• BIST 89.553
  • Altın 349,883
  • Dolar 6,7005
  • Euro 7,2349
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 16 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 16 °C

Sinan Baykent'ten FETÖ ile mücadele kılavuzu!

Sinan Baykent'ten FETÖ ile mücadele kılavuzu!
Bir dönem Nabız Haber'de yazan, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş'in MHP'de 2011-2015 yılları arasında başdanışmanlığını ve metin yazarlığını üstlenen Sinan Baykent yeni çıkan eseri, 'Paralel Devletin Modern Tarihi' üzerine konuştu.

Sinan Baykent'ten FETÖ ile mücadele kılavuzu!

Başbakan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş’in MHP’de 2011-2015 yılları arasında başdanışmanlığı ve metin yazarlığını üstlenen Sinan Baykent’in yeni kitabı “Paralel Devletin Modern Tarihi” Kaynak Yayınları’ndan çıktı.

Bir dönem Nabız Haber'de yazan Baykent, ,'Paralel Devletin Modern Tarihi' isimli eserinde; Emperyalizme ve siyonizme karşı safları sıklaştırarak ortak bir cephe oluşturmak gerektiğini söylüyor

paralel-devlet-kitap.jpg

baykent-ic-resim-yapilmis.jpg

Sinan Baykent ile Oda Tv'de yeni kitabı üzerine yapılan röportajdan bir bölümünü okuyucularımızla paylaşıyoruz:

Kitapta oldukça ilginç tarihsel veriler ve yaklaşımlar var. Paralel devlet olgusuyla ilgili 15 Temmuz darbe girişiminden sonra pek çok eser yayımlandı. Sizinki bunlardan biraz ayrışıyor sanki...

BATI TİPİ “DEMOKRASİ” MANİPÜLASYONU

Çizdiğiniz “Mücadele Kılavuzu” kısmı biraz radikal değil mi? Batı-tipi demokratik sistemin terk edilmesi gerektiğini söylüyorsunuz örneğin. Bu nasıl olacak?

Bence radikal değil, aksine fevkalade gerçekçi ve gerekli. Paralel devletlerin tarihteki ve günümüzdeki oluşum ve gelişim şartlarına baktığınız zaman üç farklı unsurun eşgüdüm halinde çalıştığını görürsünüz. Bunların birincisi sermaye ve sermayenin birikimidir. İkincisi dış diplomatik destektir. Üçüncüsü ise silahlı güçtür. Bunlar birbirleriyle etkileşim içindedir ve biri diğerini besler. Sermayenin denetimsiz birikimi azgın kapitalist memleketlerde olur ki, kapitalizmin yerleşim koşulu arasında Batı-tipi demokratik sistem vardır. Yanlış anlaşılmasın Batı’da bu böyle değil. Batı dışında tatbik edilen sistemlerde böyle. Yoksa Batı’da zaten demokrasi yok, her şey para babaları ile lobilerin elinde. Fakat işte Batı sermayeye hakim ve sermayeyi kontrol ediyor, denetliyor, yönlendiriyor. Kendi coğrafyasında kim gelirse gelsin zaten onun adamı olacaktır. Batı dışındaki coğrafyalarda durum farklı. Batı dışında kalan demokrasilerde Batı destekli veya Batı tahakkümündeki sermaye oyunun kurallarını belirliyor. Zaman değişiyor, şartlar değişiyor ama sermayenin menşei değişmiyor. O zaman ne oluyor? Batı memnun olmadığı yapıları yukarıda saydığım üç unsurun kullanımıyla çökertiyor ve tasfiye ediyor. Yani Batı-tipi liberal demokrasi bu üç unsurun etkileşimini, kullanımını ve manipülasyonunu mümkün kılıyor. Bu yüzden uzaklaşmalıyız, terk etmeliyiz diyorum.

Peki ama yerine ne gelecek? Sizin bu söyleminizden faşizm veya en azından otoriter bir yönetim şekli çıkmaz mı?

