• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C
  • Konya 5 °C
  • İzmir 13 °C

M. Esad Coşan Hocafendinin hayatı, mücadelesi ve davası!

Said Bulut

Allahu Teala nizamını dünyaya hakim kılmak amacıyla her zaman kendi dinine hizmet edecek Peygamber ve sonrası salih kullarını görevlendirmiştir.

Bu ilk insan, ilk peygamber, ilk müjdeci olan HZ. Adem (AS) ile başlamıştır. Adem peygamberin devamında Allahın nizamını dünyaya hakim kılmak amacıyla peygamberler tebliğ ve irşat görevini yerine getirmiştir. Bu peygamberlerin mücadelesine baktığımız zaman bu Allahın yardımcıları cefalar, işkenceler ve her türlü zorlukları çekmiştir.

O peygamberlerin mücadelelerinden HZ. Nuh (AS) kendi kavmine tam 950 yıl boyunca tebliğ görevini yerine getirmiştir.

HZ. İbrahim (AS)  putları kıran bir azim ve mücadeleyle tebliğini ve cihat görevinde bize çok önemli mesajlar ve miraslar bıraktı. İbrahim peygamber Allah için ve Allaha  verdiği söz için oğlundan, HZ. İsmail (AS)’dan da  vazgeçebileceğini Müminlere çok iyi bir şekilde göstermiştir. Bugünkü Müslümanlar malından, makamından, namından, çocuklarından ve her türlü dünyevi haz ve hevesten sadece Allaha yönelmenin, masivanın idrakiyle hareket edebilecek bilince gelmesi lazım. Müslümanlar sadece Allah yolunda mücadele etmesi lazım. 

HZ. Yusuf (AS)’e bakınca bize bağışlamanın ve iffetin örneğini gösteriyor. Yusuf peygamber nasıl bir odada karşı karşıya  kaldığı o nefsiyle ve o andaki şehevi arzularına rağmen nefsine yenilmemesinin sebebi bu dünyada tek gerçek ulaşılacak hedefin Allah olduğunu bilincinde olması sebebiyle günaha girmedi. Yusuf (AS) kendisini kuyuya atan kardeşlerini yıllar sonra bulduğunda kinle davranmayıp da bugün size kınanma yoktur diyerek bağışladığı gibi mümin kardeşine karşı kibirle, kinle, düşmanlıkla ve her türlü dünyevi amaçla yaklaşmamalıdır.

Eyüp (AS)’ın sabrı. Ve tüm gelmiş geçmiş 124 bin peygamber.

Yolumuzu aydınlatan bu günahsız Müslümanlar bize çok önemli miraslar bırakmıştır.

Nebiler devrinden son peygamber, Alemlere Rahmet olan, Alemlerin onun için yaratıldığı sevgili Peygamberimiz HZ. Muhammed (SAV)’in kutlu mesajı artık dünyadaki tek ve gerçek nizamdır. Gerisi artık boştur. HZ. Muhammed (SAV) bize kişisel olarak iyilik, sevgi, hayır, cömertlik, sadaka ve tüm güzel hasletleri Müslümanlara miras kılmıştır. Bizlere Allah rızasını kazanmak için yapacağımız ibadetleri bırakmıştır. Bizlere tek ve gerçek din olan İSLAM’I bırakmıştır. Müslümanların toplu şekilde hareket etmesi adına cihat ibadetini bırakmıştır. Yardımlaşmayı emretmiştir. Cemaatle kıldığımız namazları bırakmıştır.

İslam düzeninin toplu olarak sağlama adına Müslümanlar işbirliği halinde çalışması lazım. Müslümanlar bir vücut gibidir, bu vücudun bir azası rahatsız olursa tüm vücut rahatsız olur anlayışıyla  Müslümanların birbiriyle yardımlaşması gerekiyor. Toplu bir fiildir bu. Peygamber SAV Müslümanlara nasıl davranacağı, nasıl yemek yiyeceği, nasıl giyineceği, nasıl ihtiyacını gidereceğini, nasıl konuşacağı, nasıl güleceğini ve her türlü işte örnek alacağımız kutlu peygamber HZ. Muhammed (SAV)’dır. Nasıl bir devlet anlayışımızın  olacağını HZ. Muhammed SAV.’den öğreniyoruz.

