• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C
  • Konya 0 °C
  • İzmir 8 °C

Özkaya: "Tam bağımsızlık için..."

Özkaya: "Tam bağımsızlık için..."
Turquie Diplomatique Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkaya ile, dün birinci kısmını yayınladığımız röportajın, İkinci bölümünü yayınlıyoruz. Özkaya; "Tam bağımsızlık için Türkiye`nin üç domuz bağından kurtulması" gerektiğini söylüyor...

 

 

 

2. BÖLÜM

Ömer Özkaya:

?BATI İÇİMİZDEKİ DEVŞİRMELERİ VASITASIYLA ESKİ DÜZENİ SÜRDÜRME NİYETİNDE?

 

-Başkanlık Sistemi tartışmalarına nasıl bakıyorsunuz, Başkanlık Sistemi ve bu konudaki tartışmalar konusunda sizin düşünceniz nedir?..

- Bu tartışma götürecek bir mesele ama, galiba bizim Başkanlık Sistemi'ne geçmemiz gerekiyor. Tarihe baktığımız zaman bunu görüyoruz. Bir ara senatomuz vardı. Sonra Türkiye milletvekilliği düşünüldü. O da tartışmalı olunca 450 olan milletvekilliği 550'ye çıkarıldı. Bürokrasi iktidarı bölüşüyor. Bir sıkıntı da burada? Söz ve imza sahibi? Ama sandığa gitmiyor. Hesabı verense siyasiler?

Bürokrasi birtakım plan ve projelerde problem çıkarabilir. Geçmişte TSK üzerinden bir vasayet vardı şu anda da bürokrasi üzerinden aynı şey yapılıyor. Seçim sistemimizle alakalı diğer bir sorun, Şırnak, Mardin, Batman'dan Meclis'e milletvekili olarak gelmek için 6 bin oy almanız yetiyor. Ama  Batı Anadolu'da 30, 50, 100 bin oy almanız gerekiyor. Buna rağmen çıkıp ben adil temsil edilmiyorum diyorsunuz. Hangi adalet bu? En azından senatomuz olması gerektiği kanaatindeyim. Bugün tartışılmaya başlarsa, en geç 15-20 yıl sonrası için bu Başkanlık sistemi kafalarda netleşmiş ve şekilllenmiş olur diye düşünüyorum.

 

?TAM BAĞIMSIZLIK İÇİN ÖNCELİKLE ?ÜÇ DOMUZ BAĞI?NDAN KURTULMALIYIZ!?

-Batı ile olan ilişkiler, Çözüm Sürecinin başlamasıyla birlikte hangi aşamada sizce?

-Şimdi Türkiye'nin üç temel sorunu var. Ben buna "üç domuz bağı" diyorum. Bir, terör? İki, enerjide dışa bağımlılık? Üç, bu ikisinin beslediği cari açık? Bu üç temel sorunu kim çözmeye çalışmışsa ya suikaste kurban gitmiş veya askeri darbe ile devrilmiştir. 90 yıldır böyle? Hükümetin Güneydoğu meselesini çözmek ve Irak'ın kuzeyi ile yakın ilişkiler kurarak enerji ihtiyacımızı kısa bir boru hattıyla temin etmeye çalıştığını görüyoruz. Biz enerjide şu an, yüzde 67 oranında Rusya, yüzde 19 oranında da İran'a bağımlıyız. Dikkat edin her iki ülke bu coğrafyada bizim rakiplerimiz?

Biraz restleşirsek "teknik" bir arıza çıkar. Marmara bölgesine bir hafta doğalgaz gelmese Türk ekonomisi allak bullak olabilir. Bu yönetim terör ve enerjide dışa bağımlılığı en azından kaynak çeşitliliği yoluyla çözmek istiyor. Bu iki sorunu çözdüğünüz zaman cari açık kendiliğinden çözülecektir.

 

?BATI İÇİMİZDEKİ DEVŞİRMELERİ VASITASIYLA ESKİ DÜZENİ SÜRDÜRME NİYETİNDE?

