• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C
  • Konya 0 °C
  • İzmir 8 °C

Şükrü Sak yazdı; Cumhuriyet ne değildir?

Şükrü Sak yazdı; Cumhuriyet ne değildir?
Ne olduğunu bilmiyoruz, bari "ne olmadığını" öğrenelim Yılmaz abiden!

Cumhuriyet nedir, ne değildir?

Cumhuriyet nedir?

Bilmiyoruz…

Ama en azından, “ne olmadığını” Yılmaz Özdil’den öğrenelim bu “mübarek”(!) günde!

Özdil, "Cumhuriyet" adlı panale katılıp, Cumhuriyetin "ne olmadığını" anlatmış...

ozdil.jpg

-I-

Cumhuriyet bizlere yanlışlara müdahele yetkisi veriyor. Ben yetkiyi Nutuk’tan ve Atatürk’ün gençliğe hitabesinden aldım

Demiş Yılmaz Özdil…

Şöyle bakarsan bunda tabii ki bir şey yok…

Yani meseleyi abartıp, “Nutuk’tan aldığı bu yetkiyle”; Camilere, Kur’ân kurslarına, Başörtüsüne filan saldırmadığı sürece… (Ellerine fırsat geçtiğinde bu “yetki” ile yaptıkları vahşeti, saldırganlığı, dayatmacılığı göz önüne alırsanız, hadiseye biraz temkinli yaklaşmak gerekir diye de düşünebilirsiniz…)

Ama, tabii o “borların pazarı” geçeli çok oldu…

(Aslında, "yanlışlara müdahale" etmekte de bir sakınca yok, fakat mesele "neyin yanlış olduğu" olunca iş değişiyor...  Cumhuriyet pratiğinin her hangi bir "doğrusu" olmadığı için, "yanlış"tan neyi kastettiğini kestirmek zor değil!)

Türkiye 17 Aralık’tan bu yana sizin gibi, “laik-kemalistlerin çiftliği” olmaktan çıktı ve gerçek bir hukuk devleti olma yolunda çok büyük bir ilerleme kaydetti…

Cumhuriyet bizler yanlışlara müdahele yetkisi veriyor. Ben yetkiyi Nutuk’tan ve Atatürk’ün gençliğe hitabesinden aldım” öyle mi?

Valla Yılmaz abi, iyi diyon, hoş diyon da, eğer bunları sadece, “maksat edebiyat olsun” kabilinden söylemiyorsun, Cumhuriyet kanunlarına göre suç işliyorsun, şu “mübarek”(!) günde…

İstersen aç kanun kitabını bak!

Ne demek;

Ben emirleri Nutuk’tan alır, müdahele ederim!

Kanun-manun tanımayacak mısın yani?..

Yoksa hepsinin yerine cari bir tek “Nutuk” mu?

Çok radikal bir şey olmuş bu… Yok, yok “radikal” de değil;

Bayağı Amerikan sığır çobanlarının –onlara kovboy diyorlar- efelenmesi gibi olmuş…

Zât-ı alinize de hiç yakışmamış doğrusu!

Normal şartlarda;

Askersen emirleri komutanından…

İşçiysen patronundan alacaksın…

Çıraksan kalfadan, kalfaysan Usta’dan alacaksın!

Sizin gazetete çalışanların maaşını Nutuk mu veriyor, yoksa Burak Akbay mı?

Eyvah, yoksa, yoksa, sizin gazetede çalışanların tamamı mı; “Emirleri Nutuk’tan, maaşleri Akbay’dan?”

Ne demek;

Ben emirleri Nutuk’tan alırım?”

Eğer bunu bir nevi;

Kanun-manun dinlemeyiz kardeşim, isyana hazır olun!” tarzında sübliminal çağrışımlar ve Kemalist kalkışma titreşimleri yaratmak amacıyla söylüyorsan?..

O daha da vahim!

Bir de sen tam olarak bunu mu bu kastettin, orası tam anlaşılmadığı için söylüyorum;

Bugüne kadar, “Emirleri Nutuk’tan alırım” diyen bir Kemalist’e ben şahsen rastlamadım!

Gerçi önceden, zât-ı âlinizin daha eski modeli denilebilecek;

“Ne mucize ne efsun /Ne örümcek ne yosun /Çankaya yeter bize/Kabe arab'ın olsun...”

Diyen şeyler vardı ama onlarla beraber “Çankaya’da” düştü malûmunuz..

Eee, peki siz bu “ileri aşama”ya ne zaman geldiniz?

ozdil-1.jpg

Yoksa; Kemalizmin Ergenekon-balyoz yemiş versiyonu mu?

Kusura bakma ama Yılmaz abi; bizim mahallede arada bir çıkan, “cinlenmiş” tipleri hatırlattın bana…

Demek ki sizde de oluyor…

Bu taraflarda, arada bir; “Oğlunu boğazlayan baba, niçin yaptığı sorulunca Allah’tan emir aldım dedi” tarzındaki haberleri…

Şu vaziyette sende bu “cinlenmiş” zavallıların gösterdiği belirtileri gösteriyorsun!!

Ama, senin kılık kıyafet, kaporta yerinde, bir de işi “edebiyat”a vurarak söylediğin için “sıyırmışlık hâli” dikkatlerden kaçıyor…

Ama ‘kafa’ olarak tam o kafa!

