• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

Sözün bittiği yer...

Şükrü  Sak
Hainler ve düşmanlar hariç, topyekûn millet olarak, içimiz dışımız dilhun…Dilhûn; içi kan ağlayan… içi parçalanan…Göz göre “parçalanıyoruz…”Milletin 15 Temmuz’da ülkesini savunma konusunda gösterdiği azim, kararlılık ve iradeyi, “devlet” göstermezse

10560.jpg

Sözün bittiği yer... İçimiz dışımız dilhûn...

Şükrü Sak

Saldırılar durmayacak…

15 Temmuz’dan sonra kısa bir süre hız kesen PKK ve DAİŞ, kaldıkları yerden başladılar…

Van…

Bitlis…

Dün Elazığ…

Ve bugün Gaziantep…

Bu tam bir savaş durumu…

Müslüman Türk milleti, adına “Anadolu irfanı” denilen bir feraset ve basiretle, ABD ve Batı’nın son üç senedir Türkiye’yi;

Suriye’ye çevirmeye çalıştığını…

Irak gibi ateşe vermeye uğraştığını biliyor ve görüyor…

Başta Mirzabeyoğlu olmak üzere, tehlikenin farkında olan bütün Müslüman önderler uyarıyordu…

Bu anlamda Müslüman Türk halkı, kendini, ülkesini, topraklarını, vatanını kuşatmaya, bölmeye, parçalamaya çalışan Hristiyan-Siyonist Haçlı tezgahının farkında.

Bunda bir sorun yok!

Adına “üst akıl” dedikleri, ABD-Batı eksenli bu hain oyunlara karşı da vatanını, ülkesini korumak, savunmak için gerekli karar ve iradeye de sahiptir!

Bunda da her hangi bir sorun yok!

Hatta daha ileri gidip, bugün “devletin, siyasilerin” gösteremediğinden daha büyük bir kararlılık, cesaret ve iradeye sahip de diyebiliriz!

15 Temmuz’da bunu fiili olarak da gösterdi!

Galiba bu noktada asıl sorun, adına “devlet” dediğimiz, “ülkesi, vatanı ve milletiyle bir bütün” olan yapıda!

Bu yapının dayatılan savaşı, kapıya dayanmış savaşı, ya “görmemesinde” veya görmesine rağmen kabul etmek istememesinde!

Kapıya dayanmış kuşatmayı yaracak, Müslüman Türk milletindeki kararlılık, azim, irade ve cesareti tam anlamıyla gösterememesinde!

Böyle bir “kararlılık, azim, irade ve cesaretle” gerekli adımları atamamasında!

Nedir bu?

15 Temmuz’dan sonra, tepeden tırnağa herkesin, siyasî irade, asker, bürokrasi, medya dahil;

Tehlikenin devam ettiği…

Yeni bir saldırının daha geleceğine vurgu yaptığı…

Daha büyük bir saldırının kapıda olduğunu belirttiği böylesine olağanüstü şartlara rağmen;

Gerekli olan, zaruri olan önlem ve tedbirlerin alınıp alınmadığı konusundaki muğlak tavır ve tutumlarda!

Bence asıl sorun bu!

Her türlü savaşmaya…

Vatanını, milletini, ülkesini, devletini korumaya hazır bir millet var!

Milletteki bu “azim ve kararlılık” adına “devlet” dediğimiz aygıta yansıyor mu?..

Bir “ağırdan alma”, bir “kararsızlık”, bir “ne yapacağını” bilmez şaşkınlık mı var? Yoksa bana mı öyle geliyor?..

Sakin olalım, sağduyulu olalım, soğukkanlılığımızı koruyalım, metanetimizi bozmayalım! Eyvallah…

Ama bu durum,

Dün ve bugün ne olduklarını bildiğimiz “sümsük dinci (palavracı, kolpacı dinciler de dahil)” tiplerin, kendi korkularını bastırmak, kendi savaş isteksizliklerini, korkaklıklarını gizlemek için, “mezarlıktan geçerken ıslık çalmalarına” benziyorsa?..

Eyvah, eyvah!..

