• BIST 95.394
  • Altın 277,716
  • Dolar 5,7622
  • Euro 6,3865
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C
  • Konya 19 °C
  • İzmir 29 °C

İşte ilk yarı resmi rapor: Modern Harpte Zihin Kontrol Operasyonları!

İşte ilk yarı resmi rapor: Modern Harpte Zihin Kontrol Operasyonları!
Zihin Kontrol Operasyonları ilk defa "yarı resmi" olarak da olsa kabul edilmeye başlanıyor... Zihin Kontrolü, Türkiye'de ilk defa İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu'na uygulanmış ve kendisi tarafından deşifre edilmişti

 

 

 

Türkiye'de ilk defa Salih Mirzabeyoğlu tarafından dile getirilmişti!

Salih Mirzabeyoğlu, "Zihin Kontrolü" alt başlığı ile 2003'de yayınlanan eserinde, bu modern harp yöntemine nasıl maruz kaldığını ve nasıl direndiğini bütün yönleriyle anlatıyordu. 

Türkiye'de de, varlığı resmen kabullenilmemekle beraber, bu "Modern harp operasyonu" artık Türkiye'de dillendirilmeye başlandı!

Zihin Kontrol Operasyonları ilk defa "yarı resmi" olarak da olsa  kabul edilmeye başlanıyor... İbda Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoğlu tarafından dile getirilen ve kendisine uygulanan Zihin Kontrolü artık "yarı resmi" diyebileceğimiz kuruluşlar tarafından da "raporlaştırılıyor"... 

Rapor 16 Ocak 2019'da yayınlanmış.

modern-harp-a.jpg

Savunma Sanayi’ne ait "STM Teknolojik Düşünce Merkezi’” adlı kuruluş, "Modern Harpte Zihin Kontrol Operasyonuları" adıyla bir rapor yayınladı!

tink-tenk-iki.png

"Teknolojinin imkânları kullanılarak..."

Fikri Arda Canpolat ve Soner Çelik imzasını taşıyan raporun giriş bölümünde; "Yeni dünya düzeninde klasik savaşlar yerini daha insani görünen ama daha acımasız savaş tekniklerine bırakmıştır." deniliyor ve "Yeni nesil savaş konsepti" içinde Zihin Kontrolü'nün nasıl uygulandığı ve teknolojinin ulaştığı nokta açısından değerlendiriliyor;

Raporun Giriş bölümünde;
"Yeni nesil savaş konseptlerinden biri olarak karşımıza çıkan asimetrik savaşlar, gayri nizami savaş taktiklerinin uygulanması esasına dayanmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kara, hava ve deniz savaşlarına yeni başlıklar eklenmekte ve ülkeler farklı savaş orduları geliştirmek için yeni adımlar atmaya başlamaktadır.
 
Yakın gelecekte siber silahlar, insansız araçlar ve robotların kullanıldığı, zihin kontrol yöntemlerinin uygulandığı psikolojik savaşların ve şimdiden tanımlayamayacağımız savaş türlerinin karşımıza çıkması muhtemeldir. Dördüncü nesil savaş, büyük kitlelerden bireylere kadar belli bir sınırı olmayan, her topluluğa etki eden, teknolojinin imkânları kullanılarak uygulanan asimetrik harekât ile düşmanın beklemediği tarzda atakların gerçekleştirildiği yeni nesil savaş konseptidir. Psikolojik savaş unsurlarının savaş ortamındaki her imkânı kullanabilmesi, düşmanın hassas ve zayıf yönlerinin kontrol altına alınıp istismar edilebilmesine ilave olarak sivillerin de hedef seçilebilir olması sebebiyle psikolojik harekâtın üstünlük sağlamada etkin bir yöntem olduğu düşünülmektedir..." deniliyor.
 
İşte o Rapor:

Söz konusu yayın aşağıda iktibas edilmiştir:

1. GİRİŞ

Yeni dünya düzeninde klasik savaşlar yerini daha insani görünen ama daha acımasız savaş tekniklerine bırakmıştır. Yeni nesil savaş konseptlerinden biri olarak karşımıza çıkan asimetrik savaşlar, gayri nizami savaş taktiklerinin uygulanması esasına dayanmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kara, hava ve deniz savaşlarına yeni başlıklar eklenmekte ve ülkeler farklı savaş orduları geliştirmek için yeni adımlar atmaya başlamaktadır.

