• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

Propaganda -II-

M. Tahir Başarıcı

İZDÜŞÜMÜ

Propaganda-II

Propaganda, belirli seçim dönemlerine mahsus bir özellik taşımaz. Bütün zamanlarda yapılagelen, yerine, özelliklerine göre farklılıklar arzeden bir durum içerir.

Kapitalist anlayışın yoğurduğu toplum içinde, yansıyan değerlendirmelerden, bir tarif alacak olursak; Leonard W.Doob un ''Kamuoyu ve Propaganda'' adlı eserinde verdiği tarif şöyledir; ''...grupların veya fertlerin kanaat ve davranışlarını, telkin yoluyla kontrol etmeyi amaçlayan sistematik faaliyetlerin bütünüdür.”

Eğitim ve propagandayı birbirinden ayırmak pek güç değildir. Zira eğitim, fikir hürriyetini amaç edinirken: propaganda, karşısındakine, daima önceden belirlenmiş birtakım değer hükümlerini,hazır reçeteleri kabul ettirmeye çalışır. Eğitimci, gayesine ağır bir gelişme temposuna uyarak varır. Propagandacı ise, kısa yoldan çabucak ulaşılan amaçlar peşindedir. Birincisi, insanlara “ nasıl” düşünüleceğini öğretmeye çalışırken; ikincisi, “ ne “düşünmeleri gerektiğini söylemektedir.''(1)

''Fakat yine de propaganda ile eğitim arasında bir ayrım yapmak bazı durumlarda güçleşebilir.Mesela ; Sovyetler Birliği, (Katolik Propaganda Birliği'nin de yaptığı gibi) propagandayı ile eğitimi bir tutmaktadır. Sovyet Siyasi Sözlüğü, propagandayı, “ Marks, Engels, Lenin ve Stalin'in eserlerini ve Bolşevik Partisi tarih ve görevlerini açıklığa kavuşturma “ olarak tarif ediyor. Ozgehov'un “ Rus Dili Sözlüğü “nde isw, “ bilinçlendirme “ kelimesi için şu tarif verilmiştir: “ Siyasi eğitim ve birtakım önemli sosyal meselelerin çözümlenmesi amacıyla, belirli fikir ve sloganların geniş halk kitlelerine aşılanması faaliyeti...” Ayrıca, koministlere göre; (Marks'ın deyimiyle) kapitalist toplumlardaki ideolojiler, sınıf mücadelesini yansıtırlar ve üstün olan, hakim sınıflarınideolojisidir. Bu hüküm, başka bir ifadeyle ( kominist olmayan bir Amerikalı'nın söylediği gibi) “ Filozoflar, zenginler tarafından, herşeyin iyiye gittiğini ispatlamak üzere tutulmuş olan kişilerdir “şeklinde de belirtilebilir. (2)

Bu anlayışlar çerçevesinde, kendi dışındaki her ideoloji, bir propaganda şeklinde anlaşılmak durumuna itilirken, bu ideolojık düşünce “Reaksiyoner Propaganda “ olarak sunulmakta ve anlaşılmaktadır. Eğitim içinde değerlendirilen yaklaşımlar ise; her düşünce ve ideolojiler için bir “ Olumlu Propaganda “ aracı ve yöntemidir.

Eğitime bağlı gelişen toplum içerisindeki anlayışların, bir propaganda ürünü olarak telakki edilirken, bunun sosyolojik etki alanı ise şöyle değerlendirilmektedir: “ Verilenler... maksatlı fikir aşılama programının bir parçasını teşkil etmedikçe “propaganda olarak nitelendirilemez. Çünkü burda hedeflenen “Şuuraltı propaganda” nın yerine getirilip, getirilmediğidir.

''Propagandacının ilk görevi, hedef aldığı kişilerin dikkatini çekmektir. Bundan dolayı, önce fikirlerini rahatça aşılayabileceği bir ortamın oluşması için çaba harcar. Bir propaganda kampanyasının başlamasından önce yapılan çalışmaları Doob; “Tali Propaganda” olarak adlandırıyor. Bazı kavramları sembolize ederek , böylelikle maksada uygun fikri ortamı hazırlıyor.

Bütün yapılan, zaten mevcut olan hezeyanları tahrik etmektir. Bunun aksi mümkün olamaz. Öyleyse; propagandacı, hedef aldığı kitleye ait heyecanlardan, hislerden maksadına uygun olanları seçip, kullanmak zorundadır. Bu heyecanlar, fertte doğuştan mevcut olabildiği gibi, çok zaman da sosyal etkiler sonucu sonradan edinilir. İşte propagandacı; aşk, öfke, korku, ümit ve bütün diğer heyecanlardan duygulardan gayesine ulaşmak için faydalanacaktır. Çok zaman, belirli bir hedefe ulaşılması için kitlelerde arzu uyandırmaya çalışacak ve bir süre sonra da, bu arzuyu tatmin edecek vasıtalara yalnız kendisinin sahip olduğunu öne sürecektir. Ayrıca propagandasını yönelttiği kişilerin suçluluk ve yetersizlik duygularıyla oynayarak, onlara bazı davranışların yapılması gerekli ve doğru olduğunu da empoze edebilir.''(3)

'' Telkinin etkisini artıran iki önemli unsur daha vardır.: Fert; bir kalabalığın içindeyken, tek başına olduğundan çok daha kolay ikna edilebilir. İkinci unsur ise; fertte herhangi bir heyecanın uyanmış olmasının, onu, telkine daha müsait kılmasıdır. Başka bir deyimle; galeyana gelmiş hisler, propaganda için en elverişli ortamı oluşturur.

Kitlelere yön vermek isteyenlerin bu hususta öğrenmesi gereken bazı noktalar daha var; Mesela “ Otoriteye Sığınma “ meselesi..

Her türdeki propagandanın başlıca özelliğini “ Telkin “ teşkil etmektedir. Bu özellik; “ hedef alınan kişilere, doğru ya da yanlış, belli bir fikrin, inancın aşılanması gayreti “ olarak tarif olunabilir. Telkin gerçeği bizi şu sonuçlara götürecektir.

1-Telkine müsait olma durumu; dil'in öğrenilmesi, yani “ haberleşme “ yeteneğinin gelişmesinden kaynağını alır.

2- Aynı durumun hissi yönü ise, otoriteye baş eğme sonucu oluşur. "Telkin; çok güçlü bir silah olmasına rağmen ancak propagandaya hedef olan şahsın öz fikirlerine yatkın olduğu takdirde etkili olabilir. Zira hiçbir fert, kendi fikir ve inançlarını tamamiyle karşısına alan telkinlere iltifat etmeyecektir.

Dolayısiyle; propagandacı, gayretlerinin meyvesini alabilmek için, kitlelere aykırı gelmeyecek, bilakis onların hoşuna gidecek usullere başvurmak zorundadır. (4)

Kaynak:  (1),(2),(3),(4), Beyin Yıkama ve İkna Metodlari, J.A.C. Brown Shf; 19-23

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.