Nitekim 15 Temmuz gibi tarihte eşi daha görülmemiş bir saldırı karşısında, -saldırı geçici olarak- savuşturulduktan sonra, “idam” konusunda gösetirlen “kararsızlık ve isteksizlik”, daha büyük saldırılara kapı aralayacaktır!

Aynen; 17 Aralık darbe girişiminden sonra, darbecilere “gerekli karşılığın” verilmemiş olması, neticede “15 Temmuz saldırısı”nı getirdi!

Bunu görmemiz gerekiyor!

15 Temmuz saldırısına, bu saldırıyı gerçekleştiren hainlere, dış destekçilerine “gerekli karşılığı” vermediğiniz zaman, daha büyük bir “saldırı” ile karşılaşmamız kaçınılmazdır!

Elbette “ABD’ye savaş ilân edelim!

Demiyoruz…

Ama, ABD ve Batı tarafından ülkemize karşı “savaş ilân edildiğini” de görmek zorundayız!

İncirlik’i kapatmak, İlişkileri “maslahatgüzar” düzeyine indirmek, üç gün içinde Fetullah Türkiye’ye iade edilmediği takdirde ABD Büyükelçisini sınır dışı etmek!

Bunlar Türkiye’nin en pratik atacağı adımlardır!

Bu adımlar; ABD ve Batı’ya;

Türkiye’ye savaş ilân ettiğinizi gördük!” demektir!

Türkiye, ülkemiz, vatanımız, topraklarımız bu çaplı büyük bir saldırı altındayken...

Böyle kuşatılmaya çalışılırken, bizim “idamı tartışmamız” bile çok büyük zaaftır!

(Hatta, 15 Temmuz saldırısını gerçekleştiren örgütün emir komuta kademesi, yönetici kadrosu, şu âna kadar çoktan idam edilmiş olmalıydı…)

Hatırlayın;

Türkiye 14 Temmuz’da neyi tartışıyordu?.. PKK ihanetinin siyasi kanadının “dokunulmazlıklarının kaldırılmasını”…

Ve dokunulmazlık kaldırılmış, artık bunların yargılanmasını, teröre  verdikleri desteğin karşılığını görmelerini konuşuyordu. N’oldu?..

Unutmayalım;

Sizler “demokrasi geyiği” yaparken, bu millet göğsünü tanklara, kurşunlara, F-16’lara siper ediyordu!

Böylesine büyük bir işgal girişimini savuşturdu bu millet…

Ve şimdi, işte burası,

Sözün bittiği yer…

Bunun bir adım sonrası; iç savaş, kaos, kargaşa, Suriye, Irak, Libya…

Tamam, “demokrasi” falan filan da, ülke elden gidiyor ulan, görmüyor musunuz?

Tekrarlayalım;

Bir; Bu savaş şartlarında Milletin gösterdiği kararlılık, azim ve iradeyi “devlet” olarak siz de göstereceksiniz!

İki; 17 Aralık darbesine “gerekli karşılık” verilmediği için 15 Temmuz saldırısını yaşadık! Bunu göreceksiniz!

Üç; Eğer 15 Temmuz saldırısına “gerekli karşılığı” vermezseniz?.. Geçmiş olsun!

(“Gerekli karşılık” nedir?

En hafifi; Bu saldırıyı gerçekleştiren “yönetici kadronun” şu âna kadar idam edilmeleri gerekirdi! Böyle bir saldırı ile karşılaşmış, varlık-yokluk mücadelesi veren bir devletin en tabii refleksi –tüm dünyada böyledir- buydu, bu olmalıdır! O yüzden demiştik, bizim gibi, sadece “niyetlerinden” dolayı yargılanıp ceza almış, idam almış insanların bunu anlaması imkânsız diye…)

*

İşte Van…

Bitlis…

Dün Elazığ…

Ve bugün Gaziantep…

Hainler ve düşmanlar hariç, topyekûn millet olarak, içimiz dışımız dilhun…

Dilhûn; içi kan ağlayan… içi parçalanan…

Göz göre “parçalanıyoruz…

Milletin 15 Temmuz’da ülkesini savunma konusunda gösterdiği azim, kararlılık ve iradeyi, “devlet” göstermezse?.. Geçmiş olsun!

 
Bu haber toplam 1478 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.