• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

O "sofrayı" bırak, sen asıl bu sofraya bak!

Faruk   Selim
Fotoğrafın görünmeyen tarafında, yani masanın karşısında; Ekrem Dumanlı, Bülent Keneş, İhsan Yılmaz, Ali Ünal, Mümtazer Türköne gibi Fetullah´ın çanak yalayıcıları da var! Onlar görünmüyorlar… Yan masada da muhtemelen Fetullah, “Erol Taş kıvamında”, çıpla

 

/resimler/2015-7/15/2153059128581.jpg

O “sofrayı” bırak! Sen asıl bu “sofraya” bak!

Faruk Selim

 

Mimarlar odası diye bir oda var!

Ne iş yaptığını bilmiyorum.

Fakat sık sık; “Klozet kapağına yapışmış”, yok altındı, yok gümüştü filân tarzında yalanlar uyduruyor.

Sonra bu yazıp söylediklerinin “yalan olduğu” isbatlanınca, bunlardan her hangi bir ses seda çıkmıyor!

En son Cumhurbaşkanlığı sarayındaki “mütevâzı iftar sofrasına” takmış kafayı… Öyle bir yalan söylemiş ki, “akıllara seza”!..

Fakat bu “yalana” Fetullahçı medya ile Aydın Doğan medyası da manşet manşet destek verip, “doğru yerinden kalkıncaya kadar yalan dünyayı dolaşmaya başlayınca” Cumhurbaşkanı bu “kirli propaganda”ya cevab vermek durumunda kaldı!

Dikkat ediyorsanız mesele hep “Ak Saray ve Cumhurbaşkanı Erdoğan” üzerinden, kirli bir propaganda olduğu besbelli bir “kampanya” olarak yürütülüyor!

Mesela Ak Saray?..

Saray, bir devletin “ihtişam ve güç sembolü” olarak; en ileri derecede estetik ve en büyük “ihtaşamı” zaten tabii olarak göstermesi gerekir;

Yani koca bir devleti “gecekondudan” yönetecek değilsiniz!

Bu “ihtişam”dan, Türk Milletinin gücünün “sembolü”nden kim niye rahatsız olur?.

Bunu saymaya gerek yok; Fetullahçı ajan yapılanma ve Aydın Doğan medyasının temsil ettiği “Batıcı” kesimler

Bunlar besbelli ki “Ak Saray”ın temsil ettiği “ihtişam”ın altında “ezildiler…”

O yüzden de yapıştıkları “klozet kapağını” bir türlü bırakmıyorlar…

Aslında burada sorulması gereken soru;

Böyle bir “Saray”ın, yani “devleti temsil eden” en büyük kurumun, bu şekilde; yani klozetine kafasını sokarak “muhalefet yapmak”(!) hiç de tabii ve alışık olduğumuz bir durum değil! (Her ne kadar birilerine çok “normal bir durum”muş gibi görünse de)

O hâlde bu “bilinçli bir operasyonun bir parçası mı?”…

Evet sorulması gereken asıl soru bu bence!

Neden derseniz?..

 Buradaki; “itibarsızlaştırma ve yıpratma” maksadı çok açık!

Ak Saray´daki “mütevazı iftar” için de aynı şeyi söyleyebiliriz; bunlar artık bayatladığını düşündüğümüz bayağı “CIA yöntemleri”…

Hatırlarsanız, benzer bir kampanya rahmetli Erbakan´ın Başbakanlıkta verdiği “iftar”da da söz konusu olmuştu; o zaman da BÇG´nin emir ve talimâtları doğrultusunda yayın yapan aynı medya, bu hadiseyi bir “rejim krizine”(!) dönüştürmeyi başarmıştı! Burada dikkat çekmek istediğim husus; aynı yöntemlerin kullanılıyor olması! Sadece bu defa hedef: “Ak Saray ve Erdoğan” Ve tabii şimdi sadece “şartlar” ve kullanılan “argümanlar” farklı! Bu husus çoğunun dikkatinden kaçıyor! Özellikle de malûm kesimler tarafından “havuz medyası” diye isimlendirilen medyanın da!

Bunun farkında olan da, galiba sadece Erdoğan! O yüzden dün akşam yaptığı konuşmada bunu açık bir şekilde ifade etti:

Biz Türkiye´nin gücüne yakışır devlet binası kazandırdığımıza inanıyoruz. Bundan da milletimiz adına gurur duyuyoruz. Israrla millete ait bu bina üzerinden bize saldırmayı alışkanlık haline getirdiler.  Bugün burada ben varım, yarın başka arkadaşlarımız olacak. Burası milletin evi. Açıkçası ben bu konuları milletimin huzuruna getirmekten dahi utanıyorum. Biz bu iftiraları cevaplamadıkça cüretlerini de arttırıyorlar.”

Evet durum aynen bu!

Yani “Ak Saray ve Erdoğan´ı” hedef alan saldırılar, rastgele bir “hassasiyet”(!)in ürünü değil, gayet bilinçli ve “organize bir aklın” işi!

