• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

Son operasyon!

Şükrü  Sak
Son operasyon çok "sinsî" usûllerle yürütülüyor, bu onların son şansı... Kripto Fetullahçılar ve "sürülmüş tarla" ürünleri, "suret-i hak" kisvesinde, rahatça işletebilecekleri bir "fitne damarı" bulmaya çalışıyorlar! Bunlara çanak tutanlar da "iç"tekiler

Türkiye 17 Aralık’tan sonra, çok farklı biçimlerde Fetullahçı Ajan Yapılanma’nın siyasî operasyonlarına maruz kaldı…

Siyasî operasyon?..

Siyaseti kendi amaçları doğrultusunda dizayn etmeye yönelik operasyonlar…

Fetullahçı Ajan Yapılanmanın bu konularda profesyonel olduklarını kabul etmek lazım…

Bu “operasyonları”;

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde…

7 Haziran seçiminde…

1 Kasım seçiminde gördük…

(Kasetler, CHP ve HDP’yi desteklemeler, PKK’yı “Çözüm sürecini” bozmaya ikna etmeler, istikrarsızlığı amaçlayan eylem ve söylemler, Cumhurbaşkanlığı Makamını itibarsızlaştırma çalışmaları, devletin en temel kurumlarını yıpratma gayretleri, algı operasyonları, yalan propaganda, yurt dışındaki güç odaklarına malzeme verme, birlikte çalışma, iç savaş kışkırtmalarıtutuklanan FETÖ üyelerinin hepsini topyekûn tahliye etme girişimleri v.s)  

Aralarda yapılan “lokal operasyonlar” da var tabii ki…

Bu operasyonların, siyasî parti, meclis dışı muhalefet, yurt dışı bağlantıları ve medya üzerinden nasıl yürütüldüğünü gördük...

Özetle;

Bu siyasi operasyonların üç hedefi vardı;

Birincisi; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “indirmek”…

İkincisi; Ak Parti’yi bölmek…

Üçüncüsü; Eğer bunlar olmazsa, Erdoğan’ın Ak Parti üzerindeki nüfuzunu kırmak, sıfırlamak…

(Bu operasyonların asıl amacı da; Anayasa değişikliği ve Başkanlık sistemine geçişi engellemekti…)

Bunlardan birinden birini başarabilselerdi, hedeflerine önemli ölçüde ulaşmış olacaklardı…

“Suçüstü” yakalanan hırsızın, kendisini yakalayanları “suçlu çıkarmasına”(!) kadar vardı iş…

Karşılarında, Erdoğan gibi “sağlam bir irade” olmasaydı, çok da kolay başarabilirlerdi istediklerini…

Netice olarak, bütün bu operasyonlar, çok organize, çok komplike, alabildiğine sofistike ve “devlet aklı” denilebilecek bir “üst akılla” yapılmış operasyonlar olsa da, amaçlarına ulaşamadılar…

Fakat?..

Şu an bunların yeni bir operasyon yapamayacak hale geldiklerini düşünmek, tek kelime ile salaklık olur…

FETÖ’nün zayıflatıldığını kabul etmekle beraber, tehlikenin devam ettiğini görmek gerekiyor…

Şu an “operasyon” Ak Parti üzerinde yoğunlaşıyor;

Temel hedef; Ak Parti ile Erdoğan arasına “fitne sokmak”, ayrıştırmak, temel “anlaşmazlık” meseleleri üretmek…

Bunu başarabilirlerse, yani “ilk fitne kıvılcımını” tutuşturabilirlerse, gerisinin çorap söküğü gibi geleceğini düşünüyorlar…

Bu “operasyonun” en tehlikeli yanı; “kripto Fetullahçılar” eliyle yürütülüyor olması… Yani adamlar, bildiğiniz “fırıldak AKP’li” –Ak Partili değil-…

(Bunun en somut örnekleri; Bülent ArınçHüseyin ÇelikAbdullah Gül ve AYM Başkanı Zühdü Arslan…  Bunlar üzerinden girişilen operasyonlar malûm…)

O yüzden, bu “kripto Fetullahçılar” meselesi çok önemli…

Şu an; “Yeni Şafak” üzerinden yeni bir operasyon mu yapılıyor?” sorusunun mutlaka doğru bir cevabını vermek gerekiyor!..

Yeni Şafak daha önce böyle bir operasyona alet olmuştu; (Şu Fetullahçı Ali Bulaç’a varıncaya kadar dahil ettikleri, “uzlaşma”(!) zokasını yutmuş veya yutturulmuştu, hatırlarsanız?..)

Neyse uzatmayalım ve meselenin can damarını ortaya koyalım;

Şu an en temel konu; “Yeni bir Anayasa ve Başkanlık Sistemi”ne geçiş…

Bu mesele üzerinde, yeni bir “hamle” ve yeni bir “operasyon” işaretleri görülmeye başlandı…

Ve maalesef Yeni Şafak’ın köşelerinden konuşlanmış, “kripto pislikler” suret-i hak kisvesinde arz-ı endam etmeye başladılar…

Bunlardan biri de Faruk Aksoy

Kız tavlamaya çıkmış kart zamparalar gibi, saç siyahlatma reklâmlarında rol kapmaya çalışan yandan çarklı bir pozla;

Yeni Anayasa çalışmaları haziranda referanduma sunulacakmış, biraz erken değil mi, konuşalım, tartışalım, daha Ak Parti içinde bile tartışılmadı” diye panik halinde döktürüyor…

Niye?..

