• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 24 °C

"Ne ile savaşıyoruz, kimle savaşıyoruz, niçin savaşıyoruz?"

Şükrü  Sak
Nihayetinde bunlar “canlı” bomba…“Canlı bomba”lar da tarlada yetişmiyor!

 

 

 

 

 

Ne ile savaşıyoruz, kimle savaşıyoruz, niçin savaşıyoruz?

Şükrü Sak

Önceden “terör”ün bir amacı vardı…

“Terör” onların yaptığı bir şey değil, karşı tarafın, onların yaptığı mücadeleye verdiği bir isimdi…

İnsanlar, “inandıkları dünyayı kurmak” için, fikirlerini, düşüncelerini topluma açıklamak, yaymak, bu yolla da kendi “devrimlerini” yapmak amacıyla bir mücadeleye girişirlerdi…

Gözaltında, gözlerimizin bağlı olduğu bir sırada, -sonradan, o zaman,  Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olduğunu öğrendiğim Hanefi Avcı- lâfı şuraya getirdi;

-“Bırakalım insanlar fikirlerini, düşüncelerini açıkça ifade edebilsinler! Bundan korkmamak lazım! Şu kadar zamandır devlet görevlisiyim, o kadar teröristle, militanla konuştum. Hepsinin ortak derdi, “Kendi düşüncelerimizi savunamıyoruz. Anlatamıyoruz. Bunu anlatamadığımız için de silahlı mücadeleye başvuruyoruz” şeklindeydi… İnsanlar niye devletin askerine, polisine saldırıyor? Ya bunun için veya ‘işkence’ gördüğünden, intikam almak için. Ben bunun yanlışlığına hep inandım, hep söyledim.”

Tuhaf gelmişti bana. İlk defa böyle ‘makul’ konuşan bir adam?.  Şaşırmıştım da tabii olarak…

Bu mânâda, önceden, “terörün” bir amacı vardı

“Terör” yoluyla elde edilmek istenen bir “sonuç” vardı…

Teröre bulaşan insanlar, çığrından çıkmış birer “ruh hastası”, kafayı sıyırmış uçuk kaçık tipler değildi…

Biz de resmî olarak “terör örgütü üyesi” olduğumuz için, tabii olarak, farklı siyasî düşüncedeki “teröristleri” anlamaya çalışırdık…

Gerek dergi etrafında gelişen münasebetlerde, gerek çok sık gerçekleşen ‘gözaltılarda', gerek cezaevinde, çok sayıda farklı siyasî düşünceye mensup ‘terörist’i tanıdık…

Bu insanların “özgür ve adil bir dünya” için savaştıkları, kendi fikirlerini, düşüncelerini başka türlü ifâde etme imkânı bulamadıkları için “silahlı mücadele” yoluna başvurdukları, aşağı yukarı, tam olarak ifâde edemeseler de böyle bir “gerekçeye” dayanıyordu…

Sosyalizm yasaktı…

Komünizm yasaktı…

Kürt olmak yasaktı…

Kürtçe konuşmak yasaktı…

“Ne Mutlu Türküm!” diye bağıttırılmak faşizmdi…

Şeriat yasaktı…

Şeriatçılık yasaktı…

Ben Müslümanım, böyle düşünüyorum!” demek yasaktı… Vesair… Liste böyle uzayıp gider…

Fakat ne zaman ki;

Tamam kardeşim, şiddete başvurmadığın sürece her türlü fikri ve ideolojiyi özgürce savunabilir, anlatabilirsin” yolu açıldı. Bundan sonra işin rengi bir hayli değişti…

Bu değişiklik sayesinde, Şeytan’a tapan bazı sapkınlar kedi kurban edip, genç kızları öldürmeye kadar vardırdılar sapkınlıklarını…

Sonra, “Kapitalizmi-Faşizmi silahlı mücadele yoluyla yıkmaya” çalışan yoldaşların, “silahlarının” da, kapitalistlerin daha çok sömürmek, daha çok silah satmak için “çatışmaların yaygınlaştırılması” teziyle ‘temin edildiği’ ortaya çıkınca iş biraz sulandı!

İdealizm öldü…

Adalet, hak, özgürlük mücadelesi çok ağır yara aldı!

Neyse…

Kısaca, “terörün” kendince haklı bir sebebi, kendilerince ‘mak’ul’ bir gerekçesi vardı…

Peki ya şimdi?..

