• BIST 2.443,77
  • Altın 975.604
  • Dolar 16.7259
  • Euro 17.4609
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 22 °C
  • Konya 23 °C
  • İzmir 31 °C

"İslamcı kılıklı" müptezelliğin zaferini(!) kutluyoruz! Buyurun: -II-

"İslamcı kılıklı" müptezelliğin zaferini(!) kutluyoruz! Buyurun: -II-
Adamlar diyor ki:"Biz çalalım, ama bize hırsız deme... Kapkaççılık yapalım, ama adımız kapkaççıya çıkmasın! Sahnede striptiz yapalım, ama siz buna "İslâmi mücadele" deyin! Bunu diyorlar!

"İslâmcı" kılıklı müptezelliğin zaferini(!) kutluyoruz! Buyurun... -II-

 

Adamlar diyor ki:

"Biz çalalım, ama bize hırsız deme...

"Kapkaççılık yapalım, ama kimse duymasın!"

"Organize bir "sansür çetesi" hâlinde, mücadelenin geçmişinde, emeği, çabası, gayreti, çilesi olanları "sansürleyelim" ama, kimse bize "LGBTİ'li sansür çetesi" demesin!"

"Biz sahnede kendimizi göstermek için, striptiz yapalım, herkes buna, "Oh oh, ne güzel İslâmi mücadele yapıyor bunlar!" desin...

Böyle diyorlar... Üç aşağı beş yukarı değil; tam olarak böyle diyorlar!..

Buraya döneceğiz, önce şu "striptizcilik" olgusuna bir açıklık getirelim:

(Striptizcilik: Strip tease... Sahnede -toplumsal görünürlük alanlarında- "görünme" ve soyunma hevesini "İslamî mücadele"(!) diye pazarlama ve yutturma mesleği... Normal striptizcilerin sahnede yaptıklarını, bunlar "İslâmî mücadele yapıyoruz abi" kılıfı altında, farklı "zihinsel akrobasi" hareketlerini, psikolojik, kapris ve komplekslerle renklendirerek yapıyorlar...) Günümüzün en yaygın mesleklerinden biri. İçinde iş adamları da var, çiş adamları da, çoluk çocuk da... Striptizcilğin "İslâmisi" olsaydı, -haşa- İslamî striptizciler diyeceğimiz, kendi kapris ve komplekslerini "İslam" zanneden bu çarpık-çarpılmış zihniyeti en doğru şekilde tarif etmek için, tarafımızdan ilk defa kullanılan ve "literatüre eklenmiş" olan bu kelimeyi, ilerleyen süreçte daha da açıklayacağız... Mesleğin önde gelenlerini, başarılı(!) olanlarını, kendilerini nasıl "kamufle" edip, nasıl tekrar "açık" ettiklerini örnekleriyle göstereceğiz.)

-II-

Olayı hatırlayalım...

 

"Geçmişten Günümüze İBDA Dergiciliği..."

Bu isimle bir makale-araştırma yayınlanmıştı bildiğiniz üzere, TÜRDEB.COM da...

(Bakkalık, kasaplık, manavlık, kabzımallık gibi, "dergiciliğin" de bir meslek mi,  "esnaflık" türü mü, yoksa, "İslâmi mücadelenin" kendi fikrini, düşüncesini, topluma "yayma" aracı mı olduğu konusunda ciddi şüpheler doğurucu bir tanımlama ama, burası önemli değil! Biz bugüne kadar "Dergicilik" diye bir meslek türü duymadık, belki vardır da bizim haberimiz olmamıştır, olabilir...)

Makale bu; 14 sayfa... Bu makalede herkese bir şekilde yer verilmiş;

Dinden çıkmışlar...

Yoldan sapmışlar...

Bir makale çırpıştırıp tüymüşler...

Şimdi orda adını görse; "Çıkarın kardeşim benim adımı ordan" diyecek olanlar...

Yeni yetme tüysüzler...

Bir çoğu tâ ne zamandan ....tirolup gitmişler....

Kapıdan geçerken selâm vermişler...

Sonradan işi ticarete dökmüş olanlar...

Herkesin, hepsinin ismi var, bir tek "Eşkıya"nın ismi yok? Hiçbir yerde "yanlışlıkla" bile geçmemiş...

Doğrudan "organize" bir sansür yapılmış!

 

E tabii bu "yazar şeysi" ile görüştük...

 

Olabildiği kadar kibar bir şekilde, nazikçe, bu "sansürün" sebebini sorduk, nedir?

(Normalde bir insanın yalanı, hilesi, hırsızlığı, kapkaççılığı yüzüne vurulduğunda, utanır, yüzü kızarır, ne bileyim durumu düzeltemeye çalışır vesair! Bunda hiiiç... Neyse, birinci kısımda, "Yazar mazur gördüğümüzü" söylemiştik, fakat yazarın hiç de öyle "mazur" görülecek bir tarafı yok, yazar düpedüz bir "taşra kurnazı..." Ne utanma ne şu ne bu, o hâlâ, tezgâhım bozulur kaygısında, "itiraf" edersem, şu dergide yazım yayınlanmaz, bu kitapçıdan kitaplarım çıkmaz endişesinde... Yani, "sahne" işi tehlikeye girecek...)

Neyse, yarın bu "yazar şeysi" ile yaptığımız görüşmeyi okuyunca siz de göreceksiniz, "yazar mazur mu, değil mi?"

Mesele nasıl "çorap söküğü" gibi sökülüveriyor, hangi pislikler ortalığa dökülüveriyor...

Sizin aslında "İslamî İslamî yazı yazıyor, döktürüyor, oh oh, hep birlikte oh oh oooooh" çektiğiniz durumun iç yüzü-dışyüzü nedir konuşacağız!

Şimdilik noktalayalım:

-"İslâm'a göre zorda kalınca domuz eti yemek caizdir ama hak yemek hiçbir halde caiz değildir..."

Bunlar "hak yemeyi" meslek edinmişler anlayacağınız! Zorda da kalmamış olmalarına rağmen...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.