• BIST 1.112
  • Altın 474,037
  • Dolar 7,5495
  • Euro 8,9548
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 24 °C
  • Konya 21 °C
  • İzmir 25 °C

Köse 28 Şubat'ta "Aydın Doğan'ın evinde kurulan mahkeme"yi yazdı!

Köse 28 Şubat'ta "Aydın Doğan'ın evinde kurulan mahkeme"yi yazdı!
Yakup Köse bugünkü Star'daki "Aydın Doğan’ın evinde kurulan mahkeme" başlıklı yazısında, 28 Şubat sürecinde yaşanan büyük bir skandalı ifşa ediyor.

28 Şubat darbesinin üzerinden 18 yıl geçti. Darbenin açtığı yaralar kanamaya devam ediyor. Darbecilerin bugün yargılanıyor olması da, onların hayatlarını mahvettiği, ocaklarını söndürdüğü insanların yaralarının sarılmasına maalesef vesile olmuyor! İşte o süreçte "brifingli yargı kararlarına" yeniden adil bir yargılama yolu açılması yolunda oluşan kamuoyu desteği de gittikçe sönükleşti. Hadiseyi unutmayan ve unutturmak istemeyen, kendisi de 28 Şubat'ın hayatına kastedettiği insanlardan biri olan Yakup Köse, bugünkü yazısında 28 Şubat'ta yaşanan tarihi bir skanladı ifşa ediyor...

ali-acar-002.jpg

(Aydın Doğan'ın evinde kurulan mahkemeden sonra, Kanal D'yi bombaladığı iddiasıyla idam cezası alan, Akıncı Yol dergisi sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü Ali Acar)

 

İşte Yakup Köse'nin bugünkü Star'daki "Aydın Doğan'ın evinde kurulan mahkeme" başlıklı o yazısı:

101020150258292437903.jpg

28 Şubat darbesinin davası devam ediyor. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın geçen celsesinde, dönemin başbakanlarından Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz’ın gelecek duruşmada mahkemede hazır olmaları için çağrı kâğıdı gönderilmesi kararı verildi.

Hatırlarsanız, büyük umutlarla başlayan mahkeme sulandırılmış, sokakta laf atma yüzünden çıkan bir kavganın davası seviyesine düşürülmüştü. Dava emekli birkaç subay üzerine yıkılıp dosyanın kapanmasına çalışılıyordu. Ne zaman ki Fethullahçı Terör Örgütü’ne operasyonlar başladı davanın seyri de değişti. Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz’ın mahkemeye çağrılması önemli bir aşama. Mahkemenin bu kararı, 28 Şubat cuntasının askerî kanadından öte sivil kanadına ağırlık verileceğini gösteriyor.

Yılmaz ve Çiller neyi ne kadar anlatacak; Tansu Çiller kendisini 28 Şubat’ın gerçek mağduru olarak gördüğünden konuşabileceğini düşünüyorum ama araya kimler ve hangi ilişkiler girip de Çiller’i lâl eder bilemiyorum. İstihbarat bilir herhalde!.. Müslüman Anadolu halkını yarasaya benzeten, kendisi de Budapeşte’de kumarhanede burnu kırılarak benzetilen Mesut Yılmaz’ın konuşacağına ihtimâl vermiyorum. İnşaaallah ummadık taş başımızı yarar!

28 Şubat cuntasının sivil kanadı henüz hiçbir bedel ödemedi, ödemediği gibi nimetlerinden halâ faydalanıyor. Banka boşaltmalar, ihalelere konmalar, devletten alınan kredilerle devlete ait kâr eden kuruluşları ucuza kapatmalar... Tansu Çiller’in ifâdesiyle, 28 Şubat’ın ekonomik maliyeti 250 milyar TL. Bu paranın ne kadarı sivil cunta arasında bölüştürüldü, tespit edilmesi gereken ilk husus. Cuntanın askerî kanadı bu paradan en az pay alan kanat. Emekli olduklarında onlara holdinglerde ‘danışman’ sıfatıyla maaş ödendiğini, lüks sitelerde daireler verildiğini biliyoruz. Telaffuz edilen rakamın yanında bunlar şekersiz sakız parası!

Cuntanın Müslüman Anadolu halkından çaldığı para bir şekilde yerine konur da, ya çaldığı hayatlar nasıl geri getirilecek? 28 Şubat’ın konuşulmayan bir yüzü var. Halâ yüzlerce Müslüman zindanlarda. Darbe döneminin olağanüstü şartlarında darbeye karşı koymak için mücadele eden Müslümanlar, günlerce süren işkenceler altında alınan ifâdelerle müebbet hapse mahkûm oldular. Üzülerek görüyorum ki, darbenin olağanüstü şartlarında söyledikleri, yazdıkları ve yaptıklarıyla zindana atılan Müslümanlara el uzatması gerekenler de zindandaki kardeşlerimizi zihinlerinde mahkûm etmişler. Ne zaman mevzuu açsam hemen bir yerden bir kafa uzanıyor “Ama o şöyle demişti, şunu yazmıştı, öbürkü de şunu yapmıştı!” Bu zihniyet şunu demek istiyor: “Onlar da kaşınmış, cezayı da hak etmişler!” Zihinleri 28 Şubat cuntası tarafından iğfal edilmiş bu tiplerin ortalıkta halâ “kız oğlan kızım” diye gezmeleri de hayatın bir cilvesi!

28 Şubat’ta yargının nasıl işlediğine bir misâl vereceğim. Böylelikle halâ zindanda bulunan Müslümanlar’ın nasıl zindana atıldığını anlarsınız. Askerin yargıya verdiği brifingi biliyoruz. Bu brifing sonrası, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanıp beraati istenen Müslümanlar’ın nasıl müebbet cezalara çarptırıldığından da haberiniz vardır. Peki evde kurulan mahkemeden haberiniz var mı?

Benim haberim yoktu. Tâ ki Yiğit Bulut’un 24 Nisan 2015 tarihinde A Haber’de anlattıklarını dinleyene kadar. Evvelâ hâdiseyi anlatayım. 1999 senesinde Aydın Doğan’a ait Radyo D’de sabahları gazete okuyan Fatih Altaylı, üniversiteye alınmadıkları için oturma eylemleri yapan başörtülü kardeşlerimize aleni söver. Bu sövmenin neticesi meydana gelen infial sonrası Radyo D binasında küçük çaplı bir patlama olur. Patlamanın ardından, 28 Şubat’ın en baskıcı döneminde cuntaya karşı korkusuzca yayınlar yapan Akıncı Yol Dergisi’nin sahibi ve yazıişleri müdürü Ali Acar gözaltına alınır ve tutuklanır. Türkiye şartlarında çok kısa denilebilecek sürede Acar, dosyaya konulan başkasına ait özgeçmişle müebbet hapis cezasına çaptırılır. Temyiz de dosyayı hiç bekletmez ve yerel mahkemenin verdiği kararın onamasını hemen verir.

15 sene sonra öğreniyoruz ki, Ali Acar’ın mahkemesi Aydın Doğan’ın evinde görülmüş ve karara bağlanmış. Katıldığı programda Bulut, hâdisenin olduğu gece dönemin başbakanının 5 saat Doğan’ın evinde toplantı yaptığını söyledi. Poker oynamadıklarına göre...

28 Şubat mevzusuna devam edeceğim inşallah.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.