22
  • BIST 97.713
  • Altın 144,103
  • Dolar 3,5652
  • Euro 3,9996
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 23 °C
  • Konya 16 °C
  • İzmir 25 °C

İsmail Cengiz; İnancımız ve Kimliğimizle yaşamak istiyoruz

İsmail Cengiz; İnancımız ve Kimliğimizle yaşamak istiyoruz
Geçtiğimiz hafta, Ahmet Yesevi Vakfı?nın kahvaltılı toplantısının konusu; Doğu Türkistan Meselesiydi. Nabız Haber olarak bizim de katıldığımız toplantıdan sonra Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı İsmail Cengizle yaptığımız kısa görüşmeyi sizlerle pa

Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı İsmail CENGİZ:

?SEN BENİM KİMLİĞİMİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYORSUN, AMA BEN MÜSLÜMANIM VE UYGUR TÜRKÜYÜM DİYEBİLİYOR İNSANLAR?

Geçtiğimiz hafta, Ahmet Yesevi Vakfı?nın kahvaltılı toplantısının konusu; Doğu Türkistan Meselesiydi. Nabız Haber olarak bizim de katıldığımız toplantıdan sonra Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti Başbakanı İsmail Cengizle yaptığımız kısa görüşmeyi sizlerle paylaşıyoruz.

Salih Ahmet Sak: -Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı, aynı zamanda Doğu Türkistan Sürgün Hükümetinin de başındasınız. Federasyon bünyesinde hangi dernekler faaliyette şu an?..

İsmail CENGİZ: -Biz Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu olarak 1995 yılından bu yana faaliyet göstermekteyiz. Federasyonumuz 3 tane kamu kuruluşu tarafından kuruldu. Bunlardan birisi Doğu Türkistan Göçmenler Derneği, ikincisi Türkistanlılar Kültür ve Sosyal Yardım Derneği, üçüncüsü de Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği... Türkiye'de, Kanada'da, Avusturalya'da faaliyetlerimiz var, ayrıca Batı'nın da bazı ülkelerinde faaliyetlerimiz sürüyor. Şu an federasyonumuzda, Irak Türkmenevi bölgesinden, Avrasya Coğrafyasından, Afganistan'dan ve Gagauz bölgesinden olmak üzere 10 tane soydaş dernek üye olarak faaliyet göstermekte...

Salih Ahmet Sak: -Şu an Doğu Türkistan'da son durum nedir?..

İsmail CENGİZ: -Doğu Türkistan'da şu an ciddi olarak insan haklarının ihlali söz konusu. Orada yaşayan 30 milyon Müslüman Türk halkının milli ve zihni kimliğine yönelik baskıların olduğunu söyleyebiliriz. Ciddi bir rahatsızlık var. Uygulanan baskılar karşısında Halkın gösterdiği bir milli direniş hareketi var. Ondan dolayı bölgede zaman zaman çıkan saldırılar, zaman zaman çıkan yerel olaylar, mahalli olaylar var. Bu olaylar sonucunda şehit düşen, kurşuna dizilen kardeşlerimiz var. Hapishanelerde 14-30 yaş arası 10 bine yakın gencimiz sırf siyasi taleplerinden dolayı tutuklu bulunmakta...

Salih Ahmet Sak: -Baskıların yoğunlaşmasından bu yana kaç kişi şehit düştü?.. Ortalama bir rakam verebilir misiniz?..

İsmail CENGİZ: -1949 yılında bölge Çin Halk Cumhuriyetinin egemenliği altına girdi. 1949 yılından bu yana 300 binin üzerinde kardeşimizin şehit düştüğünü söyleyebilirim...

Salih Ahmet Sak: -Tutuklu bulunan Doğu Türkistanlıların akıbeti, durumu ne olur sizce?..

