• BIST 87.592
  • Altın 145,591
  • Dolar 3,6132
  • Euro 3,8307
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 10 °C
  • İzmir 15 °C

Ömer Özkaya Nabız Haber`e konuştu; "Mısır`ı Türkiye`de..."

Ömer Özkaya Nabız Haber`e konuştu; "Mısır`ı Türkiye`de..."
Turqie Diplomatique Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkaya, Türkiye`nin içinden geçtiği kritik süreci Nabız Haber`e değerlendirdi... "Dün bizimle zannettiklerimiz, meğer MOSSAD ile, CIA ile birliktelermiş" diyen Özkaya, temel meselelere köklü ve kalıcı çözümle

Turquie Diplomatique Genel Yayın Yönetmeni

Ömer Özkaya:

?MISIR?DA YAPTIKLARINI TÜRKİYE?DE DE YAPMAK İSTİYORLAR: İÇERDEKİLER DIŞARI, DIŞARDAKİLER İÇERİ??

Röportaj: Cumali Dalkılıç

 

 

 

-"Yeni Türkiye" kavramına bakışınız nadir Ömer bey?..

-Aslında "Yeni Türkiye" her sabah kuruluyor. Acaba biz onu taşıyabilecek miyiz. Chatham House'un (ABD'de bir think-thank kuruluşu) bir raporunda deniliyor ki, "Türkiye Ortadoğu'da bölgesel liderliğe oynuyor. Ancak Arapça bilen büyükelçi sayısı sadece 5 veya 6? yani bizim Libya'daki konsolosluğumuzdaki görevli sayısı kadar." deniyor.

 

-Yeni bir rapor değil mi bu?

-Evet?Stephan Kinzer'in bir tespiti var bu konuda, Kinzer bir röportajında diyor ki, "Türkiye soğuk savaş yıllarında bütün işleri NATO'ya havale etti. NATO analiz yaptı Türkiye uyguladı. Ancak, soğuk savaşın sonunda Türkiye bir anda kucağında birçok meseleyle kalakaldı. Fakat bunları bir sonuca götürecek kadroları yoktu." diyor. Şimdi hatırlarsanız bir dönem tersanelerde çok sayıda kaza yaşandı. Bunun sebebi şuydu; küresel ekonomik kriz üzerine Yunanistan ekonomisi iflasa sürüklenince, Yunan tersanelerindeki gemi ve lüks yat siparişleri Türkiye'deki tersanelere kaydı. Bizdeki tersaneler de bir anda elli-yüz gibi çok sayıda siparişle karşılaşınca gününde sipariş yetiştirmek için piyasadan aslında işi bilmeyen vasıfsız işçileri topladılar. İşte bu işçilerin vasıfsızlığı çeşitli kazalara sebep oldu. Yine hatırlarsanız bir ara, "Göz ameliyatı olmak için doktora gitti kör oldu. Dişi için gitti çenesini söktüler, ameliyata girdi karnında makas unuttular" gibi haberlere rastlanırdı sık sık? Bunun sebebi de özel hastanecilik sektörünün önü açılınca, bu hastanelere olan talep arttı. Ancak bu hastanelerde iş yapacak yeterlilikte yetişmiş elemanımız yoktu. Yine piyasadan vasıfsız insanları toplayıp istihdam ettiler. Kazaların sebebi de buydu.

Türkiye Ortadoğu'da, Latin Amerika'da bazı hamlelerde bulunuyor. Fakat bu işlerin içinde görev alacak ehliyette insanlar az. Bir defa Türkiye bu alanlarda faaliyet göstermeye dair herhangi bir proje-plan yapmadı. Hazırlıklar başladı ancak, bu da ihtiyacı karşılamıyor. Dolayısıyla zaman zaman diplomatik kazalar yaşıyoruz. İhtiyaçla, ihtiyacı karşılayacak kalifiye eleman dengesi kurulamıyor; bu iki şey arasında örtüşme olmadığı için haketmeyen elemanlar üzerinden doğru, güzel işler yapmaya çalışıyoruz; bu da bazı kazalara sebebiyet veriyor.