Yakın gelecekte siber silahlar, insansız araçlar ve robotların kullanıldığı, zihin kontrol yöntemlerinin uygulandığı psikolojik savaşların ve şimdiden tanımlayamayacağımız savaş türlerinin karşımıza çıkması muhtemeldir. Dördüncü nesil savaş, büyük kitlelerden bireylere kadar belli bir sınırı olmayan, her topluluğa etki eden, teknolojinin imkânları kullanılarak uygulanan asimetrik harekât ile düşmanın beklemediği tarzda atakların gerçekleştirildiği yeni nesil savaş konseptidir. Psikolojik savaş unsurlarının savaş ortamındaki her imkânı kullanabilmesi, düşmanın hassas ve zayıf yönlerinin kontrol altına alınıp istismar edilebilmesine ilave olarak sivillerin de hedef seçilebilir olması sebebiyle psikolojik harekâtın üstünlük sağlamada etkin bir yöntem olduğu düşünülmektedir.

2. PSİKOLOJİK HAREKÂTIN ZİHİN KONTROL OPERASYONLARI İLE İLİŞKİSİ

Silahsız savaş olarak adlandırılan psikolojik harekâtın uygulama alanlarından biri olan zihin kontrol operasyonları, şu unsurları kapsar:

  • Karmaşık ve uzun dönem süren,
  • Terörizmi ve terör argümanlarını kullanan,
  • Milli olmayan veya milli sınırları aşan hüviyette olan,
  • Hasım ülkelerin kültür ve manevi değerlerine doğrudan etki eden,
  • Medya ve çeşitli kitle iletişim araçlarını yoğun bir şekilde kullanarak hedefi manipüle eden,
  • Politik, ekonomik, sosyal ve askeri bütün mevcut
    şebekeleri ve aktörlerini içine alan düşük yoğunluklu
    çatışmalarda cereyan eden,
  • Konvansiyonel savaş kadar ciddi ekonomik maliyetler gerektirmeyen,
  • İstihbarat servislerince farklı istihbarat tekniklerinin
    başarılı bir şekilde uygulandığı bir yeni nesil savaş
    doktrinidir.

Psikolojik savaşta esas amaç, düşmanı doğrudan yok etmektense onun maneviyatını, kazanma ve başarma azmini kırmak veya yok etmek suretiyle hedefe ulaşmaktır. Psikolojik savaş; terörist saldırılarla topluma maddi manevi kayıplar verdirmenin yanında düşmanın harekât ve tepki kabiliyetini kısıtlamak, teknolojik iletişim araçlarına müdahale etmek, özgürlüğünü kısıtlamak, kültürel ve dini değerlerini kullanmak ve engel olmak gibi birçok alt başlığa başvurur. Psikolojik savaş ortamında ülkeler zihin kontrol operasyonlarıyla hasım ülkeleri doğru analiz ederek tespit etmiş oldukları çatışma noktalarında karşıt görüş, inanış ve düşünce değerlerini birbirleriyle çatışır şekilde ve iç savaş ortamında manipüle edip yönlendirerek hedef üzerinde amaçlarını gerçekleştirir.

Günümüzde konvansiyonel veya doğrudan sıcak savaş eylemlerinden ziyade örtülü, dolaylı ve alternatif faaliyetlere yönelme ihtiyacı üç ana etkenden kaynaklanmaktadır:

  • Konvansiyonel savaşların hem ekonomik hem de manevi açıdan geçmişe kıyasla çok daha maliyetli olması ve ekonomiye ciddi anlamda zarar vermesi,
  • Mevcut küresel-ekonomik dengelerin ve uluslararası dinamiklerin hassas ve kırılgan yapıda olması,
  • Sıcak savaş karar ve faaliyetlerinin dünya ve ülke gündeminde geçmiş yıllara oranla çok daha fazla tepki toplaması ve demokratik yönetimlerin bu nedenle çoğu zaman savaş kararı almakta çekingenlik göstermesi.