İsmail CENGİZ: -Çin Halk Cumhuriyeti yönetim sistemine bakınca, tutukluların geleceği konusunda bir şey söylemek gerçekten çok zor. Yani tutukluların geleceği meçhul açıkçası. Siz 10 yıl ceza almış olabilirsiniz, bu sizin 10 yıl yatıp çıkacağınız anlamına gelmez ama. Yani mahkeme 10 yıl sonra sizin durumunuza bakar ve durumunuzda iyileşme görmedim hala potansiyel suçlusunuz diyerek sizi yargılamaksızın tutukluluk sürenizi 3-4 yıl daha uzatabilir. Dolayısıyla kesin bir şey söylemek mümkün değil...

Salih Ahmet Sak: -Basında Çin Komünist Parti başkanının bu tür baskıları, yolsuzlukları, rüşveti gibi olayların üzerini örtmek için, yani bir nevi gündemi değiştirmek için yaptığı yönünde haberler yer almıştı. Gerçekten yaşanan bunca şeyin tek sebebi bu mu?..

İsmail CENGİZ: Şimdi, daha derine inersek, Çin'de bir iktidar mücadelesi var. Çin Halk Cumhuriyeti başındaki komünist partinin üst yönetiminde bir mücadele var. Çin bu iktidar mücadelesinden kaynaklanan bir takım sorunlar yaşıyor kendi içinde. Tabi ki yolsuzluklar da mevzubahis. Üst yönetimdeki rakipler birbirlerinin en ufak bir açığını bulduğunda görevden alma yoluna gidiyor. Bu baskıların sebebi olarak, yaşanan bu iktidar mücadelesini göz önünde tutmak gerekiyor. Muktedirler kendi hakimiyetini güçlendirmek için bütün rakipleri bertaraf etme yoluna gidiyorlar. Kendi dışındaki unsurları da ABD yanlısı olmakla, Pantürkist, Panislamist olmakla, karşı devrimci diyerek suçlayabiliyor. Bir şekilde, sizi suçlayarak bertaraf ediyorlar.

Salih Ahmet Sak: -Urumçi katliamı sonrası Davutoğlu bir ultimatom vermişti Çin'e. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?.. Ayrıca sizce Türkiye, Doğu Türkistan lehine ciddi bir siyasi tavır koyabildi mi?..

İsmail CENGİZ: -Türkiye'nin Doğu Türkistan davasında samimi olduğuna inanıyorum ben. İnanmak istiyoruz ayrıca, neticede burası bizim ata topraklarımız. Oralar da ana toprakları, geldiğimiz topraklar... Türkiye'de ne olmuşsa oradan gelen insanların emeği var bunda. Hakeza Osmanlı'yı kuran insanlarda oralardan gelmiş insanlardır. Anadolu?yu 1071'de fetheden insanlarda oradan gelmiş insanlardır. Çok geriye de gitmeyin, Kurtuluş Savaşında dahi, askerlerimize altınını, bileziğini, küpesini çıkarıp gönderende Türkistanlı insanlardır. Dolayısıyla, Türkistan ve Türkiye arasında hem duygusal hem askeri, hem siyasi, hem de ekonomik anlamda devam eden bir ilişki ve işbirliği var. Yesevi ruhu, Bektaşi ruhu, Yunus Emre ruhu, Nakşibendi ruhu, bunların temeline baktığınızda hepsinin kaynağının Türkistan olduğunu görürsünüz... Dolayısıyla Türkiye'de mevcut iktidarların Doğu Türkistan konusunda samimi olduğuna tabi ki inanıyorum... Mesut Yılmaz dönemini hariç tutuyorum ama.

Salih Ahmet Sak: -Niçin?..

İsmail CENGİZ: -Çünkü Mesut Yılmaz döneminde Doğu Türkistan konusunda bazı yasaklamalar getirilmiştir. Doğu Türkistan bayrağına, Doğu Türkistan konulu toplantılara devlet memurlarının telgraf göndermesi, hatta katılması dahi Mesut Yılmaz tarafından yasaklanmıştır. Dediğim gibi Mesut Yılmaz haricinde Türkiye Cumhuriyeti'ne gelen her iktidar, her muhalefet Doğu Türkistan davasına samimi olarak yaklaşmışlardır.

