• BIST 105.964
  • Altın 162,960
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 1 °C
  • Konya 0 °C
  • İzmir 3 °C

Şükrü Sak yazdı; "Sallayalım gitsin, tutarsa gazetecilik deriz, tutmazsa..."

Şükrü Sak yazdı; "Sallayalım gitsin, tutarsa gazetecilik deriz, tutmazsa..."
Bu adamlar, utanmadan, yüzü kızarmadan akşam sabah ona buna iftira atıyor, sonra da "gazetecilik ilkeleri"(!) dersi veriyorlar iyi mi!

nabiz-haber-ozel-yeni-047.png

 

Şükrü Sak 

 

Fidel Okan: "Sallayalım gitsin, tutarsa gazetecilik deriz, tutmazsa..."

Fidel Okan...

"Konjöktür" sayesinde adam olmuş biri...

Normal şartlar altında, işine geldiği yerde her türlü yalanı söyleyen, sıradan bir avukattı... Kimsenin tanıyıp bilmediği...

Ama "konjöktür" onu, sıradan bir avukat olmaktan çıkarıp, bir ânda "herşey" yaptı... 

Tabii bu "herşey"in içinde "gazetecilik"(!) de var...

Erdoğan'ın "ABD projesi FETÖ"yü devirmesinin ardından... FETÖ tarafından "Devrimci Karargâh Örgütü" üyesi yapılan Hanefi Avcı'nını avukatıydı...

Bu yüzden bir süre "FETÖ'ye karşı"ymış gibi yaptı...

Sonra "FETÖ'ye karşı olanlara karşıymış gibi" yaptı...

Ortam biraz daha sertleşince; "FETÖ'ye karşıymış gibi yapanlara karşıymış gibi" yaptı...

Şimdi "FETÖ ile mücadele edenlere karşıymış gibi" yapıyor...

Tabii sevgili kamuoyu; 

Böyle adamların, önceden "durduğu yer" ile, şimdi "savrulduğu yer" arasındaki mesafe ölçümlerini yapamayacağı için adamın "ne?" olduğunu sormuyor...

Diyebilir siniz ki;

"Kamuoyu niye böyle sürekli 'dönen' bir adamın peşi sıra dönüp dursun?"

O da doğrudur tabii...

En son; Kılıçdaroğlu'na küfrediyordu, bir baktık; CHP'ye danışman olmuş..

Meraklıları;

Sosyal medyada pantolon ağzı gibi çizdiği "zikzaklar"dan bu şahsın karakteri hakkında malûmat sahibi olabilirler...

Sonunda kendini "gazeteci" zannetmeye de başladı tabii olarak!

"Gazeteci"(!) olmakla kalmadı, "gazetecilik dersleri"(!) vermeye de başladı...

fidel-b.jpg

"Sallayalım tutarsa gazetecilik deriz, tutmazsa..."

Yukarıda gördüğünüz gibi,  Fatma Betül Sayan hakkında, ahlaksızca yalan yazdı ve iftira attı...

(Gördüğünüz gibi bir 'tweetle', hem Bylock'çu çıkardı, hem boşandırdı, hem de "utanmadan o kolktukta nasıl oturduğunu" sormaya başladı...)

Bunun yalan ve iftira olduğu ortaya çıkınca;

"Kıvırma" konusunda ne kadar "usta"(!) olduğunu göstermek amacıyla şunları yazdı;

"Bir gazeteci kaynağına güvenip risk aldıysa, yargı kararıyla kesinleşinceye kadar, büyük bir cesaret sergilediği için takdir edilmelidir!"

Yani?..

Yalan söyle, iftira at... Sonra da bunu "cesaret ve risk"(!) almak olarak tanımla...

Normalde bir gazeteci haber verirken, verdiği haberin "doğruluğuna" bakmak zorunda değil öyle mi?

Bir "gazeteci"yi diğer insanlardan farklı kılan; 

"Her duyduğunu haber yapması" değil...

"Duyumlarını" bilgi ve belgeye dayandırması değil mi?...

Tabii eğer "gazeteci"ysen... "Tetikçi" değilsen, "operasyon-algı" çocuğu değilsen... Bir takım "kirli ve pis hesaplar" içinde edğilsen, normalde olması gereken budur!

Şimdi biz de senin hakkında "duyduklarımızı" yazsak, burdan Sevilay'a kadar yol olur yani...

Ama bizim işimiz değil...

Elbette "her duyduğunu" yazan, hatta mahalle karıları gibi akşam sabah "dedikodu" yazan magazin gazetecileri de var... Ama onlar adı üstünde zaten magazin gazetecileri...

İşte "kıvırma" sanatının örnek belgesi:

fidel-ic-tivitler.jpg

Neymiş?

"Bu tip haberlerin herkes bilir ki belgesi olmaz...." MIŞ... 

Üstelik; "herkes bilir ki"ymiş...

Herkes ne bilsin?..

Gazeteci; "Bilgi ve belge" ile konuşur, onunla haber yapar... Bir konuda "bilgi ve belge" yoksa, en hayati konularda böyle yalan ve iftira atılmaz! Dürüst bir gazeteci bunu kendine yakıştırmaz! Bir de "herkes bilir ki"ymiş! Şuna bak sen!

Biri seninle ilgili böyle bir haber yapsa, yine aynı mantıkla mı hareket edeceksin?

E, peki sonra ne olurmuş?

"Bakan davasını açar, olay yargıya intikal eder. MİT'ten evraklar talep edilir. Haberin doğruluğu veya yanlışlığı bu şekilde anlaşılır!"

Gördünüz mü?.. İşte böyle olurmuş...

Yani; "Sen yap 'operasyonu'nu, at 'çamurunu', iftira attağın Bakan yargıya gitsin, o zaman doğruluğu veya yanlışlığı anlaşılır..."

Bu mu gazetecilik, bu mu habercilik?..

Peki aynı senin mantığınla ve yaklaşımınla, bir magazin gazetecisi senin hakkında;

"Fidel Okan pasif biseksüel çıktı!"

(Elif Şafak, Eyüp ne oluyor bu durumda, bunun cevabını hala vermedin? Üstelik Türkiye'de değilsin!")

Diye haber yapsa, bunu Türkiye'ye canlı-cansız yayınlarda ilân etse?..

Sen, "Dava açıp, yargıya intikâl ettirip, MİT'ten belge" mi isteyeceksin, haberin "doğruluğu" veya "yanlışlığının" bu şekilde ortaya çıkması için?

Oldu mu şimdi?

Olmaz!

Çok ayıp!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.