Bu bir yoluculuktur hiç bitmeyen bir yolculuk. Bu yolculuk medeniyetimizin gelmiş geçmiş 124 bin peygamberi içine alan, son peygamber HZ. Muhammed (SAV)’in ‘ ashabım yıldızlar gibidir kim onları takip ederse doğru yolu bulur’ dediği en yüksek dereceli bir alimin, en düşük dereceli bir sahabenin atının tozu olamayacağı bu önderlerimizi içine alan, 4 büyük halifeyi ve dönemini içine alan, Emevileri, Abbasileri, Selçukluları ve Osmanlı’yı içine alan bu yolculuk hiç bitmeden devam edecek.

Peygamberler, sahabeler ve en son Allah dostları dediğimiz alimler artık İslam tebliğini ve irşat görevini yerine getirmeye başladı. Bu miras; tebliğ ve irşat görevi Evliyaullah ve alimlerin omzundaydı. Bu görevi yerine getiren sayısız ve isimsiz Evliyaullah ve alimler gelip geçmiştir.  

Anadolu da ismini bildiğimiz Alim ve Evliyaullahlara sadece isimlerini anarak bakalım; Abdulaziz Bekkine, Abdulaziz Dehlevi, Abdulhakim Arvasi, Abdulhakim Hüseyni, Mevlana Celaleddin, Hacı Bayramı Veli, Yunus Emre, İbrahim Ethem, İbrahim Hakkı, Şahı Nakşibend hazretleri, Ebul Hasan Harakani, Abdulkadir Geylani ve binlerce Evliyaullahlar. Binlerce yolumuzu aydınlatan şahsiyetler.

Tasavvuf geleneği Anadolu’nun  İslam inancını ayakta tutmuştur. Bu gelenek sayesinde Müslümanlar nice beldeyi gönülle fethetmiştir. Nice beldeler İslam inancıyla mayalanmıştır. Şimdi Anadolu’da ve tüm dünyada İslam’a hizmet eden tasavvuf  geleneğinin bir kolu olan Nakşibendi tarikatının Türkiye’deki kollarından biri  olan İskenderpaşa cemaatini  kısa da  olsa irdeliyelim. İskenderpaşa cemaatini Es’ad Coşan hocaefendi üzerinden ele alalım. Babası rahmetli Necati Coşan  hoca efendi  rahmetli  Mehmet  Zahit  Kotku  hoca  efendinin  en  yakın  arkadaşı  ve  müritlerindendi. Zahit  Kotku  hoca  efendi  insanların  gönül  dünyasını  etkilemiş  ve  ayrıca  Türkiye’de önemli hizmetlerde bulunmuş ve tarihe adını  hizmetleri ile yazmış  şahsiyetlerin yetiştiği  bir  ocaktı. Turgut Özal, Korkut Özal, Erbakan hoca  ve  Erdoğan.

 Es’ad  Coşan  Hoca  Efendi, Zahit  Kotku  Hoca  Efendiden  direk  İslam  eğitimi  almışlardır. Yanında  yetişen  ve  ayrıca   İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi bölümünde  okuyan Es’ad  hoca  tasavvuf, fıkıh, ilmihal, kelam, tefsir, siyer, Kuran, sünnet  ve  tüm  İslami  ilimlere  hakimdi. Üniversite  son  sınıfta  Zahit  Kotku  hoca  efendinin kızıyla evlenir.   13 Kasım  1980  yılında  vefat  eden  Mehmet  Zahit  Kotku  hoca  efendinin  ardından mücadeleyi devralmıştır.