Ülkeler ve hükümetler geçmiş savaşlarda kullandıkları stratejik organizasyonları belirtilen etkenler neticesinde asimetrik ve zihin kontrol odaklı harp ortamı formatına dönüştürmüştür. Hasım ülkeleri yıpratma, yıldırma, manevi ve psikolojik olarak etki altına alarak kendi ekonomisine minimal zarar verecek operasyonlar gerçekleştirerek sonuca ulaşma amacı öne çıkmıştır.

Ülkeler arasındaki ticari, manevi, ideolojik, dini vb. ortaklık ve birliktelikler savaş ortamlarının akıbetinin belirlenmesinde önemli rol oynar. Ancak etkin fiziki savaş ortamından uzak olan psikolojik savaşlar, geri planda sadece askeri ve kolluk kuvvetleri gibi unsurlarla sınırlı kalmaz, ülkeler arasındaki ikili ilişkileri bozmadan söz konusu ülkedeki sivil halkı da kapsar şekilde hedeflenen amaç doğrultusunda etki altına almayı hedefler.

Etki ve kontrol altına alınmış bir toplum istenilen ölçüde yönlendirilebilir ve harp ortamındaki klasik savaştan çok daha ciddi kayıplar yaratılarak başarıya ulaşılabilir. Halkta meydana gelecek korku, gelecek kaygısı, ekonomik özgürlük sorunu veya maneviyat temelli her etken devlete olan inancın azalmasına sebep olur. Ülkenin direnç kaybetmesine bağlı olarak toplumun istenildiği şekilde hedefe yönlendirilmesi daha kolay gerçekleştirilir.

3. GÖRÜNMEZ SİLAH: ZİHİN KONTROLÜ

Düşüncenin odaklandığı bakış açısı paradigma olarak adlandırılır. Tetiklemeye bağlı değişimlerin nedenleri ve bakış açısındaki değişimler belirlendiğinde yönlendirme kapısı aralanır. Tepkisel davranış ve bakış açısındaki farklılıkları belirlemek için, ikna ve telkin mesajlarının beyne transfer etme çalışmaları yoğunluk kazanmıştır. Çünkü beyin çok kolay erişilebilen bir organdır.

Önemli olan beyne mesajı iletecek doğru iletişim kanalının ve tetikleme yönteminin belirlenmesidir. Ses, resim, görüntü, koku, tat ve dokunma gibi mesajlar duyusal algıların içine gömülür. İkna ve telkine yatkın hale getirmede beyin yıkama seansları, kimyasallar, ses dalgaları ve hipnoz gibi yöntemler uygulanmaktadır. Algı ötesi işaretler ile duyu organlarının eşik aralığı dışındaki uyarıcı etkiler kullanılarak insanların davranış ve düşünceleri değiştirilmekte ve yönlendirilmektir.[1]

Günümüzde zihin kontrolünde hedef birey veya toplumu yönetme ve yönlendirmede yazılı ve görsel medya iletişim teknolojileri aktif şekilde kullanılmaktadır. Verilmek istenilen mesaj doğrudan ya da dolaylı yoldan topluma empoze edilerek istenilen hedefe ulaşılır. İlgili hedefin iradesi dışında, onu belirlenen davranışa yönlendirmek için inanç ve düşünce yapısını sarsıp psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum bırakarak ve telkine açık hale getirerek hedef manipülasyona hazırlanır. Operasyonlar kapsamında yapılan tüm çalışmaların gizli amacı, birey ya da toplumun bilincini etkileyip yönlendirerek insanları sorgulamayan, mukayese etmeyen ve düşünme yeteneği zayıflayan robotlar haline getirmektir. Davranış değiştirmede gerekli ve yeterli koşul başlamak için cesaretlendirilmek, başardığında da takdir edilmek ve ödüllendirilmektir.

Zihin kontrolü genel olarak ikiye ayrılır; birincisi toplumsal zihin kontrolü, ikincisi ise bireysel zihin
kontrolüdür.