İktisaden bağımlı olan bir ülke siyaseten bağımsızlıktan bahsedemez. Batı her ne kadar dost dese de bizi kırılgan bir bütünlük içinde tutmak ister. Daima kendilerine gebe ve bağımlı? Türkiye de bundan çıkmak, kurtulmak istiyor. Batı içimizdeki devşirmeleri vasıtasıyla eski düzenin devamından yana bir çaba içinde? İngilizle yüzyüze mücadele ediyor değiliz. Onun devşirme ve ajanlarıyla, sermayesiyle mücadele ediyoruz. Perdenin arkasına bakıyor Türkiye? İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika'yı görüyor. Çözümün olabildiğince geciktirilmesi için engel çıkarıldığı kanaatindeyim. Biz de ustaca, akıllıca, yara almadan acı çekmeden geçiştirebiliriz.

 

?İÇ BİRLİĞİ SAĞLAMAK?

Timur hatıralarında diyor ki ?Ben iç birliği sağladıktan sonra fethe çıktım.? Bir kamyon da olsa harcın içine bir kürek toprak atın, o beton tutmaz. Bu milletin harcı tutmasın diye içimize toprak atıyorlar. Bölücülük!? Bölmeye çalışıyorlar. Doğrusu bu. "Cemaat" üzerinden içimize yeni bir ikilik soktukları kanaatindeyim. Cuma günü namaz sonu sağa ve sola selam verildiğinde "bu kimden?" sorusu aynı safta diz kıranların arasına girebildi.

 

?BİZE BU YAPIYI ?CEMAAT? DİYE NASIL YUTTURDULAR??

Bu noktada cemaatle beraber hareket edenlerin önemli bir kısmı onları sevdikleri için değil, iş veya farklı sebeblerle ilişki içindeler. Bir sebeble onlarla beraber olanları aynı çuvala sokarsak, ciddi bir beşeri kaybımız olur kanaatindeyim.  Bildiğim kadarıyla devlet kişilerin son hallerine bakacak? Birebir oraya tabi veya onlarla beraber olmayı köprü olarak görenleri ayıracağı yönünde bilgim var. Felsefede sorulur, "nasıl oluyor da oluyor"? Türkiye'yi bundan 5 yıl öncesine kadar ordu üzerinden yönlendirenlerin son on yıl da cemaat üzerinden ülkeye girdiklerini görüyoruz. Devlet bunun farkına vardı da, Acaba yeni oyun nasıl kuruluyor? Bize cemaati nasıl yutturdular ve bunu nasıl yuttuk? Ve şu anda bize ne yutturuyorlar?

 

-En azından mevcut fitnenin ülkenin sıhhat şartlarına ermesi bakımından basamak teşkil ettiğini düşünemez miyiz? Yani bir sıhhat alameti olamaz mı?

 

-Mevlana diyor ki; "keşke demeyin?? Kesinlikle tabii? Türkiye çok sıkıntılar, vartalar atlattı. Bin yıllık tarihinde? Mutlaka bir çıkış yolu buldu, hatta güçlenerek çıktı içinden? Cemaatin bu hususta güç vehmi içine sürüklendiği, bu vehme sokulduğu kanaatindeyim. Tasfiye edilmek istenen hareket güç vehmine sokulur. Hatta yanlış işler yapması beklenir, izlenir.

 

?DEVLETİ OYUNCAK, MİLLETİ APTAL ZANNETİLER?

-Test amaçlı yani?

-Evet? Çünkü mensupları "akıl tutulması" yaşadı, yaşıyor. Devleti oyuncak zannettiler. Bu milleti aptal zannettiler. Onların üzerinden de İsrail, İngiltere, ABD gibi birtakım güçler tarafından ne yazık ki kullanılmış oldu. Ben ülkenin buradan güçlenerek çıkacağı kannatindeyim. Büyük deprem bize ders oldu, sağlam inşaat yapmayı öğrendik. Önümüzdeki dönem de daha makul olacağı, hatta CHP de dahil sol kesimde de benzer müsbet gelişmelere şahit olabiliriz. CHP, MHP, TÜSİAD, HDP referandumda beraberlerdi. Yine Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP, MHP ortaktı. CHP cemaatle beraber şimdi? Tabanlarında rahatsızlık ve sorgulamaya yol açtı. Ben de diyorum ki; bu süreçten güçlenerek çıkacağız.