*

IŞİD meselesine gelince…

IŞİD’de, Amerika’nın Irak’ı işgalinden sonra –ki gerekçesi olan kimyasal silâh yalanı daha sonra ortaya çıktı- insanların kendi topraklarını, canlarını savunma amacıyla ortaya çıktı!

Fakat o süreçte aşağılık bir “propaganda mekanizması”, insanların kendi vatanlarını savunmasını “terör” olarak lanse etti… İhanet buradan başladı!.

Bütün bu 12 yıllık süreç boyunca;

Amerika’nın Irak’ı işgali” sorgulanmadı…

Bu uluslar arası haydutluğun çok ağır bir “fatura” ortaya çıkaracağı da…

En bayağı ve kirli propaganda yöntemleriyle, kendi topraklarını işgale karşı savunmaya çalışan insanlara “terörist” denildi… Bütün dinlerde ve kültürlerde “kutsal” olan “vatan savunması” böyle aşağılık bir yöntemle bertaraf edilmeye, işgal ve yağma “meşrulaştırılmaya” çalışıldı.

Bunun öncesinde, otuz kırk yıldır, bütün dünyanın gözü önünde Müslüman Filistin halkının kemiklerini kıran İsrail vahşeti, bu vahşeti cezalandırmaya davranmış bir ’11 Eylül’ gerçeği…

Filistin, Afganistan, Irak, Suriye, Mısır…

İslâm’a, Müslümanlara hayat hakkı tanımayacağını her dilden anlatan bir “Haçlı” saldırısı karşısında Müslümanlar da bir “çıkış yolu” arıyor…

Hadisenin böyle bir sosyolojik temeli var…

*

Dün İstanbul’da yapılan “kör terör” saldırısı ile ilgili, gazetecinin biri şunu yazmıştı;

Ne Suriye’de ne Irak’ta bir devlet yok! Kullanmaya elverişli terör bataklığı var” diyordu…

Bu “terör bataklığı” lâfı çok galiz bir ifade ve buna tabii ki katılmıyoruz ama artık Suriye’de ve Irak’ta bir“devlet olmadığını”, ‘7 düvelin’ buralarda gasbçı haramiler gibi cirit attığını biliyoruz.

İşte böyle bir vasatta, başta ABD ve Batı’nın özellikle son iki üç yıldır, Türkiye’yi;

IŞİD’le savaşmaya zorladığını” herkes gördü!

Özellikle, ABD’nin ve Batı’nın içerdeki uzantıları, PKK, FETÖ ve gönüllü olarak Amerika’nın “etki ajanlığını” yapan medya tarafından;

Ak Parti’nin IŞİD’i desteklediği” propagandasının amacı buydu;

Türkiye’yi IŞİD’le savaştırmak!

Türkiye’yi her türlü “tehdit eden” PKK’ydı ama, onlar Türkiye’yi “IŞİD’le” savaştırmak istiyorlardı…

Kendiler, “IŞİD’le savaşmıyor”, ama nedense Türkiye’nin savaşmasını istiyorlardı, sonunda işi sokakta gördükleri sakallılara “IŞİD” diye saldırmaya kadar vardırdılar…

IŞİD, Türkiye’yi o süreç boyunca “doğrudan hedef” almadı

Türkiye’yi doğrudan hedef alan, Türkiye’den “toprak talebinde” bulunan, Türkiye’ye karşı savaş ilân eden PKK ve onun yandaşları, ortakları, destekçileri, sonunda iktidarı da “IŞİD’çi” ilân ettiler

Ve galiba Türkiye, diğer “dayatmalar-zorlamalarla” da baş edemeyince, -bir bakıma IŞİD’i desteklemediğini göstermek için diyelim- IŞİD’e saldırdı…

Ve IŞİD saldırdıkça, onlar da hep birlikte iktidara saldırdılar…

Ve bugün Türkiye’de doğrudan sivilleri hedef alan her terör saldırısı sonrasıCHP-PKK-FETÖ ve diğer Amerikancı-Batıcı unsurların nasıl kol kola, omuz omuza, bu saldırıları “kınıyormuş gibi” yapıp, “algı operasyonu” yürüttükleri bütün çıplaklığı ile görülmeye başlandı!

Bizi biliyoruz ki böylesin vahşi ve “amaçsız-kör terörü” savunmak, Türkiye’de hiçbir zaman bu kadar “karşılıksız” olmadı!.

*

Son yaşananlar ışığında, artık IŞİD’in de IŞİD olmaktan çıktığını söyleyebiliriz…  Kaldı ki, dediğimiz gibi “başı sonu belli” bir IŞİD yok! IŞİD, bir “yapı”yı tarif etmekten çok, saçma sapan, hiçbir gerçeği yansıtmayan bir “genellemeye” dönüştü.