Toplumsal zihin kontrolü hedef olarak belirlenen toplumu istenilen doğrultuya yöneltmek ve belirlenmiş amaçlar doğrultusuna çekebilmek amacıyla tüm toplum üzerinde uygulanır. Bunun tarihteki en iyi örneği olarak Hitler’in hitabet sanatı ve çeşitli teknikleri sentezleyerek tüm Alman halkını arkasına alarak, koca bir ülkeyi gözü kapalı biçimde İkinci Dünya Savaşı’na sürükleyebilmesi gösterilir.

Bireysel zihin kontrolü ise hedef bireyin belli bir ortamda elektro fizyolojisini ve kimyasını etkileyerek kişiliğinin ve davranışlarının hedeflenen biçimde yeniden şekillendirilmesidir. Öte yandan istihbarat servisleri adına çalışan bilim insanları bireysel zihin kontrolünü daha etkin biçimde sağlayabilmek adına yıllarca çeşitli kimyasalları da en etkin biçimde kullanmıştır. Bu kimyasallara örnek olarak LSD, halisünojenler ve amfetaminler sayılabilir.[2]

Hedef kitle ya da birey belirlenirken alışkanlıklar, örfler, adetler ve inançlar hangi olaylara nasıl tepki ya da yanıt verdikleri araştırılarak bulunur. Tepkisel davranışların hangi düşünceden kaynaklandığı, nelere tepki verdiği belirlendiği anda bireyin ya da kitlenin kontrolünü ele geçirmek için gerekli ipuçları da elde edilmiş olur. Bilgiye erişimin ve yayınlanmasının yaygınlaştığı günümüzde birey ya da toplumun bakış açısı, yazı, resim, ses, görüntü içine gizlenmiş bir mesaj ile çok rahat değiştirilebilir. İnsan zihninin uzaktan kontrol edilebilmesinin dünya için sosyal ve politik etkileri çok fazla olacaktır.

4. ZİHİN KONTROL OPERASYONLARINDA KULLANILAN TEMEL YÖNTEMLER

Hedef toplum veya birey üzerinde zihin kontrol maksadıyla kullanılan bazı yaklaşımlar aşağıda kısaca açıklanmaktadır. Diğer temel yöntemler, ilerleyen bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.[3]

  • Grup Baskısı: Ait olunan grubun değerleri dışında değerlerin kabul edilmemesi için yapılan telkinler, sınırlamalar bütünü.
  • Eski Değerlere Saldırı: Yeni bir takım fikirlerin kabulünü kolaylaştırmak için eski değerlere saldırarak onları gözden düşürmeye çalışmak.
  • Meta-İletişim: Konuşma veya yazma sırasında sürekli belli bir kelime dizgesini yahut belli bir jargonu kullanarak ana içeriğin üstünde mesajlar verme (örneğin, konuşmalarda sürekli olarak “ultra-yeni Türkçe (!)” kelimeler ve anlaşılması zor ifadeler kullanarak verilen “ben sizden değilim/seçkinim” mesajları).
  • Soru Yasaklama: Otorite kullanarak, grup içindeki hâkim düşünceyi tehlikeye sokabilecek soruların önünün kapatılması, soru sormanın ayıplanması, cezalandırılması.
  • Lisan Suiistimali: Lisanın kasıtlı ve yaygın bir biçimde kötüye kullanılması ile insanların lisan yeteneklerini, dolayısıyla düşünme ve algı melekelerini sakatlamak (Televizyonlarımızdaki yaygın argo kullanımı ve lisan bozukluğu, bir örnek olarak verilebilir).
  • Giyim Kodları: Giysilerde belli biçim ve işaretler kullanılarak mesajlar verilmesi; giysilere, aslında olmayan mesajlar yüklenmesi ve bu sayede insanlar arasındaki farklılıkları pekiştirme/vurgulama çabası.
  • Slogan Atma/Slogan Düşünce: Topluluğa ait düşünsel kalıpların bireyler arasında bilinçsizce ve sorgusuz olarak kabul edilmesine yönelik, yüksek sesle tekrarlanan sloganların atılması, sloganlara benzer ifadelerin her fırsatta tekrarlanması (bu yöntem, özgün düşünce karşısındaki en önemli engellerden biridir).
  • Parasal Bağımlılık: Mali kaynaklar üzerinden bağımlı hale getirme. Bu şekilde bağımlı hale getirilen birey veya topluluğun yönlendirilmesi büyük ölçüde kolaylaşır.
  • Sosyal Yalıtım: Tehlikeli veya riskli düşünce/eylem sahibi birey veya grupların genel topluluktan ayrılması, iletişimlerinin kısıtlanması.
  • Kontrollü Korku/Paranoya: Toplumu veya bireyi sürekli gergin, korkulu bir halde tutmak üzere senaryolar üretme.

