• BIST 102.494
  • Altın 226,927
  • Dolar 5,3255
  • Euro 6,0377
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C
  • Konya 3 °C
  • İzmir 9 °C

Necdet Kocataş yazdı; "İleri demokrasi"de son nokta; Sömürge valisi atama dönemi!

Necdet Kocataş yazdı; "İleri demokrasi"de son nokta; Sömürge valisi atama dönemi!
Venezuela özelinde "çağdaş uygarlığın" sırtlan yüzü bir kere daha göründü!

 "İleri demokrasi"de son nokta; Sömürge valisi atama dönemi! 

 

Yıllardır üçüncü dünya ülkeleri veya gelişmekte olan ülkeler diye yaftalanan Emperyalizmin sömürdüğü ülkelere çıkar-yol olarak dayattığı demokrasi, son günlerde Venezuela’da yaşanan sosyal-siyasi hadiselerle bir kez daha ortaya çıktı ki emperyalistlerin sömürü aracından başka bir şey değil.

Sömürmek istedikleri ülkeleri, milletleri demokrasi ağına takıp istedikleri gibi manipüle etmektedirler. Bu demokrasi denen şeyin tam tarifini, anlamını da yalnızca kendileri bilmektedir. Öyle ki demokrasi denen bu kavramın içeriği emperyalistlerin arzularına göre şekillenmekte olup herkesi bağlayan, bağlayıcı ve ortak bir tarifi de yoktur. Bakmayın siz 3. Dünya sömürge aydınlarının bu kavram etrafında geliştirdikleri güzellemelere. Reel politik ve gerçek hayatta asla karşılığı olmamıştır. Sen ne yaparsan yap demokrat olamadığın gibi ne yaparsan yap emperyalistler onay vermediği müddetçe ülkene demokrasi de getiremezsin.

Çünkü demokrasi emperyalizmin tekelindedir. Onun ne ve nasıl olduğunun ancak onlar bilir(!). Dünya milletlerini bölmek-parçalamak, sömürmek ve birlik ve dirlik içerisinde güçlenmesini engelleyip, milletleri birbirine düşürmenin adıdır demokrasi. Bakmayın bu kavram etrafında edilen beylik laflara. Yıllardır canlı şahidiz ki demokrasi denen bir yönetim şekli yeryüzünde mevcut değildir. Küresel-kapitalizmin dünya milletlerinin sömürmek için kullandığı bir Truva atıdır. Dünya milletlerini köleleştirmenin maymuncuğudur ki yerli işbirlikçiler bu misyonu icra ederler. Küresel efendileri adına ülkelerinde her türlü ajan-işbirliğini demokrasi adına seve seve yaparlar.

Bunun son örneği Venezuela’da yaşanıyor. Halkın oylarıyla seçilmiş bir devlet başkanını demokrasi adına tanımayarak bir emperyalist işbirlikçiyi “sömürge valisi” olarak atayarak demokrasi adına demokratik tutum sergilemiş oluyorlar. Bu kepaze tutumu tüm dünyanın gözü önünde utanmadan yapabildiler… Batı değerlerinin anlamsızlığı bir kez daha gözüktü. “Değer” diye dayattıkları sadece ve sadece kendi çıkar ve menfaatlerini temin eden araçlardır. Kendi çıkarlarına hizmet etmeyen yerkürede ne varsa emperyalistler için anlamsız ve gereksizdir. Dün ne kadar yüceltmiş olurlarsa olsunlar bugün işlerine yaramayan her şeyi yine kendileri hiç tereddüt etmeden ayaklar altına alabilirler, alıyorlar…

   Demokrasi de bunlardan biri, çıkarlarına hizmet ettiği sürece sıkıntı yok, çıkarlarına en ufak bir zarar geldiği zaman en iptidai darbelere ve yönetim şekillerine bile razılar.