Zira, zaten “bir ordu düzeni” içinde, başı dibi, önü arkası belli bir IŞİD’den söz etmek mümkün değildi.

Türkiye’de;

Devleti “kâfir…

Düzeni “tağut…

Sistemi ve tüm kurumlarını “şirk…” olarak gören kesim var mı? Az da olsa var… Daha önceden de vardı.

(90’lı yıllarda bu ve benzeri söylemlerle “keskinlik” yapanların hemen hemen tamamı “tağutî düzenin” en yiyici tiplerine dönüştüler…)

Peki bu insanlar;

Türkiye’nin tağutî düzenine” karşı “silahlı bir mücadele” veriyorlar mı?

Hayır!..

“Söylem keskinliği”(!) yapanların da zaten bu taraklarda bezi yok!

(Fakat Türkiye’den bir çok insan, bazılarına göre sayıları 5 binden fazla insan, Suriye, Irak, Afganistan, Çeçenistan, Bosna gibi yerlere cihad etmek üzere gittiler…)

*

Gelelim meselenin aslına…

Bütün bunlara rağmen, bu “kör terör” niçin?..

Ne adına?..

Hangi gerekçeyle yapılıyor?..

İşte “anlamamız” gereken hadise budur!

Suriye’de “cihad” ediyorsunuz… Tamam…

Irak’ta cihad ediyorsunuz… Tamam…

Kardeşim, “Atatürk Havalimanındaki” masûm sivillerden ne istiyorsunuz?..

Bu saldırının amacı nedir? Sebebi nedir?.. Gerekçesi nedir?..

Bunların “makul” bir açıklaması var mı?.. Bilmiyorum… Yani bu saldırıyı gerçekleştirenler açısından, onları böyle bir “vahşete” iten sebeb açısından?

Asıl önemli olan da, Türkiye’deki IŞİD’e sempati ile bakan insanlar bile, bu ve benzeri saldırıları kesinliklereddediyorlar! Onlara göre Türkiye bir “cihad alanı” değil!

İşte, “IŞİD”le ilgili çok ciddi soru işaretlerinin doğduğu nokta da burası!

Bu saldırıların “arkasında uluslar arası başka bir güç mü var?” sorusunu sorduran da bu!

Bütün bunlarla birlikte, “kullanma-kullanılma” sallamalarını da bir tarafa bırakarak görmemiz gereken çok temel bir gerçek var, gözümüzün önünde duran;

Eğer bu ve benzeri saldırıların arkasında (Amerika, İsrail, İngiltere, Rusya ve benzeri) şu veya bu şekildeTürkiye’ye operasyon çekenTürkiye’ye diz çöktürmek isteyen güçler varsa –ki bence var- onlar nasıl oluyor da bu kadar rahat “operasyon” yapabiliyorlar?..

Nihayetinde bunlar “canlı” bomba…

Canlı bomba”lar da tarlada yetişmiyor!

Eğer IŞİD, bu saldırıları “kendi aklı-kendi kararı” ile yapıyorsa?. Neyi amaçlıyor ve Türkiye’den ne istiyor?..

Bilmek zorundayız; Türkiye bilmek zorunda: 

Ne ile savaşıyoruz?

Kimle savaşıyoruz?

Niçin savaşıyoruz?..

Tabii artık bir de şu var;

Bu ve benzeri saldırılardan hemen sonra; CHP-HDP-FETÖ konsorsiyumu tarafından, Cumhurbaşkanı’nı ve millet iradesini hedef alan aşağılık propaganda ve “algı operasyonları”?..  Bu kirli ve kara propagandanın da, bu saldırılar kadar büyük bir tehlike ve tehdit oluşturduğunun artık görülmesi gerekiyor;

Yoksa biz bile karar vermekte artık zorlanıyoruz;

“Terör” mü bunlara hizmet ediyor, bunlar mı “teröre” hizmet ediyor, birbirine karıştı!

 

Bir de hatırlatma yapalım:

Bundan bir buçuk sene önce KURULAN TUZAĞA böyle dikkat çekmiştik;

Hiçbir şekilde sana saldırmayan, doğrudan seni hedef almayan bir örgüte, durduk yerde niye saldıracaksın diye sormuştuk:

bir-de-hatirlatma-yapalim.jpg

 
Bu haber toplam 1447 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.