• BIST 116.763
  • Altın 390,498
  • Dolar 6,8493
  • Euro 7,7367
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 28 °C
  • Konya 26 °C
  • İzmir 34 °C

Mesih-İsa Hasan abi'ye açık mektup!

Şükrü  Sak
"Mesih-İsa" Hasan Mezarcı'dan insanlığa ve İslâmlığa hiçbir zarar gelmez!Ama sizden? İnsanlıktan ve İslâmlıktan bir gram nasibi olmayan sizden her türlü zarar, fitne fucür, yalan, hile hurda beklenir!

Mesih-İsa Hasan Mezarcı'ya açık mektup!

19833-(1).jpg

 

-I-

Hasan abi, öncelikle bilmeni isterim ki;

Seni seviyoruz… Mesih olsan da olmasan da bunun bizim için önemi yok…

Biz seni olduğun gibi seviyoruz…

Ama siz de biliyorsunuz ki, Türkiye’de seksen doksan yıldır, İslâm’ı “hurafelerle” eşitlemeye, hatta doğrudan “hurafeler dini” olarak göstermeye çalışan organize-örgütlü bir zihniyet var… Bu zihniyetin, “iktidarı”, gazetesi, televizyonu, sineması, okulları, müfredatı var… Bu "zihniyet"e biz kısaca "hiçlik" zihniyeti diyoruz; bunlar;

"İslâm olmasın da ne olursa olsun!" diyen, İslâm düşmanı bir zihniyet..

Ve biz-siz onlarla yıllarca mücadele ettik, ettiler, ediyoruz…

(Acaba diyorum, son zamanlardaki bazı mesajlarınız, onlara bu yönde malzeme veriyor, biraz dikkatli olsak nasıl olur? Hani şu, "haramı helal kıldım" tarzındaki şeylerinizi...)

Şahsen benim, şu mukaddes ölçüler üzerinde yaptığınız gereksiz tasarruflar olmasa, zât-i âlinizin “Mesih”liğine, “Hz. İsa” olmanıza her hangi bir itirazım yoktur!

Olabilirsiniz…

Ağzından köpükler saçarak ayetleri-hadisleri inkâr edenlerin “hacı-hoca” sayıldığı bir vasatta, “Fetullah Gülen Fıkhı” diye kitap yazan akıllı âlimlerin(!) olduğu bir Türkiye’de, ayağında kısa donla “mağdura yatıp”, şöhreti ve parayı bulunca “mağrura”(!) soyunan ve her türlü i.neliği meşru(!) gören tenekeden şişirme Barbielerin el üstünde tutulduğu bir dünyada, “nefsimizi temizlememiz lazım” diye yola çıkıp, kudurmuş nefsini “müteşeyyihlikle” ancak teskin(!) edebilen fitne fücur, kapkaççı, yalanı, iftirayı meslek edinmiş üfürükçülerin “din anlattığı” bir vasatta… Kendi aklını, “bütün insanlığın aklı ve dini”(!) zanneden putperestlerin ekranlarda defile yaptığı bir vasatta… Sünnete uyma çabasındaki Müslümanlara, "Peygamber yetimdi, hadi ananı babanı öldür!" diyen iğrençlikteki adamların vaiz olduğu bir vasatta...

Ben biliyorum ki, siz çok kibar ve nahif kalıyorsunuz…

"Bütün dünyanın günahı / Bütün mazlumların âhı / Sorulur mahşer sabahı / Size diyor Mesih gördüm" diye içinden geldiği gibi şiirler yazan bir insandan kime ne zarar gelebilir?..

Ben biliyorum ki, içinden geldiği gibi şiirler yazan, kibar, nazik ve zarif, -içi dışı bir- bir insandan, insanlığa hiçbir zarar gelmez! Her hangi bir “fayda” erişir mi, onu da bilmiyorum…

Ama yukarıda saydığım, din adına ahkam kesen pisliklerin, dini ve toplumu zehirledikleri bir gerçek!

-II-

Özellikle son zamanlardaki paylaşımlarınızda; “Bazı haramları helal kıldım, başörtü mecburiyetini kaldırdım” tarzındaki fuzulî tasarruflarınız olmasa, aslında ben sizin ne Mesih’liğinize, ne de İsa’lığınıza itiraz ederim!