HAYATI:

Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi 13 Safer 1357 / 14.4.1938 tarihinde, Çanakkale’ye bağlı Ayvacık ilçesinin Ahmetçe köyünde dünyaya geldi. Babası Halil Necati Efendi, annesi Şadiye Hanım’dır. Babası ile annesi üçüncü kuşakta aynı kökte birleşmektedir. Hz. Hüseyin Efendimiz’in soyundan olan dedeleri Buhara’dan gelip Çanakkale’ye yerleşmişlerdir. Büyük dedesi Molla Abdullah Efendi, İstanbul’da ilim tahsilinde bulunmuş ve dönemin ünlü meşâyihinden Gümüşhâneli Ahmed Ziyâüddin Efendi’nin yakın bağlıları arasına girmiştir. Dedesi Molla Mehmed Efendi ise Fatih medreselerinde okuyup icazet aldıktan sonra, Birinci Cihan Harbi’ne iştirak etmiş ve bu savaşta şehit düşmüştür.

Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi’nin babası Hâfız Halil Necati Efendi 1942 yılında çocuklarının tahsili için İstanbul’a göç etti. Es’ad Coşan Hocaefendi ilk öğrenimini Eminönü Vezneciler İlkokulu’nda, 1950 yılında tamamladı. Bu arada babası vasıtasıyla dönemin âlim ve âriflerinden Serezli Hasib ve Abdülaziz Bekkine Efendilerle tanıştı. Sohbet meclislerine devam etti.

Vefa Lisesi orta kısmından 1953, aynı okulun lise kısmı Fen Kolu’ndan ise 1956 yılında mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi bölümünü 1960 yılında bitirdi. Arap Dili ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ve Türk-İslâm Sanatı sertifikaları aldı. Fakülte son sınıfta iken Mehmed Zâhid (Kotku) Efendi’nin küçük kızı Muhterem Hanımefendi ile evlendi. 

Fakülte’den mezuniyetini müteakip girdiği imtihanı başarı ile vererek Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Klasik-Dînî Türkçe Metinler Kürsüsü asistanlığını kazandı ve bu suretle de üniversiteye intisap etti.

Fakülte yayın komisyonunda iki yıl sekreterlik yapan Es’ad Coşan Hocaefendi, 1965 yılında XV. Yüzyıl Şairlerinden Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri adlı çalışmasıyla “İlâhiyat Doktoru” ünvanını aldı. İlâhiyat Fakültesi öğretim üyeliği yanısıra 1967-68 yıllarında Ankara Yükseliş Mühendislik ve Mimarlık Özel Yüksek Okulu’nda “Türkçe ve Hümaniter Bilgiler” dersi verdi.

Es’ad Coşan hocaefendi 1972 yılında Hacı Bektaş Velî ve Makâlât adlı tezi ile doçent ünvanını aldı. 1971-1972 yıllarında yedek subay olarak askerlik hizmetini yaptı. 1973 yılında aynı fakültesin Türk-İslâm Edebiyatı Kürsüsü öğretim üyeliğine, bir yıl sonra da aynı kürsünün başkanlığına atandı. Emekli olduğu 1987 yılına kadar adı geçen kürsünün Anabilim dalı başkanlığını yürüttü. 

1977-1980 yılları arasında Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nde Türk Dili ve Hümaniter Bilgiler dersleri verdi.

Matbaacı İbrâhim-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiyye adlı takdim teziyle 1982 yılında Profesör unvanını aldı. 

Üniversiteye intisap etmesinden emekliliğine kadar geçen süre içerisinde Milli Eğitim Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı bünyesinde kurulan çeşitli komisyonlarda üye olarak çalıştı. Aynı zamanda Almanya, Avusturya, Irak,  Libya, Ürdün, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerde uluslararası toplantı ve konferanslara katıldı, araştırma ve incelemelerde bulundu.

Mensubu bulunduğu fakültede Türk-İslâm Edebiyatı, Osmanlıca, Türkçe-Kompozisyon, Farsça ve Arapça derslerini okuttu. Yedi adet doktora ve çok sayıda lisans tezi yönetti.

