• BIST 110.477
  • Altın 275,921
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 11 °C
  • Konya 8 °C
  • İzmir 14 °C

Şehid kanıyla semirmeye çalışan "dinci mamacılık"ta yeni rekor!

Şehid kanıyla semirmeye çalışan "dinci mamacılık"ta yeni rekor!
15 Temmuz direnişinin sembol kahramanlarından şehid Halil Kantarcı'nın kanıyla beslenmeye yeltenen vampir karakterli "dinci mamacı" yazar yazarına sert tepki!

 

"Yazar yazarı"

Daha önce de bu konulardaki düşünmezi belirtmiştik, tekrarlayalım:

"Dinci mamacılık":

 İslâm'a ait...

Müslümanlara ait, ne kadar değer varsa, onları "paraya, şöhrete, mevki ve makama" tahvil etmenin derdindedir diye...

15 Temmuz gibi tarihi bir direniş ve kahramanlık destanı yazılmış... Bu tarihi kahramanlık ve direnişin ruhuna uygun ve bu ruhu sahiplenerek, ortaya bu ruhu besleyecek ve diri tutacak sanat eserleri, destanlar ortaya koymak yerine, "para ve şöhret" hevesinin ön plana çıktığı, "kilip"(!)ler, "şiir"(!)ler? Bir kısmı inanılmaz derecede bayağı?..

Mevzuyu, "bir an önce nasıl paraya-şöhrete" tahvil edebilirim?" kaygısı kabak gibi sırıtıyor! En ufak bir "estetik kaygı" göze çarpımıyor bu "ürünlerde"!

"Dinci mamacılarda"; Ahlâk, namus, vicdan, haysiyet ve şeref diye bir şey yoktur! O gördüğü her şeyi bir ânda metalaştırır, paraya, şöhrete çevirmenin yoluna bakar...

Şöhret hevesi?...

Anlaşılabilir bir durum... "Dinci" olmayanlar, bu heveslerini, sabun reklamlarına çıkarak da tatmin edebiliyorlar.. Veya daha değişik yollarla....

Peki siz niye, sabun reklamına çıkmak yerine;

Şehid Halil Kantarcı'nın "kanını, davasını, mücadelesini, İBDA'cı şahsiyetini, kimliğini, kavgasını", kendi "şöhret ve para" emellerinize alet ediyorsunuz?..

Tamam kardeşim, madem bu bir hastalık, ve şu veya bu şekilde bulaşmış herkese... Çok da yaygın...

İşinize gelen yerde "İbda'cısınız...", işinize gelmeyen yerde; "bizim bir alâkamız yok.."

Benim önerim şu;

Bu reklam ve şöhret heveslileri için bir reklâm ajansı kuralım;

Hem "şehid kanı ile beslenen vampir" olmaktan kurtaralım onları, hem de hepsi "yönetmenin odasından" geçmek zorunda kalmasınlar! İki türlü iyilik birden... "Yok, biz illa yönetmenin odasını merak ediyoruz" diyenler olursa da artık, yapacak birşey yok!

Ulan bu ne hız?

"Hanfendi", oturmuş bir ayda, başka bir dolandırıcı  kitap(!) yazmış! Hemde "belgesel"...

Normal şartlarda 1 ayda, birakın "kitap yazmayı"(!), taslağını bile hazırlamak mümkün değil!

Araştırması, malzeme toplaması, dizgisi, baskısı, tasarımı, tashihi?..

Ama, "mama ve şöhret" hırsı ile gözünüz dönmüşse, bunların hiçbiri sorun değil!

Baş döndüren bir sürat! Tabii elini çabuk tutması lazım; başka birisi parsayı kapabilir?

Mevzuyla alakan ne?..

Belli değil!

Tabii, zihniyet "trans" olunca, her şey mümkün?..

Diğer bir sorun da şu tabii ki; Bu pisliklere "kanal" açan, çanak tutanlar?..

Neyse oralara da girmeyelim!