Eğer böyle “cinlenmiş” ifadelerle, “Kitabımız Nutuk, P…. P..” çağrışımları içinde olmasan, en azından dinini diyanetini bilir, “emir alacağın” yeri şaşırmazdın…

O sebeble “balyoz yememiş” halde, emirleri kimin nerden alacağı belli;

Müslümansan Kur’ân’dan…

Hristiyansan İncil’den…

Yahudiyisen Tevrat’tan…

Zerdüşt’sen de, “Böyle buyurdu Zerdüşt” diyen (Niçe) abiden alacaksın…

Yok eğer;

Dinim Kemalizm, Kitabım Nutuk” diyorsan, bunu da böyle “dolayımlama” yoluyla söylediğin için, senin “dinleyici kitlesi”nin kafası karışabilir…

Ne demek;

Ben emirleri Nutuk’tan alırım…

Bu bir “sıyırmışlık hâli”dir Yılmaz abi, çağdaş bilime de aykırıdır, çağdaş olmayan bilimlere de…

-II-

Normalde, takib ettiğim, okuduğum biridir Yılmaz Özdil…

Tarihî, ilkel ve soyu tükenmekte olan şeylere merakım var, “zihniyet” de olsa…

Ama bu defa Ankara’nın bağları, kaldıramıyoom kolları meviiknde irat buyurduğu söylevi kaçırmışım…

İstifade edemedik…

Gazeteden haberini okuyunca da şok oldum…

Kendisini uzun zamandır okuyan bir okuyucusu olarak “sosyo-psikoljik” ruh hâllerine yakinen vakıf olduğumu sanıyorum…

Özelikle, Fetullahçı diktatörlüğün Türkiye’ye egemen olduğu süreçte;

Ağaları…

Paşaları…

Beyleri…

Kısaca, kendi tabirleriyle;

Cumhuriyet kazanımlarını”, kaynar suda haşlayıp, Silivri kazanında kayantırlarken, Yılmaz abide bir eziklik, bir siniklik, bir “normalleşme” grafiği yükselen bir psikolojik durum vardı…

Bu Ankara’daki yeni “sosyo-psikolojik” diklenmelerinden eser yoktu!

Neyse sağlık olsun…

-III-

Yılmaz Abi Ankara’da “Cumhuriyet” konulu bu panelde yaptığı konuşmada. -Gazetesi Sözcü’nün yazdığına göre izdiham oluşmuş, bini aşkın kişi Yılmaz Özdil’i dinlemeye gelmiş- dinleyicilere;

Cumhuriyet’in "ne olduğunu?" değil, “ne olmadığını” anlatmış;

Bakalım "ne değilmiş" Cumhuriyet... Belki buradan haraketle "ne olduğu" hakkında da bir fikir sahibi olabiliriz...

 

Cumhuriyet;

Dometes değildir,

Biber değildir,

Patlıcan değildir,

Jet Fadıl değildir…

 

Cumhuriyet;

Karpuz değildir,

Kavun değildir,

İsmail Kahraman değildir…

 

Cumhuriyet;

Ördek değildir

Kaz değildir

Laz değildir

Abdullah Gül ve Recep Akdağ değildir

 

Cumhuriyet:

Ağaç değildir

Kavak değildir

OYAK satıldığında

Elinde yolunmuş tavuk tutan kadın değildir

 

Cumhuriyet;

Cemil İpekçi,

Haşim Kılıç,

Melih Gökçek ve golf oynayan eski Hava Kuvvetleri Komutanı değildir”

 

Bu minvalde;

Kabak değildir,

Tabak değildir,

Çanak değildir, çömlek değildir…

Yazının orjinalini yayınladığımız için, “öyle mi değil mi?” ordan bakarsınız…

Üstad da;

Ne olduğu ile değil, neye karşı olduğu ile kendini tarif eden bir rejim

Demişti…

Yılmaz abi de tam buna örnek vermiş bir bakıma…

 

-IV-

Gördüğünüz gibi, Yılmaz abi, Cumhuriyet’in ne olduğunu değil, “ne olmadığını” anlatmış?

Kendisi de pek bir şeye “benzetememiş” anlaşılan…

Nedir Cumhuriyet?

Onu da ben söyliyeyim;

Bir milletin, diline, dinine, tarihine, kültürüne, örfüne, a’nanesine, yani bizzat kendisine, Batı adına “düşmanlık” etmektir! Kendi şahsiyet ve kimliğinden utanan, “Batı özentiliği”dir, Batı’nın içlerine “aşağılık ukdesi” zerkettiği zavallıların kendilerinden utanmasıdır!

Cumhuriyet; bir Batı projesidir! "Batılılaşma ihaneti"dir!

Bugün onu FETÖ ile değiştirmek isteyen de yine aynı Batı!

Boşuna debeleniyorsun Yılmaz Abi!

Anladık;

“Cumhuriyeti seviyorsunuz…”

Ama 15 Temmuz darbe ve işgal saldırısı olurken sizinkilerin, ATM’lerin önünde oluşturdukları kuyruktand a ne kadar sevdiğiniz anlaşılıyor!

Tabii amacım, şu sizin “mübarek”(!) gününüzde kutsalınıza ve putsalınıza dokunmak değil! Ama, neticede “hiçliğin” de bir yaşı var demek ki!

Yılmaz Özdil'in Cumhuriyetin "ne olmadığını anlattığı"nın haberini buradan okuyabilirsiniz:

yazinin-tamami-1.jpgyazinin-tamami-2.jpgyazinin-tamami-3.jpgyazinin-tamami-5.jpg

 

Bu haber toplam 1792 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.