11656
  • BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 4 °C
  • Konya 9 °C
  • İzmir 13 °C

Şükrü Sak yazdı; Emin Çölaşan olarak Nuray Mert!

Şükrü Sak yazdı; Emin Çölaşan olarak Nuray Mert!
"Osmanlı'nın yitik mirasının peşine düşmek" bir 'kompleks' değildir hanfendi! Kompleks, "Osmanlı" adını duyunca "irkilmektir!"

Emin Çölaşan olarak Nuray Mert

Nuray Mert’i bilirsiniz….

Ülkemizin en “kafası karışık” yazarlarından biri sanırım o…

En kafası karışık ve en çok “savrulanlardan” biri…

Liberal demokratlıktan, “Kürtçü-faşist bölcülüğüğe”, ordan “Cumhuriyet” bataklığına kadar, bir uçtan öbür uca savruldu…

Bu derece; “kafası karışık” birine, geçmişini, tarihini, toplumunu, siyasetini, gittikçe, her toplumun kendine has bir “değerler skalası” bulunduğunu, en azından buna saygı gösterilmesi gerektiğini “hatırlatmanın” bir anlamı olabilir mi?..

Olmaz!..

Zira onların, “doğru” diye bildikleri, savunabilecekleri sistematik bir “değerler sistemi” yoktur… Varsa da, savrulmalardan dolayı “ağır hasar” gördüğü için, zihinsel tutarlılıklarını onlara da dayandıramazlar!..

Daha da doğrusu onların;

“Düşünce-fikir namusu” adına tutarlı olmak gibi bir kaygıları da olmadığını sanıyorum…

Diyeceğim o ki;

Bir “tez”in olsun da, isterse yanlış olsun, belki o yanlışa karşı bir “anti-tez” çıkar da, sende oradan “sentez”e kavuşursun!

Niye ‘Batı çöküyor’ diye seviniyorsunuz?

Diye sormuş Cumhuriyet’teki köşesinden…

(Bu tür, “aptal sevinç” salyaları akıtanlardan tabii olarak ben de nefret ediyorum. Çünkü bizim dar mahallede bile var onlardan, “Batı çöküyor, gidişâat, bıııık, bık bık” diye düşünce(!) beyan edip, sırıtanlar var, biliyorum. Birisi çıkıp;

-“Sana ne oğlum Batı’nın çöküşünden?

Dese, söyleyeceği bir şey de yok!

O yüzden de Nuray Mert bu soruyu sorarken haklı, ama onun sorduğu bağlam bu değil!

O yüzden bu “kafa”ya benim öfkem daha fazla;

Batı’da çökse, dünya da yıkılsa sana ne, sen “adam” değilsin, sizin gibi “şeyler” yüzünden “sahici bir oluşa” kapı açılmıyor, al şu kalemini kağıdını, dergini defterini defol şurdan!” demek geçiyor içimden…)

Ama biliyorum ki, Nuray hanımın kastettiği bunlar değil…

Dediğim gibi sorusunun bağlamı da bu değil…

Hatta bunları tanımaz bile…

Bunları “tanımak bahtsızlığı” biz fakirlere düşmüş, n’apalım!

Bizim itirazımız;

Demokrasi, özgürlükler ve insan hakları gibi değerleri, sadece ve sadece “Batı’ya mahsus” ve onun ayrılmaz bir parçasıymış gibi çok bayağı bir çarpıtmaya yeltenmesi…

Nuray Mert’in, demokrasi, özgürlüker, insan hakları gibi ‘değerleri’ kutsayan kutsallaştırmalarına bakacak olursanız;

Sanki bizler, 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu süresince –hatta, Batı dışında kalan insanlığın tamamı-mağaralarda yaşamış, insan hakları nedir hiç tanımamış, önüne çıkanı boğazlamış, ağzını açanı doğramış bir vahşi sürüsü olarak yaşamışız…

Batı’yı ve “batılı değerleri” kutsarken, kendinden geçmiş bir “ayin” havasında yazıyor…

Buyurmuş ki;

“Aslında Batı düşmanlıklarının nedeni, Batılı güç merkezleri karşısında yenik düşmenin ezikliğinden ibaret, Osmanlı’nın yitik mirası peşinde (“peşine” demek istemiş olabilir) düşmeleri, “zamanında biz daha güçlüydük” kompleksinden başka bir şey değil.”

Bizim Batı’ya düşman olmamızın nedeni buymuş…

Osmanlı’nın “yitik mirası”nın peşine düşmemiz de, işte o kompleksten başka bir şey değilmiş!

Sizi bilmem, ama bana çok tuhaf geldi…

Üstad, bu “ezikliği” bunlar için söylüyordu…

Batı karşısında “apışmış bir hayranlık”la ağzının suyu akan, ezildikçe ezilmiş…

Hatta ve hatta o kadar ki;

Necaset yese Batı

Oh ne güzel şeymiş derler

Diye de bu “ezikliğin” derecesini belirtiyordu…

Batı her şeyiyle bizden üstündür, çağdaş uygarlık seviyesi, ona yetişmeye, ulaşmaya çalışıyoruz” sizin-Kemalizmin-temel hedefi ve felsefesi değil miydi?..