Bir diğer sebeb de şu; ne yazık ki bizdeki sermaye milli değil? Bu yüzden, her yıl bir milyon gencimiz iş sahasına çıkıyor ve büyük sermaye bu işgücünü istihdama dönük çaba içinde değilse? Zaten böyle bir yönelim beklememiz lazım. Onların varoluş sebebi Türkiye pazarını kontrol altında tutmak çünkü? Hiçbir zaman distrübütörlerin kontrolündeki büyük sermayenin Türkiye'de üretim ekonomisine geçmelerini bekleyemeyiz. Bu büyük distrübütör sermayeyi ayrık otuna benzetebiliriz. Ayrık otunun toprağın üzerinde sadece birkaç dalı vardır. Şöyle bir tutup çekin kökün bir ucu bir tarafa diğer ucu bir tarafta kökleri hasır gibi birbirine girmiş ve yayışmış bir ot türüdür. Siz oraya ne ekerseniz ekin bu ot engeller.

 

Bu sermaye de ekonomimize derinlemesine nüfuz etmiş, görünürde bir engel yok ancak şeffaf duvarlar var. Bu duvarları göremeyenler tosluyorlar. Bu sermayenin stratejik olarak belirlediği birtakım alanlara girmek istediği anda bu duvarlara tosluyorlar. Böyle olunca da kamu hala en büyük ekmek kapısı olarak kalmaya devam ediyor; bu da her siyasi partinin kendi tabanını ayakta tutabilmek için o koltuğa ehil insanı değil de tabanından insanı seçiyor. Bu da izim hem içeride hem dışarıda sıkıntılar yaşamamızın sebebi? Kamuya istihdamda, yandaştan değil ehil olandan yana tercihimizi kullanmak zorundayız. "İşi ehline vermezseniz, kıyameti bekleyin" diye çok açık mealde hadis ve ayetler var.

 

-Kadro sıkıntısı yakın tarihimiz boyunca süregelen bir problem? AK Parti'nin önündeki en büyük sıkıntı da bu herhalde?..

-Evet? Mesela nükleer santral ihalesine çıkıyoruz. Japonlar, Ruslar, Fransızlar bize teklif ediyorlar. "Biz kuralım" diyorlar. Acaba bu teklifi getirenler gerekli yeterliliğe sahip mi, işte bunu tespit edecek bir kadromuz yok, düşünebiliyor musunuz? Şu an durum bu. Hükümet keşke 2002'de göreve gelir gelmez yetişecek kadroları sözkonusu ülkelere gönderseydi, bu insanlar 10-15 yıl içinde yetişmiş ve gelmiş olurlardı. Hükümet birşey yapmıyor diyemeyiz. Hükümeti de birtakım hadiselerle çok ciddi bir şekilde meşgul ediyorlar. Biraz daha önümüzdeki döneme bakmak gerekiyor.

Birçok sorunu var  Türkiye?nin ve bir sorunun çözümü diğerinin çözümüne, onun çözümü de diğerinin çözümüne bağlı? İçiçe halkalar? Ben önümüzdeki dönemden iyimserim. Ancak önümüzdeki 3-4 yılın biraz daha kritik olacağı kanaatindeyim.

Bu tür kritik zamanları bazı dış güçler fırsat olarak görürler. Yeni Türkiye'yi inşa edecek kadroların 1965-75 arası doğumlular olacağını düşünüyorum. Bu kuşak yavaş yavaş Türkiye'nin idaresinde söz sahibi olmaya başladı. İşte bu 3-4 yıllık kritik dönemde hayalimizdeki Türkiye'yi inşa edecek bu beyinlerin harcanmasına göz yummamalı, fırsat vermemeli diye düşünüyorum.

