• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • Konya 12 °C
  • İzmir 19 °C

İnşallah böyle bir saldırı ile karşı karşıya kalmayız!

Faruk   Selim
Aslında, makalenin başlığı "Yenilgi ve eziklik nasıl tamir edilir", beceriksiz ve aptal bir "usta" sizi nasıl bu kadar aptallaştırabilir şeklinde de olabilirdi. Fakat o zaman uzun oluyor. Ahmet Altan; hani şu "adam" sanılan, kendini "tanrı yazar" olarak..

Hani, şu "adam" sanılan, kendini "tanrı yazar" olarak gören adamın; "yenilgi ve ezikliği" nasıl tâmir ediyormuş bakın bakalım!..

faruk-selim-logo.jpg

İNŞALLAH BÖYLE BİR SALDIRI İLE KARŞI KARŞIYA KALMAYIZ!

Faruk Selim

 

Ben ömrü hayatımda bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum…

Metris’te, 25 Ocak’da, tepemizden vızır vızır kurşunlar geçerken de bu kadar korkmamıştım, onlarca asker tepemize demir çubuklarla çullandığında da…

Bu başka bir şey, bu korkunç bir şey, bu insanı dehşete sürükleyen bir şey; Aman Allah’ım!..

Şu ân “ödüm patlıyor” ve korkudan tir tir titriyorum…

Bu ne yahu böyle;

Sokağa çıkıyorsunuz;

Göbekli, badem bıyıklı, matruş suratlı adamlar, geriye doğru kaykıla kaykıla, yüzünüze doğru, gülüyor…

Hayır gülmüyor; resmen tebessüm ediyor?..

Bu nedir arkadaş böyle ya!..

Rüya mı, kâbus mu?..

Büyük bir paniğe kapılıyorum;

N’oluyoruz?..

Acaba bir yanlışlık mı var diye başka bir sokaktan, FEM dershanelerinin olduğu bir sokaktan geçiyorum; durum daha felâket ve yine aynı manzara:

Adamlar gayet bilinçli bir şekilde “tebessüm ediyorlar” resmen!

Peki ben niye böyle bir korkuya kapılıyorum?..

Bu durum neyin nesi?.

Bu adamlar bir yerden “taktik” mi aldılar, topyekûn bir “savaş stratejisi mi” uyguluyorlar?..

 

-II-

Olayın “iç yüzünü” öğrendiğimde daha büyük bir korkuya kapılıyorum…

Hani şu "adam" sanılan ve  kendini "tanrı yazar" olarak şeyeden Ahmet Altan var ya...  

İşte o!.

Bir Kasım yenilgisinden sonra öyle bir taktik ve strateji geliştirmiş ki; insanın korkuya kapılmaması mümkün değil!

Hem vallahi, hem billahi beni "şok" etti sabah sabah!..

Hayır bu nedir yahu?..

Dönüp dönüp tekrar okudum...

Yeni Şafak'tan Salih Tuna yazmamış olsaydı hiç haberim olmayacaktı...

İlk önce inanmadım tabii…

Salih Tuna şu Cumartesi tatilinde biraz keyiflenelim diye “ironi” yapıyor dedim kendi kendime…

“Tamam” dedim; “Fetullah’ı sırat köprüsünde sırtımda taşırım” diye yazan bir adam malûm sonuçlar karşısında elbette üzülmüştür…

Viski tüketimi artmıştır filân ama bu kadar da olmaz diye düşündüm…

Zaten, seçimlerden önce "ne yaptığını" bildiğimiz için, seçimlerden sonra "ne düşündüğünü?" de merak etmiyorduk...

Ama bu kadarını da beklemiyorduk valla...

Adam bizi fenâ tehdit etmiş...

Ki eğer bu tehdit tutarsa, bu mesele böyle yaygınlaşırsa; “Türkiye yaşanmaz bir yer!” olur, onu hemen söyliyeyim…

Ve ben de, Salih Tuna ile beraber, şair Yılmaz Odabaşı’nın arkasından tâ İsviçre’ye kadar giderim; hiç kimse kusura bakmasın!