Mahmud Es’ad Coşan hocaefendi başarılı ve verimli bir öğretim üyeliği hayatı sürdürmekte iken irşad faaliyetleri ile sosyal ve kültürel çalışmalara daha fazla zaman ayırabilmek amacıyla 1987 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Bundan sonra Hocası ve kayınpederi Mehmed Zahid Efendi’den aldığı tebliğ ve irşad görevini daha aktif yerine getirebilmek için faaliyetlere başladı. Seleflerinin başlattığı hadis derslerini Türkiye’nin bir çok ilinde yapmak suretiyle yaygınlaştırdı. Yaygın ve örgün eğitim, kültür, yardımlaşma, sanat ve yayın alanlarında hizmet üretmeleri için dostlarını teşvik etti. Bu alanlarda bir çok çalışmanın başlamasına önayak oldu. Çok sayıda kitap ve makale kaleme aldı.

Sohbetlerine gösterilen ilgiden dolayı hizmet sınırlarını genişletti ve bu gaye ile dünyanın bir çok ülkesine seyahatlerde bulundu. Avrupa, ABD, Orta Asya ve Avustralya’ya defalarca giderek eğitim programlarına katıldı.

Doğup büyüdüğü vatanından yirmi bin kilometre uzakta bulunan Avustralya’da, bir cami açılışı için yaptığı bir seyahat esnasında elim bir trafik kazası neticesinde Hakk’a yürüdü (10 Zilka'de 1421 / 4 Şubat 2001). Nâşı Türkiye’ye getirildi. 9 Şubat 2001 tarihinde Fatih Camii’nde Cuma namazını müteakip kılınan cenaze namazına, yüzbinlerce talebe ve seveni katıldı. Eyüpsultan Mezarlığı’nın Nakşi Tarlası denilen kısmında Hakk’ın rahmetine tevdi edildi.

MÜCADELESİ:

