• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C
  • Konya 8 °C
  • İzmir 15 °C

Kendinden Zuhur, Savaş Diyalektiği...

Abdüsselam Tutal

Kendinden zuhur

Savaş Diyalektiği

Müslüman Anadolu Gençliği’ne  

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Malumdur ki: "Yeryüzünde mutlak şirk ve mutlak küfür bulunduğu sürece alemde ahkâm-ı İlahiyenin bir kısmı icra ve tatbik edilip bir kısmını da uygulamayı tadile uğratıldığı müddetçe mü'minler imanlarından dolayı can mal ve namus cihetiyle zulme ve hakarete maruz kaldığı sürece kafirler aziz mü’minler ise zelil olduğu sürece kafirlerle savaş sürecek ta ki yeryüzünden şirk ve küfür tamamen silinip dini hak olan İslam bütün dünyaya hakim olsun.

Ahkâm-ı İlahiye’nin tümü hayatın her safhasında tatbik ve icra edilip ibadetler sadece Allah’a has kılınsın.

Mü'minler, kafirler tarafından kendilerine gelen can mal ve ırz cihetindeki taarruzdan emin olsunlar kafirler zelil, mü'minler ise aziz oluncaya kadar"(1)

 "İslam dinin hâkimiyeti için müşrikler sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa sizde onlarla topyekûn savaşın"(2) ayeti gereğince kâfirlerle örgütlü olarak ordulaşarak savaşmak gerek. Lakin bu mümkün olmadığı zamanlarda: "Allah yolunda savaş sen kendinden başkasıyla sorumlu değilsin."(3)ayeti gereğincede ve yine başka bir ayeti kerimede geçtiği gibi: “İnsanlardan bazısı da Allah’ın rızasına ermek için kendini feda eder."(4)

Yani bir feda eylemi olarak Allah ve dini İslam için örnek olmak adına tek başına da olsa küffara karşı savaşmak gerekir.

Bu konuda Hüccet-ül İslam İmam-ı Gazali (ra) Kimya-yı Saadet adlı eserinde şöyle buyurur: “Bir Müslüman yalnız başına düşman safına saldırıp ölünceye kadar dövüşmesi caizdir. Her ne kadar bunda kendini tehlikeye atmak varsa da bunda fayda olduğu için ve kafirlerin kalplerini kırmak gözlerini korkutmak ve onlardan insan öldürmek için yapılır. Derler ki; Müslümanların hepsi böyle kahraman cesur olurlarsa bunda sevap vardır."(5)

Kendinden zuhurun Asr-ı Saadetteki örneklerinden biride şudur, Mahmut Ustaosmanoğlu (ks) Ruhul Furkan adlı tefsirinden aynen iktibas ediyorum:

"Allah yolunda mallarınızı infak edin ve kendinizi tehlikeye düşürmeyin ve iyilik edin şüphe yok ki Allah Muhsinleri sever" (Bakara süresi 195)

Beydavi, İbni Kesir, Ruhul Beyan, Hazin, Alusi ve diğer tefsirlerde zikredildiğine göre bu ayetin iniş sebebi Sahabe-i kiramdan bazılarının harbi terk etmeyi düşünmelerindendir. Nitekim Ebu Eyüp el Ensari (ra)dan rivayet edinilen şu hadise bunun delilidir. Şöyle ki: Ebu Davut, Tirmizi, Nesefi ve diğer kaynaklar İmran’ın babası Eslem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: “Biz Konstantiniyye (İstanbul) da bulunuyorduk. Mısır ehlinin başında Ukbet İbni Amir, Şam ehlinin başında da Fuzalet ibnu Ubeyd (ra) bulunuyordu. Rumlardan büyük bir saf karşımıza çıkınca bizde onlara karşı saf tuttuk. O anda bir kişi onlara açıkça hamlede bulunarak aralarına girdi o zamanda insanlar bu kişi hakında; “Suphanallah kendini tehlikeye atıyor” diye bağırdılar.

Bunun üzerine Ebu Eyüp el Ensari (ra) kalkarak: “Ey insanlar!  Siz bu ayeti yani kendinizi tehlikeye atmayın ayetini böyle mi tevil ediyorsunuz? Ama aslında bu ayeti celile-i cemile, biz Ensar cemaati hakkında nazil olmuştur.