Bu son bir iki yıldır yaşadığımız hadiseler de şunu ortaya çıkardı ki, vatanseverlik ne kadar önemliymiş. Bir kişi partiliniz, cemaatliniz olmayabilir ama o kişi vatanseverse kafi, aslolan budur. İşte bugün bizimle beraber hareket ettiğini zannettiklerimiz meğer İngiltere, Mossad, CIA ile berabermiş. Bu süreç vatanseverliğin önemini çok net bir şekilde ortaya koydu. İngiltere hakikisini kontrol edemediği herşeyin sunisini piyasaya sürer. Mesela suni ipek İngiltere çıkışlıdır. Plastik, suni deri yine oradan. Hakikisini kontrol edemediği hemen herşeyin sunisini piyasaya sürer. Bunlar bize hakiki tekke ve dergahları kapattırdılar. Sahne işte bu şarlatanlara kaldı. Bu yaşadıklarımızla birlikte anladık ki, bizim yeniden hakiki şeyhleri ve tekkeleri, dergah ve benzerlerini çağırmamız gerekiyor. Ben sayın cumhurbaşkanının bunu gördüğü kanaatindeyim. Öğrendiğim kadarıyla sayın Cumhurbaşkanımız yaşadığımız hadiseler sonrası etrafına dedi ki, "Bizim partili olup olmaması önemli değil, bana vatanseverleri bulun!"

 

-AK Parti nası bir seyir takip ediyor sizce? Hareket olma yolunda diyebilir miyiz?

-Böyle bir istikamet var. Ama henüz kemikleşmiş bir yapı yok?Olmasını arzu ederim tabii ki. Şu da var? Ali Fuat Başgil'in Cumhurbaşkanlığına adaylığına hayır deyip, onu tehdit edenler, yaklaşık elli yıl sonra son Cumhurbaşkanı seçimlerinde aşağı yukarı Ali Fuat Başgil'in profiline yakın bir profili aday göstermek durumunda kaldılar. CHP'liler A. F. Başgil'le aynı profilde bir zatı aday göstermek durumunda kaldılar. Bu merkezdeki insanların bir zaferidir.Önümüzdeki dönemde Türkiye'de merkez sağa rağmen birşey yapmak imkansızdır. Bazı dış güçler de bunu görüp AK Parti'yi bölmek yerine, liderliğini ele geçirip merkez sağı kendi arzuları istikametinde şekillendirmek istiyorlar. Mesela kapatma davası bunun içindi, olmadı.

Bu yüzden CHP sağdan kopmuş bazı vitrinlik isimleri ön plana çıkarmak istiyor. Bunu da CHP'nin dönüşmesi bakımından desteklemek lazım. Adı her ne kadar Cumhuriyet Halk ise de halkın partisi olmadı. Daha çok ordu, istihbarat, bürokrasi ve büyük sermayenin üzerinden sandıkta kaybetse bile Türkiye'nin yönetiminde söz sahibi idi. Ama paradigmalar değişiyor. Bürokrasi-ordu-yargı ve yeni Anadolu sermayesi ile artık başka bir Türkiye var. Bu yüzden CHP ya yok olacak veya dönüşecek.

 

-Peki düne kadar mutedil bulunan bir kısım saygın ismin bugün öfke ve karalamaya varan tepkilerini nasıl karşılıyorsunuz. Ortada bir otoriter-diktatoryal bir iktidardan bahsedilebilir mi?

-Bunları hoş görmek lazım. Bu zihniyet 90 yıldır aslında haketmedikleri kaymaklı bir yaşam düzenine alışmışlardı. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de uyanış var. Sorgulama, ancak akıllıca bir sorgulama? Bundan 30-40 sene önce ne diyecek acaba diye ağzına bakılan insanların esamesi okunmuyor. Bu dönemin bittiğini görmeleri, kabullenmeleri zor. İnsan tipi değişiyor, dünyada olduğu gibi?

