• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Sopayı Ahmet Hakan yemiş, fakat demokrasinin burnu kırılmıştır!

Şükrü  Sak

Ahmet Hakan sonunda sopayı yedi...

“Sonunda” diyoruz; zira her Allah’ın günü, ona parmak, buna şaplak, şuna küfür, buna hakaret; tabii ki olacağı buydu..

En iyimser tahminle, beş on gün bunu dinleriz artık.

Evinin önünde “saldırıya” uğramış…

Dört kişi, “siyah Honda marka bir otomobille gelen dört kişiden biri korumasına yönelirken, diğer üç kişi de Ahmet Hakan’ı” darb etmişler.

Darb”, “darbetmek”; Arapça. Türkçesi; dövmüşler…

(Tabii bana kalsa, ben arabadan indikten sonra, hazır Ahmet Hakan’ı bulmuşlarken ayaküstü de olsa, demokrat demokrat konuşmalarını, tartışmalarını, demokrasiye halel getirmemelerini isterdim. Ama işler her zaman benim istediğim gibi gitmiyor… Adamlar doğrudan tekme tokat saldırmışlar; öyle “demokrasi içinde güzel güzel tartışma, sövüşme filân” hiiiç, öyle bir kültürleri de yokmuş adamların..)

Tabii ayrıntıya dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama, korumasını da dövmüşler. “Korumanın” yediği sopa Türk basının demokrat şeylerinin umurunda bile değil; varsa yoksa Ahmet Hakan’ın darbedilmiş olması…

Biliyorum inanmayacaksınız ama; üzüldüm tabii.. Üstelik bunu söylerken bıyık altından filân da güldüğüm yok! Biliyorum; buna da inanmayacaksınız…

Peki dayağı yiyen Ahmet Hakan ise ben niye üzülüyorum?..

Çünkü bu doğrudan “demokrasiye yapılmış bir saldırı”dır da ondan!

Demokrasi iyi bir sopa yemiştir…

Üzülmez mi insan?

(Demokrasinin “koruması” da sopa yemiştir ama, bunun bir önemi yoktur.)

Hatta haberlere bakılacak olursa, burnu ve kaburga kemikleri kırılmıştır Ahmet Hakan’ın… Dolayısıyla da demokrasinin tabii ki…

Ahmet Hakan sapına kadar bir demokrattır…

Olayın kesinlikle “siyasî bir boyutu” vardır; bundan şüphelenmek bile sizin “diktatörlük yanlısı” olduğunuzu gösterir!

Özgür basın susturulmak” istenmiştir.

Fakat özgür basın sopa ile susmaz!

Tam tersi sopa yedikçe daha çok konuşur, ağlar, zırlar!.

Nitekim, Ahmet Altan, Can Dündar, Ekrem Dumanlı gibi isimler olayın vehameti üzerinde enine boyuna durmaya başladılar bile…

Bütün laik, liberal, demokrat medyamız; bu saldırının;

Demokrasiye ve özgür basına yapılmış bir saldırı” olduğu konusunda hem fikir!

(Bu konuda en ufak bir şüphesi bulunan, "ya belki de demokrasiye yapılmamıştır"  filân diyen bir tek kimse dahi yok!)

Hatta, Ahmet Hakan, doğrudan “siyasî iktidar” tarafından hedef gösterilmiş ve susturulmak istenmiştir. İster inanın ister inanmayın; durum gerçekten vahimdir; kaburgaları ve burnu kırık bir demokrasi kimin ne işine yarar?..

Hastanede yatan bir demokrasi için üzülmez mi insan?..

Üzülüyoruz tabii ki…

Fakat insanın aklına yine de şüphe giriyor;

Mesela;

Hürriyet, “Ahmet Hakan defalarca tehdit edilmişti” haberinin içine, Abdurrahim Boynukalın’dan Cem Küçük’e kadar, tavuğuna “kışt” diyenleri bile katarak, “tehditkârlar listesi” yayınlarken…

Cem Uzan’ın:

Bak Ahmet Hakan denen pislik. Seni benim elimden o pislik patronun Aydın Dogan bile kurtaramaz.” tehdidini hiç kaale-habere almamıştır?..

Cem Uzan’a pis bir ağızla küfür eden, tehditler savuran Ahmet Hakan, Cem Uzan’la giriştiği bu kavgada, Uzan’ın tehditini o “dayak haberinin” içine, o “ defalarca tehdit almıştı” haberinin içine, o “artık kimsenin can güvenliği yok” palavrasının içine niçin sığdıramamıştır?..

Yer darlığından dolayı mı?..

Yoksa, Cem Uzan demokrasiye, pardon Ahmet Hakan’a saldırıp sopa atamaz mı?..

Cem Uzan, Ahmet Hakan’a; “Seni benim elimden o pislik patronun bile kurtaramaz!” derken, bu söze,sanki tehdit değil de “iltifat”mış gibi muamele edip, tek satır bile bahsetmemek, beni şüphelere gark etti açıkçası…

Ne bu kardeşim; “Tehdit”de bile ayrımcılık, bölücülük şeyyapıyorsunuz yahu!