Zihin kontrol operasyonlarında kullanılan temel yöntemler ana başlıklar halinde aşağıda ele alınmaktadır:

Propaganda

Propaganda, en geniş anlamıyla, fikir ve kanaatleri etkilemek amacıyla yapılan tüm iletişim, eğitim ve tanıtımı kapsayan faaliyetleri ifade etmekle birlikte, dar anlamıyla simgeler aracılığıyla birey ve grupların inanç, tutum ya da
eylemlerini etkileme yönündeki sistemli çabaların bütününü anlatır. Propagandanın hedefi tutumları etkileyerek eylemleri kontrol altına almaktır. Bir şeyin propaganda olması için içeriğinin gerçek ve doğru olması gerekmez.
Propaganda, ilkesel olarak gerçek ya da yanlışa değil, ikna edici olma temeline dayanır. Kamuoyunu etkilemek için gerçekler kadar dedikodulardan, kısmi gerçeklerden, hatta yalandan yararlanılması propagandanın özü itibariyle çok önemli değildir. Önemli olan, doğru söylenildiği veya yazıldığı izlenimini yaratmaktır.

Asılsız kaynaklara ve gerçekle ilgisi olmayan haberlere dayanan propaganda korku, şüphe ve tepki döngüsünde ortalığı karıştırmak için yapılır. Gerçek ile yalanın iç içe geçirilmesi suretiyle yapılan propaganda da ise neyin gerçek, neyin yalan olduğunun belirlenmesi zorlaşır. Unutulmamalıdır ki psikolojik savaş akla değil, duygulara hitap eder. Duygular, tahrik yoluyla istismar edilerek, kurulu düzen yıpratılmaya çalışılır. Dezenformasyon, kamuoyunu kandırmak amacıyla gerçek gibi gözüken, asılsız ve kışkırtıcı haber veya olaylar dizisidir. Hedefi, onun görmek istediğini yalan haberlerle yanıltmaya yönelik özel operasyonlardır.

Manipülasyon- Sürü Psikolojisi

Birey ya da kitlenin bilinçsiz hareket eden bir yığının davranış kalıbını görerek, sürü psikolojisiyle davranışlarını kontrol edemez hale getirilmesi ise manipülasyon olarak adlandırılır. Etkileme ve yönlendirme sonucu insanlar savunma boşluklarından yararlanılarak istismar edilir, davranış değişikliği ya da kanaat değişikliği göstererek başkalarının istediğini yapmaya zorlanır ve kendilerini istemedikleri ortamlarda bulurlar. Finansal manipülasyon ise finansal bilgileri yapay şekilde değiştirmek suretiyle yatırımcıları aldatmayı veya dolandırmayı amaçlayan davranışlardır. Bankerlere paralarını kaptıranlar, titan zinciri halkasına katılanlar bu tür manipülasyona maruz kalanlara iyi birer örnektir. Taşkınlığa yönelik manipülasyon ise “öteki” kavramının bireyin ya da kitlenin beyninde yabancılaştırılıp düşman haline getirilmesidir. İnandığı ya da inandırıldığı değerler uğruna yaşamını yitirmeyi göze alan birey ya da kitlenin bilinci, başkasına egemen olma çabasına dönüşür.