Şöyle ki, Allah-u Teâlâ hazretleri dinini aziz edip İslam’ın yardımcıları çoğalınca Rasulullah(sav)in haberi olmadan biz kendi aramızda, efradı ailemizi ve mallarımızı terk ederek bu dini mubini İslam’ın yükselmesi için bu zamana kadar çalıştık ta ki İslam yayıldı Allah-u Teala Nebisine yardım etti şimdi efradı ailemize ve mallarımıza dönüp onların arasında bulunarak zayi olan şeylerimizi düzeltsek dedik.

Bunun üzerine Allah-u Teala Nebisine bu ayeti celileyi inzal buyurarak bizim sözlerimizi ret etti O halde ayeti celilde geçen tehlikeden maksadın cihadı bırakıp mallarımızla uğraşmamız olduğu meydana çıktı ‘buyurdu

(Tirmizi tefsiri sure 2\19 Ebu Davut cihad: 22)

Ebu Eyüp el Ensari (ra) hazretleri bu ayeti celilinin inzalinden sonra Allah yolunda cihada devam etti son gazasında doksan beş yaşındayken Hz. Muaviye (r.a) zamanında düzenlenen Konstantiniyye seferinde oldu. Orada şehid olarak Konstantiniyye’nin surlarının yakınına defnedildi. Hâlen kabri şerifi  İstanbul’da Eyüp sultan adıyla bilinen yerdedir. Cenabı Hak cümlemizi şefaatine nail eylesin ve onların bu cihad şuurunu bizlere de ihsan eylesin. Amin"(6)

Asrı Saadetten diğer bir örneğimiz de şudur: Yalancı peygamber Eşber el Ansi ortaya çıkıp Yemeni ele geçirince Feyruz ed. Deylemi (ra) bir yolunu bulup. Onu öldürmüştü. Bu olay Resulullah sav hayatayken olmuştu. Ve bu olay karşısında ne Resulullah sav nede sahabeden hiç kimse karşı çıkmamıştı ayrıca Asr-ı Saadet’ten bu tür örnekleri çoğaltmakta mümkündür."(7)

"Müşrikleri nerede görürseniz öldürdünüz yakalayın muhasara ediniz ve onlar için her yerde pusu kurun” ayeti kerimesi(8) hakkında İmam Kurtubi şöyle der: “Onlar için her yerde pusu kurun ibaresi kendilerine daveti ulaştırmadan evvel onlara suikast düzenlemenin caiz olduğunu gösterir"(9)

Yine hepimizin malumudur ki, Hadisi şerifte geçtiği üzere "Harb hiledir“ hile ise, ansızın saldırı düzenleme, pusu kurma, suikastlar yapmak gibi aklı kullanmayı gerektirir. Hatta akla olan ihtiyaç cesarete olan ihtiyaçtan daha fazladır"

Kendinden zuhur savaş diyalektiği ise aklın ve cesaretin ta kendisidir. Bundan dolayıdır ki bugün dünyanın birçok yerinde İslami cihad hareketleri İBDA mimari Salih Mirzabeyoğlu’nun buluşu olan mezkûr savaş stratejisini kullanmaya başlamışlardır. İBDA mimarının bu konuda mealen: ”Bu buluşuşumuz dünya Müslümanların armağanı olsun” demiştir.

Benim üzerinde durduğum kendinden zuhurun savaştaki geçerliliği değil işin şeri yönündeki meselesidir. Zira gelen sorular eleştiriler bu yöndedir.

 El Umde kitabında mürtet yöneticilere karşı savaşmak bahsinde tek kişinin kâfirlere karşı savaşlarını şöyle kaydetmektedir: “Şeri açıdan mürtet yöneticilere karşı savaşmak için sadece sayı ve hazırlık şartı bulunmaktadır. Bu ise savaş konusundaki tecrübesi olanlar tarafından belirlenir bununla beraber kim gerekli sayı ve hazırlık tamamlanmadan ferdi olarak böyle bir cihada girişirse buda caizdir. Ve Allahin izniyle de ecrini de alacaktır. Ancak bu kişi mücahit bir cemaate bağlı ise tek başsına böyle bir işte bulunmamalıdır. Bu ameli ferdi olarak yapmanın caiz olduğunun delili ise Allah Teâlâ’nın şu ayetidir: “Artık Allah yolunda savaş sen kendinden başkası (sebebiyle) sorumlu tutulmazsın müminleri de teşvik et umulur ki Allah kafirlerin gücünü kırar.” (4 Nisa 84(10)

