• BIST 95.394
  • Altın 278,014
  • Dolar 5,7622
  • Euro 6,3865
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 20 °C
  • Konya 19 °C
  • İzmir 30 °C

Meslektaşları soruyor: Basın özgürlüğü Şükrü Sak’a gelince niye unutuluyor?

Meslektaşları soruyor: Basın özgürlüğü Şükrü Sak’a gelince niye unutuluyor?
Sabah gazetesi köşe yazarı Salih Tuna’nın kaleme aldığı köşe yazısı, gazeteci Şükrü Sak’ın marûz kaldığı muameleyi tekrar gündeme getirdi.

Çifte standart...

Gazeteci Şükrü Sak'a, -eski CHP'li milletvekili- Eren Erdem'le ilgili, aile dostu gazeteci Emre Erciş'in iddialarını haber yaptığı için verilen 14 aylık hapis cezasına tepkiler sürüyor! Nabız Haber GYY Şükrü Sak, Emre Erciş'in, Eren Erdem ile ilgili iddialarını haber yapmıştı!

Kendisi ile ilgili iddiaları ortaya atan Emre Erciş'den değil, Şükrü Sak'tan şikayetçi olan Eren Erdem, "Ben kamu görevlisiyim, bu bana görevimden dolayı hakarettir" diyerek dava açmıştı. Soruşturma ve mahkeme aşamasında söz konusu olan "hakaret ifadelerinin" Emre Erciş'e ait olduğunu kabul eden mahkeme, yine de örneğine rastlanmayan bir kararla, Şükrü Sak'a 14 ay hapis cezası vermişti!

Mahkeme kendi verdiği "ara karar"a bile uymadı!

Baştan sona çelişkilerle dolu bu hadisede, Sak'a 14 ay hapis cezası veren mahkeme, "Bu konuda Emre Erciş ile ilgili bir işlem yapılıp yapılmadığının sorulmasına" diye arar karar vermiş, fakat kendi verdiği kararın cevabını dahi beklemeden, alel acele, Şükrü Sak'a ceza vermişti.

İki mahkeme, iki birbirine zıt karar!

Bir mahkeme, eski CHP'li milletvekili Eren Erdem'i hala "kamu görevlisi" diye tanımlayarak, "kamu görevlisine görevinden dolayı "hakaret edildi" diye ceza verirken, başka bir mahkeme Eren Erdem'i FETÖ'ye yardım ve yataklıktan ve devlet sırlarını servis etmekten tutuklu olarak 19.5 yıl hapis cezası istemiyle yargılıyor! Sabah gazetesi yazarı Salih Tuna'nın da ifade ettiği gibi, bu "o kadar mantık dışı ve mesnetsiz bir karar ki" yine birileri yargı üzerinden bize sopa mı gösteriyor sorusunu akıllara getiriyor...

"Anlamsız-ezik sessizlik..."

Gazeteci Şükrü Sak'a, haber değeri asla tartışılamayacak bu iddiaları -Emre Erciş'in iddiaları- gündeme getirdiği için -hadi ödül vermediniz- "Bu 14 ay hapis ceza neyin nesi?" diye sormak bile "mahallenin devletlülerinin" bir çoğunun aklına bile gelmezken, "önyargılı ve "siyasî olduğu" aşikâr olan bu karara insanî ve vicdanî bir duyarlılıkla itiraz edenler de oldu!

"Karşı mahalleden" biri olsaydı...

"Karşı mahalleden" bir  gazeteciye sadece "gazetecilik yaptığı için", böyle bir karar verilmiş olsaydı olabilecekleri hayâl edebilirsiniz çok tabii olarak. Kaldı ki, FETÖ, PKK gibi yasadışı örgütlerle "iltisakı" açık bir çok kişi, "gazetecilik maskesi" ardına gizlenerek, -onlarca örneği var- sahiplenildi, korundu, propaganda malzemesi olarak servis edildi...

"Basın'ın özgür olmadığından" girilir, "Erdoğan'ın diktatörlüğü"nden çıkılırdı...

Misâl olarak söyleyelim; Yılmaz Özdil, bir Ak Partili milletvekilinin "aile dostu" olan bir gazetecinin -buna benzer-iddialarını dile getirmiş olsaydı ve Özdil'e 14 ay HAPİS cezası verilmiş olsaydı?.. Milat Gazetesi yazarı Ufuk Coşkun'un dediği gibi; "Mevzu, Türkiye'de basın özgürlüğünün kalmadığından" başlar, "Erdoğan'ın diktatörlüğüne" -kopmaz bağlarla-bağlanıverirdi!" Yabancı basın ve içimizdeki "yabancılaşmış basın"ın tavrını zaten biliyorsunuz?