Bu emperyalist sömürgeci batı adamlarının ve onların devletlerinin nezdinde onlara köpeklik yapmadığın müddetçe “hayat hakkını” bile yoktur. Her türlü dezenformasyonla seni tukaka ilan edip, imha sürecini başlatırlar, bu uğurda her yol mubahtır. Venezuela’da da olan bu. Bu ülkeyi iliklerine kadar sömürmek isteyen, kaynaklarına göz diken ABD’de “sudan” bahanelerle ülkeyi iç savaşın eşiğine getirdi. Yıllardır uyguladığı her türlü ablukayla halkı ekonomik olarak perişan etti. Sistemi çalışamaz hale getirdi. Bütün kötülüklerin müsebbibi kendi olmasına rağmen emperyalist ABD suçu, suçlu ilan ettiği halkın seçtiği devlet başkanı Maduro’ya fatura etti ve onun başkanlığını gayrimeşru sayıp kendi çıkarlarına hizmet etmeye can atan meclis başkanı Guaido’yu “Sömürge Valisi” olarak atadı.  İleri(!) demokrasinin geldiği içler acısı manzara… Petrolün akışını ABD istikametinde kim sağlarlarsa en iyi demokrat o. O da Guaido denen herif oldu.

   “Küresel emperyalist hegemonik demokrat” güçlerin dünya milletlerini terbiye etmek amacıyla kullandıkları demokrasi kamçısını kırmanın ve emperyalistlerin suratına çarpmanın tam vakti. Demokrasinin ve onun etrafında oluşturulduğu söylenen ideallerin aslında bir palavradan ibaret olduğu aşikârdır. Bizim gibi “gelişmekte olan” ülke gömleği giydirilmiş ve önünde demokrasi idealleri bir “zoka” olarak konmuş ülkelerin bir an önce bu handikaptan kurtulması lazım.

Tüm dünyada kullanım şekliyle “demokrasi” her nevisiyle rejimlerin en kötüsüdür. Yaşadığımız dünya genelindeki pratikler bunu gayet açık bir şekilde göstermektedir. “Küresel emperyalist demokratik” rejimler dünya ve içerisinde yaşayan bütün canlılar için bir tehdittir. Bu tehdidin bir an önce görülüp önlemlerinin alınması şarttır. Lagaya lugaya gerek yok!.. Tüm dünyaya, tüm insanlığa örnek teşkil edecek yerli ve milli bir sistem etrafında millet ve onun devlet düzenini kurmak bir zorunluluktur. Sen sömürülmeyi reddettiğin müddetçe ağzınla kuş tutsan da demokrasiyle yönetilen bir ülke addedilemezsin. Ya ülkeni tüm kaynaklarıyla emperyalizmin emrine verip “sömürge valisi” olarak demokrasinin tadını çıkaracaksın ya da küllerinden yeniden doğup yerli-milli benzersiz denenmemiş “Başyücelik Modeline” geçip tüm dünya milletlerine öncülük edecek tam bağımsız bir devlet olacaksın. Ortası yok biline!.. Ya varsın ya yoksun!.. Alternatifi yok bu işin. “Küresel emperyalist demokratik katillerin” kurallarını her an değiştirdiği bir oyunda ne Venezuela’nın ne Türkiye’nin ne de başkalarının başarı ihtimali yok. Tek yol, tek yön, tek çözüm “Başyücelik” modelidir. Gerisi laf-ı güzaftan ibaret…

Bitmiş, tükenmiş, tıkanmış insanlığa ve gezegenimize söyleyeceği ve vadedeceği bir şeyi kalmamış köhnemiş tüm rejimler raf ömrünü tamamlamış durumdadır. Elbette “İstikbal İslam’ındır” hakikatinin realize edilebilme, insanlığa kurtuluş reçetesi olarak sunulabilme, bunun pratiğe dökülebilmesi ciddi mücadele gerektiren bir süreç. Başta siyasiler ve aydınlar olmak üzere herkesin üzerine düşen sorumluluğu idrak edip ona göre davranması “insanlığın kurtuluşu” mücadelesinin ancak ve ancak “İslam” merkezli olacağı şuuru ve imanıyla, gerekli olanı kuşanıp, yepyeni bir “sistem” kurma ameliyesine girişilmesi gereklidir. Yoksa azgınlaşmış “neoliberal-kapitalist emperyalist sömürgeci demokrat” zihniyetin sırasıyla dünya milletlerine saldırmasını “sıramızı” bekleyerek izlemek durumunda kalırız. Şu da unutulmamalıdır ki hem batıcı hem kapitalist hem seküler güya hem de demokrat olunarak emperyalizme karşı çıkılmaz. Batıyı ve batının dayattığı her şeyi vatan topraklarından kovmak şarttır. Selam ile…

27.01.2019

Necdet KOCATAŞ

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.