ihtiyaç duyar. Kur’an ve Sünnet’in ortaya koyduğu hükümler ise sabittir

Kastedilen budur.”

Demek ki neymiş;

Hadi arkadaşlar dinde reform yapıyoruz!

Değilmiş…

Bu meselenin aslı da, İbda Külliyatı’nda, “tâbir ve tevilin hakikati” olarak gösterilmiştir.

Bu vesile ile, “zamanın ihtiyacı” olan asıl meselenin anlaşılacağı ihtimali de beliriverdi;

İslâm’a Muhatap Anlayış davası

Yüzyılın ihtiyacı budur!

Bu ihtiyaç kendini şu veya bu şekilde dayatmaktadır…

Bu meselenin aslı da;

Üstad Necip Fazıl’ın “İdeolocya Örgüsü’ne ek, Akıncı Güç kadrosuna ithaf” olarak yazdığı, -yani İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’na- “İslâm’ı yenilemek” başlığı altında özetlenen şu manifestodur:

“İSÂMI YENİLEMEK

İslam yenilenmez. Anlayışı yenilemek gerek…

Anlayış mı, nurun aynadaki aksi… Aynayı yenilemek…

Güneş yenilenmez. Göz yenilenir…

İslâm, başı ve sonu olmayan ebedî yeninin ismi… Ona her an biraz daha nüfuz etmektir ki, yenilik…”

Günümüzün “ham yobaz kaba softa” anlayışlarını, ölçüleri kendi sefil seviyesine göre yorumlayan “İngiliz İslâmcılığı” dediğimiz zehirli yılanı, reformacıları, nefsani tefsircileri, sahte şeyhleri, bütün sapık yapıları silip süpürecek olan da budur;

İslâm’a muhatap anlayış!

FETÖ denilen ajan yapılanmaya karşı da, fikri, siyasî, itikadî olarak karşı durabilmenin, onu kökünden söküp atabilmenin anahtarı da buradadır!

İslâm” deyince, sopa ile kadına saldırmayı anlayan Nurettin Yıldız gibi modernist ham yobaz kaba softalığa ve benzerlerine karşı da “hakikat balyozu” budur;

İslâm’a muhatap anlayış

*

Son bir söz de;

Nurettin Yıldız gibi, İslâm ahlâk ve terbiyesinden yoksun bir adama soruşturma açılmasını “Yunan Mezâlimi” gibi gösterip, “Nurettin’in yanındayız, arkasındayız, kıyısındayız, köşesindeyiz” keskinliği yapanlara… Gidin ve orda kalın mümkünse!

Sahabeye, İslâm büyüklerine, Osmanlı’ya saldırarak, düşmanlık ederek, “din anlatan”(!) bu ve benzeri zatların hiçbir yerinde değiliz!

Biz onlardan uzağız!

Büyük Doğu-İBDA dünya görüşünün her anlamda tepelediği ve mahkûm ettiği bu zihniyeti, “Onlar üzerinden İslâm’a saldırıyorlar” salaklığı ile sahiplenemeyiz…

Bu “popülist’ karaktersizlikle bizim bir alakamız yoktur!

Bunlar bugün, “Fetullah hocfendi üzerinden İslâm’a saldırıyorlar, muhterem hocfendiye lâf söyletmeyiz!” diyemiyorlarsa, mama kaygısındandır… Tiyniyetlerinin ve karakterlerinin müsait olmadığından değil! Nitekim bunlardan, her tarafa "yeşil ışık yakan" Öz mü öz köse biri, -15 Temmuz'dan bir ay önce kadar filan- "Fetullah hocafendi"ye(!) güzelleme yaptığı tivitleri silerek "arınmıştı..."

Bunlar da "tivitleri siler ve arınırlar..."

Bundan şüphem yok!

Bizim bu konulardaki tavrımız hiç değişmeyen ve değişmeyecek olan manifestomuz;

"Doğru Yolun Sapık Kolları"dır! Net!

*

Bu vesile ile gündeme gelen, "İslâm'ı yenilemek" meselesine dair...

Bugüne kadar hiç bilinmeyen, çok esaslı bir hususu da, bu vesile ile sizlerle paylaşalım…

Bu mesele, “Salih Mirzabeyoğlu ile zindan konuşmaları”nın –henüz yayınlanmamış- ikinci cildinde geçen bir mevzu;

Üstad, İdeolocya Örgüsü’ne ek olarak yazdığı, “İslâmı yenilemek” yazısını Kumandan’a gösteriyor, henüz yayınlanmamış… ‘Nasıl buldun?” sadedinde… Salih Mirzabeyoğlu, biraz da çekinerek ‘Üstad’ım, bu ‘yenilemek’ deyince yanlış anlaşılabilir’ diyor. Tabii Kumandan bu sahneyi anlatırken, kendi tavrından, Üstad’ın jest ve mimiklerine varıncaya kadar ayrıntılı bir tablo çiziyor. Sonra, Üstad, yazıyı alıyor tekrar ve…

Ortaya o muhteşem manifesto çıkıyor; İslâma Muhatap Anlayışın ne demek olduğunu üç cümlede özetleyen, vuruculuğu nisbetinde derin, derinliği nisbetinde çarpıcı, her türlü yanlış anlamaya ve yorumlaya kapıları kapatan o manifesto;

“İslam yenilenmez, göz yenilenir!”

***

Ek-

Dediğimiz gibi çıktı!

Bu değerlendirmeyi dün akşam yapmıştık...

Bugün sabah yayınlandı... Öğleden sonra ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynen dediğimiz gibi, "yanlış anlamaları" düzeltti, maksadını ve meramını net bir şekilde ortaya koydu, sözlerine açıklık getirdi...

Erdoğan konu ile ilgili şunları söyledi;

"Biz dinde reform istemiyoruz. Böyle bir şeye haddimiz yok..."

Dedi.

"Bunların uygulamadaki karşılıkları elbette zamana, şartlara göre değişecektir. Mecelle kaidesidir, yani; "Ezmânın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz". Biz içtihatları değiştirmezsek, uygulamaya ilişkin kuralları uygun şekilde yenilemezsek sadece kendi kendimizi kandırmış oluruz. Müslümanlar sürekli kendilerini geliştirmek durumunda.

"Biz dinde reform istemiyoruz. Böyle bir şeye haddimiz yok. Ama çıkıp da kadınlarla ilgili, yaşlılarla ilgili konuşmaların İslam'a getirdiği lekeyi görmezden gelemez.

Türkiye'de din eğitim ve öğretiminin sağlıklı bir temel üzerinde yaygınlaştırılmasına ihtiyaç var. FETÖ tecrübesi bu bakımdan çok önemlidir.

Bizim ilahiyatçılarımız, Dinayet İşleri Başkanlığımız, bunlar meydanı FETÖ gibi alçaklara bıraktılar, toplum bu hale geldi. Bu bize örnek olmayacak da hangisi bize örnek olacak."

Dedi...

"Ömrünü İslam'a adamış ilim adamları ile bu meselenin üstesinden geleceğimize inanıyorum. Bu konuda ilgili kurumlarımızın ve muteber ilim adamlarımızın daha cesur davranmasını rica ediyorum. Aksi halde hep birlikte çok büyük bir vebal altında kalacağımız açıktır.

Kitabımızın, İslam'ın hükümlerini sağa sola evirip çevirmeye hakkınız yok. Bu tür gözlüklerle bakarak, dinimize fatura kesmeye de hakkınız yok. "

Etiketler:
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.