• BIST 106.862
  • Altın 145,039
  • Dolar 3,5263
  • Euro 4,1266
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C
  • Konya 23 °C
  • İzmir 26 °C

Siyaset Çatışmadır!..

Salih Ahmet  SAK
Tarihci mütefekkir Toynbee´nin tanımıyla; "Herhangi bir zamanda, herhangi bir ülkede, herhangi bir zihin tarafından oluşturulmuş en büyük tarih felsefesinin sahibi.." olan İbn-i Haldun 14. yy´da; "Siyaset çatışmadır!" demiş.

Siyaset Çatışmadır

 

Salih Ahmet Sak

 

Tarihci mütefekkir Toynbee´nin tanımıyla;

"Herhangi bir zamanda, herhangi bir ülkede, herhangi bir zihin tarafından oluşturulmuş en büyük tarih felsefesinin sahibi.." olan İbn-i Haldun 14. yy´da;

"Siyaset çatışmadır!" demiş.

Evet, Siyaset kavgadır, çatışmadır, her an teyakkuzda olma zaruretidir.

Hele ki Türkiye gibi, git gide politikleşen bir ülkede, kavga kaçınılmazdır.

Çatışma, toplumu dinamik tutar, yeniler, politize eder!

Siyasette kavga, doğrudan doğruya kendi iç dinamikleriyle, argümanlarıyla, kuşatıcı bir Dünya görüşü etrafında verilir!..

Öteki türlü “onbaşı kültürüyle” yapılan Beyin Fırtına(!)larıyla siyaset yavanlaşır, çürüme başlar!..

Hele ki;

ABD´nin kucağında "Antiemperyalizm" mavalını okuyanlar size düşman olmuşsa, kültürlü(!) efeminelerin, lümpenlerin bir numaraları düşmanı olmuşsanız; “Çatışma” kaçınılmazdır.

ÇATIŞACAKSINIZ!..

KAVGA EDECEKSİNİZ!..

Fikrinizi ileri süreceksiniz, iddianıza sahip çıkacaksınız! “Doğru”yu dayatacaksınız!

YUMRUK ATACAK, YUMRUK YİYECEKSİNİZ!..

Tüm bunların yanında en önemlisi de;

Fikrinizin, idealinizin “adamı” olacaksınız, “madamı” değil!

Yani;  “Devrimci bir dünya görüşünün” kavgasını-siyasetini yapıyorsanız, -iddianız buysa- bu kavgayı da devrimci bir dil ve duruşla vereceksiniz!

Hakim kılmak istediğiniz “doğru”nun kavgasını ne pahasına olursa olsun verecek; “Devrimci bir anlayışa” sahip olacaksınız!

-II-

Ortada çok somut bir gerçek var;

AK Parti, Cemaat ile olan kavgasını gereği gibi vermiyor.

İktidar yandaşı medyanın dili acınacak bir hâlde! Yandaşlığı "sırnaşmaktan", muhalefeti "ağlamaktan" ibaret!..

30 yıl boyunca, Yahudi mizaçlarının vermiş olduğu "Sinsilik ve küstahlıkla" devlet kademelerinin her tarafına sızmış olan bir yapıyla mücadele ederken ağlarsanız bu savaşı kazanamazsınız!..

Machivelli´nin deyimiyle;

"Kötüye iyilikle yaklaşırsanız kötü olursunuz!.."

Git gide şiddetlenen malum savaşta verilecek en ufak bir taviz, ipleri Batı güdümlü bu yapılanmanın eline vermektir.

Siz taviz vererek "İşi hukuka uygun yapalım" derken, -hukuka uyulmasın demiyoruz, “hukukun istismar edilmesine” göz yumulmasın diyoruz- bizzat rakibiniz tarafından derdest edilmiş "Hukukun" eliyle kendinizi balondan bir suçlama sonrası "Silivri´de volta atarken" bulabilirsiniz.

Gerek yargı organında, gerek medya ayağında, yani genel olarak siyasette savaş verirken oyunu kurallarına göre oynamak zorundasınız!.. Çünkü onların güdümündeki medya ve yargının kökü çok uzaklarda, okyanusun ötelerinde...

-III-

Biraz ironik bir durum ama şu zamanlar "Hizmet hareketinin" kalemşörleri(!) akademisyenleri(!) polisleri, hâkimleri, savcıları tek bir ağızdan ağlıyor; F tiplerinden şikâyet ediyorlar.

Bunu, zamanında F tiplerinde işkence ettikleri teröristlerin(!) gözünün içine baka baka yapıyorlar. Bu insanlar bizlere, F tiplerinin kötülüklerinden, tecridin zorluğundan, işkence(!)den bahsediyorlar. İşte size ironi; biz bu insanlardan tecridi dinliyoruz?..

Zamanında git gide büyüyen İslâmcıların Devrimci tavrı sonrası "Müslüman sokağa çıkmaz" derken, zamanın darbeci paşalarına temenna mektupları yazan;

“Okul açıyoruz, burs veriyoruz, öğrencileri okutuyoruz, ülkemizi tanıtıyoruz, hizmet ediyoruz” derken yüzlerce Müslüman´ı aslı astarı olmayan suçlamalarla, usulsüz dinlemelerle F tiplerine doldurup, tecrit edip, işkence eden bu yapılanmanın ağlayıp sızmasına bakmayın, en ufak bir fırsatta yeni bir 28 Şubat peydahlanıverir yoksa!..

-IV-

Solcuya solculuğunu, Kemalist´e Kemalistliğini, ulusalcıya ulusalcılığını unutturan-bıraktıran ve güdümüne alarak Batı-ABD-İsrail çıkarları uğruna tetikçi yapabilecek kadar sinsi;

Sosyal medyadan devlet sırlarını yabancı devletlere pazarlayacak karakterde;

"İktidarın kadroları bizim asli değil, yedek kadrolarımızdır" diyebilecek kadar güçlü bir yapılanmadan söz ediyoruz.

Ve aslında bu tablo, bu “sinsi yapı”ya karşı verilen savaşın karakterini tayin ediyor;

"Tamamiyle milli bir mücadele."

-V-

Bağlayacak olursak, 17 Aralık´tan bugüne süregelen bu savaş, sebebi ve sonuçları bakımından 100 yıllık Türkiye tarihinde tarihi bir öneme sahiptir.

Zuhur eden savaşla artık Türkiye için "Ya hep ya hiç" süreci başlamıştır. Kurulduğu tarihten bu yana Darbelerle, Muhtıralarla, Kemalizm´le, Ilımlı İslâm´la, Batı´nın istekleri doğrultusunda dizayn edilmiş bir Türkiye için ilk defa tam anlamıyla Müslüman Anadolu referansıyla "Millileşme-Öze dönüş" fırsatı doğmuştur. Bu fırsat bir takım ucuz hesaplar uğruna heba edilecek olursa, Müslüman Anadolu´yu PKK´dan dahi daha tehlikeli kabul gören, (28 Şubat tayfasının darbe gerekçelerinde geçen ifade "İrtica, PKK´dan bile daha tehlikelidir") anlayış Okyanus ötesinin güdümünde bu sefer daha kanlı ve vahşice hortlayacaktır. Ve savaştan galip çıkmanın tek yolu; bu ajan yapılanmanın şahsında “Okyanus ötesi”ne karşı Devrimci bir tavırla mücadele vermektir!.. Demedi demeyin!..

Baran Dergisi 444. Sayı

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.