Ben böyle bir “tehdit” altında ve bu kadar badem bıyıklının yüzünüze doğru nişan alıp tebessüm ettiği bir ortamda yaşayamam!..

Böyle bir korkuya ve paniğe kapılan elbette ki sadece ben değilim…

Salih Tuna benden daha çok korkmuş, diyor ki:

(“İtiraf ediyorum, çok feci bir şey bu!

İnşallah böyle korkunç bir şeyle karşılaşmayız. Şayet karşılaşırsak, mahvolduğumuzun resmidir.

Doğrusunu isterseniz, Ahmet Altan'ın bu kadar zalim, bu kadar merhametsiz olacağını tahmin edemezdim.”)

Benim de duam o yönde; İnşallah böyle bir “saldırı” ile karşılaşmayız!..

İşte Ahmet Altan’ın Türk Toplumunu doğrudan hedef alan o “suikast” girişimi:

Bakın ne diyor:

AK Parti seçim zaferiyle çok karanlık günlere doğru gidiyor, korkmanız, saklanmanız, yılmanız, bu geleceği değiştirmez…
 “Bu sabah gülümseyerek, başınız dik çıkın evlerinizden… Sizin gülümsemeniz bile onların ödünü patlatır… Sizin korkmadığınızı görmek onları korkudan titretir…

Ekmek Mushaf çarpsın…

Yeminnen söylüyorum; Aynen böyle diyor!..

Ben mahvoldum titremekten!

Böyle kaya gibi sırıtan adamlar, bu ne yahu?..

Nerde yaşıyoruz? Vahşi Batı mı burası?..

Yüzüne bir sırıtma yapıştıran, sırıtmasını silah gibi kuşanıp sokağa fırlıyor ve yüzümüzü yüzümüze sırıtıyor?.

Kaçacak delik arıyorum şu an...

Ben terk ederim bu ülkeyi, onu söyliyeyim…

Kimse de bana;

“Yahu bi dur, daha devrim yapacağıdık!” demesin!..

Peki…

Bu “aleni tehdit ve saldırı karşısında;

Bu yüzünüze yüzünüze “sırıtan” badem bıyıklı ve iri göbekli suratlar karşısında hiç mi bir çözüm yolu, hiç mi bir kurtuluş çaresi yok?..

Zayıf bir ihtimâl ama, belki şu olabilir:

Şimdi ben diyorum ki:

Bu kadar alenî bir tehdit karşısında…

Hazır “Yeni Anayasa” meselesi de gündeme gelmişken;

Toplumun akıl ve ruh sağlığına bu türden “suikast” girişimleri karşısında;

İnsanları güldürme yöntemiyle toplu katliam girişimi”nin suç olduğuna dair bir madde eklenemez mi?

Şimdi bu “yöntemi”(!) öneren Ahmet Altan, yarın öbür gün daha da azgınlaşıp, zıvanadan çıkar ve;

Arkalarından sessizce yaklaşıp “pöhhh!” diye bağıracaksınız!” derse?..

Veya, veya… Daha da ileri gidip;

Hayır, bu defa kaşlarınızı çatıp suratınızı asacak ve bıyıklarınızı burarak, dik dik bakacaksınız!” derse?..

O zaman ne olacak bizim hâlimiz?..

**

altan-ic-resim.jpg

Tabii ben bu olayı öğrenir öğrenmez;

Olayın aslı nedir, gerçek midir, uydurma mıdır, böyle bir "tanrı yazar" bu kadar aşağı düşebilir mi filân diye düşünmedim, hemen olayın kaynağına indim...

İşte yukarıda gördüğünüz; 

Ahmet Altan'ın Fetullahçılara verdiği "eylem talimâtı"nı gösteren belge!

Buradan sevgili okuyucularımızı uyarmak da bizim görevimiz;

Arkadaşlar yeni bir saldırı ile karşı karşıyayız!

Bu, daha önce marûz kaldığımız saldırılardan hiçbirine benzemiyor!

Ona göre tedbirinizi alın!..

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Nabız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.