 Verdiği vaazlardaki kibar  üslubuyla,  bağırmadan  İslam’ı  anlatan  hoca  efendi  İskenderpaşa  cemaatine  yeni  bir  görünüm  kazandırdı. Es’ad  Coşan  hoca  efendi  liderliğinde  dergiler  yayınlanmaya  başlar. İslam  dergisi, Kadın Ve  Aile  dergisi, İlim ve Sanat  dergisi, Panzehir  dergileriyle  İslam  alemini, aile  düzenini, çocuklara  dini  eğitim  gibi  çok  yönlü  çalışmalara imza  atar. İslam  dergisi  İslam  aleminin  dertlerini  anlatan ve  ona  çözüm  bulmak  için  çabalayan , Türkiye’nin  ahlaki  olarak  bozuluşunu ve  Türkiye’de ki  sorunlarını  anlattı  bu  muazzam  dergi. O dönem  Türkiye’de  en çok satan  dergiydi. Allah  rızası  için  verilen  mücadele  Mehmet Zahid Efendinin işaretiyle kurulan Hak  Yol  Vakfıyla  Türkiye’de  şuurlu  bir  gençliğin  oluşmasının  temelini  atmıştır. Sadece  Türkiye’de  değil  tüm  dünyada  açtığı  İslam  Kültür  merkezleriyle  orada  yaşayan  Müslümanların  elden  kaymaması  ve  orada  Müslüman  olmayan  insanların  İslam’a   davet adına  müthiş  hizmetlere  imza  atılmıştır.  Bu çalışmalarla  güçlenen İskenderpaşa cemaati, tüm Müslümanları vuran 28 Şubat darbesinden dolayı çok büyük bir darbe yedi. Sağduyu  gazetesi  kapatılmıştır. Bugün  basın  özgürlüğü  diyenler  acaba  o  gün  ne  yapıyorlardı! İslam  dergisi  başta  olmak  üzere  tüm  dergileri  kapatıldı. Es’ad  Coşan  hoca  efendi  bu  baskılardan  dolayı  Avustralya’ya  hicret  etmiştir. Bakın  gerçek  28  Şubat  mağduru. Bazıları  gibi  mağdur  rolünde  oynayıp  Çevik  Bire  mektup  yazıp  aman  efendim  her şeyimiz  sizin  olsun,  sizin  için  intihar  ederim  demedi. Başörtüyü  kesinlikle  açmayın  diyen  Es’ad  hoca  vardı. Başörtüsü  furuattır  diyen malum  şahıs. 28  Şubat sürecinde  sonra  emin  olun  üst  aklın  projesiyle  Türkiye’nin  en  güçlü  cemaati  olan  İskenderpaşa  cemaati  zayıflatılarak  malum yapı   güçlendi. 28  Şubat sürecinde  hiçbir  zarar  görmediği gibi tam  tersine  okulları açık  olup  ekonomi,  medya,  eğitim  ve  tüm  alanlarda  güçlenmiştir. Amerika’ya  mağdur  olduğu  için  değil  bir  proje  olduğu  için gitmiştir. 28 Şubatın  en sert   yaşandığı  zamanda  Es’ad  Hoca bu  zorbalara  karşı,  İslam  düşmanlarına  karşı direnin dedi.  Kararlı üslubuyla    ve  korkmayan  mizacıyla  dik  durdu. İnanmayan  Başmakaleler  kitabına  baksın. Peki o  malum  şahıs  o  dönem  asker  daha  demokrat, beceremediniz  gidin dedi. Başörtüyü  yasaklayan, İmam  hatiplerin  orta  kısmını  kapatan  Anasol  D  hükümetine  ve  Mason Başbakanına  hayırlı  olsun  dedi. Siyonist  generallere  karşı  Es’ad  hocanın  tavrı  ve  o  malum  şahsın  tavrı.  Üzüldüğüm taraf   28 Şubata  karşı  dik  duran  Es’ad  Coşan  Hoca  Efendi  hiç  konuşulmadı. O gün dik  duran   az  insanlardan  biriydi. Es’ad  hocanın  yaşadıkları  hiç  anlatılmadı. Es’ad  Coşan  hoca  efendinin  geçirdiği  trafik  kazasının  normal  kaza  olmadığını  kesinlikle  söylüyorum.  O günkü  İslam  aleminde  yapılan  muazzam  çalışmalar,  kararlı  tavırları  ve  28  Şubata  karşı  dik  durması  birilerini  kesinlikle  rahatsız  etti. Bana  göre  bu  suikastın  arkasında da  MOSSAD ve CIA  çeteleri   vardır. Dizayn  operasyonları  sonucunda  gerçek İslam  aşıkları  tasfiye  edilerek Müslüman düşmanı, ülke düşmanı  bir  yapı  güçlendirildi. Bu  yapının güçlenmesinden  bugün bahsediyorsak, o  dönem  İskenderpaşa  cemaatinin  nasıl  zayıflatıldığına  bakın.  Son  olarak  tam  14  yıl  önce    yolumuzu  aydınlatan  bir  Kutup Yıldızı  aslında  bizi  yetim  bırakarak  ahirete  göç  etmiştir.