Salih Ahmet Sak: -Şunu sorayım, Türkiye'de özellikle halk nazarında Doğu Türkistan davasına yönelik bir hassasiyet oluştuğunu düşünüyor musunuz?..

İsmail CENGİZ: Geçmişe nazaran halk nazarında toplumsal bir duyarlılık oluştuğunu söyleyebiliriz. Geçmişte sadece Filistin diye bağıran bir kitlenin bugün evet Filistin, evet Doğu Türkistan diyebildiğini görüyoruz. Mesela 5 Temmuz olaylarından sonra Saadet Partisinin düzenlediği bir mitingde binlerce insanı toplaması, yine gençlik teşkilatlarının yürüyüşleri, Ülkü Ocakları, Nizamı Alem Ocakları, Alperen Ocakları ve diğer gruptaki insanların bu davaya verdiği destek unutulmaz. Dolayısıyla Doğu Türkistan davası lehinde bir duyarlılığın varlığından söz edebiliriz.

Salih Ahmet Sak: -Malumunuz geçen sene Doğu Türkistanlıların oruç tutması yasaklandı. Zaten süregelen bir yasak olan namaz kılma yasağı, tespih taşıma yasağı, başörtüsü yasağı mevcut?..

İsmail CENGİZ: -Bu yasakların aşılıp aşılamayacağı konusunda şimdilik bir şey söylemek zor. Evvela şunu söyleyelim Çin Halk Cumhuriyeti eğer bölgesinde huzur istiyorsa, barış dolu bir hayat istiyorsa orada kardeşlerimizin dini inançlarına saygı göstermek zorunda. Saygı göstermediği takdirde bölgede istikrarsızlık, terör gibi sorunlar devam edecektir. Yani yönetim ne istiyor anlamak mümkün değil. İnsanlar dini ibadetlerini yerine getirmek istiyor, camiye gitmek namazını kılmak, ramazanda orucunu tutmak istiyor. Sünnet gibi, cenaze gibi, Kur'an okumak gibi dinin gerektirdiği şeyleri yapmak istiyorlar insanlar. Başka bir talepleri yok zaten. Ama Çin hükümeti diyor ki, bunları yapamazsın!.. Niye?.. "Din afyondur." diyorlar. ?Sen benim verimliliğimin önüne geçiyorsun bunları yaparak? diyerek, bu tür faaliyetlere izin vermiyor. Yani orada Türk olmak potansiyel suçlu olmak demek. Müslüman olmak potansiyel suçlu olmak demek. Dini ibadetleri yerine getiren her insanı potansiyel terörist olarak görüyorlar. Çin Halk Cumhuriyeti bu anlayıştan vazgeçmek zorunda, insanların dini ibadetlerini özgürce yapmasına izin vermek zorunda, bu insanın doğuştan gelen bir hakkıdır. Bu hakkı sağladığı takdirde ben bölgeye huzur ve barışın geleceğine inanıyorum.

Salih Ahmet SAK: -Bu baskılar sadece Müslümanlara, Türklere mi, yoksa diğer azınlıklara da uygulanıyor mu?

İsmail CENGİZ: Şimdi tabi Çin, komünist sistemle yönetildiği için, ateizmden besleniyor. Dolayısıyla dini afyon gören bir anlayış var parti içerisinde. Tüm inanışlara yönelik böyle bir tavır var. Ama özellikle Doğu Türkistan'da Müslümanlığa yönelik ciddi bir baskı var. Bunun sebebi de orada yaşayan Müslümanların aynı zamanda Türk olmaları. Yoksa Çin vatandaşı Müslümanlara böyle bir baskı yok, etnik fark gözetiliyor baskı sürecinde... Bunların yanında doğum yasağı, mecburi kürtaj, yargısız infaz, nükleer denemeler, kısırlaştırma, organ nakilleri, uyuşturucuya teşvik gibi tüm halkına yönelik dayatmaları var Çin'in...