Otorite kavramı içinde bulunduğumuz coğrafyanın bize bir dayatmasıdır, önce böyle diyelim. Tarih gösteriyor ki bu ülkede otorite, hem de güçlü otorite bir zarurettir ve gerekliliktir. Önemli olan tesis edilecek otoritenin neyi savunduğudur. Bakın “faşizm” diyorsunuz. Faşizmin ideolojik bir içeriği, tarihsel anlamı ve açılımı vardır. Artık en ufak bir hoşnutsuzlukta bir kişi, kurum veya devlet anında “faşist” damgası yiyor. Oysa hakikat öyle değil. Batı-tipi demokrasiler de baskıcıdır ama onlara “faşist” diyemiyoruz, neden? Çünkü adı “demokrasi”. Batsın demokrasileri. Hayır ben diyorum ki bu toprakların dokusu, toplumsal yapısı ve sosyolojisine uygun bir yönetim şekli olmalıdır. Adı çok da önemli değil, belirleyici olan içinin neyle doldurulduğudur. Örneğin Türkiye bir demokrasidir. Baktığınızda demokrasidir ama yıllarca bu ülkede Müslüman yoktur, Kürt yoktur, Alevi yoktur, Hristiyan düşmandır vb. gibi söylemler duyduk ve pratikler gördük. Şimdi olan nedir? Atatürkçüler kötüdür, cumhuriyetçiler kötüdür, laikçiler kötüdür, Kürt hala kötüdür keza Hristiyan yine öyle. Birileri çıkıp diyor ki, işte yeterince demokrasi olmadığı için bunlar oldu veya olmaya devam ediyor. Hayır. Sorun bu ülkenin çoğulcu yapısını demir bir el ve katı bir iradeyle koruyacak, savunacak ve geliştirecek otoritenin ve iradenin olmamasıdır. Cumhuriyet, demokrasi, faşizm... Adlar önemli değil, içinde ne var ona bakmalıyız.

baykent-beee.jpg

Baykent: Bizim otorite kavramının ve gerçekliğinin içini dolduracak bir fikre ihtiyacımız var!

Bugün Başkanlık isteyenler de bu düşüncenize benzer gerekçeler sunuyorlar. Siz Başkanlığa olumlu yaklaşıyor musunuz?

Hayır. Yine içerik üzerinden değil de şekiller üzerinden konuşuyoruz gördüğünüz gibi. Bir ülkede, hele ki bizim ülkemizde, otoritenin şekli yansımalara veya tecessümlere ihtiyacı yok. Bizim otorite kavramının ve gerçekliğinin içini dolduracak bir fikre ihtiyacımız var. Bana göre bu fikir milliyetçiliktir. Ben milliyetçiyim. Fakat benim milliyetçiliğim mevcut şartlarda benimsenen ve uygulanan milliyetçilikten farklıdır. Bunu kitabın son bölümünde de açımlamaya çalışıyorum. Türkiye’de bugün milliyetçilik ülke demografisi ve sosyolojisiyle kavgalıdır. Bir ülkede ben “milliyetçiyim” diyorsanız, o fikriyatın sınırları dahilinde herkese olduğu gibi yer vermelisiniz. 21. yüzyılda milliyetçilik bunu gerektirir. “Ben milliyetçiyim ama şu olmasın, bu olmasın” derseniz onun adı milliyetçilik değil, ayrılıkçılık ve bölücülük olur. Bizim bir imparatorluk geleneğimiz var. Bu gelenekten gelen bir milliyetçilikte Türkmen’e de, Arnavut’a da, Kürt’e de, Laz’a da, Süryani’ye de, Arap’a da, Rum’a da, Ermeni’ye de yer vardır ve olmalıdır. Olursa Türk milliyetçiliği böyle olur, başka türlü olmaz. Yani siz 2000 yıl öncesinden akrabalık ilişkileri kurduğunuz Orta Asya topluluklarını kutsayacaksınız ama dönüp yanı başınızdaki Kürt’ü, Arap’ı, Ermeni’yi, şunu bunu yok sayacak ve inkâr edeceksiniz. Nasıl iş bu? Böyle bir milliyetçiliğin Türkiye’de yaşama olasılığı ve olanağı yoktur, nitekim bir oto-yıkım sürecine girilmiştir son dönemlerde.

(...)

Ben teşekkür ederim.

(Kaynak: Söyleşi: Sinan Acıoğlu -Odatv.com)

Sinan Baykent'in Nabız Haber'de  yayınlanan konu ile ilgili bir makalesi:

nabiz-haber-yazari.jpg

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.