• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

Salih Mirzabeyoğlu: "Devlet, Hukuk Demektir ve..."

Şükrü  Sak
Uzatmayalım; ”Adalet sistemi” ve ilgili kurumların hâli; Salih Mirzabeyoğlu”nun tarihî savunmasında bütün çıplaklığı, bütün gerçekliği ile gösteriliyor: “Hukuk haysiyeti ve adalet” gibi bir derdi olan herkesin satır satır okuması gereken bir “savunma”

 

 

Salih Mirzabeyoğlu:

“Devlet, Hukuk Demektir ve Hukukun Olmadığı Yerde Devlet Değil Çete Vardır!”

Şükrü Sak*

 

Hukuk ve adalet konusunda, döndük dolaştık, en başa geldik;

Bundan tam 14 sene önce, DGM”deki tarihi savunmasına:

“Rejim, “nizâm-düzen” ve hukuk; neticede sosyal, siyasî ve iktisadî unsurları içine almış olarak, hukukun kapsayıcı rolünde üst üste gelen kavramlar” Bu görüş çerçevesinde “Adalet sistemi” ve ilgili kurumların, hâline, DGM Savcılığı”nın hakkımdaki iddianamesine cevab yazmaya başlayabildiğim bugün, yani 7 Şubat 2000 itibâriyle değinme ihtiyacındayım.”

Diye başlıyor ve devam ediyordu Mirzabeyoğlu:

-“Devlet, hukuk demektir ve hukukun olmadığı yerde devlet değil, çete vardır!.”

Ardından da:

-“Bu çerçevede, emir komuta zinciri içinde hareket eden DGM”lerin mânâsı da bellidir.”

Diye devam ederek, 40-50 sayfayı bulan tarihi savunmasını yapıyordu; on dört sene önce!...

(Burada, özellikle “7 Şubat” tarihine dikkat; filmin koptuğu tarih; malûm”)

Evet, bunları hatırlattıktan sonra” Gelelim bugüne”

Geçtiğimiz hafta Başbakan”ın, Dolmabahçe”de gazeteci ve yazarlarla yaptığı toplantıda anlattığı hadise:

-“Bir savcı, zanlı olarak çağırılan kişiye, eli cebinde söylediği şu; “İki dakikan var, anlat ve çık” diyor, böyle bir mantık olabilir mi”.. Daha da ileri;

-“Efendilerinizin bundan haberi var. Gelsin şimdi efendileriniz sizi kurtarsın!” diyor, bir zanlıya böyle davranılabilir mi”..” diyor”

Sonra, hep birlikte daha başka şeyler de öğrendik:

Bir “hukuk adamı”(!)nın, senede 22 defa yurt dışında “ne işi”nin olduğunu ve bir işadamının parası ile “Dubai tatilleri”ni, fakat bu kadar parayı “nerden bulduğunu” öğrenemedik(!)”

Uzatmayalım; ”Adalet sistemi” ve ilgili kurumların hâli; Salih Mirzabeyoğlu”nun tarihî savunmasında bütün çıplaklığı, bütün gerçekliği ile gösteriliyor:

Hukuk haysiyeti ve adalet” gibi bir derdi olan herkesin satır satır okuması gereken bir “savunma

İşte, on dört yıl önce yapılmış bu tarihî savunmadan bir iki noktanın daha altını çizip, geleceğiz şu ”Yargı çetesi” ve “Adalet” mevzuuna” Önce; 25 Ocak 2000”de kendisine karşı yapılan “Noel Baba Operasyonu” sonrası;

-“Ben adalet sistemini protesto ediyorum, üzerime askeri yolluyorlar!... (…) “Beni odadaki bir sandalyeye oturttu, ardından kollarım kelepçelendi ve hemen akabinde de dışarı çıkartılarak söz konusu grubun içine salındım. Üzerime üşüşenlerin tekme ve yumruk darbeleriyle yere düştükten sonra, kafama ve vücuduma yediğim sayısız darbeden sonra kendimden geçtim. Aradan şu kadar gün geçmesine rağmen beni günde birkaç kez baygınlık hâline sokan o darbelerin tesirine rağmen, o gün NASIL SAĞ KALDIM HÂLÂ ANLAYABİLMİŞ DEĞİLİM”