Ve yine aynen Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın söylediği şekilde;

Doğru yerinden kalkana kadar yalan dünyayı dolaşırmış” yöntemiyle yapılıyor bütün bunlar! Yalan bütün dünyayı dolaşıyor! Bu “mütevâzı sofra” ile ilgili Fetullahçı medya ile Aydın Doğan medyasının “yalanları” ile, Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın ortaya koyduğu “doğrular” artık meydanda!

O yüzden biz bu “sofrayı” bırakıp, başka bir sofraya bakalım:

 /resimler/2015-7/15/2154373505417.jpg

 

-II-

Mevzuu “sofra”dan açılmışken…

Bu sofrayı görmemek nankörlük olurdu gerçekten…

Fotoğrafı önümüze alıp kara kara düşünmeye başladık;

Allah´a inanmıyorsunuz; anladık…

Oruç tutmuyorsunuz; anladık…

Sosyalist entelektüellersiniz; anladık…

Fakat bu nasıl bir “görgüsüzlüktür” birader?..

Allah gözünüzü doyursun!” diyeceğiz, olmuyor…

Hayır, yediğiniz içtiğinizde de gözümüz yok, ama bu nasıl bir “iştihâdır!”, nasıl bir “aç gözlülüktür” anlamakta gerçekten zorlanıyor insan?..

Anadolu´da bu tür durumlar için güzel bir benzetme var; “Karnında eşşek mi bağlı birader?” derler adama!

Fotoğrafı “bilimsel bir gözle” analiz eden arkadaşımın dediğine göre, bu sadece büyük fotoğrafın “görünen küçük kısmı…”

Fotoğrafın görünmeyen tarafında, yani masanın karşısında; Ekrem Dumanlı, Bülent Keneş, İhsan Yılmaz, Ali Ünal, Mümtazer Türköne gibi Fetullah´ın çanak yalayıcıları da var! Onlar görünmüyorlar…

Yan masada da muhtemelen Fetullah, “Erol Taş kıvamında”, çıplak eliyle, ağzını şapırdata şapırdata butları sıyırıp sıyırıp atıyordur, bilemeyiz! Biz “Mimarlar odası” değiliz ki, sürekli yalan ve iftira uydurup, sonra da aha işte böyle bir sofrada ziftlenelim?..

Bir aklı evvel de çıkıp; “İyi de kardeşim, o bir sene önceki fotoğraf” demesin sakın! Tamam, bir sene önceki fotoğraf ama, sofralar yeni! Fotoğrafçılar bu sene işlerini iyi yapmadılar diye, bu gerçeği inkâr edecek değiliz hâliyle! Kim bilir kaçırdıkları, fotoğraflayamadıkları ne sofralar vardır; Fetullahçı medyanın ve Aydın Doğan medyasının başına çöreklendikleri?..

Bizim bu fotoğrafta gördüklerimiz:

Fetullahçı Erkam Tufan Aytav, Sosyalist Murat Belge ve Ömer Laçiner…

Peki göremediklerimiz?..

Meselâ Zaman´ın Gen. Yay. Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile Cumhuriyet´in  Gen. Yay. Yönetmeni Can Dündar? Fetullahçı Mümatezer ile yine Cumhuriyet´in “Faşizme karşı bacaklar omuza” diye yazan bayan yazarı Mine Söğüt?.. Veya daha geniş bir sofrada tüm Cumhuriyet kadrosu ile Zaman kadrosu bir arada?..

Siyâset sofrasında pekâla harman olmuşlar, “iftar sofrasında” niye olmasınlar?..

Başlarında “başörtüsü” ile HDP´nin lezbiyen adaylarına oy toplarken utanmayanlar, böyle bir sofrada harman olmaktan utanacak değiller ya!

Neyse, onları takip etmek de bizimi işimiz değil, biz gözümüzün önündeki fotoğrafa bakıyoruz; ve anlamaya çalışıyoruz…

Peki bu “iki mümtaz entelektüel sosyalistin” bu sofrada ne işi var diye de sormayalım...

Bu adamlar bu “sümüklü vaizde” nasıl bir şey görüyorlar acaba? Ki böyle sofralarda boy göstermekten utanmıyorlar? Bunu sormak hakkımız!

Öyle ya, “Sosyalizim” Allah´a inanmaz!

Gerçi Fetullah´da Amerika ve İsrail´den başka bir otoriteye inanmaz ama, onun en azından mesleki olarak “vaiz” bir tarafı var…

Hadi buna da tamam diyelim…

Asıl “sohbet konusu” neydi?. Onu merak ediyor insan?..

Bir vaizin iki sosyalist entelektüele nasihatleri mi?.

Yoksa, İki Sosyalistin “Amerika ve İsrail patentli tanrı arayışı mı?”..

*

Bu fotoğrafın “insan kimyasını bozan” diğer tarafı da şu;

Bir kısım Müslümanlar belediyelerin iftar çadırlarında karınlarını zar zor doyurmaya çalışırken, “oruç tutmayanlara” böyle şatafatlı “iftar sofraları” hazırlayıp, bir de bunu fotoğraflayıp topluma servis etmek?..

Bu da “Mimarlar odası”nın işi değil her halde?..

Ne yapmaya çalışıyorsunuz siz, amacınız “sosyal patlama” yapmak mı?.

(25.06.2015)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.