Salih Ahmet Sak: -Çin'de tam anlamıyla bir komünizm de yok sanırım?..

İsmail CENGİZ: Aslında Çin, sistemini değiştirmeye mecbur kaldı. Şu an Çin'de komünist rejim iddiasına rağmen iki farklı sistem uygulanıyor. Ekonomi de liberal sistem uygulanıyor, siyasi olarak komünist sistem uygulanıyor. Yani zaten liberal bir ekonomiyi, yani serbest piyasa ekonomisini benimsemiş durumda Çin.

Salih Ahmet Sak: -Geçenlerde 9 tane Doğu Türkistanlı Kilis'te yakalandı ve sınır dışı edildi biliyorsunuz... Bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz?.. İade edilen insanların akıbetleri ne olur sizce?..

İsmail CENGİZ: -Bu olayla alakalı aslında çok yorum yapmaya gerek yok. Yakalanan Türkistanlılar en son giriş yaptıkları ülkeye teslim edilir. Yoksa Türkiye'den direk olarak Çin'e iade edilmiş tek Doğu Türkistan'lı bile yok. Bundan sonra da olmaz inşaallah. Ayrıca biliyorsunuz 9 kişinin yakalanıp tutuklandığı yer Suriye yakınlarında bir yer. Orada bir takım çatışmalar oluyor, biliyorsunuz halk, iktidarla savaş halinde şu an. Bunun içerisinde 9 Uygur arkadaşımızın ne ad ve ne sıfatla bulunduklarını bilmiyoruz. Hangi gruplara mensup olduklarını da bilmiyorum.

Salih Ahmet Sak: -Kayseri'ye 500 Uygur yerleştirilmişti?..

İsmail CENGİZ: -Evet, Kayseri'ye 460 küsur Uygur'un getirilmesine mevcut iktidar gerekli kolaylığı sağlamıştır. Onun dışında zaten, İstanbul'da 2500'e yakın insan Malezya üzerinden Türkiye'ye getirilmiştir. Onun için de tabii ki biz mevcut hükümetimize minnettarız. Malezya'ya Tayland'a kaçan kardeşlerimizin dertlerine derman oldukları için.

Salih Ahmet Sak: -Doğu Türkistan'da büyük bir göç yaşanıyor şu an. Bunun Doğu Türkistan'da bir asimilasyona sebeb olacağını düşünüyor musunuz?.. Demografik sonuçları ne olur bu durumun?..

İsmail CENGİZ: -Şimdi bu göçlerin temel sebebini araştırdığımızda mevcut rejime karşı bir rahatsızlığın olduğu aşikar. Benim kafama takılan bazı sorular var; bu insanlar Doğu Türkistan içinden gruplar halinde 3-4 bin kilometre Çin içerisinde mesafe alıp, hiçbir Çin güvenlik gücüne görünmeden, polis gücüyle karşılaşmadan, elinde hiçbir pasaport izin belgesi, geçiş belgesi olmadan, çocuklarıyla beraber bir kafile halinde Çin sınırına nasıl ulaştılar?.. Bu sınırdan nasıl geçtiler?... Geçtikten sonra nasıl Malezya'ya ulaştılar?... Bunların cevapları şu an itibariyle meçhuldür. Ayrıca bu insanların çoğunun kırsal bölgelerden gelen insanlar olduğu ve ülkenin Güney bölgelerinden, daha çok cemaat hayatının yaşandığı yerlerden kaçtıkları veya göç ettikleri görülüyor. Bu insanların Malezya'ya çıkışlarında Çin Devletinin rolü olabilir mi, insan kaçakçılarının rolü olabilir mi?. Veya bizim uluslararası İslami oluşumların katkısı var mıdır?.. O konularla alakalı olarak hiçbir şey bilmiyoruz.

