• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Siyonist İsrail bu cesareti nereden alıyor?

Said Bulut

Bir devlet, bir hegemonya, bir diktatör yaptıkları zulümlerin kaynağını, cesaretini nereden alır hiç muhasebe ettik mi? Bir zalim bu cesareti ya elinde ki güçten alır, ya yanındakilerin desteğinden alır. Ya da karşı tarafta ki zafiyetten alır.

Siyonist İsrail, çok mübarek olan, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa’ya ve mübarek şehir Kudüs’e azgınca saldırabiliyor. İslam Alemindeyse buna karşı ciddi bir tepki verilmiyor. Türkiye dışında gözle görülen bir tepki verilmiyor Siyonistlere. Peki  Siyonist İsrail bu cesareti nereden alıyor diye dört maddelik   bölümde, azgınlıklarının kaynaklarını izah etmeye çalışacağım.

1-) HAİN YÖNETİCİLER: Siyonist İsrail ilk kurulduğu günden itibaren, azgınlığının kaynağını bu yöneticilerden almıştır. Siyonist İsrail, daha kuruluşunun ilk aşamalarındayken bu yöneticiler sayesinde güçlenip büyümüştür. 1967 altı gün savaşlarında birbirini satan Arap liderler, İsrail’e karşı rezil rüsva olmuşlardı. Golan Tepelerini İsrail’e veren Hafız Esad, diğer ülkelerin İsrail’e karşı kasıtlı olarak zayıf mücadele vermesi, İsrail’in büyümesine sebep olmuştur. İslam Aleminin en güçlü ikinci ülkesi olarak da ifade edilen Mısır, geçmişten beri İsrail’in hegemonyası altında bulunmaktadır. Mısır’dan ele alacak olursak, 40 yıl iktidarda kalmış olan Hüsnü Mübarek  tamamen Siyonizm’in hizmetinde bulunarak, İsrail’in güvenliğini sağlamıştır. Hüsnü Mübarek’in iktidarında İsrail’e bir çok taviz verilmiş,  Siyonizm’in hizmetine girmiştir. Gazze’ye Mısır’dan açılan tek kapısı olan Refah sınır kapısını bile açmamıştır. Ambargoya destek olmuştur. Zalim, diktatör olan ve Mısır’ı talan eden Hüsnü Mübarek Arap Baharı sonucu iktidardan devrildi. Bu sürecin akabinde yapılan ilk sivil ve özgür seçimlerde iktidara gelen Muhammed Mursi, İsrail’e karşı tam bir güç kaynağı olmuştu. İsrail’in çekindiği bir lider olan Mursi, İsrail’e boyun eğmedi.  Hatta 2012 yılında İsrail  Gazze’ye yapılan saldırıyı bir hafta sonra durdurmak zorunda kalmıştı. Mısır gibi bir ülkeyi, başındaki bağımsız liderinden dolayı karşısına alamamıştır. İsrail bu tehlike karşısında, hainleri harekete geçirerek Müslüman Kardeşlere darbe yaptırıp, Mursi’yi cezaevine koydular. Başa geçen firavun Sisi, tam İsrail istikametinde bir politika izleyerek, Siyonistlerin korkusunu almış oldu. Geçelim başka hain yöneticilerin bulunduğu Suudi Arabistan’a..  Suudi Arabistan öyle  yöneticilere sahip ki, Kafirlere müsamahalı davranan, ama Müslümanlara sert ve düşmanca davranan bir zihniyete sahip. Şehit Kral Faysal, Suudilerin  Emperyalizme dik duran tek yöneticisiydi. Kudüs işgal altına alınınca, Mescidi Aksa özgürlüğünü kaybedince Amerika ve Batı’ya ‘’ Bizler petrolsüz yaşayabiliriz, bizler çöle gidip atalarımız gibi deve eti ve sütüyle beslenebiliriz, ama siz petrolsüz yaşayamazsınız.’’ diyerek, Batı ve Amerika’ya petrol ambargosu uygulamış yiğit bir liderdi. Bu sürecin sonunda Kral Faysal şehit edildi. İşte Suudiler arasında başka bir yiğit lider çıkmamıştır. Gelen liderlerin hepsi Amerika’ya ve Siyonizm’e hizmet yarışında bulunmuşlardır. Yakın zamana geldiğimizde Müslüman Kardeşleri, HAMAS’ı terör örgütü ilan eden Suudi yöneticiler, İsrail’e karşı ise derin bir suskunluk içerisindeler. Hatta Müslüman Kardeşlere karşı darbeyi destekleyen, Sisi’ye darbe için yirmi dolar  veren Suudiler, tamamen Müslümanlara karşı bir güç oluştururken, Siyonistlere karşıda, politikalarından dolayı destek halindeler. Mescidi Aksa konusunda dahi suskunluk içerisindeler. Irak’a geldiğimizde, geçmişte Saddam ne kadar zalim olsa da, ne kadar diktatör olsa da, İsrail’e karşı net bir tavır takınmıştır. İsrail’i düşman bilip otuz dokuz füze fırlatması, İsrail’e baskıda bulunması, sonunu getiren en büyük sebeplerden bazılarıydı. Saddam’ın şu açıklaması düşündürücüdür ‘’ İsrail’e otuz dokuz füze fırlattım, adam olan aranızda kırkıncı füzeyi fırlatsın.’’ Saddam’ı yıkan Emperyalistler, İsrail’e hiç tepki vermeyen kukla bir yönetimi Irak’ın başına getirmiştir. Hain yöneticilerden Hafız Esed unutulmaması lazım. İsrail’e tek kurşun sıkmadan, Golan Tepelerini Siyonistlere teslim etmiştir. Esed deccali, tüm gücünü, silahlarını Siyonistlerin üzerine kullanacağı yerde, Müslümanlara kullanmıştır. Zaten İsrailli yöneticilerin verdikleri her beyanda, Esed rejiminden memnun kaldıklarını ifade ediyorlar. Ürdün’de tamamen kukla bir yönetim olduğu için, İsrail’e güçlü bir tepki verilmiyor. Filistin devlet başkanı Abbas’a gelince, İsrail’in politikalarına hizmet eden, İsrail’e karşı tek ciddi mücadeleyi veren HAMAS’a ambargo uygulayan, bu liderde de ihanet örnekleri çok. Onlarca Filistinli genç öldüğünde ağlamayan  Mahmud Abbas, Siyonist Şimon Peres’in hem cenazesine katılıp, hem de ağlamış bir hain ve zavallı. Gelelim en büyük ihanet örneğini sergileyen hain ülkeye, Birleşik Arap Emirliklerine. İlk önce şuradan başlamalıyız ki, nerede bir İslami hareket varsa onun karşısında duran, o İslami Hareketi yok etmeye çalışan münafıklar güruhu bu yöneticilerin İslam Alemine yaptıkları operasyonlara örnekler verelim. Filistinli olan seri katil Muhammed Dahlan’ı barındıran BAE, Dahlan’ın şeytani fikirlerinin finansörü. Mısır’da darbe fikrinin sahibi olan Dahlan iken, finansörü BAE yöneticilerdir. HAMAS’a karşı yapılan operasyonlarda İsrail’e her türlü desteği veren Dahlan, tam bir Siyonist uşağı nasıl olunurun canlı örneği. Müslüman hareketlere karşı  operasyon yapan BAE yöneticilerinin 15 Temmuz İşgal girişiminin de finansörü olduğu geçen haftalarda ortaya çıkmıştı. Tüm diktatörleri destekleyen, Esed rejimini destekleyip memnun olan BAE, tam bir hain devlet örneğidir. Daha ağır iki örnek verecek olursak, birincisi BAE uçaklarının İsrail uçaklarıyla beraber, Gazze’de ki Müslümanları bombalaması. İkincisi BAE Kudüs’ten arsa satın alıp, Siyonist İsrail’e peşkeş çekmesi. Bir söz var ‘’ Gavurdan daha şedid’’ diye, işte tam örneği BAE.

Bu hain yöneticiler bulunduktan sonra, İsrail Müslümanlara karşı zerre enerji harcamasına gerek yok. 