(Okuyucu için not:

"Yazar yazarı" kavramını açıklayalım;

"Yazar yazarı", her hangi bir "ideolojik aidiyet" iddiası olmaksızın, -İdeolojik aidiyetim var varsayımıyla- kişisel "reklam ve şöhret" tutkusuyla yazan yazardır(!) "Yazar yazarı"nda, ideolojinin hedefleri doğrultusunda bir örgütlenme, disiplin, şuur, güç birliği, güç toplama, bunun için gerekli olan -temel gereklilikleri-yerine getirme gibi bir kaygı yoktur! O yüzden de, işine geldiği yerde "şucu", işine geldiği yerde "bucu"dur! O yüzden de "yazar yazarı" dediğimiz tür, bir yerde "parsa" gördüğü anda hemen orda beliriverir. Tehlike ve risk gördüğü anda, o zaten "orda"(!) değildir ki!  O yüzden, "yazar yazarını" tanımanın en basit yolu; Onu, "ideoloji önünde" hesaba çekmektir, ideolojinin hedef ve gayeleri açısından?.. "Yazar yazarı" için, şu veya bu şekilde "şöhret" hâsıl olduktan sonra gerisinin bir önemi yoktur! Bu yüzdende söylediğimiz anlamda, bu "tarlayı sulayan"lar da sorumludur! Bu açıdan bu "yazar yazarı" bir örnektir.

"Yazar yazarı"(!)nda, ideolojinin, ilkeleri, prensipleri, ahlâkı, gayeleri, bu gayelerin nasıl gerçekleştirileceğine dair de her hangi bir "şuur ve davranış" belirtisi yoktur! 

 

                                Nabız Haber

 

Şehid Halil Kantarcı'nın bu tür ve benzeri "istismarcılar" için, şehadetinden önce yazdığı iki twitte olduğu gibi durum:

halil-kantarci-tivit-yeni.jpg

 

İşte Yeni Şafak'ın konu ile ilgili haberi:

 

Şehit Halil Kantarcı'nın eşinden o kitaba tepki

15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece Çengelköy'de şehit olan Halil Kantarcı'nın hayatıyla ilgili bir kitap yayınlayan Serra Erdoğan'a, şehit yakınları tepki gösterdi. Şehit Kantarcı'nın eşi Ayşe Kantarcı, "Bizden habersiz, hatta bize yalan söylenerek çıkmış bir kitaptır" dedi.

sehid-halil-a.jpg

15 Temmuz darbe girişiminin olduğu gece, Çengelköy'deki çatışmalarda şehit olan Halil Kantarcı'nın eşi Ayşe Kantarcı, eşi hakkında yazılan kitaba tepki gösterdi. Ayşe Kantarcı, bir açıklama yaparak, "Şehit yakınları olarak bizim rızamız yok" mesajı verdi.

Ayşe Kantarcı'nın açıklaması şöyle;
 

  1. Sayın yazar, pek muhterem yazar öyle bir yazar ki Halil'in ilk şehadet günlerinde benim ciddi bir şekilde canımı sıkmış, kendi dünyasında yaşadığı şeyleri varmış gibi hakikatmiş gibi anlatarak yazarlığını(!) ispat etmiştir. Bazı yorumlar okudum "Bırakın yazsın, herkes Halil Abi'yi tanısın diye. Biz müsaade etmediğimizi söyledik. O da "Tamam ben yazmayı bıraktım zaten" dedi. Bir kere bu insan yalancı, verdiği sözde durmayan biri. Ahlaki sıkıntıları olan birinin Halil'in hayatını yazması bir tarafa bir de 1 ay gibi bir zamanda yazılmış ve piyasaya çıkmış bir kitap olması başka bir araz. Halil'i gerçekten anlatmak muradında olan biri ailesinden, arkadaşlarından hiç bir bilgi almadan, onun 18 yıl an an yaşadığı onca şeyi bir çırpıda nasıl anlatabilir?
  2.  
  3. Kimdir bu Serra hanım cenaze gününe kadar ne yüzünü gördüm ne Halil'den ismini duydum. Sadece bir kitabını gösterdi ve kapak resmi üzerine konuştuk onu da zar zor hatırladım. Ben güzel murad ile yapılan bir işte "Allah işini güzel yapanı sever " düsturu ararım. Emek verilmeden sadece hazır ne versen gidiyor ben de bu rüzgardan nasibimi alayım mantığı bizi sadece üzer. Bir gün Halil anlatılır uzun uzun geçmişten bu güne, fakat o gün bugün değil ve onu anlatacak insan bu insan değil, kolay yaşanmamış bir hayatı anlatmak bu kadar kolay olmamalı. Ayrıca prensip olarak kaliteye önem veririm her açıdan. Bunca kelamın özü biz bu durumun karşısındayız bizden habersiz olarak hatta bize yalan söyleyerek çıkmış bir kitaptır paralarınızı zayi etmeyin hayrınızı siz direk vakfa yapabilirsiniz.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.