İbn Hazm şöyle der: “Fasık olan ve olmayan veya zorla yönetimi devralmış olan imamın. Yönetimi altında kâfirlere karşı savaşılır bir imamın emri altında savaşıldığı gibi şayet kişi güç yetiriyorsa tek başsına da kâfirlere karşı savaşabilir.(11)

Bu tağutlara karşı savaşmak farz u ayndır. Kişinin gücü tek başına bunu yapmaya ve tağutlardan birini yok etmeye yetiyorsa bunu tek başına yapabilir. Ve kâfirlerden büyük bir topluluğa karşı karşıya gelmesi de gerekmez. Aksine sayı farkından dolayı kaçması da caizdir, ama sebat eder ve şehid oluncaya kadar savaşırsa buda caizdir hatta daha iyidir.(12)

El Umdenin müellifi Abdurrahman ed. Düresi ’den şu alıntıları yapar: “Allah Tealanın yolunda cihada karar veren ve Allahu Teâlâ’ya karşı samimi kulluk içerisinde olan bir insanın inkar ve dinsizliğe çağıran Allah’ın vahyini karalayan kalemi veya buna benzer diğer propaganda araçlarını hanif dine karşı kullanan küfür önderlerine suikast düzenleyebilir. Çünkü bunlar Allah’a ve Resul’üne (S.A.V) eziyet eden kâfirlerdir. Dünyanın her yerinde özel veya genel olarak  Müslümanların bu tür kişileri yaşatması caiz  değildir. Çünkü bunlar Rasulullah (sav)in öldürülmesini söylediği İbnu Ebil Hukayk ve başkalarından daha zararladırlar onların yolunda gidenleri bu zamanda ortadan kaldırmamak Resulullah sav vasiyetini yerine getirmemekte Allahu Teala’ya kulluğu açıkça ihlal etmek dini yıkmaya çalışan balyozlara rahat çalışması için açıkça izin vermek olur. Böyle bir şeye göz yummak ancak Allah’ın dini için hamiyet göstermemek ve Allah için bunlara buğz etmemek olarak açıklanabilir. Bu ise Allah ve Resulünün sevgisi ve ikisinin yüceltilmesi konusunda büyük bir eksikliktir. Bu eksiklik Allahu Teala ya yapılan doğru bir kulluk ile asla bağdaşmaz."(13)

Sonuç olarak:

Kendinden zuhur savaş diyalektiği yani kişinin tek başına kafirlere karşı savaşması fıkhen caiz ve de övgüye değerdir.

Rabbimiz İslam düşmanlarıyla kıyamete kadar savaşmayı mutlak suretle biz Müslümanlara farz kılınmıştır. Kâfirlerden Müslümanlara hücum olsun veya olmasın fark etmez bütün zaman ve mekânlarda cihad Müslümanların üzerine farz kılınmış bir ibadettir.(14)

Söz konusu farzın yerine getirilmesinde çağımız koşulları göz önüne alındığında kendinden zuhur savaş diyalektiğinin mükemmel bir savaş strateji ve taktiği olduğu görülmüş ve de ispat olunmuştur.

Rabbim cümlemizi; Ehli sünnet, Ehli Tarık ve Ehli cihaddan eylesin amin.

Vesselam

 Abdüsselam Tutal

 

İstifade edilen eserler:

1-Miratül Cihad bk. Rahle yayınları

2-Tevbe süresi 36

3-Nisa süresi 84

4-Bakara süresi 207

5-Kimyay Saadet. Say. 352. Nedir yayınları

6-Ruhul Furkan tefsiri c.s. 367 Sırça kitabevi

7-El Umde s.447 Şehadet yayınları

8-Tevbe süresi 5

9-El Umde s.485

10- A.g.e. s.446

11- A.g.e.s.446

12- A.g.e.s446

13- A.g.e.s.488

14- Mirat-ül Cihad bk. Rahle yayınları

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.