2-) İHTİLAFLAR: İslam alemindeki ihtilaflar, Emperyalizme, Siyonizm’e  hizmet etmektedir. Bu ihtilafalar yüzünden Müslümanlar düşmanlarına karşı tek yumruk olamıyorlar. Bu ihtilafların zararları, yüz yıllarca sürüp, düşmanlarımız bize karşı enerji sarf etmeden emellerini gerçekleştiriyor. İşte bu ihtilaflar önümüzde büyük bir engel teşkil ediyor. Birinci ihtilafımız, yüz yıllarca süren ve dönemimizde daha şiddetli bir hal alan, mezhep ihtilafıdır. Bu ihtilaf yüzünden Müslümanlar birbirlerinin kanını dökmekten vakit bulamayıp, Emperyalizme karşı mücadele edemiyor. Günümüzde bu ihtilafın  en büyük ve baş aktörü, Şii Farisi İmparatorluğu İran’dır. Gerçekleştirdiği politikalar tamamen kan üzerine kurulan İran, Sasani imparatorluğu hayalleri için Irak’ta ABD ile işbirliği yaparak orada ki mücahitlerin ve Müslümanların kanını dökmüştür ve halen döküyor. İran bu emelleri adına İsrail’in de dostu olan, müttefiki olan  Esed rejimine sonsuz destek verip Suriye’de Müslüman kardeşlerimize katliamlar gerçekleştirmiştir. 600 bin Müslümanı katletmiştir. İran bu emelleri adına Yemen’de Husiler üzerinden iktidarı ele geçirmeye çalışıp, Yemen’de kaos çıkarmıştır. Lübnan’da Hizbuşşeytan üzerinden iktidarı kontrol ediyor. Ama işin en ilginç yanı geçmişten beri İsrail’e karşı sloganik cümleler kuran İran, hiçbir dönemde İsrail’e tek kurşun bile sıkmamıştır. Hatta İsrail ile politikaları paralel gerçekleştirmiştir. İsrail İran’a saldıracağım derken kendine inanmış kitleleri uyuturken, İran İsrail’e saldıracağım derken kendine inanmış kitleleri uyutuyor. İran geçmişten beri Kudüs’ü istismar eder ama Müslümanları öldürmekten her halde Kudüs’ü kurtarmaya vakit bulamadı. Aslında mezhep ihtilafından öte İran’ın öncülüğünde bir mezhep saldırısı var. Mezhepçilik yapanda, mezhep ihtilafını ön planda tutanda İran’dır. Halbuki İran samimi olsa, yanına Türkiye’yi de alıp çok güçlü bir blok olur. İsrail’e müthiş bir baskı olur. Ortadoğu’da dengeler Müslümanların lehine olur. Enerjilerini İsrail’e harcayıp, İsrail’i yok etme aşamasına gelirler. Bu mezhep ihtilafını istismar eden, daha doğrusu şöylede diyebiliriz, Emperyalizm tarafından kullanılan bu ihtilaflar sayesinde bir çok terör örgütü kuruldu. Siyonizm ve Emperyalizmin uşağı DEAŞ Harici fikriyatla kuruldu. Artık Müslüman aleminin mezhep üzerinden ihtilafların ve tartışmaların sonlanması gerekiyor. Siyonist İsrail ve Emperyalistlere malzeme vermemek gerekiyor, bu alanda. ( Ana yol olan Ehli Sünnet Vel Cemaat içerisinde ki dört hak mezhep arasında zaten bir problem yok. Siyonizm ve Emperyalizmin en büyük hedefi ve düşmanlığı bu ana yolumuz olan, Ehli Sünnet Vel Cemaattir.)

3-) VEHN:  Sevban'dan (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (asm) şöyle buyurmuştur:

"Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi, size karşı (savaşmak için) birbirlerini davet edecekler."

Birisi: "Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.

Rasûlullah (asm), "Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak, sizin gönlünüze de vehn atacak." buyurdu.

Yine bir adam: "Vehn nedir ya Rasûlullah?" diye sorunca:

"Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir."buyurdu. (bk. Ebu Davud, Melahim, 5)

Biz Müslümanlar dünyaya kendimizi çok kaptırdık. Dünya sevgimizden dolayı, Ümmetin dertlerine yer kalmadı zihnimizde. Dünyaya hırsla dalan biz Müslümanlar, artık ne helali, ne haramı önemsiyoruz, ne namazımıza ne orucumuza dikkat ediyoruz. Dünyalığa hırsla dalan Müslüman, Mescidi Aksa’yı nasıl hakkıyla dert edinebilir?