Hipnoz

Bazı olayları hissetmemizin duyu organlarımızın algılama aralıkları ya da beynin değerlendirme aralıklarıyla ilgisi olabilir mi? Duyu organlarının topladığı veriler beyne iletilmekte, işlenmekte ve kayıt edilmektedir. Burada önemsenmesi gereken nokta hassasiyet aralığı ya da limit sınırlarıdır. Duymadığımız halde nasıl hissettik acaba? Bize hissettirilmedi ama beyin veriyi sakladı, işledi lakin hissetmeden farkına mı vardık? Hipnoz edilmiş kişinin düşünceleri ve duyguları değiştirilebilmektedir. Psikologlar hastalıklı düşünceleri yok etmek, sağlıklı düşünceler kazandırmak, ego gücünü artırmak için hipnoz yöntemini kullanmaktadır.

Hipnoz yöntemi ile kişinin bilinçaltına inilir, sırları açığa çıkarılabilir, korkuları, zayıf noktaları, zaafları, acıları tespit edilip kodlanarak zamanı geldiğinde manipüle edilebilir. Burada zihin, kendi normal yaşamına devam ederken ikincil bir kimliğe sahip olabilir. Yani kişilik bölünebilir. Koşullandırma yoluyla istenilen şeyleri yapması için kontrollü telkin verilir ve bazı programlama kelimeleriyle saniyeler içinde ikinci kişiliğine geçiş yapması sağlanabilir. Kişinin uykuya geçirilip terapistle arasında seçici bir algılama alışverişi kanalı açılması işlemine hipnoz denir. Her bilimsel yöntem gibi hipnoz da, bu işi etik yapmayanlar tarafından yanlış amaçla kullanılabilir. Hipnozda ilk şart iki tarafın birbirine güvenmesidir. Daha sonra kişide konsantrasyon gücü artırılır, uygun telkinle geçmişine götürülebilir. Beyni yıkanabilir ve yanlış şeylere de inandırılabilir. Ancak hipnozda olan kişiye istemediği şeyi yaptıramazsınız. Bazı kişiler telkine çok daha yatkındır, kolaylıkla hipnoza girerler. Fakat obsesif ve paranoyak olarak tanımlanan, güvensizlik özelliği fazla olan kişileri hipnoz edip transa geçirmek çok zordur.[4]

İkna ve Telkine Açık Hale Getirme

İnanç ve düşünce yapısı sarsılarak psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum bırakılan birey ya da kitleler ikna ve telkine açık hale getirilir. Böylece iradeleri dışında belirlenmiş bir davranışa yönlendirilmeleri de mümkün hale gelir. Amaç, beynin normal dengesini yıkıp yeni bir yapı kurmaktır. Psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum bırakmak için propaganda, beyin yıkama seansları, kimyasallar ve hipnoz gibi çok sayıda yöntem uygulanmaktadır.[5]

Günümüzde uzaktan yönlendirme konularında yapılan çalışmalar daha çok duygu ve düşüncelerin manipüle edilmesi üzerinedir. Duygu ve düşüncelerin manipüle edilmesinde özellikle internet ortamı yoğun olarak kullanılmaktadır. Özrü ya da engeli olan bireyin yaşamsal isteklerinin karşılanması için beynine ya da diğer organlarına elektronik devre (elektrotlar) yerleştirilerek davranışları izlenebilir, istekleri ve değişimleri önceden belirlenebilir. Burada söz konusu olan kişiyi yönetmek değil kişinin ifade edemediği yaşamsal isteklerini elektronik algılayıcılar aracılığıyla izlemek, algılamak, belirlemek ve ona destek olmaktır.

Öte yandan yaşantımızın vazgeçilmezleri arasına giren kimyasallar, elektromanyetik dalgalar, kablosuz iletişim cihazları, sanal medya uygulamaları başta beynimiz olmak üzere tüm çevredeki doğal döngüleri olumsuz etkilemektedir. Asıl problem dünyanın her tarafında, artık vazgeçilmesi imkânsız hale gelen kablosuz iletişim sistemlerindeki antenlerin yaydığı elektromanyetik radyasyonun insanları ve ötesinde çevreyi nasıl etkilediğidir. Doğada yaşayan canlılar ve onların yaşam alanları fiziksel olarak yok edilmekte, yetmezmiş gibi bir de onların zihinsel yetilerini olumsuz etkileyen her türlü teknoloji hoyratça geliştirilip uygulamaya sokulmaktadır.

