• BIST 98.455
  • Altın 219,689
  • Dolar 5,3279
  • Euro 6,0542
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 2 °C
  • Konya 1 °C
  • İzmir 10 °C

"Kimin nasibi neyse..."

Haydar Ali Nacar

İbda Yayınları tarafından Eylül/2018’de yayımlanan Ölüm Odası B-Yedi’nin dördüncü cildi “Nedim-i Kadîm” alt başlıklı eserin arka kapağında son cümle: “… kimin nasibi neyse o…” Böyle diyor İbda Mimarı…

18218-001.jpg

“Ruh ile nefste tecelli etmiş hâli ruh farkı, helezonvari-sarmaşık-nurbat hâlinde ermişine “süre” ile ifâde edilen hareketle, yalan içinde olan ve doğrudan ona bakan tarafımız, benliğimizde bir birlik; nefsimiz, kul olmakla Allah arasında hep “doğrudan daha doğruya” bir eğridir… Bu eğride hem “yalan ve yalanda” semirge, hem “yalanda doğruyu bulan ve doğruda yürüyen” hakiki tekâmülümüz istidamız, örtülü veya açık olarak mevcut; kimin nasibi neyse…”

Hemen hemen her şey-herkes asl’ına, asl olana dönmek gibi bir refleks barındırır bünyesinde. Bu refleksin bilinçli bir şekilde ortaya çıkarılması kişinin eğitim ve çevre koşullarıyla ilintilidir. Bir yandan da yine her şey, herkes musallat olduğu-muhatap olduğu şeyi-şeyleri kendine döndürmeye, benzetmeye ve kendinden kılmaya çabalar. Bu döngü ister istemez canlı-cansız tüm mevcudatın kıyısından köşesinden bulaşmak zorunda kaldığı bir durum. Farkında olsun veya olmasın. Ve şahsiyet bulma ve şahsiyet kazanma meselesi tam da bu demlerde ortaya çıkmakta.

Hareketsizlikten ve kopyacılıktan hazzetmeyen bir bünye elbette mevzusuna dâhil ettiği birçok şeyi kurcalayacaktır. Onlardan bir şeyler yapacak, bozacak, atacak, kullanacak, idealinde parlattığı “düş”ü muhataplarının anlaması için çeşitli terkiplerle ortaya koyacaktır. Bunu yaparken de insan zihninin ve hayalinin sınırlarını, kendi “düş”üne yakın tasvirlerle destekleyecek ve kendi seviyesine çekmeye bakacaktır. Hayatını buna adamak da dahil…

Doğumundan ölümüne tüm hayatı göz önünde ve meydan yerinde olan İBDA Mimarı Salih MİRZABEYOĞLU her şey bir tarafa cesur ve gözü pek bir hayat nasıl yaşanılır yazarak ve yaşayarak yedi düvele ilan etti her fırsatta. Hatta buna rüyalarını da katarak. Dünya gündeminde kafa karıştıran merak uyandıran ne kadar olay, kişi ve nesne varsa hepsine dair bir şeyler söyler. Herkese ve her olaya kendinin mühründen geçmiş uyarılar ve öneriler sıralar. 6 (Altı) ciltlik Tilki Günlüğü “Ufuk ile Hafiye” adlı eseri sonsuz bir çağrışım sunar bu konuda.

On ciltlik “Ölüm Odası B-Yedi” adlı eseri de aynı soydan bir şaheser olarak 8 (Sekiz) yıl boyunca haftalık Baran Dergisi’nde yayınlandı. Baran Dergisi 415 sayı kesintisiz her hafta neşretti bu eseri.