Ayıltılırken patlayan sol kaşıma dikiş atıldı” (…) Bütün vücuduma müthiş bir hissizlik ve uyuşukluk hâkim şekilde Kartal Cezaevi”ne getirildim. Sol bacağımın üstüne basamıyorum. Bu hâldeyken, başlarında 4 sırmalı olduğunu sandığım bir Astsubay ve bir başka Astsubayla birlikte askerler, BENİ TEPELEMEK ÜZERE bir odaya aldılar; ve sesimin çıkmaması için ağzımı kapama çabaları sırasında, kaşımın üzerindeki gazlı bez veya pamuk da söküldü. Dışarı çıkarılınca doktor faslı: Pişkin olmadığı tedirgin tavırlarından belli ve besbelli ki “tenbihli” adam, bana, “sırtında bir darbe falan yok değil mi”“ dedikten sonra, muayene bitmiş olarak önündeki kağıdı dolduruyor” Acelesini bildiğim doktora; “yüzümde ve kafamda bir şey yok değil mi”“ deyince, sanki kendisine farkında olmadığı bir şey söylemişim gibi, “yok!” cevabını verdi; ve oradan, koluma giren gardiyanlarla Cezaevi”nin “Müşahede” bölümüne götürülürken, bir gardiyanın arkadan sağ BÖĞRÜMÜ BULAN TEKMESİ”

Hemen söylemeliyim ki, bütün bunları, acıklı bir tasvirle merhamet devşirmek için değil, koruma ve kolluk görevinden Cezaevine kadar bir bütünlük teşkil eden ADALET SİSTEMİNİN HÂLİNİ GÖSTERMEK için yazıyorum:

(1) ölü ve (5) yaralıyla neticelenen malûm operasyonun ardından ”Devletin itibarı kurtuldu!” diyebilen Adalet Bakanı, evvelâ kendilerinin koydukları kanuna saygılı olsalar ve bunun uygulanışını takipte bulunsalardı, DEVLETİN kendi adına ASIL İTİBARININ “ADALET” olduğunu da göstermiş olurlardı”

Neticede; 26 Ocak 2000 tarihinde, sol dizimden topuğuma kadar öbürünün iki katı olmuş fil bacağı gibi bir bacak ve KAFAM GÖZÜM YARALI HÂLDE ”tahkir edici davranışlardan vazgeçtim-, karşınızdayım

Yukarılardan” gelen tenbih gereği, Mahkeme´de nasıl davranmazsam sonucunun ne olacağının tehdidini-imâsını almış olarak; ve gazeteciler resim çekerken sünepe görünmem için, ÜZERİMDEKİ YELEĞİN beni gösterişli yapması söz konusu edilip huzurunuza çıkarılmış olarak”.”

“Mahkeme”(!)nin”

“Hukukun(!)”

“Yargı”nın”

“Adaletin”(!) huzuruna”

İşte bu “mahkeme ve adaletin”(!) verdiği İDAM kararı!...

“Yargı çetesi” diyorsunuz değil mi”...

Adalete güven kalmadığını” söylüyorsunuz değil mi”...

“Efendileriniz gelsin de sizi kurtarsın” diyen “hukukçular”(!)dan”

“Yargıtay İmamı”nın dosyaları “okyanus ötesine” onaylatmasından”

“Bir ülkenin Milli İstihbaratınaMilli OrdusunaMilli bankalarına, siyasi iktidara kurulan KUMPAS”dan” bahsediyorsunuz değil mi”...

Az kalsın biz de inanıyorduk; özellikle iki yıl önce “28 Şubat Darbecileri”nin tutuklanmasından sonra:

Bu “hukuksuzluğu ve adaletsizliği” dillendirmek için, “Fikre Özgürlük Platformunu” kurup, bu adaletsizlik bitmeli, “fikre özgürlük” filan derken, bırakın fikre özgürlüğü, biz kendimizi de bir anda içerde, cezaevinde bulduk!..