Teknoloji kullanımındaki alışkanlıklar vazgeçilmez bir tutkuya dönüşmüştür. Sözgelimi iki hafta boyunca tüm akıllı mobil telefonların devre dışı kaldığını düşünün. Milyonlarca insan bunalıma girip, ruh halleri bozulacaktır. Beyin kontrolü mü? Davranışlar kontrol edilemez hale getirilip, mobil iletişim teknolojilerinin kölesi olundu bile. Televizyon karşısında oturtulup müzik ya da çizgi filmler izletilen çocuklarda nasıl değişimler oluştuğunu düşünün. Görüntü eşik aralığı dışındaki reklamların ya da mesajların o küçücük beyinlerde nereleri değiştirdiği çok önemlidir. Özellikle görüntü işleme yazılımlarının teknolojiye uyarlanmasıyla beynin görmesi değil algılaması ve yönlendirilmesi üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Gizli yönlendirme yapacak mesajların beyne nasıl yerleştirileceği araştırılmaktadır. Yapılan çalışmaların endişe verici boyutlara ulaştığı görülmektedir.[6]

Birey ya da kitle doğruları benimserken ikna olmaya, ikna olabilmek için de iç ya da dış telkinlere ihtiyaç duyar. Bu nedenle kişinin tepkisel davranışındaki ipuçları zihinsel belleğin nasıl ele geçirileceğini bize gösterir. Tepkinin nedeni araştırılırken zihinsel belleğin geçmiş tecrübeleri tarafından programlanmış olduğu varsayılır. Netice olarak, ikna ve telkinle birey ya da kitlenin bakış açısı değiştirilip yönlendirilerek hedef istenilen amaç doğrultusunda harekete geçirilmelidir.

Toplumsal Kışkırtma

Tek taraflı mesajın iletildiği bir beyin yıkama aktivitesi olan kışkırtma faaliyetleri, insanların düşünce ve davranışlarını etkilemek, kararları belli bir fikir çerçevesinde şekillendirmek ve hedeflenen amaca yönelik aksiyon alınmasını sağlamak olarak açıklanabilir.

Bu yöntemin sistematik faaliyetler marifetiyle toplumsal olarak uygulanması sayesinde, gönüllü işbirlikçiler ortaya çıkartılarak herhangi bir olayın kitlesel olarak yönlendirilmesi ve beklenenin ötesinde etkilere ulaşılması amacıyla kullanılan yaygın bir uygulamadır.

Kimyasal Madde Kullanımı

Kimyasal maddeler yardımıyla insanlar ikna ve telkine yatkın hale getirilebilir. Düşünce ve davranışlarında, halüsinasyonlar görme, canlı, neşeli, güçlü olma gibi hislere dayalı değişimler oluşturulabilir. En tehlikeli olan ise bazı kimyasal maddeleri almış insanlara belirli komutlar verildiğinde, belirli süre boyunca komutları sorgulamadan yerine getirmeye istekli hale gelmeleridir. Askerlerin savaş gücünü artırmak ya da intihar ettirmek veya insan öldürtmek amacıyla bazı çalışmalar yapıldığı da iddia edilmektedir.

Kimyasal etki maddeleri arasında kokuların özel bir rolü vardır. Kokular, insan ruhunu ve psikolojisini güçlü şekilde etkileyen unsurlardır. Belli bir kokunun insanı belli bir tavır ve eyleme yönlendirilebileceği konusunda çalışmalar
yapılmaktadır. Bazı mağazalarda belli bir koku yayıldığında mal satışının yüksek seviyelere ulaştığı gözlenmiştir.

