• BIST 94.082
  • Altın 189,916
  • Dolar 4,7932
  • Euro 5,6125
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 26 °C
  • Konya 26 °C
  • İzmir 32 °C

Medyanın gücü...

Abdüsselam Tutal

Medya, Latince bir kelimedir. Araç, ortam anlamına gelen medium kelimesinin çoğul halinden türemiştir.

İletişimde medya; kitle iletişim araçlarıyla sağlanan bilgi-duygu-düşünce aktarım ortamlarıdır. işitsel medya (radyo) görsel ve işitsel medya ( TV) görsel medya (gazete, dergi, mecmua) ve sosyal medya (internet)olmak üzere alanlar vardır.

Yeni medya; kitle izleyicisini bireysel kullanıcı olarak da kapsayabilen, kullanıcıların içeriğe veya uygulamalara farklı zaman dilimlerinde etkileşim içinde erişebildikleri sistemlerdir. Dijitallik, değişkenlik, etkileşimsellik, hipermetinsellik, dağılım, çoklu ortamlık, sanallık, katılımcılık yeni medyanın karakteristik özellikleridir. Geleneksel medyadan farklı olarak internet üzerinden kitle iletişimi sağlamasıyla tanımlanabilir.

Medya, yüzyılın en etkili silahlı gücüdür. Atom bombasını dahi kabullendirip sevdirdigine göre, hiçbir şuur onu silahsız güç olarak dillendiremez. Sihir,illuzyon ve halusinasyondan neredeyse daha tesirli bir güç kaynağı halini almış vaziyette...

 Eğitim ve öğretim kurumlarıyla mukayese edilemeyecek kadar tesirli olan medyanın ilgi alanının dışında kalan bir alan henüz keşfedilmedi. Böyle olunca medya, ülke ve aile yöneticisinden daha etkili bir konumda konumlandırılmış durumda oluyor. Bu oluşun  farkına varmayan fert ve toplum, her yönüyle güdülen bir güldük olarak boşlukta yer işgal eder.

Ancak şunu da önememle vurgulamak gerekir, medyanın kendi kendine münhasır bir gücü yok. Gücün medyası var!

Misal olarak şu örneği verelim: "Pizzayi İstanbul gibi modern bir şehre getiren firma yetkilileri belli bir süre sonra dükkanı kapatmak zorunda kalır.  Sebeb, Müslüman Türkiye halkının pide, cantik, lahmacun gibi yerel ve milli yiyeceklerle beslenmesidir. Ne yapıp edip Türkiye pazarına girmek isteyen firma, sonunda çareyi medyada bulur nasıl mı? Ninja Kaplumbağlar isimli çizgi filimle! Firma filim kahramanlarına sürekli pizza yediren yapımcılar, severek izleyen hatta hastası olan Körpe zihinlerin şuuraltına Ninja ile pizzanın aynılığı yerleştirir. Ninja olmak için pizza yemenin gerekliliğine inandirilir. Bugün, lahmacun ,cantik ve pide pazarında görülen daralmanın sebebini Ninja Kaplumbağalarda aramayanlar, Temel reis' in safinaz'ini oynarlar. Ispanak yiyip demir deposuna dönen şaşkın tavırli kabasakali herhalde maskara eder."

Yediğimizden, ictiğimizden, giyimimize, konuşma ve düşünce alışkanlıklarımiza kadar tesiri olan medyanın, reyting dışında asıl gayesinin izleyicisinin, okuyucunun anlayışını oluşturup yönetme olduğunu bilmek gerekir.

Medya gücü ile egemenler, dikkat ve rikatlari istedikleri yöne teksif ederler. Bu teksifle eşya ve hadiseleri istedikleri gibi anlamlandiriyorlar. Fert ve toplumları istedikleri yone kanalize edebiliyorlar.

Bu ürkütücü medyan gücünün  olmadığı dönemleri hatırlayalım

"Toplumda sevgi, saygı, hoşgörü, yardımlaşma çok daha fazlaydı. Komşuluk ilişkileri, yıllarca süren okul arkadaşlıkları ve her şeyden önemlisi güçlü yapıya sahip aile bağları… Huzurun ve güven duygusunun henüz yitirilmediği o dönemlerde insanlar çok daha mutluydu. Çıkar ilişkileri hayatımızı bu kadar ele geçirmediği için insanlar küçük şeylerle mutlu olur, anlamsız hırslara kapılmazlardı. Ahlak anlayışı henüz yitirilmemiş olduğundan her şey çok masum ve güzeldi.

Bugüne dönersek geçmişte yaşanan huzur ve güven ortamından eser kalmadığını hepimiz çok net görüyoruz. Aile bağlarının koptuğuna, para ve iktidar hırsının insanları nasıl esir aldığına hepimiz her gün şahit oluyoruz. Nerede o eski arkadaşlıklar dediğimiz günümüzde arkadaşlık ve dostluklar maalesef çıkarlar doğrultusunda şekillenmekte ve ufak bir darbede yıkılabilmektedir. Tıpkı yapılan evlilikler gibi… Toplumun bu hale gelmesinde pek çok neden olabilir. Ancak en önemli etkenlerden biri hiç kuşkusuz medyadır.

Bugün televizyonlarda özellikle gençlere ve çocuklara yönelik hazırlanan programlara, dizilere ve filmlere bakınca toplumun neden bu duruma geldiğini anlamak çok ta zor olmuyor. Her geçen gün bir öncekinin tahribatından daha büyüklerini yapmaya çalışan dizileri izledikçe ahlakın ve iyiliğin neden kaybolduğunu, neden insanların bencil ve hırslı olduğunu daha iyi anlıyoruz. Gençlerin sınır tanımaz özgürlük anlayışı ve aile kurumunu hiçe sayan tavırları, evlilik dışı beraberliklerin artması ve toplumun hızlı değişimi… Hepsi verilen telkinler  sonucu oluşmaktadır.

Duygusallık ve romantizm telkinleriyle gençleri anı yaşamaya teşvik edenler, sonuçları üzerinde  sorumluluk kabul etmeyip sadece gazetelerin 3. sayfalarından ya da TV’lerden haberlerini vermekle yetinirler. Evlilik vaadiyle kandırılan genç kızlar, aşkı için her şeyi yapan ve hayal kırıklığına uğrayıp intihar edenler, töre cinayetleri ve pek çok acı olay…"

Bugün Tolumumuzda görülen menfiliklerin musebibi bizatihi  medya değil,medya gücünü elinde bulunduran,alacakların, katillerin,  barbarlarin, vahşilerin eseridir.

Tıpkı Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun dediği gibi :"Ben bıçak yaparım bununla isteyen adam,isyen ekmek keser. "

Bir rüya üzerine paslı kılıcı ile Cizre'de bulunan bir aşiret reisini öldürmeye giden Said-i kürd-i Hz.lerinin dediği gibi; "Marifet Kılıçta değil onu tutan eldedir "

Medya ürkütücü bir keskinliğe sahip kılınç gibi, lâkin marifet onda değil onu elinde bulunduran güçtedir.

Buda böyle biline vesselâm

(İstifade edilenler: İdris yilmaz -asrın efkari ve Altuğ Öztürk)

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.