Tam, “Hem darbeciler içerde, hem darbecilerin talimatıyla ceza alanlar, hem darbeciler içerde, hem darbecilere karşı çıkanlar” Bu nasıl bir çelişki, bu nasıl bir adalet!”“ filân diyecektik ki”

Gerek kalmadı;

“28 Şubat Darbecileri”ni bıraktı “hukuk”(!) Biz yine kaldık içerde”

Geldik yine aynı noktaya:

Darbecilere özgürlük, Fikre İDAM!..”

Şu “Demokrasi-Hukuk ve Adaletten bahsedenler” şöyle bir toplansın bakalım şuraya” (Yok, bir şey demeyeceğim, sadece yüzlerine bakacağım!)

Ne diyordu Mirzabeyoğlu:

-“Devlet hukuk demektir ve hukukun olmadığı yerde devlet değil, çete vardır!..”

Yani”...

Dubai tatili” vardır”

Efendileriniz gelsin sizi kurtarsın” vardır”

İki dakikan var, anlat ve çık” vardır”

“Yargıtay imamı”, Emniyet “vaizi”, HSYK ”hocası”, Danıştay “hacısı”“ vardır”(Hepsi gönüllü Amerikan ajanı”)

Paralel devlet” vardır, “simetrik adalet, üçgen hukuk, yuvarlak yargı” vardır”

Ama illa ki “devlet” yoktur!...

-”Hukukun olmadığı yerde devlet değil, çete vardır.”( S.M.)

  •  

 

Gelelim bugüne…

“7 Şubat”la başlayan (MİT Müsteşarına yönelik saldırı) 17 Aralık ve 25 Aralık”la devam eden “darbe”, özellikle ABD elçisinin “yalanladığı” doğru;

-”Bir imparatorluğun çöküşünü izletme” hevesine paralel olarak devam edecek”

Şunu demek istiyoruz;

Bu saatten sonra, tâ Cumhurbaşkanlığı seçimi de olup bitinceye kadar, artık hiç kimse; bir ay, bir hafta, bir gün değil;

Bir saat sonra bile ne olacağını kestiremez!...”

(Kehanet değil tabii ki; “iç siyaset” diye yutturulan şeyin “dış dinamikleri..”)

Daha önce;

Bu “ajan yapılanma”nın OPERASYONEL GÜCÜNE dikkat çekmiş ve özellikle “SİNSİ” karakterini vurgulamıştık; (Bakınız ”sulhnâme”(!)-Gülen”in mektubu; adam 22 Aralıkta mektub gönderiyor; “barışalım” diye, 25 Aralık”ta Başbakan”ın oğlunu gözaltına almaya kalkıyor” Bu tür “beklenmedik saldırılar” önümüzdeki günlerde daha da sıklaşacak.)

O yüzden; bu “ajan yapılanmanın- Paralel devletin” TASFİYESİNDE gösterilecek, en küçük bir KARARSIZLIK, siyasi iktidarın külliyen SİLİVRİYE DOLDURULMASI ile sonuçlanacaktır!

Bu hatırlatmayı bir kere daha yapmış olalım”

 

BİZİM DERDİMİZ HUKUK VE ADALET

Tabii ki; “28 şubat” ve Mirzabeyoğlu ekseninde”

Darbecilerin talimatı ile verilen bir “İDAM KARARI”nın; bugün “Yargı çetesi-Yargıtay imamı ve Yargı yoluyla kurulan KUMPASlar”ın, Yargı yoluyla HÜKÜMETE DARBE teşebbüslerinin ardından yeniden gündeme gelen:

Yargılamaların yenilenmesi”“

Mevzuunda:

EN BAŞA ALINMASI GEREKEN davalardan birinin;

“Mirzabeyoğlu Davası” olduğunu; GÜNDEMİN BİRİNCİ SIRASINA taşımak ve çözülünceye kadar da orda tutmak!..

O yüzden dokuz ay önce söylediğimizi bir kere daha -bin kere daha- tekrarlayalım:

Mirzabeyoğlu meselesi çözülmezse Türkiye çözülür!...”

