• BIST 1.112
  • Altın 474,037
  • Dolar 7,5495
  • Euro 8,9548
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 23 °C
  • Konya 24 °C
  • İzmir 28 °C

Kimin Yanındasınız? Zalimin mi Mazlumun mu?

Elif Nisa

İnkârcılar her dönem birlik olur, samimiyetin, dürüstlüğün, vicdanın ve adaletin, kısacası güzel ahlâkın yeryüzünde hâkim olmasını engellemeye çalışırlar. Bunun yaşanmasının çıkarlarını, dünyevi hırslarını engelleyecek olmasından endişe eder, güzel ahlâkın yaygınlaşmasına ve dindar insanların sayılarının artmasına engel olmak için var güçleriyle gayret ederler. Ayrıca dürüst ve vicdanlı insanların da kendileri gibi dünyevi çıkarları için çalışan, gerçeklerden yüz çeviren, yalnızca nefislerinin bencilce tutkuları peşinde koşan insanlar olmalarını amaçlarlar.

Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkâr etmenizi içten arzu etmişlerdir. (Mümtehine Suresi, 2)

Eğer iyi insanları kendi saflarına katamazlarsa, bu defa da çeşitli yöntemlerle, iyi ve hayırlı işlerden onları alıkoymaya çalışırlar. Alay etme, küçük düşürmeye çalışma, dağıtmak için uğraşma, yalan haberler yayma, iftira atma, yurdundan sürme hatta ölümle tehdit etme gibi birçok yöntemi denerler. İnkârı pekiştirmek, müminlerin arasını ayırmak isteyen bu kalpleri kararmış, acıma duygusunu yitirmiş, değerleri hiçe sayan kimselerin kötülüklerine son vermek için, vicdan sahibi insanların, yeryüzünde kötülüğün yerine iyiliği öngören Kur’an ahlâkının yaygınlaşmasına çalışmaları gerekir. Allah, “…(birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73) buyurarak müminlerin birbirlerine yardım etmemeleri durumunda yeryüzünde bozgunculuk olacağına dikkat çeker.

Dünyanın dört köşesinden katledilmiş masum çocukların görüntüleri internete düşüyor. Bu zulüm karşısında “Müslümanım” diyen kimi insanların vicdanı nasıl sızlamıyor? O Cennet vildanlarının kendi çocukları olmaması mı insanları bu kadar şiddetli gaflete sürükleyen? Birlik olmaktan söz etmekten bile alıkoyan? Kapısına sığınanlara kapıların kapanmasını isteyen?.. Zayıf bırakılmış Müslüman kardeşlerimizi, yeniden yurduna sürüp, zalime teslim etmek zulmün ta kendisidir. Samimi Müslüman bunu dile dahi getirmez.

“Çünkü rıza-yı küfür, küfür olduğu gibi; zulme rıza da zulümdür.” (Mektûbat, 361) Mümin; zalimin değil, mazlumun yanında olandır. Hayrı ve güzelliği savunurken, sonuna kadar korkmadan, hakkın arkasında durandır. Allah yolunda mücadele etmek mallardan, zarara uğramasından korkulan ticaretten, eşlerden, çocuklardan, sahibi olunan mal-mülkten, evlerden daha hayırlıdır. Müslüman gerektiğinde tüm bunlardan Allah rızası için vazgeçebilmeli değil mi?

Bu, müminler için çok önemli vicdani bir sorumluluk. Vicdanı diri olan insan, iyilikten yana çaba içinde olmalı. Müminler kötülüklerle mücadelede birlikte hareket etmeli, kararlılıkla tavırlarını ortaya koymalı. Çekimser ve duyarsız kalmak, zalimin tarafına geçmek demektir. Yaşanan dönem, insanın kendi çıkarları için değil, diğer insanlar için de ciddi bir çaba göstermesi zamanıdır.

Yaratan’ı bir, Peygamberi bir, dini bir, kıblesi bir olan Müslümanların, toplumları uçuruma sürükleyen inkârcılara ve zalimlere karşı onurlu bir mücadele içinde olmak yerine, birbirleriyle çekişmeleri büyük bir yanılgı, telafisi imkânsız vakit kaybı. “…çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider…”(Enfal Suresi, 46) buyruğuyla Allah, samimi insanların birbirleriyle tartışmaları durumunda, zamanın yanı sıra güç kaybına da uğrayacaklarına dikkat çekiyor. Allah'a samimi ve kesin bir bilgiyle iman eden insanların, çekişmeden, istişare ile, birlikte ve uyum içinde hareket ederek, içten ve hikmetli sözlerle dini anlatmaları vicdanları harekete geçirir.

Barışın, hoşgörünün, dostluğun, özverinin, huzur ve güvenin, kısacası Kur’an ahlâkının yaşandığı bir ortam için tüm vicdanlı insanlar birlikte olmalı. Ellerinden gelenin en fazlasını yapma gayreti içinde olan insanlara, bu samimi niyetlerine binaen Allah da, tüm arzu ettikleri güzellikleri verecektir. Vicdanlı insanların üzerine düşen görev çok açık; ”fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar” fikir mücadelesi yapmak...

Ahir zamanın en önemli özelliği İslam ümmetinin perişanlığı. Çoluk çocuk, kadın demeden kitleler halinde Müslümanların öldürülmesi. Peygamberimiz (asm), hadisleriyle bunları bize haber veriyor. Deccal’in büyük bir fitne fesat ortamı meydana getireceğini, perişanlık yaşanacağını ancak bunun arkasından bir barış, kardeşlik, mutluluk ve huzur çağının da geleceğini...

Rabbimizin vaadi hak değil mi? O, davası bâtıl olanların bütün çabalarının boşa çıkacağını müjdelemiyor mu? Allah’ın her müjdesi Müslümanlar için şüphesiz çok büyük bir şeref. Ancak bu büyük şerefin, büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğini unutmamalı.

Samimi Müslüman gücü hakta görür; güçlüyü kesin haklı görüp yanında saf tutmaz. Zalim zulmünü artırdıkça kendi cehennemini genişletir. O halde;

Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım göremezsiniz. (Hud Suresi, 113)

 

Elif Nisa

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.