• BIST 2.750,49
  • Altın 1022.045
  • Dolar 17.9241
  • Euro 18.2508
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 18 °C
  • Konya 22 °C
  • İzmir 25 °C

Salih Tuna; İstediğiniz kadar muhalif olun, yeter ki muhalifliğiniz sizi müstevlilerin kucağına savurmasın!

Salih Tuna; İstediğiniz kadar muhalif olun, yeter ki muhalifliğiniz sizi müstevlilerin kucağına savurmasın!
Kafanı taşlara vur!

Salih Tuna bugünkü Sabah'taki "Kafanı taşlara vur" başlıklı yazısında, 'muhalif' olmakla 'düşman' olmak arasındaki sınıra vurgu yapıyor; bugün 'muhalefetin' durumuna bakarak bu "sınırın" çoktan aşıldığını söyleyebiliriz.

Türkiye'ye aleni düşmanlık yapan ülkelerle işbirliği halinde, "Türkiye'ye gelmeyin, burada can güvenli yok" diye kendi ülkesini yabancılara jurnallemekten, PKK ve FETÖ işbirlikçilğine kadar varan "terör" destekçiliği, 'muhalefet' olarak görülemez, görülmemeli! Yabancı ülkelere, "Türkiye'ye müdahale çağrısı" yapmak, 'muhalefet' değildir!

Muhalif olmak başka, düşman olmak başka!

Bir ülkenin "düşmanlarıyla" işbirliği içindeyseniz...

Ağız birliği içindeyseniz...

Eylem ve söylem birliği içindeyseniz... Size artık "muhalefet" denmez...

Düşmanla "işbirliği" yapana, muhalif değil, hain denir!. 'Halk düşmanı' denir, ama 'muhalefet' denmez!

İşte Salih Tuna'nın bugünkü 'Kafanı taşlara vur" başlıklı yazısında, 'muhalefet yapmakla düşmanlık yapmak, muhalefet yapmakla hainlik yapmak' arasındaki o sınıra işaret ediyor ve; "İstediğiniz kadar muhalif olun, yeter ki bu ülkenin, bu milletin, bu devletin iç ve dış düşmanlarıyla işbirliği içinde olmayın!" uyarısını yapıyor...

İşte o yazı:

Kafanı taşlara vur!

İstediğiniz kadar muhalif olun...

İktidarı kıyasıya eleştirin, yerden yere vurun...

Fakat bu ülkenin muhalifleri olun, onun bunun değil.

Baştan beri söylediğimiz, söylemeye çalıştığımız budur.

Bundan ibarettir.

İsterseniz Erdoğan'ın tee İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan bugüne yaptığı hizmetleri yok sayın.

Dünü de hepten unutun...

Sömürge valisi edalı Kemal Derviş'in bu ülkeye nasıl neden geldiğini, IMF'den üç beş milyar dolar borç alabilmek için bir gecede kaç yasa çıkardığını aklınıza hiç düşürmeyin.

Dahası...

Erdoğan'ın bu ülkeyi "Güneydoğu'dan toprak satalım borcumuzu ödeyelim" denilen günlerden IMF'ye borç verecek düzeye getirebilmek için geceli gündüzlü çalıştığını söyleyen kim olursa linç edin, "yalaka, yandaş" diyerek aşağılayın.

Uzun lafın kısası...

Muhaliflik adına elinizden geleni ardınıza koymayın.

Lakin FETÖ'nün kin ve öfkesinin davacısı olmayın.

Olursanız vaziyet değişir.

"Değişir" dediğim, muhaliflik değil bir nevi "beşinci kol faaliyeti" yürütmüş olursunuz.

Yanlış anlaşılmasın, kimse size akıllı uslu "muhaliflik" yapın demiyor.

Paşa gönlünüzce kaptırın gidin, hatta insafsızlığın dibini bulun. "Kılıçdaroğlu yargılanacak" diye yaygara çıkartın mesela.

Fakat...

Kılıçdaroğlu'nun darbesinin başarıya ulaşacağı beklentisiyle) "Erdoğan kaçacak ama onu getirip yargılayacağız" demesini hiç sorun yapmayın.

Nihayetinde kimsecikler "muhalefet kalitenize" bir şey diyemez, size (cibilliyetinize) kalmış bir şey.

Yeter ki müzmin muhalifliğiniz sizi müstevlilerin kucağına savurmasın.

Hele hele...

Erdoğan karşıtlığı, FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerinin "işbirlikçisi" olmanıza neden olmasın.

Her zaman söylerim;

FETÖ'cü olmanız için maklube yemeniz gerekmez.

Türkiye'yi uluslararası toplum nezdinde "terörist ülke" olarak gösterebilmek için tertiplenen MİT TIR'ları kumpasına bile isteye katkı sunmanız "işbirlikçi" olmanız için yeterlidir.

İstediğiniz kadar FETÖ'ye karşı olduğunuzu, hayatınız boyunca yolunuzun hiç kesişmediğini söyleyin...

Durum değişmez.

Uzun lafın kısası, muhalif olun, ama muhalifliğiniz bu ülkenin düşmanlarıyla birlikte hareket etmeye neden olmasın.

Sözgelimi, Almanya Başbakanı Merkel'in sorumluluk alanına girmeyin.

Geçenlerde, "referandumda 'hayır' diyenlere karşı sorumluluğumuz var" demişti ya, onu diyorum.

Alman Başbakanı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına karşı neden sorumluluk duyuyor peki?

Üstelik..

Neo-Nazilerin diri diri yaktığı Türk Asıllı Alman vatandaşlarına karşı bile yeterli sorumluluk duymazken.

Merkel hiç kuşkusuz kaşınıza gözünüze âşık değil.

Sorumluluk duygusunun nedeni, sizde gördüğü "cevher" yani muhalefet tarzınızdan ibarettir.

Bu da, Erdoğan'a karşı duyduğunuz kin ve nefretten başka bir şey değildir.

İnanın, Fetullah'ın da yegâne umudu budur. İsterse her gün ona küfredin, Erdoğan'a düşman olun yeter ki.

Ey "genç çeri"...

Omuzların üzerinde "müstevliler" için kullanışlı kafa taşıyacağına, kafanı taşlara vur daha iyi.

Salih Tuna-Sabah

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.