(Sallamıyoruz efendim; Mirzabeyoğlu Türkiye”nin ruhudur” Ve “ruh birdir”“ Her ne kadar ortalığı dolduran çokluğun b.kluğu olsa da; hakikat değişmez”)

 

“AJAN YAPILANMA”-PARALEL TEZGÂH ÇÖKERTİLECEKSE”

Bu işe “Mirzabeyoğlu Davası” ekseninde başlanmalıdır”

Bu “yapılanmayı” açığa çıkaracak; delil, bilgi, belge çok” Hepsini toplamaya kalkarsanız yüz klasör tutar”

En son, F. Gülen”in gönderdiği mektub; bugüne kadar “yalanladıkları” PARALEL YAPILANMANIN, en SOMUT DELİLİ, en açık İTİRAFNÂMESİDİR!... Ve kendisine karşı darbe teşebbüsünde bulunulan siyasi iktidar bunu GÖRMÜŞTÜR!.. Sıra diğer “dâvâları” da görmekte!...

-İşte Hanefi Avcı”nın kitabı; Haliç”te Yaşayan Simonlar, Önce Devlet Sonra Cemaat”

-İşte Ahmet Şık”ın kitabı: “İmam”ın Ordusu”“

-İşte Odatv”de yayınlanan ve İçişleri Bakanlığı”ndan değil de Amerikan Büyükelçisi”nden emir alan polis şeflerini gösteren video kasetler”

-İşte malûm bir takım davalarda KURUNUN YANINDA “YAŞI” da yakan “evrakta sahtecilik” örnekleri”

-İşte MİT Müsteşarı”na yapılan saldırı, 17 Aralık, 25 Aralık”

-İşte “İhsan Güven davası”; 80 yaşında Allah”a küfreden bir felçli için verilen “5 Ağır müebbet”“ (Kurcalansa altından neler çıkar kim bilir” TC Hukuk tarihinde örneği olmayan bir dava” “Suçla orantılı ceza” anlamında da”)

-İşte “bizim de aralarında olduğumuz- altı gazeteciye verilen “örgüt üyeliği” cezası”

-İşte “Bandırma davası”“

-İşte “Noel Baba Operasyonu” davası”

Bunlar daha bugün ONAYLANAN “28 Şubat davaları”“

(Her dosyada ayrı ayrı yüzlerce HUKUKSUZLUK, usulsüzlük, suç ve ceza ile orantısızlık olduğunu gösteren örnekler”)

Yani”..

Bugün, malûm “Ergenekon ve Balyoz” gibi dâvâlar ekseninde gündeme getirilmiş bulunan:

“Yargılamaların yenilenmesi”“ konuşulacaksa konuşuluyorsa, asıl meseleye, yukarda saydığımız dâvâlardan başlanmalıdır!...

Yoksa:

Bu taksimi (adaleti) kurt yapmaz kuzulara şah olsa”“ durumu bin birinci kez yeniden tekrarlanacaktır.

Bugün; Sayın Başbakan, Melis Başkanı, Bakanlar, Milletvekilleri, hükümet üyeleri tarafından çok net bir şekilde dillendirilmiş olan;

“Yargıda çeteleşme” ve “Paralel devlet”in; Türkiye”nin son 15 yılına verdiği “hasar” telafi edilecekse”

Meclis Başkanı”nın dediği; “Hukuk sistemi çöktü” görülmüşse”

Önce;

Çöken hukuk sisteminin” ALTINDA KALANLARDAN başlanmalıdır “düzenleme” ve iyileştirmeye; yani ”yeniden yargılama”ya

Madem ki, bu “yargı”nın;

Hükümete kadar “yargı darbesi” yapacak, “hak, hukuk ve adalet gözetmezliği” görülmüştür”

O hâlde yapılması gereken:

Öncelikle “HAK ve ADALETİN” yerine iadesi, “şüpheli” onlarca davanın “yeniden görülmesi”ni sağlamaktır!...

*(F Tipi Cezaevi

B2-7-40 BOLU)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.