• BIST 116.575
  • Altın 390,722
  • Dolar 6,8493
  • Euro 7,7377
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 28 °C
  • Konya 26 °C
  • İzmir 34 °C

Mehdinin ya da şeytanın avukatı

Mehdinin ya da şeytanın avukatı
On binlerce, hatta yüz binlerce insanın dini duygularını sömürerek semiren, üstelik açıkça devlet otoritesini tanımadıklarını beyan eden bu yapıların önce durdurulmasının, ardından da yok edilmesinin vakti geldi de geçiyor bile.

Mehdinin ya da şeytanın avukatı

Perşembe gün kadim dostum Ersin Çelik, bana ait bir köşe yazısından dolayı hâkim karşısındaydı. 'Yazıyı sen yazdın, mahkemeye niye Ersin gitti?' diye soracaklara hemen açıklama yapayım. Bu tip durumlarda mahkemeye ifade vermek üzere yazının yayınlandığı gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü gider. Yani ben yazımı yazarım, ceremesi Ersin'e düşer.

Mahkemeyi İskender Evrenesoğlu denen adam, kendisine yazımda 'sahtekâr' dediğim için açmıştı.

Kendisine mehdi-resul diyen birinin avukat tutarak mahkeme kovalaması fikri kulağa hoş geliyor tabii. Ancak dahası da var.

Mahkeme tutanağından aynen aktarıyorum. Sanık, yani Ersin Çelik şöyle diyor: 'Köşe yazısında müştekiye yöneltilen iddiaların gerçek olduğu hususunda kamuoyunda yaygın bir kanaat mevcuttur. Köşe yazarı da işbu kanaati dile getirmiştir. Müştekinin din anlayışının geçerli olup olmadığı hususunda bilirkişilerden rapor aldırılmasını talep ediyorum. Bilirkişi heyetinin Diyanet İşleri Başkanlığı görevlisi, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı görevlisi ve ilahiyat fakültesi tasavvuf anabilim dalı görevlisinden oluşturulmasını talep ediyorum.'

Bunun üzerine kendisine 'sahtekâr' dediğim için bana ve gazeteme dava açan Evrenesoğlu'nun avukatı şöyle diyor: 'Müvekkilin olumsuz din anlayışına sahip olduğu hususunda kamuoyunda yaygın kanaat mevcut değildir. Müvekkilin olumsuz din anlayışına sahip olduğunu akaid ve siyasal İslam'ın belli bir kesimi topluma empoze etmeye çalışmaktadır. Akaid ve siyasal İslam içerisinde Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı ve ilahiyat fakülteleri de mevcut olmakla bu kurumlardan rapor alınması uygun değildir.'

Şimdi 'akaid ve siyasal İslam' terkibinin saçma sapanlığını bir kenara bırakalım ve bir duralım. Beni ve gazetemi mahkûm edebilmek için Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve mahkemelerine güvenen adam, müvekkilinin 'olumsuz din anlayışına sahip olup olmadığının tespiti için' aynı Türkiye Cumhuriyeti'nin din kurumlarına güvenmeyi reddediyor.

Bu itirazı, neredeyse canhıraş biçimde, niçin yaptığını tahmin etmek de zor değil üstelik. Diyanet İşleri, ilahiyat fakültesi ve Din İşleri Yüksek Kurulu'ndan oluşacak bilirkişi heyetinin Evrenesoğlu için nasıl bir rapor vereceğini tahmin etmek zor değil.

Benim defalarca söylediğim, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Hoca'ya açık mektup yazarak dile getirdiğim bir hususun kanlı-canlı ispatı işte bu savunma. Türkiye'deki irili-ufaklı pek çok 'mehdilik-mesihlik iddialı modern cemaat' Diyanet'ten ölesiye korkuyor. Diyanet'in bu yapılar hakkında inisiyatif alabilecek olması kanlarını donduruyor. Tezgâhlarının bozulacağını, kurdukları sömürü düzeninin büyük yara alacağını fark ediyorlar.

Doğrusunu isterseniz bu örnek dava üzerinden dile getirmek istediğim şey şu: Aslında İslam'la uzaktan yakından ilgisi olmayan bazı yapıların afişe edilmesi, topluma 'bu yapılardan uzak durun' çağrısı yapılarak bu oluşumların marjinalize edilmesi çok büyük önem arz ediyor.

On binlerce, hatta yüz binlerce insanın dini duygularını sömürerek semiren, üstelik açıkça devlet otoritesini tanımadıklarını beyan eden bu yapıların önce durdurulmasının, ardından da yok edilmesinin vakti geldi de geçiyor bile.

Bir özeleştiri olarak söylemek gerekirse 'ben onlara dokunmayayım, onlar da bana bulaşmasın' cümlesiyle alınacak mesafe kalmadı. Bunun en acıklı örneğini en son 15 Temmuz gecesi kanlarımızla, canlarımızla ödedik. Sümüklü bir çakma mehdi memlekete kastetti. Kendine 'mehdi-mesih' diyen bazı hödüklerin ilk fırsatta benzer şeyler yapmayacaklarının garantisi yok. Bence asıl sorun da burada zaten.

Ne diyordu Baumann: 'Davayı merak ettin değil mi hafız? 21 Şubat'a ertelenmiş. Panik yok. O gün o salonda çok eğleneceğiz.'

İsmail Kılıçarslan-Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.