Faruk efendi, “tartışmak”(!) “uzlaşmak”(!) istiyormuş…

Böyle dediğine göre, sanırsın buna dair bir kültürü, söyleyeceği bir şey var? Yok!

Ali’ye yanaşıp Veli’yi, Veli’ye yanaşıp Ali’yi “fıştıklayan” doğacak fitne ortamında, kendine hayat hakkı doğacağını düşünen bir fırıldak…

Yeteri kadar tartışılmamış… Toplumun tüm kesimleri tarafından…”

Niye tartışılmamış olsun?..

Seçim beyannamesinde yok mu?.. Son üç senedir, tüm kesimlerde, tüm tartışmaların odağında bu mesele yok mu! Bu konuda tüm siyasî kesimlerin görüş ve düşünceleri belli değil mi?..

Halk yüzde 49.5’u;

Aman Faruk’un tartışma hevesini de kursağında bırakmayın” diye mi oy verdi…

Sonra… Sanırsın ki; halkın yüzde 52’si; “azınlıkları keselim” diyor?..

Bunlardaki bu “kuyruk sallama” tavrını gördükçe insanın midesi bulanıyor…  (Bu tipler “uzlaşma” konusunda o kadar ileri gitmişlerdik ki, -alakasız yerlerini- bile “uzlaşma” aparatı olarak kullanabilirler…)

Bir de “mahalleli” adına konuşan köy muhtarı kılıklı hallerini görünce daha da tiksiniyor insan…

Bu “tiplerin” hangi iklimde yetiştiğini sorarsanız, onu da söyleyelim;

Yıllarca pavyon önlerinde bekçilik yaptıktan sonra, “parayı görüp hidayete(!) eren” dinciler gibi, birden azgınlaşan ve küstahlaşan hâlleri sizi yanıltmasın;

Bunların:

90’lı yıllar boyunca; Laik-Kemalist zorbalığın dayatmaları karşısında buldukları tek çözüm:

“Laiklerin yüzünü yalayalım, huzur bulalım”dı…

Şimdi de böyle “keskinleştiler”(!) ve “Yeni Şafak” bunların megafonu olma yolunda hızla ilerliyor…

Mesele tabii ki sadece bundan ibaret değil…

Esasta bu bir zihniyet sorunu:

Müslüman Türk halkını, Müslüman Türk kimliğini düşman olarak görenlerin saldırıları karşısında bir insanın, kendi kimliğine sahip çıkması, savunması, “yerli ve milli olan”dan yana tavır alması ne kadar tabii ise, bunların “uzlaşalım, düşmanı teskin edelim” diyerek, “mahalle adına” karşı tarafın tuzağına-kucağına oturmayı, “uzlaşma” olarak göstermesi de o kadar iğrenç… Sanırım anlaşılıyordur!...

Faruk’un; “uzlaşma”dan anladığı bu;

Fetullahçıların önüne yatalım…

“PKK’nın önüne yatalım…

“Sol’un önüne yatalım…

CHP’nin altına yatalım, Amerika’nın altına, Batı’nın altına… Tabii bir kere “alta yatmaya alışınca” durdurmak mümkün olmuyor, “alışmış kudurmuştan beter” hesabı!

Bunları kendi adına söyleyip, kendinin bunların altına yatmasında bizce bir sorun yok.

Fakat kendi “alıştığı” şeye, Ak Parti tabanını ve halkı niye alıştırmak istiyor mesele bu!

“Yeni Anayasa”nın haziranda halk oyuna sunulmasına niye karşı çıkıyor?..

Yandan çarklı, Faruk coşmuş:

Haziran'ı Cumhurbaşkanı istiyor ve Ak Parti de bu isteğe cevap veriyorsa, zamanlama yanlış, ciddi ciddi teknik hata yapıyorlar, demektir.

Yok, Cumhurbaşkanı istemiyor ve Ak Parti, kendi kararıyla böyle bir tarih belirlediyse, bunun tartışması, sonuçları büyük olur.”

Yukarıda bahsettiğimiz “profesyonel fitne” denemeleri yapıyor ve “hassas bir damar” bulmaya çalışıyor...

Sonuçları büyük olur”muş! (Buradaki "tehdit" görülüyordur umarım!)

N’olur Faruk?.. Yok! 76 Milyonu ilgilendiren bu mesele senin "keyfini" mi bekleyecek!

Sanıyorum anlaşılıyordur…

Aslında, Abdülkadir Selvi’nin Yeni Şafak’ta bu kadar “algı denemesinden” sonra, soluğu doğrudan Hürriyet’te alması da gösteriyor ki, Faruk’da kendine böyle piyasa yapmaya çalışıyor!..

Tabii bunun Abdülkadir Selvi kadar kültürü de yok, gazeteciliği de! O zaman;

“N’apacak mecbuuur!”..

 
Bu haber toplam 3860 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.