"Ota bota duyar kasanların "sessizliğini" can kulağı ile dinliyoruz...

Bu duruma özellikle "vurgu" yapmamızın bir sebebi de, "bizim mahallenin" ota bota duyar kasan, hatta FETÖ ve PKK için bile en sahte ve bayağı tarafından "duyar kasan", "hukuk ve adaleti" sadece kendilerine mahsus(!) gibi gören müptezellerinin bu konuda dut yemiş bülbüle dönmeleri ve "tavana bakarak ıslık çalma", görmezden-duymazdan gelme tavırlarına dikkat çekmek içindir... Bunu da bir bakıma "turnusol kağıdı" olarak buraya not ediyoruz... Yarın birgün yine olur olmaz konularda "duyar kasmaya" başladıklarında, "hoooop, bir dakika, bu riyakâr çifte standardınızı alın ve defolun!" demek içindir!

Sizin bu "sessizliğinizi" bile "can kulağıyla" dinliyoruz, haberiniz olsun demek içindir...

İnsanî ve vicdani bir duyarlılıkla itiraz edenler!

Bu haksız ve adaletsiz karara -başka her hangi bir sebeble değil- sadece ve sadece insanî ve vicdani bir duyarlılıkla, sahici bir "hukuk hassasiyeti" ile itiraz edenlerin olduğunu da belirtmiştik. "Basın özgürlüğü" denildiğinde sadece kendileri akıllarına gelenler ve, "benim gibi düşünüyorsan, özgür basın olsun" zırvasına itibar etmeyen, başta Salih Tuna, Ufuk Coşkun, Hilal Kaplan, Haşmet Babaoğlu, Fuat Uğur, Ersoy Dede, Erem Şentürk, Fatih Tezcan, Mustafa Albayrak, Gülşah Taşkent gibi isimler, -bir kısmını unutmuş olabiliriz- bu hukuk ve adalet dışı karara, yazarak, paylaşarak, sosyal medyada konuyu gündeme getirerek itiraz ettiler.

İşte Yekvucut.com'un bu konu ile ilgili hazırladığı haber:

 

yekvucut-ic-ekran-002.jpg

Meslektaşları soruyor: Basın özgürlüğü Şükrü Sak’a gelince niye unutuluyor?

 

Sabah gazetesi köşe yazarı Salih Tuna’nın kalem aldığı köşe yazısı, gazeteci Şükrü Sak’ın marûz kaldığı muameleyi tekrar gündeme getirdi.

FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan CHP eski Milletvekili Eren Erdem’e hakâret ettiği iddiasıyla 14 ay hapis cezasına çarptırılan gazeteci Şükrü Sak’ın yaşadıkları kara komediyi andırıyor.

Eren Erdem ile Karşı gazetesinde birlikte çalışan Emre Erciş, Erdem ile ilgili sosyal medya hesabında bir zincir yaparak çok sert açıklamalar yapmıştı.

Gazeteci Şükrü Sak ise bu açıklamaları köşesinde yayınlayıp Eren Erdem’e sorular yöneltmişti. Yakın dostu Emre Erciş’e dava açmaya çekinen Eren Erdem de Şükrü Sak’a dav açtı. Milletvekilliği döneminde MİT’in bilgilerini Fransız gazetecilere sızdırmaktan, FETÖ üyelerine destek vermeye pek çok skandala imza atan Eren Erdem, Şükrü Sak’a açtığı davayı “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla açmıştı.

Tuhaflıklar mahkemede devam etti

Şükrü Sak’ı yargılayan mahkeme bir ara karar alarak sözlerin asıl sahibi Emre Erciş hakkında açılan bir hakaret davası olup olmadığının araştırılmasına karar verdi. Fakat bu sonuç gelmeden Şükrü Sak’a Emre Erciş’in söyledikleri nedeniyle 14 ay mahkumiyet kararı verdi. Üstelik 28 Şubat yargısının geçmişte verdiği haksız bir karar ile birleştirerek Sak’ın mağduriyetini arttırdı.

HSK ve gazeteciler neden sessiz?

Hâkimler ve Savcılar Kurulu yargılama safhasında yaşanan hukuksuzluğa rağmen harekete geçmedi. FETÖ’ye açık destek veren gazetecileri bile savunan meslek örgütleri Şükrü Sak’ın aldığı haksız mahkumiyet kararı sonrası sessizliğe bürünmüş durumda. Sabah gazetesi yazarları, Salih Tuna, Haşmet Babaoğlu ve Hilal Kaplan, Milat gazetesi yazarı Ufuk Coşkun Şükrü Sak’a destek olarak haksız karardan dönülmesi çağrısı yaptılar.

Kaynak: Yekvucut.com

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.