Mala mülke kendini hırsla kaptıran, helal haramı önemsemeyen Müslüman Mescidi Aksa’nın haykırışını duyabilir mi?

Makam için yapmadığımız şaklabanlıklar kalmayan, etmediğimiz iftiralar kalmayan biz Müslümanlar Mescidi Aksa’nın haykırışını duyabilir mi?

Lükse, sefahata düşkün olan biz Müslümanlar Mescidi Aksa’nın haykırışını duyabilir mi?

Şehvetine kurban olan, düşkün olan, gayesi sadece yeme içme ve şehvet olan biz Müslümanlar Mescidi Aksa’nın haykırışını duyabilir mi?

Gönlümüzdeki bu vehni atmadığımız sürece nasıl Mescidi Aksa’yı azgın Siyonistlerden kurtaracağız?

(Bunu kendime de söylüyorum.)

4-) Müslümanların Devlet Aklı Olmaması: Müslümanlar özellikle 20.Yüzyıl ve 21.Yüzyılda, kendi inancına ait bir devlet kuramadı. Kuramadığı gibi, bir İslam devlet sistemini de ortaya koyamadı. Müslümanların hakiki manada kendisine ait bir devletinin olmaması, Siyonistleri ve Emperyalistleri cesaretlendiriyor. Kendisine İslam devleti diyen ne İran, ne Suudiler, İslami nizamla alakası yok. Kendi devlet aklımızı ancak kendi inancımızı hakim kılarsak elde ederiz. Bu çok önemli bir mevzu. İşte hakiki manada İslam devleti sistemimiz olmadığı için halifelik sistemini hayata geçiremiyoruz. Siyonistleri çok korkutan İslam nizamı, her manada Siyonizm’i boğar. Mücahit Mursi Mısır’da İslam nizamını hayata geçirmeye çalıştığı zamanlarda, Siyonist uşakları tarafından darbe ile indirildi. İsrail’in çok korktuğu bu İslam nizamı için Türkiye’de Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in İdeolocya Örgüsü ve Mütefekkir Mirzabeyoğlu’nun Başyücelik eserleri baş yapıttır. İşte İslam nizamını sistemleştirerek ve Halifelik kurumunu canlandırarak, İsrail’i Ortadoğu’ya gömeriz. Maalesef  görünen tablo şu, biz bu nizamı getiremedikçe Emperyalistler kendi uşaklarıyla her gün sözde halifeliği ilan ediyor, sözde  İslam devletini ilan ediyor. Bu psikopatlarla da algı yaparak, Amerika ve Batıda İslamofobiyi yayıyor. Piyasa boşluğu kabul etmez, İslam Alemi boşluğu hiç kabul etmez. İsrail’i ancak İslam nizamını hakim kılarsak def ederiz. Devlet aklımız oluşursa, Emperyalizm bölgeden def olur.      

5-) Miskinliğimiz: Müslümanlar olarak çok tembeliz. Çalışmak istemiyoruz. Güçlü olmak istemiyoruz. Silahımızı bile kendimiz üretemiyoruz. Gidip ABD’den 110 milyar dolarlık anlaşmalar imzalıyoruz. Halbuki Müslüman güçlü olması gerekmiyor muydu? Güçlü olup kardeşlerine yardım etmesi gerekmiyor muydu? İşte bu miskin halimiz Emperyalistlere cesaret veriyor. Müslüman askeri, savunma alanında en güçlüsü olacak, Müslüman ekonomi alanında birbirinin kuyusunu kazmayıp birbirini destekleyerek, uluslar arası alanda en güçlüsü olması gerekiyor. Medya, tıp ve tüm alanlarda biz hakim olacağız. Hem Türkiye bazında hem dünya bazında. En güçlü iş adamlarımız yok dünya çapında. Dünya çapında Müslümanların güçlü bir medyası yok. Gündemi belirleyecek bir medyadan yoksunuz. Bunun için miskinliği bırakıp, Müslümanların güçlü olması gerekiyor.

Velhasılı Kelam ey Müslüman kardeşim İsrail bu cesareti, ABD’den, Rusya’dan, Batı’dan ve silahlarından almıyor; bu cesareti biz Müslümanlardan alıyor be kardeşim. Ah kardeşim ah…. 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.