Esa’d Coşan hoca efendi mücadelesiyle,    iyi bir ilişki kurmak suretiyle  her  kesime ulaşmak istedi. Mücadelesinde vaazlarındaki farklı üslubu ön plana çıktı. İslam’ın bağırılmadan, kızmadan, öfkeyle anlatmamanın ötesinde çok kibar bir üslupla anlatması insanları etkiledi. O üslubun içinde aşk  var, insanlara duyulan sevgi vardı. Mücadelesi adına çocukla çocuk, gençle genç olabiliyordu. Es’ad Coşan hoca efendi mücadelesini çok geniş bir coğrafyaya yaymıştır. Türkiye dışında açtığı İslam Kültür merkezleri hem oradaki Müslümanların kaymaması, hem de Müslüman olmayanlara tebliğ ve irşat namına büyük bir öneme sahipti. Es’ad Coşan hoca efendi davası namına hiçbir şeyden uzak durmadı. Yani bir Müslüman’ın hayatta her olayın içinde aktif olarak bulunmasını istemiştir. Müslümanlara  siyasetin içerisine  girmesini tavsiye eden Es’ad hoca bizzat kendisi ve rahmetli damadı Ali Uyarel beyle  1987 seçimlerinde belde belde, şehir şehir, ev ev gezip  oy istemiştir. Önemli siyasi liderlerle yakın ilişki içerisinde bulunup Müslümanların  yararına o liderlere her zaman tavsiyelerde bulunmuştur. Es’ad Coşan hoca efendi çıkardığı dergilerle de kendi inancının mücadelesini vermiştir. İslam Dergisi Türkiye’de doksanlarda en çok satılan dergiydi. Tirajı 100 bine ulaşmıştı. Es’ad hoca derginin yanında günlük gazetede çıkartıp Müslümanların yararına ve Müslümanca günlük olayları değerlendirme çabası içine girmiştir. Akra fm ve AK tv’yi de kuran Es’ad  Coşan hoca efendi Müslümanların bir medyasının olmasına çok önem vermiştir. Medyada da büyük bir mücadele veren Es’ad Coşan hoca efendi, 28 Şubat darbesine dik durmuş;  İslam dergisindeki baş makalelerinde de  bunu göstermiştir. Hem bu dik duruş hem de dünya çapında yaptığı tebliğ çalışmaları Emperyalistleri rahatsız etti. Bunun sonucunda 4 şubat 2001 günü sözde bir kaza sonucu şehit olmuştur. Ne mutlu mücadelelerinin sonunda şehadete kavuşanlara.

 Ayrıca  Cumhurbaşkanı ve  Başbakana  seslenerek  Es’ad  Hocaya  yapılan  suikastın  Türkiye  olarak  üzerine  gidilmesini  temenni  ediyorum.

DAVASI:

Es’ad Coşan hoca efendinin davası HZ. Adem (AS)’den HZ. Muhammed (SAV)’e kadar peygamberler devrinden, HZ. Ebubekir (RA), HZ. Ömer (RA), HZ. Osman(RA), HZ. Ali(RA) ve tüm sahabeleri içine alan o devirden  Evliyaullahlara, Mücahitlere, Selçuklu devleti ve Osmanlı devletinin tek gayesi olan köklü davadan alır. O köklü dava İSLAM’dır. Cumhuriyetin son devrinde Bediüzzaman Saidi Nursi hazretleri, Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, İskilipli Atıf hoca,  Abdulhakim Arvasi Hazretleri, Abdulaziz Bekkine hazretleri, Hacıveyiszade Mustafa Kurucu hoca efendi, Ali Ulvi Kurucu hoca efendi, Mahmut Sami Ramazanoğlu hoca efendi, Mehmet Zahit Kotku hoca efendi ve tüm alimlerin, fikir adamlarının geldiği  İslam davasının ülkemizdeki bir temsilcisiydi;  Es’ad Coşan hoca efendi. Es’ad Coşan hoca efendi Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in deyişiyle bir aksiyonerdi. Davası için elinden  gelen her şeyi yaşamıyla hayata geçirmiştir. Kısacası Es’ad Coşan hoca efendinin gayesi Allah rızasıydı. Hedefi Müslümanların hak namına güçlenmesiydi. Davası da İslam’dı

Es’ad Coşan Hoca efendiden  Özlü Sözler:

İslâm kale gibi sağlam bir şeydir. İçine girersin, her şeyinle Müslüman olursun. Ucundan kenarından, yarım yamalak tutmakla olmaz.

Aman dünya üzerinde çok kötü insanlar var; iyiler de kötülerden daha organize, daha teşkilatlı, daha kuvvetli, daha irtibatlı olsun!

İslâm fedakârlığı öğrenmek, sabrı öğrenmek yoludur. Sabırla insan derece kazanıyor, fedakarlıkla kazanıyor.

Çok kitap okuyacağız. Bir ibadet gibi zaman ayıracağız okumaya, öğrenmeye…

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.