Kimyasallarla zihin genellikle dönüştürülmek, farklı bir yapıya büründürülmek, dışa bağımlı hale getirilmek, sindirilmek ya da silinmek istenir. Bunun için tıbbi ve LSD gibi bir takım özel üretilmiş, insan algısını değiştirecek güce sahip halüsinojen ilaçlar kullanılır. Kişiye belirli aralıklarla verilen bu ilaçlar zihninde dönüşüme neden olur. Aynı anda yapılan psikolojik telkinler ile kişinin benliği değiştirilebilir. Belirli dozda alındığında sinir sistemine etki ederek akli, fiziki ve psikolojik dengeyi bozan, toplumsal olarak da iktisadi ve sosyal çöküntü meydana getiren, alışkanlık ve bağımlılık yapan, kanunların kullanılmasını, bulundurulmasını ve satışını yasakladığı yasakladığı maddeler olan uyuşturucular[7] bu amaçlarla kullanılabilir.

Duyu Dili Programlama (Nöro Linguistik Programlama)

Duyu Dili Programlama ya da NLP (Neuro Linguistic Programming kelimelerinin baş harflerinden oluşur) beynin nöral (sinirsel) ve linguistik (dil bilimsel) yönleri kullanılarak gerçekleştirilen bir beyin geliştirme ve zihin yönlendirme operasyonları bütünüdür. İnsanların zihinsel ve duygusal davranış biçimlerini modellemek ve değiştirmek için tasarlanmış bir alternatif tedavi ve algı değiştirme yöntemidir.

İnsanların çevrelerini nasıl algılayıp ne şekilde tepki gösterdikleri, nasıl iletişim kurdukları ve davranış kalıplarını nasıl oluşturdukları üzerine yapılan araştırmalar NLP olarak adlandırılmaktadır. NLP herkesin beyninde var olan zihinsel bellek haritasının deneyimlere bağlı olarak değişeceği varsayımından yola çıkar. Bu alanda zihin haritasının yanlış şekillendirilmesine yönelik çalışmalar da yapılmaktadır. Dikkatimizi etkili kullanarak bilinç dışımızı kontrol altına alabileceğimiz savunulmaktadır.

5. SONUÇ

Bilgi çağında küresel güçlerin uluslararası arenada söz sahibi olmak ve üstünlükleri göstermek için kullandıkları psikolojik savaş ve zihin kontrolü operasyonları teknolojik gelişmelere paralel olarak ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir. Gerek kurumsal gerekse bireysel olarak farkındalık yaratılması ve ilgili makamlar tarafından gerekli tedbirlerin alınması ulusal menfaatlerimiz açısından önem arz etmektedir. Bu kapsamda üniversiteler, kurumlar ve güvenlik birimleri tarafında araştırmalar yapılmalıdır.

Fikri Arda CANPOLAT & Soner ÇELİK
(ThinkTech STM Teknolojik Düşünce Merkezi)

KAYNAKÇA:

[1] Dr. Cahit Karakuş, “Uzaktan beyin kontrolü ve elektromanyetik dalgalar”, Beyin Sınırsız Güç, Davranış Analizi ve Kontrolü,
http://www.academia.edu/4076091/Uzaktan_beyin_kontrolü_
ve_elektroman yetik_dalgalar
[2] http://www.ozelburoistihbarat.com/Content/images/archieve/
cagimizin-en-korkunc-projesi-zihin-kontrolu-4a080988-9c51-
444b-9866-0b902001335d.pdf
[3] Doç. Dr. Sinan Canan, https://stratejikoperasyon.wordpress.
com/2014/05/11/mk-ultra-projesi-doc-dr-sinan-canan-zihin-kontrolu-yeni-paranoyamiz/
[4] Dr. Cahit Karakuş, “Yönlendirilmiş Elektromanyetik Enerji ve
Uzaktan Beyin Kontrolü”, 2013, http://ckk.com.tr/yayin/beyin/00UzaktanBeyinKontrol%C3%BC.pdf
[5] Ömer Özkaya, Zihin Kontrol, Pegasus Yayınları (2013).
[6] Jim Keith, Mind Control, World Control, Adventures, Unlimited
Press (1997).
[7] Mustafa Türköz, https://mucosmo.blogspot.com/2015/08/insan-zihnini-kontrol-etmek-mumkun-mudur.html

 

 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.