Salih Ahmet Sak: -Çin'in bu göçleri asimilasyonu hızlandırmak amacıyla teşvik ettiğini söyleyebilir miyiz?.. Çünkü basında da göçlerin yaşandığı sırada sıkca dillendirilen bir husus bu?..

İsmail CENGİZ: -Şimdi bir bölgede ciddi bir rahatsızlık varsa, siz rahatsızlığı sona erdirmek için o bölgeyi boşaltırsınız. Çünkü bazı köylerde bir takım teşviklerle devlet politikasına paralel olarak boşaltılmıştı. Önemli olan bizim bu insanların niçin çıktığını iyi değerlendirmemiz aslında.

Salih Ahmet Sak: -Ulusal bir direnişten bahsettiniz. Silahlı bir direniş hareketi değil sanıyorum bu?..

İsmail CENGİZ: -Orada şu an silah altında örgütlenmiş ciddi bir direniş yok tabi. Sadece manevi olarak, yani ?Sen benim kimliğimi değiştirmek istiyorsun ama ben Müslümanım ve Uygur Türküyüm? diyebiliyor insanlar. Direnişin adı bu. Benim kimliğimi, örf ve adetlerimi değiştirmeye çalışıyorsun ama, ben milli giysimden, çapanımdan gayet memnunum. Başımdaki örtümden de memnunum, ne yaparsan yap!.. Ben gene ezan okununca camiye gideceğim, camiye almazsan sokakta namazımı kılacağım, sokakta kıldırmazsan evimde dini inançlarımı yerine getireceğim. Bütün bunlar milli direnişin adıdır. Yoksa halkın şu an silahlı bir direnişi yok, öyle bir imkanı da yok şu an.

Salih Ahmet Sak: -28 Temmuz günü bir halk ayaklanması olmuştu?..

İsmail CENGİZ: Tam anlamıyla bir halk ayaklanması değildir o.  Yarkent'te bir ailenin evinde yapılan bir arama ve o aileyi oluşturan 6 kişinin kurşuna dizilmesi sonucu köyün ayaklanması sonrasında bize gelen haberlere göre 100'e yakın insanın öldüğü söyleniyor. Köydeki gençlerin, erkeklerin %60'ının katledildiği bilgisi bize ulaşmış durumda. Ama şu an o bölgeden net bir bilgi alamıyoruz. Ama an itibariyle bölgesel bir ayaklanmadan söz edemiyoruz.

Salih Ahmet Sak: -Bu olaydan sonra internet ve telefonlara yönelik bir dizi yasaklar söz konusu olmuştu?..

İsmail CENGİZ: -Zaten yazılı basın, internet yani tüm medya kurum ve kuruluşları Çin'de iktidarda bulunan Komünist Parti denetimindedir. Oradan izinsiz bir şekilde haber vs. yayınlanmaz.

Salih Ahmet Sak: -Son olarak, Doğu Türkistan davası adına, derneğiniz adına söylemek istediğiniz bir şey var mı?..

İsmail CENGİZ: Doğu Türkistan davası adına söylemek istediğim şey şu; Orada 30 milyon insan yaşıyor, ve bu insanlar dini ve milli kimliklerini korumak için bir direniş gösteriyorlar. Kendi topraklarında, kendi bayrakları altında ibadetlerini özgürce gerçekleştirmek, insanca yaşamak istiyorlar. Dolayısıysa Çin Halk Cumhuriyeti Anayasasında tanınan ve özerklik yasasında ifade edilen bütün hakların kendilerine verilmesini talep ediyorlar. Onun dışında en azından şu aşama da ciddi bir talepleri yok. Ama tabii ki bizim nihai hedefimiz Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti olarak; bağımsızlık!.. Tabi ki Özgürlüktür...

Salih Ahmet Sak:- Vakit ayırdığınız için çok teşekkürler...

İsmail CENGİZ: -Ben teşekkür ediyorum.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.