Dedim ya, yukarıda saydıklarım yanında siz ne kadar güzel bir insansınız!

Sizden insana ve topluma her hangi bir zarar geleceğine asla ihtimal vermem!

Ama şu, “hacı hoca” kılıklı şarlatlanlar, müteşeyyih kılıklı maskaralar, kısa donlu mağdur pozları ile malı götüren şişirme barbie’lerden her türlü fitne, yalan, iftira, zarar gelebilir, gelmektedir de nitekim...

-III-

Sevgili Mesih-İsa Hasan abi... İnsanlar mevcut gerçeklik ve algı durumundan, farklı bir "gerçeklik ve algı boyutuna" geçmiş olabilirler... Bunda herhangi bir "tuhaflık" yoktur. Son zamanlarda bunların sayısında ciddi bir artış da oluyor, "ahir zaman"ın özelliği sanırım bu... Evanjelistler "tanrıyı kıyamete zorlamak" için kırk takla atarken, sizinle "dalga geçmeye yeltenen seküler sol", onları ağzı açık ayran delisi gibi, büyük bir hayranlıkla izliyor!

Tabii ki ben burada; insandaki bu "kurtulma, kurtuluşa erme" düşünecesinin, fikrinin "ruhî köklerine" kadar inip, "neden kurtuluşa ihtiyacımız var, neden, kimden kurtulmaya çalışıyoruz?" gibi felsefi bir meseleye girmeyeceğim... (Ki bizim mahalledeki azgınları görüp, içyüzlerini bildikten sonra, başkalarına da fazla söylenecek söz kalmıyor doğrusu...)

Yani demem o ki; Ahir zamanda bir "Mesih-İsa" beklentisi çok bilinen ve yaygın bir inanç... Bunun itiraz edilecek bir tarafı yok.

(Ben Metris Cezaevindeyken, bizzat İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’ndan kulaklarımla duyduğum bir olayı da kısaca arz edeyim… Başka bir cezaevinde kalan, -bizden bir arkadaş- Metris’e, Kumandan’a mektup yazmış, mektupda, kendisinin yaşadıklarını, “Hz. İsa olduğunu" filân anlatıyor.

Mirzabeyoğlu bunu duyunca, dedi ki;

-“Yahu biz bunun “İsa”lığını kabul ederiz, de… Hadi diyelim ki, sen “Hz. İsa”sın… Ama “nefs” orda durmaz ki, (Peygamberliğe de razı olmaz anlamında) nefs, nihayetinde “Allah”lık iddiasındadır…

Demişti… Tabii ki kızarak! Tabii, şimdi bunu anlatırken, niyetimiz, kimseyi üzmek veya kırmak değil, bu ve buna benzer olayların “yaşanabildiği-olabildiği” ve Kumandan’ın meselenin “hakikatini” nasıl ortaya koyduğuna vurgu yapmak maksadımız…)

Tabii ki sizin -haşa- böyle bir "iddianız olduğunu" da düşünmüyorum...

Dediğim gibi, içinden geldiği şekilde "şiirler" yazan bir insandan, insanlığa ve topluma herhangi bir zarar gelmez! Toplumu ve insanlığı asıl zehirleyen, "aklı başında" din tüccarları, düşük tabiatlı pazarlamacılar, kudurmuş nefislerini dizginleyemeyen sapıklar, "hacı-hoca" kılığına girmiş bir kısım azgınlar, yalanı, iftirayı, fitne fücüru meslek edinmiş sapıklar, dava(!) adına -kendilerini göstermek için- "sahneye" fırlayıp, "striptiz" yapanlar,  dini "geçim kapısına" çevirmiş bilmem neler neler... Kendi kirli hayat tarzlarının ürünü sapkınlıkları, dolandırıcılık hikâyelerini "şehvetiye tarikatı" diye basıp, piyasaya "kitap" diye süren İslâm düşmanlarının olduğu bir vasatta, ben biliyorum ki, sizin gibi nahif ve kibar bir insandan insana ve topluma her hangi bir zarar gelmez!