Bu durum; 70-80 Yıllık Kemalizm pratiği ile açık olduğuna göre, diyorum, acaba bir “yansıtma” mı söz konusu?..

Hani var ya psikolojide… Kendi hâlini karşısındakine atfetme…

Bu arada;

“Osmanlı’nın yitik mirası”nın peşine düşme sebebimiz, o mirasın, miras olarak muhafaza edilmeyip, inkâr edilerek, reddedilerek, Batılı efendilere satılması olabilir mi?

Evet, “Osmanlı yitik bir miras”tır bizim için… Sizin gibi, kendi kimliğini, kültürünü, aidiyetlerini, tarihini inkâr eden “eziklerin” yüzünden yitirilmiş bir miras!

-II-

“Zaten İslamcı kesimin kapitalizm ve onun ürünü olan eşitsizlikler ve sömürü düzeni ile hiçbir zaman sorunu olmadı, hâlâ da yok.”

İşin kötü tarafı, Nuray Mert’in bu tesbiti de doğru. Fakat “genelleme” yapınca yanlış oluyor hâliyle…

Bu genellemede “İbda”nın hariç tutulması gerekiyordu;

Hem kapitalizme, hem sosyalizme, hem Kemalizme, hem Batı’ya, ideolojik bir zeminde ve bir “dünya görüşüyle” en kapsamlı ve köklü eleştirileri getirmiş bir “fikir sistemini” en azından bu “genelleme”nin dışında tutması gerekirdi!

Neyse, onu da onun kof “kibri”ne verelim…

Bu “ezik savrulmanın” hikâyesini daha önce “analiz” ettiğim için, (Bakınız; “Derinleştirelim bakalım; I-II-III-IV-) burada uzatmayacağım…

Söyleyeceğim şu;

Osmanlı’nın yitik mirasının” peşine düşmek bir “kompleks” değildir…

Kompleks; Osmanlı’nın adını duyunca irkilmektir!

Osmanlı’nın yitik mirasının peşine düşmek;

Tarihinden, geçmişinden, dilinden, kültüründen “zorla” koparılan bir milletin yeniden kendi kimliğini “inşâ” sürecinde zorunlu bir arayıştır!

Yoksa bütün bir milletin sizin gibi;

Necaset yese Batı

Oh ne güzel şeymiş!

Dediğini bir düşünsene… Felâket bir manzara!...

Ahmet abi (Kekeç) bu eziklik ve savrulmanın adını koymuştu;

Bekir Coşkun olarak Nuray Mert…”

Fakat, bendeniz buna itiraz etmiş, en azından Bekir Coşkun’un, üslûp ve dil olarak daha “esprili” olduğundan kinâye, bunun tam oturmadığını, doğrusunun;

Emin Çölaşan olarak Nuray Mert” olabileceğini söylemiştim tâ o zaman…

Zihinsel çürüme anlamında ve topluma karşı sergilediği “kabalık” bakımından bu “teşbih”in daha uygun olduğu kanaatim bugün daha da güçlenmiş bulunuyor…

Tâ, Mart ayında; “Bekir Coşkun olarak Nuray Mert” başlıklı yazısında özetlemişti benim “gıcıklığımın” sebebini Ahmet Kekeç:

“Onca müktesebat, onca entelektüel birikim, onca bilimsel yayın, onca akademik kariyer...

Sonra gel başımıza “Türkiye şeriat devletine mi gidiyor?” diyen Bekir Coşkun kesil…

Efendim, Necip Fazıl’ın zikrettiği “başyücelik devleti” mi kuruluyormuş?

Hilafet mi ihya ediliyormuş?

Dubai modeli bir şeriat devletine mi gidiliyormuş?

Ne oluyormuş?

Gizli bir ajandaya sahip bulunan bu hükümet (daha doğrusu bu Recep Tayyip Erdoğan) niçin çıkıp niyetini açık açık konuşmuyormuş?”

Nuray Mert, Cumhuriyet gazetesindeki yazısında bu sorulara cevaplar arıyor... Daha doğrusu, bulduğunu zannettiği cevapları sıralayarak, kendince “laf sokma girişimlerinde” bulunuyor. Lafını da bir güzel sokuyor. Bu konuda maharetli olduğunu biliyoruz”

Başımıza, Emin Çölaşan kesilmese, ne diye Nuray Mert’e lâf anlatmaya çalışalım…

Ne diye, “Senin İslâm’la, Müslümanlarla derdin ne?” diye soralım…

*

Daha evvel bu "ezik savrulmanın" analizini yapmıştık...

derinlestirelim-1-001.jpg

derinlestirelim-2-001.jpg

derinlestirelim-3-001.jpg

derinlestirelim-4-004.jpg

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.