*

Tabii bu olay böyle “tek yönlü” ele alınıp değerlendirilebilecek bir olay değil;

Her şeyden önce “Saldırı demokrasiye yapılmıştır”; demokrasinin kaburga kemikleri kırılmış ve hastaneye kaldırılmıştır.

Zaten daha önce de demokrasinin camları kırılmıştı…

Peki yarın, -hatta bugün- demokrasiyi hastanelik eden failler bulunur da, bunlar da;

Valla biz bu işi para için yaptık, Cem Uzan’ı tehdit etmiş, küfür etmiş, onun için sizin demokrasiyi dövdük!” derlerse?..

O zaman “demokrasi sopa yememiş” mi olacak?..

Olmaz tabii ki…

Demokrasi saldırıya uğramış, sopa yemiş, hastanelik olmuştur!

Özgür Ahmet Hakan susturulmak istenmiştir…

“Bu saldırının kınanması gerekir…”

Daha dün Murat Sancak’a yapılan silahlı saldırıyı;

Kendi kendilerine sıktırmıştır bunlar” diye karşılayan, Star’a atılan bombayı; “Kendi kendilerini bombalamışlardır” diye haber yapan Fetullah medyası ile Doğan medyasına karşı, “Havuz medyası tesmiye edilen” –Ahmet abi pardon- medya pek naif:

“Sevinmeyelim, kınayalım…”

Diyorlar…

Tabii ki… Sapık mıyız biz; Ahmet Hakan –pardon demokrasi-sopa yiyecek, biz sevineceğiz?..

*

Başta da söylediğimiz gibi bu olay çok önemli bir olay… Günlerce gündemimizi işgal edeceğe benziyor;

Malum; laik, liberal, fetullahçı, falan ve filân kesimlerde olay; “Dağlıca saldırısı”ndan daha büyük bir tepki topladı; Erdoğan’a saldırmak için!

Dağlıca’da 16 askeri şehid eden PKK-HDP’ye karşı bile böyle bir “infiâl”(!) içinde olmamışlardı bunlar!

Zira Ahmet Hakan gibi dönek bir garson gazeteci ha deyince bulunmaz!

Bu olay o kadar önemli ki;

Bırakın “Dağlıca”yı; son üç aydır terör saldırılarında PKK tarafından  130’da fazla asker ve polisin öldürülmesi bile bu kadar “tepki” doğurmamıştı bunlarda… (Bunların nasıl hain bir karaktere sahip olduklarını buradan görebilirsiniz elbette!)

Neticede bunlar vahşice öldürülmüşler…

Ahmet Hakan gibi sopa yiyip kaburga kemikleri kırılmamış…

 “Teröre karşı, PKK’ya karşı, PKK’nın kravatlı memurları HDP’ye karşı” ortak bir tavır, “Ahmet Hakan’ın dövülmesi”ne karşı gösterdiklerinin yarısı kadar bir tepki?.. Yok tabii ki! İsterseniz karşılaştırın!

Ama bunlara göre; Aydın Doğan ve Fetullah medyasına göre; PKK-HDP’nin öldürdüğü yüzden fazla insana yapılan saldırılar:

Demokrasiye karşı” yapılmamıştır; bu saldırılar “askere ve polise” karşı yapılmıştır! Bu saldırıların suçlusu Erdoğan’dır! Asker ve polis öldürüldüğünde demokrasiye bir şey olmaz! Ama Ahmet Hakan dövülürse, burnu kırılırsa “demokrasiye ve basın özgürlüğüne” saldırı yapılmış olur!

Aşağılık herifler!

Tamam, her gün bir gazeteci dövelim, ağzını burnunu kıralım demiyoruz ama; belki de sıradan –“vakâ-i âdiye”den sayılabilecek bu olay karşısında niçin böyle şahlanıyorsunuz onu anlamakta zorlanıyoruz gerçekten!

Yine bu FETÖ-Aydın Doğan-PKK-HDP ittifakına göre;

Ahmet Hakan’ın kaburga kemiklerini ve burnunu kıran saldırıyı “Saray gladyosu” başlatmış olabilir;

Oylarını artırmak ve tek başına iktidar olmak için “Saray gladiosu” yapmış olabilir… Bu saldırı sonrası yapılacak anketlerde “Saray’ın oylarının en az iki puan daha artacağı” hesaplanmıştır belki de!

Çözüm sürecine ihanet ederek Türkiye’yi kan gölüne çeviren PKK ihanetine karşı, bu şerefsiz medya aynı propagandayı aylardır yapıyor biliyorsunuz; başta Fetullahçı ajan yapılanmanın medya organları  olmak üzere…

*

Kaleme karşı sopa…

Bir de dürüstlük abidesi aydınlarımız, gazetecilerimiz ve yazarlarımız, demokrasiye atılan bu sopanın, “Kaleme karşı sopa trendi” oluşturacağı endişesini dile getirmiş ki, yerinde bir endişe…

Bence de sakın ola ki, “kaleme karşı sopa” kullanmayınız! En azından eşitlik ilkesi uyarınca; “Kaleme karşı kalem, sopaya karşı sopa” şiarını muhafaza edelim!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.