Sevgili Mesih-İsa Hasan abi;

Bu arada ben de aslında “mesih”im veya en azından mesih sayılırım, fakat bunu mümkün olduğu kadar gizliyorum… Sebebi nedir derseniz; hem "kurtaracak" kimse bulamıyorum, hem henüz kendimi bile kurtaramamış birisiyim... Naçizâne...

-IV-

Dan Brown’un Türkiye’de ve dünyada çok satan Melekler ve Şeytanlar “romanında” bir sahne var…

Büyük bir meydanda toplanmış büyük bir kalabalığın gözleri önünde, bütün kameralar canlı yayındayken, hem çıplak gözle, hem de kameralarla insanlık inanılmaz bir “mucizeye”(!) şahit olur;

Hz. İsa, gökten bir katedralin çatısına iner

Bunu herkes görür, gözleriyle şahit olur…

Büyük mucize…

Dünya çalkalanır…

Olayın arka planı romanın ilerleyen bölümlerinde “aydınlanır”(!) Bu hadise gizli bir grup aşırı Hristiyan tarafından, toplumun Hristiyanlığa olan inancını ve ilgisini artırmak için kurgulanmış, teknik âletlerle hazırlanmış bir kurgu-senaryodur!

Eğer, olay aydınlanmamış olsa veya kurguyu bozan bir “arıza” çıkmamış olsa, bütün insanlık canlı yayında, hem gözleri önünde, hem kameralar önünde; “Hz. İsa’nın gökten indiğine” inanacaktır!

Sonra; bütün insanlar; İşte mucize bu, işte Hak din bu, işte doğru yol bu diyerek akın akın yeniden Hristiyan olacaklardır filân…

Bunu niye anlattım?

Şunun için; Batı’da Hristiyanlarla Yahudiler arasında da esaslı çatışmalar olduğu, konu ile ilgilenenler açısından bilinen bir husus… Özellikle bu kitabın yazarı Dan Brown’un da içinde olduğu, kitaplarla, filimlerle bu çatışmanın gün yüzüne vurduğu da…

Batı'da "çatışma" bu düzlemde yaşanırken, Türkiye'de, İslâm'ı Anadolu topraklarından söküp atmak isteyen, kendi "fare hayatını" işte "ideal hayat" bu diye takdim eden bu "hiçlik" düzeninin mağdurlarının, sizinle dalga geçmeleri sizi üzmesin!

Ben biliyorum ki, "asıl tehlike" çok daha derinlerde... 

-V-

Sevgili Mesih-İsa Hasan abi;

Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan'ın, “Hasan Mezarcı öldü” başlıklı yazısından öğrendiğimize göre, 28 Şubat sürecinde cezaevinden çıktıktan sonra, bir televizyon programında;

"Hasan Mezarcı öldü, Allah rahmet eylesin. Günahıyla, sevabıyla onu defnettik. Ben, Meryem oğlu İsa'yım ve inananlarım, havarilerim meydana gelmiş, dua ediyoruz..."

Demişsin...

Bunu duymamıştım; yani bizzat sizin; "Hasan Mezarcı öldü, Allah rahmet eylesin. Günahıyla, sevabıyla onu defnettik" dediğinizi...

Eğer duysaydım, o zaman da derdim; "Bir garip ölmüş diyeler..." diye...

Sevgili Mesih-İsa Hasan abi; sözlerimi, başta söylediklerimi tekrarlayarak bitiriyorum;

Siz de biliyorsunuz ki, Türkiye’de seksen doksan yıldır, İslâm’ı “hurafelerle” eşitlemeye, hatta doğrudan “hurafeler dini” olarak göstermeye çalışan organize-örgütlü bir zihniyet var… Bu zihniyetin, “iktidarı”, gazetesi, televizyonu, sineması, okulları, müfredatı var… Bu "organizasyonun" İslâm'ı yeryüzünden silmek isteyen küresel çetelerle doğrudan ve dolaylı teması var! Kendi "sefih hâline" bakmadan, başkalarına- İslâm'a, Müslümanlara- çamur atmaya kalkan insanlıktan nasibini almamış, gerinin de gerisi gerici bir "sol-seküler" zihniyet var...

İşte bu "tersi dönmüş ahmaklara" fazla malzeme vermeyelim Hasan abi...

Tabii yine de siz bilirsiniz...

Ben naçizâne kanaatimi belirteyim dedim...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.