İnsanımız hem sağda hem solda biraz daha merkezde toplanıyor. Eski düzeni devam ettirmek isteyenler son bir gayret içerisindeler; ?bir süre daha devam edebilir mi eski düzen veya eski dönemi yeniden getirebilir miyiz.? Bir de bu düşünceyle irtibat halinde oldukları birtakım merkezlerle bazı ilişkiler içindeler. Özellikle Mısır'ı Türkiye'de tekrarlamak istiyorlar. Türkiye'yi "rövanş"a sokmak istiyorlar. İçeridekiler dışarı, dışarıdakiler içeri gibi?

Geçen 15 yıldan rahatsızlık duyanları bazı merkezlerin de desteğiyle iktidara getirip hesap sordurmak? 90 yıldır hep böyleydi zaten? Önümüzde bu sıkıntı sürmeye devam edecek. Bu sebeble CHP'nin dönüşmesi gerekiyor. Toplumun selameti açısından? Devlet de bunu istiyor. AK Parti'nin muhalefete düşmesi ANAP veya DYP gibi olmaz. Biraz sıkıntılı bir hale sokmak isteyenler var. Geçişin yumuşak olması için merkeze ve halkına doğru gelmesi lazım. Bir ayette geçtiği gibi "içinizden bir topluluk doğruyu söylemeye devam etsin." Toplumların selameti açısından bu önemlidir.

 

-Tam da bu noktada, Batı'nın Türkiye üzerinde bazı iddialarla beraber saldırıya geçmesi, Türkiye Batı ile karşı karşıya mı geliyor, kopuş mu var? şeklinde medya üzerinden baskı kurmaya kalkışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?..

-Batı cidden açmazda, bir yandan Türkiye'yi "model" olarak gösterirken bir yandan da "kontrolden çıkma" durumunda? İkisi arasında kararsızlık sözkonusu? Batı küresel düzenin devamından yana? Amerikan istihbarat belgelerinde incelediğim kadarıyla hedef ülkenin varlıkları incelenir ama asıl bakılan şey, o ülkenin beşeri potsansiyelidir. Yani ABD başkanının önüne her sabah kapağında harita olan bir rapor verilir. O raporlardan gördüm. Rapordaki haritada yer alan ülkeler işaretlidir. Şunu gördüm; mesela o ülkenin sorunu inceleniyor. En sona CIA bir not düşüyor. Bu ülke bu sorunu aşma potansiyeline sahip veya değil? Batı'yı endişelendiren, bizim filan yerle ticaretimiz, yatırmlar veya turizmde, savunma sanayiinde aldığımız mesafe değil?

Asıl endişelendirici olan beşeri potansiyelimiz. Dünyada ikiyüz civarında devlet var. Kafamız karışmasın. Tarih boyunca sanki Allah'ın dünyayı idare etmek üzere görev verdiği yedi veya sekiz devlet var. Bunlar Rus, Alman, Fransız, İngiliz, Türk, Çin, Amerikan? Bu devletlerin içinde İslam olarak Türkiye var. Her ne kadar Fransa ile İngiltere, İngiltere ile Amerika arasında zaman zaman çatışma olsa da, onlar bu düzenin sahibi ve kurucuları? Anlaşırlar. Alternatif bir düzen kurabilecek ülke ise Türkiye? Bunun geçmişte örneklerini vermiş.

İran'da ve Mısır'da, Suudi Arabistan'da yok? 3000 yıl geriye gidebiliriz. Bu büyük güçler arasında bir denge oyunu oynama çalışmak! Ama kolay değil? İlk istihbarat uydumuzu Çin'e fırlattırdık. NATO üyesiyiz, ABD'nin fırlatma tesisi var. Enerjide Rusya'ya bağımlıyız Rusya'nın tesisi var. AB'nin de fırlatma tesis var. Ama biz Çin'i tercih ettik. Füze savunma sistemlerinde Çin'le pazarlık görüşmeleri vardı. Batı fırtına kopardı. Aslında mevzu üç milyar dolar değil? Bu para çok küçük? Türkiye için başka bir eksene mi gidiyor endişesi var.

Yarın:

"Üç Domuz bağı..."

Bu haber toplam 5245 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.