 

?BİZDEKİ BÜYÜK SERMAYE MİLLİ DEĞİL?

-Sermayenin dönüşümü?

-Özellikle Avrupa'nın içimizdeki varlığı hem çok eski hem de çok derin? Bu hususta ustalaşmışlar. İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler hedef ülkelerde kendi menfaatlerini o ülkelerde devşirdikleri insanların menfaatleriyle birleştirirler. Ustaca olur bu.. Hangi uluslararası markanın Türkiye distrübütörlüğü hangi aileye verilmiştir ve neden? Bu soruya verilecek doğru cevap, geriye doğru 90 yılı daha rahat anlamamızı sağlayacaktır. Bizdeki büyük sermaye milli değil. Batı ülkelerinin acentalarının etrafında dönüyor. Biz bu acentaları da çok saygın, çok zeki zannediyoruz. Hayır değil? Bunlar sadece derinliği de olan birtakım sebeblerle tercih edilmişler. Bunlar merkeze ters hareket ettikleri an yok edilirler.

Batı bu acentalar üzerinden ülkemizi kontrol edip üretim ekonomisine geçmemizi istemiyorlar. Devlet bir süredir bu distrübütörlere alternatif sermaye, milli bir sermaye oluşturma çabasında? Örneğin rahmetli Özal, bu distrübütörlük yapan bir aileye karşı bir başkasını modelledi. Şu aile ne üretiyor ilaç? Sen de üreteceksin. Ne üretiyor seramik? Sen de? Kağıt, o da kağıt?

Ama gücün kültürüne sahip olmayanlar bir süre sonra o yükü taşıyamıyorlar. İkincisi, devlet 90'lı yıllarda yeni bir iş dünyası doğurmak, Anadolu sermayesini güçlendirmek istiyor. Fakat bizdeki bankalar bu distrübütörlerin elinde? Bunun üzerine devlet karar aldı; özel bankacılığın önü açıldı. Yine Özal birkaç aileyi çağırdı. Banka kurun devlet arkanızda olacak dendi. Sizden beklentimiz Anadolu sermayesini uluslararası boyuta taşımak, entegre etmek. Bunun üzeirne bu bankalar, "biz bunlara sermaye verdiğimizde, bu Çorum'lu Malatyalı Anadolu sermayesi?" Makedonya'da yol yaparken, Pakistan'da baraj yaparken iflas ettiklerinde nasıl yapacağız?"

 İşte bunun üzerine banka alacaklarına "devlet teminatı" getirildi. Bu sefer birileri naylon belgelerle, hayali şirketler kurup banklaların içi boşaltıldı. Bunun üzeirne devlet TMSF'yi kurup kendi projesine el koymak durumunda kaldı. İki alanda mücadele veriliyor. Bir üçgen çizelim. Bir "hareket"in içeriye, iç dinamikleri ihtiyacı vardır. Bir, "veli"ye? Yani akıl merkezi? İki, "deli"ye? Gönül vermiş kadrolara? Üç, "para"ya?

Hile yok. Osmanlı da bunu şöyle modellemiş: Ulema, Yeniçeriler ve Esnaf? Bugünkü küresel düzende karşılığı; BM, NATO ve IMF-Dünya Bankası? Bunu bugünün Türkiye'sine modellersek, "veli" ayağı, siyasi akıl merkezi resmi ideolojide Londra'ya bağlı? "Deli", ordu, NATO? Albaylıktan sonrası NATO tarafından devşiriliyor. Para, finans, daha çok Avrupalı merkezler? Dolayısıyla Türkiye'nin üç ayağının üçü de milli ve ayakları yere basan yapılar değil. Ama şimdi ordu ve resmi ideoloji noktasında bir dönüşüm görüyoruz. Hatasıyla sevabıyla, eksiğiyle, gediğiyle? İki alanda mücadele görüyoruz. Henüz sermaye alanında bir sonuç yok; çünkü çok kritik bir alan? Mücadele için kenarda 250 milyar dolarınızın olmasını gerektiriyor.

-Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz Ömer bey?

-Ben teşekkür ederim...

 

Bu haber toplam 2619 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.