“Ölüm Odası B-Yedi” adlı eserin Baran Dergisi’nde yayınlanmaya başladığı tarih 20 Mayıs 2010 ve 175. sayı. Toplam 415 sayıda yayınlanan Ölüm Odası B-Yedi adlı eserin ilk 219 sayısı Bolu F Tipi Cezaevi’nde yazıldı. 22 Temmuz 2014’te İBDA Mimarı Salih MİRZABEYOĞLU’nun tahliye edilmesiyle cezaevi sonrası sürecine geçilmiş oldu. Yani “Ölüm Odası B-Yedi” adlı eser 220. sayıdan itibaren dışarıda yazılmaya devam etti. Baran Dergisi’nin ise 394. sayısı çıkıyordu bu sıralarda. Büyük Doğu-İBDA çizgisinde yayın yapan en uzun soluklu dergi olan Baran Dergisi 590. sayıya ulaştığında “Ölüm Odası B-Yedi”nin 415. sayısı yayınlanmıştı ve İBDA Mimarı 4 Mayıs 2018’e TELEGRAM Çetesi’nin suikasti sonucu beyin kanaması teşhisiyle şehadet sürecine girmişti. 20 Mayıs 2010’da başlayan “Ölüm Odası B-Yedi” eseri 4 Mayıs 2018’de müellifinin şehadetiyle noktalandı.

“Ölüm Odası B-Yedi”nin ilk cildi “GİRİŞ” alt başlığıyla İBDA Yayınları’ndan Kasım/2012’de yayınlandı. İkinci cildi ise “TARİH” alt başlığı taşıyor ve Haziran/2013’te İBDA Yayınları’nın ve İBDA Mimarının 58. eseri olarak çıktı. “MATLA’ BEYİTLER” alt başlığıyla çıkan “Ölüm Odası B-Yedi”nin üçüncü cildi Kasım/2014’te raflardaki yerini aldı.

“Ölüm Odası B-Yedi”nin dördüncü cildi “Nedim-i Kadîm” alt başlıklı. İBDA Yayınlarının ve Kumandan Salih MİRZABEYOĞLU’nun 60. eseri olarak Eylül 2018’de çıktı ve satışa sunuldu. Bu vesileyle, bağlısı olduklarını iddia edenlerce dahi anlaşılmadığı yönünde beyanlar duyduğumuz on ciltlik “Ölüm Odası B-Yedi” adlı eser şüphesiz sayfa kalınlığı da göz önüne alındığında “ağır” sözüne denk bir yerde durabilir. Fakat bu bizim için mazeret değildir. Veya aksine reklamı yapılması gerektiği anlamına gelmez. Yani okunması, tavsiye edilmesi gereken bir eser siz anlamıyorsunuz okumuyorsunuz diye anlaşılmaz okunmaz kategorisinde değerlendirilmemelidir. Üstelik bağlısı olduğunu iddia ettiğiniz dünya görüşüne hayatını adamış bir şahsiyetin kaleminden çıkan cümleler bunlar. Ve Canla başla okuyup ısrarla çevrenize tavsiye etmek zorundasınız. Kitaplarda yazılı olanları size kimse okuyup anlatmaz. Geçmiş yıllarda okuduklarınız da sizinle çürümeye başlamıştır eğer tekrar tekrar okumuyorsanız. Ve tabi siz gençler, kendiniz okuyup anlamadığınız bir şeyi sahiplenmekten zamanla uzak kalırsınız. Her sayfayla, cümleyle ve kelime ile göz göze gelmek; neyin nerde durduğunu fark etmek zorundasınız.

Ölüm Odası B-Yedi”nin yayınlanan tüm ciltlerinin ve dördüncü cildinin bir an önce muhataplarınca okunması, meraklı ve ilgilenenlere tavsiye edilmesi; hatta geniş kitlelerin haberdar edilmesi için çeşitli girişimlerde bulunulması gerekmektedir. Çevremiz tarafından okunmuş bir eserin mütalaası ve bu eser üzerine bir şeylerin yazılıp söylenmesi bu sayede daha bir anlam kazanacaktır.

İBDA Mimarı Şehid Salih MİRZABEYOĞLU’nun eserleri üzerine yazılarımız devam edecektir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.